Kültür/Sanat

Hardy’nin En Eleştirilen Romanı: Adsız Sansız Bir Jude

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Adsız Sansız Jude ve Görünmez Duvarlar
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

2 Haziran 1840 doğumlu Thomas Hardy, İngiliz edebiyatının önde gelen yazarlarından birisi. Şair kimliğini de romanlarına, düzyazılarına taşıyan Hardy’nin anlatıları, zarif dilinin kattığı güçle okuyucuya tam bir edebi zevk sunuyor. İnsan ilişkilerini pastoral bir tonda ele alan yazarın en bilinen eseri Çılgın Kalabalıktan Uzak isimli romanı. Çocukluğunu geçirdiği İngiltere kırsalı romanlarının ana konusu haline gelmiş, taşra yaşantısı Hardy için büyük bir ilham kaynağı olmuş.

thomashardy

Aralık 1894’te, tefrika ( bir dergide haftalık yayımlanarak) olarak başlayan roman, Adsız Sansız Bir Jude Thomas Hardy’nin hem son romanı, hem de en çok eleştirilen eseri. 1895’te roman olarak basılan Adsız Sansız Bir Jude (Jude the Obscure) aslında döneminden oldukça ileride bir roman. Ana karakterimiz Jude Fawley’i merceğine alan hikaye, Jude’un yanı sıra oldukça ilgi çekici yan karakterleri ile de ön plana çıkıyor. Peki, bu romanı bu kadar özel kılan, bu kadar eleştiriye tutulmasına sebep olan şey ne?

Adsız Sansız Bir Jude

Yayımlandığı zamandansa aslında günümüz dünyasına, toplumuna daha çok hitap eden bir kitap diyebiliriz Adsız Sansız Bir Jude için. Modernist yaklaşımları, döneminde ‘kutsal’ sayılan toplumsal konuları ele alış biçimi Thomas Hardy’e pek çok eleştiri getirmiş. Hatta bu eleştiriler o kadar fazla ve sert olmuş, roman o kadar çok tartışılmış ki Hardy bir daha roman yazmama kararı almış.

Kitabın ana konusu için Jude’un hayata tutunma çabası demek yanlış olmaz. Köydeki öğretmeninin, daha sonra Jude için bir tutkuya dönüşecek olan Christminster’a gitmesi ile hikayemiz açılışını yapıyor. Gözleri yaşlı bir şekilde öğretmenini uğurladığı bu açılış sahnesinde Jude’un okumaya, eğitime olan hevesi ve isteğini görüyoruz. Thomas Hardy, Christminster’ı aslında bir üniversite kenti olarak kurgulamış. Kendisini geliştirmek ve daha derin bir eğitim alabilmek isteyen Jude da, Christminster’a gidebilmek için daha ilk bölümlerden çalışmaya başlıyor. Bir taraftan bu çalışmalarına devam ederken diğer taraftan da yanında yaşadığı büyük teyzesine yardım ediyor. 

jude1 scaled
Bu görsel yapay zeka ile oluşturulmuştur

Her ne kadar Christminster’a gitmek için çok alışıyor olsa da karşımıza yalnızca kitaplarla çevrili bir şekilde çıkmıyor Jude. Onu kitaplara gömülü dünyasından Arabella adlı karakterimiz çıkarıyor. İlk karşılaşmaları epey ilginç, naif bir romantizmden oldukça uzak. Aralarındaki ilişki evlilikle sonuçlanıyor; Jude artık kitaplarını bırakmış, Yunanca ile geçirdiği vakiti minimuma indirmiş, Arabella ile yeni hayatına alışmaya çalışıyor. Fakat birbirlerinden çok farklı bu iki karakterin birlikteliği elbette uzun sürmüyor. Tamamlanmamış ayrılıklarının ardından Jude, sonunda Chritminster’a gidiyor. 

Jude’un bu kadar idealize ettiği hayallerine, uğruna vakit ve enerji harcadığı gayesine ulaşamaması, yaklaşması fakat hiç dokunamaması; dünyaya, topluma dair şimdiye kadar da değişmemiş olan bir gerçekliği gözler önüne seriyor: fırsat eşitsizliği. Jude’un eğitimi ile alakalı belki de en çok göze çarpan eleştirilerden birisi bu. 

“  ‘[…] Başlangıçta bütün bu okullar senin gibi öğrenme isteğiyle yanıp tutuşan, hiçbir dostu, imkanı olmayan kimseler için açılmıştı. Oysa milyoner çocuklarından şimdi sana yer kalmadı. Onlar seni aralarına almadılar.’ ” (Adsız Sansız Bir Jude, syf. 189)

Christminster 

Hayallerini süsleyen şehre adım attığı anda belki okuyucu olarak rahat bir nefes alabilirdik ancak romanın tonu bize hayal kırıklığının bu dünyada bir gerçek olduğunu unutturmuyor. Christminster’da da, büyük teyzesinin yanında yaşarken öğrendiği ve çalıştığı gibi, taş ustalığı yapmaya başlıyor Jude. Bir taraftan taş ustalığı yaparken diğer taraftan da üniversiteye kabul edilme, öğrenimini tamamlama gayesi ile yanıp tutuşuyor; bu idealini gerçekleştirmek için durmadan çalışıyor. Umudunu yitirmeden çabalayan genç karakterimizin hayalleri ise, şu anda taş ustası olarak çalıştığını fakat üniversitede eğitimini devam ettirmek istediğini açıklayan bir mektubuna, müdür tarafından aldığı red mektubu karşısında tamamen yıkılıyor. 

“ […] kendinizi bir işçi olarak tanıtmanıza dayanarak şunu belirtmek isterim ki, hayatta başarı imkanınızı yön değiştirmekle değil, kendi mesleğinize, çevrenize bağlı kalmakla artırabileceğinize inanmaktayım. […]

Bu son derece akla yatkın öğüt Jude’u çileden çıkardı.” (Adsız Sansız Bir Jude, syf. 154)

jude2

Jude aynı zamanda yeni bir aşkın da peşinden koşmaya başlıyor; Kuzeni Sue Bridehead. Teyzesinin evinde fotoğrafını gördüğünden beri aslında Sue da Jude için bir hayale, tanışmanın hayalini kurduğu bir başka ideale dönüşüyor demek mümkün. Christminster artık Jude için eğitimden fazlasını ifade ediyor. 

Christminster’da hem eski öğretmenini, hem de kuzeni Sue’yu bulduktan sonra ikisini tanıştıran Jude’un hayatı bir kez daha tepetaklak olmanın eşiğine geliyor. Öğretmeni Bay Phillotson ile Sue’nun evlilikleri iki kuzen arasındaki bağı tam olarak koparmasa da zedelemeye yetiyor. Bu evlilik aynı zamanda Sue Bridehead’in iç dünyasına açılan bir pencere görevi de görüyor. Yalnızca döneminde değil, tüm edebiyat tarihinde belki de eşi benzeri görülmemiş bir karakter Sue. Fikirleri, yaşayışı, söylemleri; ne zaman sahneye girerse, okuyucuyu şaşırtacak, gafil avlayacak bir tarafı var. Anlaşılmaz, çözülemez bir karakter gibi duruyor. Thomas Hardy’e romanı ile ilgili gelen eleştirilerin büyük bir kısmı aslında Sue karakteri dolayısı ile şekilleniyor. Bay Phillotson ile evliliği üzerinden Sue’nun düşünce dünyasına adım attığımız anda, okuyucu olarak biz de kendimizi bu karmaşanın, toplumun oldukça dışında bu karakterin içinde buluveriyoruz. 

“ ‘Bahse girerim ki birçok kadının başına gelen bir şeydir bu; onlar boyun eğiyor, ben tekmeliyorum… Daha sonraki bir çağda yaşayacak insanlar bizim ne yazık ki yaşamak zorunda olduğumuz bu zamanın vahşice adetlerine, boş inançlarına baktıkları zaman kim bilir ne diyecekler!’ ” (Adsız Sansız Bir Jude, syf. 257)

Eleştirdiği İçin Eleştirilen Bir Roman 

“Onun kaderi, şimdi oturduğu yoksul mahallede, bu şehri ziyaret edenlerin ve ona övgü yazanların, şehrin bir parçası bile saymadıkları ama onlar olmaksızın ne aydınların ne de büyük düşünürlerin var olamayacağı, kol emekçilerinin yanıydı.” (Adsız Sansız Bir Jude, syf. 153)

Adsız Sansız Bir Jude romanı genelinde aslında pek çok konunun eleştirildiği görülüyor. Fakat Thomas Hardy bu eleştirileri tek taraflı yapmıyor. Roman boyunca karakterlerimizin başına her ne geliyorsa bunun sorumluluğu tek bir tarafa yıkılmıyor. Bir nevi, bu romanda herkes suçlu ve herkes masum. Toplumun bireyler ve bireysel yaşantı üzerindeki baskısını gözler önüne seren paragraflar, karakterlerin kendileri ile hesaplaştıkları bölümlerle devam ediyor. Yalnızca bireyler ya da toplum suçlu değil, hükmü hep birlikte giyiyorlar. Fakat sonunda, ceza yalnızca bireylere kesiliyor. 

jude3 scaled
Bu görsel yapay zeka ile oluşturulmuştur

Hardy’nin romanına yalnızca bir toplum eleştirisi gözüyle bakılmamalı. Aslında, Adsız Sansız Bir Jude, sanki bu sorunun cevabını arıyor gibi duran bir eser diyebiliriz. Çünkü kişinin hayatının yıkılmasında etkili faktörlerin hepsini bir araya toplayıp, hangisinin bu yıkıma gerçekten sebep olduğunu bulmak ister gibi bir yönü de var bu anlatının. Net bir cevabı olmasa da, metin içerisinde yazarın her iki tarafta da eşit kusur bulduğunu hissettiren bir ses bulabiliriz belki de. Hardy yalnızca topluma da eğilmiyor, bireye de yüklenmiyor; ikisinin de kusurlarının filtresizce okuyucuya sunarak, topluma uygun davranmayan genç karakterimizin, yanındakilerle birlikte sürüklendiği acıları, objektif bir açıdan anlatıyor. 

Bir örnek vermek gerekirse, özellikle Sue ve Jude’un evlenmeden birlikte yaşadıkları kısımlarda, Jude’un ısrarına rağmen evliliği reddeden, gönlünün resmi bir beraberliği razı olmadığını her fırsatta dile getiren Sue’nun düşünceleri, döneminin toplumu tarafından çok eleştirilmiş. Fakat Sue anlattıkça biz okuyoruz ve okudukça aslında karakter ve belki de yazar tarafından dile getirilen bu eleştirinin, evlilik kurumuna yöneldiğini görebiliyoruz. 

Sonsöz

Bir gencin büyüme hikayesini toplumsal ve bireysel eleştiriler ile kol kola götürerek anlatan roman Adsız Sansız Bir Jude Hardy’nin zamanında en çok eleştirilen romanı da olsa, hem şiirsel dili hem de okuyucuyu avucuna alan, heyecanlı olay anlatımıyla tam bir başyapıt. Özellikle günümüzde okunduğunda kıymeti daha da iyi anlaşılacak, zamansız bir anlatı.

Kaynakça ve İleri Okuma

Encyclopedia Britannica. (t.y.). Thomas Hardy. Encyclopedia Britannica içinde. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2026, https://www.britannica.com/biography/Thomas-Hardy

Hardy, T. (2024). Adsız Sansız Bir Jude (3. bs.). İletişim Yayınları.

Poetry Foundation. (t.y.). Thomas Hardy. Erişim tarihi: 28 Mayıs 2026, https://www.poetryfoundation.org/poets/thomas-hardy

Dilem Gürel

Herkese merhaba, ben Dilem Gürel. Şu anda Bilgi Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü öğrencisiyim. Kitap okumaktan çok hoşlanırım ama özellikle fantastik edebiyat ve bilim kurguya bayılırım. Büyüdüğümde yazar olmak istiyordum, artık yeteri kadar büyüdüğümü düşünüyorum. Okuduğum kitapları ve öğrendiğim bilgileri sizlerle Doğa Filozofu aracılığıyla paylaşmak için sabırsızlanıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu