Çağımızın Ebeveynliği: Sharenting


Bu yazımızda sizlere; sosyal medyanın günlük hayatımızın büyük ve önemli bir parçası haline gelmesiyle birlikte hayatımıza giren yeni bir kavramdan bahsedeceğiz. Sharenting kavramını, sharenting’in sakıncalarını ve bu sakıncaların giderilmesi için neler yapılabileceğini hukuki bir bakış açısıyla gündelik hayatta faydası dokunacak şekilde anlatmaya çalışacağız.
Nedir Bu Sharenting?
Sharenting, 2015 yılında ilk kez Collins Sözlüğünde tanımlandığı üzere “Çocukları hakkında sosyal medya hesaplarından düzenli ve detaylı olarak paylaşım yapan anne-baba pratiği”dir. Kelime, tahmin edilebileceği üzere “share (paylaşmak)” ve “parenting (ebeveynlik)” kelimelerinin birleşiminden meydana gelmektedir. Yani aslında kavramımızı; sosyal medya kullanıcılarının sıklıkla karşılaştığı, çocuklarını içerik olarak kullanan ebeveynler olarak özetleyebiliriz.
Aslına bakarsak belki de hepimiz küçük kardeşimizi, yeğenimizi, komşumuzun çocuğunu sosyal medya üzerinden paylaşıyoruzdur. Tabii ki pek çoğumuz iyi niyetli olarak bu paylaşımların herhangi bir risk teşkil edebileceğini düşünmüyoruz. Fakat hukuki zeminde ne yazık ki birçok riskle karşılaşıyoruz. Her ne kadar, bu risklerin sonucu olarak uygulanabilecek yaptırımların somut örneklerini henüz sıklıkla görmüyor olsak da değişen dünyayı, çocukların ve gençlerin “rıza” ve dijital görünürlük, istismar konularında daha bilinçli yetiştiklerini göz önüne alırsak ileride karşılaşılabilecek problemlerin farkında olmakta fayda var.
Sharenting Sonucu Doğabilecek Sorunlar Nelerdir?
Literatür taramalarında hem hukuki zeminde hem de etik zeminde pek çok sorundan bahsedilmektedir. Bugünkü yazımızda sizleri sıkmamak adına bunların tamamına detaylıca yer vermektense aralarından seçtiğimiz birkaç önemli maddeye değinmek isteriz.
1. Rıza Sorunu
Çocuğun sosyal medyada bir içerik olarak kullanılmasında belki de karşımıza çıkabilecek ilk sorun “çocuğun rızası” konusudur. Özellikle bebeklerin ve henüz dünyada neler olup bittiğini idrak edemeyecek kadar küçük olan çocukların, kendi fotoğraf veya videolarının geniş kitlelere ulaştırılması konusunda rıza beyanında bulunamayacakları açıktır. Hukukta “tam ehliyetsiz” olarak adlandırılan bu grubun vereceği rıza geçersizdir. Onlar adına rıza verebilecek olanlar ise onların “kanuni temsilcileri” yani olağan durumlarda velayete sahip olan ebeveynleridir. Fakat sharenting dediğimizde, burada zaten sınır ihlalini yapan da bizzat ebeveynler olduğundan böyle bir rıza da geçersiz sayılacaktır. Daha büyük yaştaki, genç diyebileceğimiz çocuklar için ise eğer ki eylemlerinin sonuçlarını idrak edebilecek kapasitedeler ise verecekleri rızanın geçerli olacağını söyleyebiliriz.
2. Ekonomik İstismar
Özellikle “influencer” dediğimiz içerik üreticisi anne ve babalar yönünden bu sorun önem teşkil etmektedir. Çocukları üzerinden ürettikleri içerikler ile ekonomik kazanç ve ün kazanan “instamom-instadad”ler aslında çocuklarını ekonomik olarak istismar ettiklerinin farkında olmayabilirler. Biraz sonra bahsedeceğimiz üzere tabii ki bu istismarın da yaptırımları olabilecektir.
3. Onur Kırıcı, Saygınlık Zedeleyici Paylaşımlar
Çocuğun saygınlığı ve onuru, onu küçük düşürebilecek ve paylaşımın yapıldığı zaman ya da ileriki zamanlarda bu paylaşımları gördüğünde rahatsız olabileceği eylemlerle, karalayıcı, aşağılayıcı ve horlayıcı görüntü, ses ve resimlerinin ebeveyni tarafından kullanılıp, paylaşılması ve istismar edilmesiyle ihlal edilebilir. Örneğin bir anne, çocuğunun hastalığı dolayısıyla yardımlaşma amacı güderek çocuğunun devamlı videolarını çekiyor, canlı yayınlar açarak destek talebinde bulunuyor. Amaç olarak oldukça iyi niyetli gibi görünse de ileride çocuk hastalıktan kurtulup tüm bu süreci geride bırakmak istediğinde, internet ortamında buna ilişkin hiçbir iz kalmamasını istiyor olabilir.
4. Dijital Kaçırılma
Dijital kaçırılma; bir yabancının, bir çocuğa ait ve ebeveynleri tarafından yapılan paylaşımı izinsiz şekilde alarak, bu çocuğu kendi çocuğuymuş gibi sosyal medyada paylaşmasıdır. Burada o çocuk için bir isim, bir hayat hikayesi yaratılır ve aslında o çocuk “kaçırılmış” olur. Tüyler ürpertici bu konunun çarpıcı örneklerinden birisi; Dallas’ta yaşayan Danica Patterson olayıdır. Patterson’ın Facebook üzerinden dört yaşındaki kızı adına yaptığı paylaşımların New York’ta yaşayan yabancı bir adam tarafından çalınması ve Patterson’ın kızını kendi kızı gibi göstererek paylaşımlarda bulunması sonucunda, Facebook yapılan şikayetlere rağmen topluluk kurallarına aykırı bir durum olmadığından bahisle ilgili şahsın hesabını kapatmamıştır. Olayda anne ve kızına herhangi bir fiziksel müdahale veya çocuk pornografisi gibi bir durum olmamasına rağmen bu kişi çocuğun kendi çocuğu olduğunu iddia ederek paylaşımlarda bulunmuştur.
5. Deepfake Tehlikesi
Kişisel Verileri Koruma Kurumunun yayınlamış olduğu “Deepfake” bilgi notundaki tanıma göre: “Deepfake, insanların yüz, hareket ve sesini gerçeğe uygun olacak şekilde taklit etmek veya değiştirmek için yapay zekâ teknikleri aracılığıyla fotoğrafların, videoların veya seslerin kullanılmasıdır.” Çağımızda yapay zekânın da gelişimi ile birlikte hayatımıza giren “deepfake” içerikleri çocuklar yönünden büyük risk teşkil etmektedir. Çıplak paylaşılan çocukların yanında, yüzü açık bir şekilde paylaşılan çocukların yüzlerinin özellikle pornografik içeriklerde kullanılarak istismar edilmeleri tehlikesi bulunmaktadır.
Peki Olası Risklerden Çocukları Korumanın Yolları Nelerdir?
Bu bölümde, çocuğun hukuki yönden korunmasının yollarından, mevzuattaki yaptırım ve koruma yöntemlerinden kısaca bahsedeceğiz. İleri okuma ve kaynakça kısmında bahsedeceğimiz makale ve kaynaklardan bu yöntemlerin detaylı incelemelerine ulaşabilirsiniz.
Kanunlara ve uluslararası sözleşmelere baktığımızda çocuğun korunmasının beş farklı yönteminden bahsedebiliriz. Bunlardan ilki; çocuğun kişilik haklarının korunması için Türk Medeni Kanununa başvurmak. Bu kanuna göre, kişilik hakları saldırıya uğrayan bireyler; saldırının durdurulması, önlenmesi veya tespiti davalarına başvurabilirler. İkincisi; uğranılan zararın tazmini için Türk Borçlar Kanunu kapsamında maddi-manevi tazminat davaları açılabilir. Üçüncüsü; ekonomik istismar başlığında bahsettiğimiz şekilde çocuk üzerinden bir haksız kazanç oluşursa yine Türk Medeni Kanunu kapsamında kazanç iadesi dava konusu edilebilir. Dördüncüsü; Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel verileri hukuka aykırı biçimde elde edilen, paylaşılan çocuklar “unutulma hakkı” kapsamında (Bahse konu hakka ilişkin ülkemiz mevzuatında detaylı düzenlemeler olmasa da uluslararası sahada detaylı düzenlemeler mevcuttur.) talepleri ile kişisel verilerinin veri sorumlusu tarafından silinmesini, yok edilmesini veya anonim hale getirilmesini sağlayabilirler. Beşinci ve son olarak ise Türk Medeni Kanunu, çocuğu velayet yönünden de korumaktadır. Anne, baba için en ağır yaptırımın bu koruma türü olduğunu söyleyebiliriz çünkü hâkimin takdiri ile çocuğun velayeti anne babadan alınarak bir vasiye teslim edilebilir.
Tüm bu haklardan bahsettik fakat bu sefer de akla “Çocuklar dava açabilirler mi ki?” sorusu geliyor. Bu sorunun cevabına da kısaca değinelim.
Çocuğun Dava Ehliyeti
Eylemlerinin sonuçlarını idrak edemeyecek olan yaş grubundaki çocuklar yani hukuki anlamda “tam ehliyetsizler”, hiçbir dava bakımından dava ehliyetine sahip değillerdir. Yani tek başlarına herhangi bir dava açamazlar. Burada haklarını, kanuni temsilci aracılığıyla kullanmak gündeme gelir. Olağan hallerde, çocukların kanuni temsilcileri anne babalarıdır. E sharenting sonucu hak ihlali yapanlar da anne babalar olduğuna göre, kendi kendilerine dava açmaları mantıklı olmayacaktır. Bu sebeple kanun, “vesayet makamı” kurumunu getirmiştir. Sharenting yönünden ihlallerde, bu tarz bir başvurunun yapılabilmesi için ya ihbar ya da tesadüfen öğrenme söz konusu olmalıdır. Bu sebeple, vasi aracılığıyla dava açılması olağan hayatta sık karşılaşacağımız bir durum olmaz. Çocuğun büyüyüp kendi hakkını aramasını bekleyebiliriz. Bu durumda da karşımıza zaman aşımına ilişkin problemler çıkar. Hukuk öğretisinde, bu sorunun çözümü için bazı durumlarda zaman aşımı süresinin kaldırılmasını öngören bir mevzuat değişikliğinin gerekli olduğu ileri sürülmektedir.
Eylemlerinin sonucunu idrak edebilen yani aslında “genç” diyebileceğimiz çocuklar ise, manevi tazminat davalarını ve kişilik koruyucu davaları kendi başlarına açabilirler. Fakat maddi tazminat ve kazanç iadesi söz konusu olduğunda yine bir kanuni temsilciye ihtiyaç duyarlar. Zaman aşımı yönünden karşılaşılabilecek problem burada da mevcut olup aynı çözüm önerisi bu grup için de geçerlidir.
Tabii ki şayet sharenting yönünden hak ihlal eden veya hakkı ihlal edilen konumunda kalıp bahsettiğimiz hakları kullanmak isterseniz, hak kaybı yaşamamak adına bir avukata danışmanızı öneririz.
Sonuç olarak; sharenting kavramı, dijital çağın getirdiği yeni sorumluluk alanlarından biri olarak ebeveynlerin çocukları üzerindeki etkilerini yeniden düşünmelerini gerektirmektedir. Çocukların rızası olmadan yapılan paylaşımlar, yalnızca hukuki sonuçlar doğurmakla kalmaz, aynı zamanda etik açıdan da tartışmalıdır. Dijital ortamda büyüyen yeni nesillerin, mahremiyet haklarının korunması ve olası istismarların önlenmesi için bireysel farkındalığın artırılması ve hukuki düzenlemelerin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Bu bağlamda, ebeveynlerin bilinçli hareket etmeleri, çocuklarının gelecekte karşılaşabileceği olumsuzlukları önlemek adına paylaşım alışkanlıklarını gözden geçirmeleri gerekmektedir. Hukukun sunduğu koruma mekanizmaları, çocukların haklarını güvence altına almak adına önemli olsa da en etkili çözüm, toplumsal bilinç ve etik bir sorumluluk anlayışı ile mümkündür. Sharenting konusundaki yasal boşlukların doldurulması ve uluslararası düzenlemelerle desteklenmesi, çocuk haklarının korunmasında önemli bir adım olacaktır.
Hukuki anlamda belli bir çerçevede sharenting’in sakıncalı olduğunu söylesek de günlük hayatımızda kişisel görüşümüz olarak bu konuyu tartışmalı bulmak mümkündür. Fakat kendi adımıza söyleyelim; artık reşit olmayan çocukları sosyal medyada paylaşacağımız zaman tekrar tekrar düşünüyoruz! 🙂
Kaynakça ve İleri Okuma
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu – https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.4721.pdf
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu – https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6098&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu – https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6698&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5
Erişir, R. M., & Erişir, D. (2018). Yeni Medya ve Çocuk: Instagram Özelinde “Sharenting” “Paylaşanababalık” Örneği. Yeni Medya(4), 50-64. – https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1177473
Girgin, Ö. A., & Gönal, S. (2020). ÇOCUĞUN KİŞİSEL VERİLERİNİN SOSYAL MEDYADA EBEVEYN TARAFINDAN PAYLAŞILMASININ HUKUKİ SONUÇLARI. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi(44), 99-128. – https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1555610
Sosyal Medya Kullanımı ve Çocuk Hakları İlişkisi | Universal Hukuk. (n.d.). https://www.universalhukuk.com/sosyal-medya-kullanimi-ve-cocuk-haklari-iliskisi
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!












