Kültür/Sanat

O/Hakkari’de Bir Mevsim: Bir Kazazedenin Hikayesi

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Dağ Başında Bir Deniz Kazası
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Ferit Edgü’nün şiirsel bir dille yazdığı roman Hakkari’de Bir Mevsim, zaman zaman belirsiz olabilen hikâyesi ile okuyucuya ilginç bir dünyanın kapılarını aralıyor. Bu dünya büyüleyici olduğu kadar zalim de. Hikâyenin geçtiği coğrafyanın koşullarından tutun da orada yaşayan insanların davranış, inanışlarına kadar pek çok olguyu kendine dert edinmiş bir roman. Anlatıcı ve okuyucunun bu bilinmez coğrafyayı birlikte keşfettiği, burada yaşayan halkla beraber tanıştığı, okuyucuyu da anlatının bir parçası haline getiren Hakkari’de Bir Mevsim, gerçek bir mekanı sanki hayal ürünüymüşçesine aktarma gücüne sahip.

Ferit Edgü’nün Yaşamı

24 Şubat 1936’da İstanbul’da doğmuş yazarımız. İstanbul, sonrasında da Paris’te resim ve seramik bölümleri okumuş, felsefe ve sanat tarihi ile ilgilenmiş. Edebiyata, ilk olarak 1952 senesinde, ‘Kaynak’ dergisinde yayımlanan şiiri ile adım atmış. Uzunca bir süre şiirleri farklı dergilerde yayımlandıktan sonra hikâyeye yönelmiş. Bunların yanı sıra, resim eleştirileri, deneme, edebiyat incelemeleri ve çeviri ile de ilgilenmiş. Ferit Edgü’nün yazmaya başladığı dönemlerde, felsefedeki ‘varoluşçuluk’ akımı edebiyatta da kendisini hissettirmeye başlamış; Edgü ve dönemindeki yazar dostları bu akımdan etkilenerek, roman ve hikâyelerinde sıklıkla karamsarlık, yalnızlık ve umutsuzluk gibi temalardan faydalanmışlar. Ferit Edgü için yazma eylemi yalnızca derdini anlatmaktan ibaret değildir.  “Edgü kendini bulmak için de yazdığını belirtir. Yazarın, okurun kendisini bulmasına yardımcı olabileceğini ve aynı zamanda bunun yazarın kendini bulma süreci olduğunu “Ders Notları”nda söyler.” (Erdal, C., 2016)

Hakkaride Bir Mevsimin Yazari Ferit Engu

Romana gelecek olursak; ilk olarak ‘O’ ismiyle yayınlanmış. Fakat 1982’de Erden Kıral tarafından sinemaya uyarlanırken ‘Hakkari’de Bir Mevsim’ adıyla filmleştirilmiş. Hikâyenin tanınırlığa ulaşmasına bu film vesile olduğundan, romanın asıl ismi Hakkari’de Bir Mevsim olarak anılmaya başlanmış ve daha sonradan da bu şekilde basılmış. Yine de pek çok edebi kaynak ve makalelerde roman, asıl ismine de atıfta bulunularak, O/Hakkari’de Bir Mevsim şeklinde geçiyor.  

Kayıp Bir Anlatıcı

Kayip Bir Anlatici Dag koyune uyanis Hakkaride Bir Mevsim
Bu görsel yapay zeka (Grok 3) tarafından üretilmiştir

Ferit Edgü, askerliğini Hakkari’de yaptıktan sonra edindiği tecrübelerden yola çıkarak bu romanı yazmış olsa gerek; Hakkari’de Bir Mevsim yabancılığın, öteki olmanın edebiyatımızdaki en iyi örneklerinden birini ortaya koyuyor. Hikâyemizin anlatıcısı, bir gemi kazasından sonra kendisini Hakkari’nin bir köyünde bulduğunu anlatarak başlıyor. Buraya nasıl geldiğini, ne zaman geldiğini bilmiyor; nerede olduğunu da bilmiyor, tamamen kaybolmuş bir şekilde uyanıyor. Bildiği tek şey, eskiden bir denizci olduğu fakat şu an bir dağ başında uyandığı. Bu sebeple de, romanın başında, kendisinden ‘kazazede’ olarak bahsediyor ve roman boyunca da bu isimlendirmeye göndermeler yaparak kaybolmuşluğunu sorguluyor. İsmini hiçbir zaman öğrenmediğimiz, bazı bazı ‘O’ ismiyle anılan anlatıcımızın belirsiz kimliği, okuyucuya aslında bir yabancının gözünden bilinmeyen bir diyarı anlattığının ilk kanıtı. Daha sonra, kazazede köy halkıyla tanıştıkça, herkesin ona belirttiği gibi, kendisinin bir yabancı olduğunu net bir şekilde öğreniyoruz. Ne konuşulan dili biliyor ne etrafındakileri ne de kendini; yabancı olgusunun olabilecek en saf ve güçlü hali. Birden kendini dağ başında bulan anlatıcımız, köyün muhtarı ile yaptığı anlaşma sonunda kendini köyün öğretmeni olarak buluveriyor. Dolayısıyla bu noktadan sonra hikâyemiz ‘sürgün bir öğretmenin hikâyesi’ne dönüşüyor. (Bu noktada, kazazedenin direkt sürgün edilmiş bir öğretmen olduğu okumasını yapmak da mümkün. Öncesini bilmediğimiz bu ‘kaza’, pekâlâ atanma ya da sürgün edilme için kullanılan bir metafor olabilir.) Önce okul inşa ediyor; kara tahta, sıralar; daha sonra çocuklara defter, kalem alışverişi yapmak için kente iniyor. Kent yolu uzun ve zorlu, üstelik kente vardığında, vali ve eğitim bakanıyla görüştükten sonra, köye hemen dönemeyeceğini, aracın bugün gelmeyeceğini öğreniyor. Kalacak bir yer arayışı içerisindeyken bastıran yağmur, karakterimizi bir kitapçıya sığınmaya itiyor. 

Kitapci sahnesi ve tilsim Hakkaride Bir Mevsim
Bu görsel yapay zeka (Grok 3) tarafından üretilmiştir

Bu garip kitapçı, karakterimize bir harita veriyor; haritayı ararken yere düşen, insan eli şeklinde ve üstünde eski yazıyla birtakım yazılar olan bir tılsımı da hediye ediyor.(syf.47) Bu tılsımın roman özelinde pek çok okuması var; yabancı olduğu bir yerde ana karakterimize sunulan bir anlam ve onu bu anlamı çözmeye, bulmaya iten bir simge; yoksullukla boğuşan unutulmuş bu köyün doğaüstü güçlere karşı takındığı tutum, inanç ve çaresizliğin simgesi… Tılsımın yanı sıra, içinde bulundurduğu diğer simgeler ve temalar da düşünülünce, Ferit Edgü’nün bu romanı sosyolojik, antropolojik, felsefi açıdan incelemeye çok müsait ve içinde birden fazla anlam barındırıyor. İçerdiği simgeler, romanın hâlihazırda okuyucuya sunduğu gizemi artırırken, alt metin olarak da farklı okumalara kapı açıyor ve görünmeyeni görünür kılıyor. 

Karakterimiz köyüne dönüp öğretmenlik yapmaya başladıktan sonra, köylülerle arasındaki iletişim gelişmeye, ‘dost’ adını verebileceği ilişkiler kurmaya başlıyor. Bu sırada köydeki çocuklar hastalık yüzünden ölmeye başlayınca, karakterimiz kendisini yalnızca köyün öğretmeni olarak değil, okumuş bir yabancı olarak köyün ihtiyaçlarını giderme sorumluluğu duyarken buluyor.  

Ogretmenlik Hakkaride Bir Mevsim
Bu görsel yapay zeka (Grok 3) tarafından üretilmiştir

Oldukça büyülü bir dille açılış yapan kitap, şiirsel bir formda yazılmış. Yani birbiri ardına sıralanmış cümlelerden oluşmuyor da, dizelere bölünmüş. Ferit Edgü’nün şiirsel dili de düşünüldüğünde, bu biçim kitabın akışına büyük katkı sağlamış. Kitabın bu biçimi sayesinde, karakterimizin çektiği yabancılık, zaman ve mekandaki bilinmezlik okuyucu tarafından çok daha derin hissediliyor. Roman öğretmenin ağzından yazılmış, bizlere kendi hikâyesini, kendi biçim ve formunda, gönlünden geçtiği gibi yazıyor. Sıklıkla ‘okuyucu’ diye hitap ederek, bizlere seslenerek yazdığı yazılar, ana karakterimizin günlüğü, seyir defteri şeklinde de okunabilir. “O/Hakkari’de Bir Mevsim’de karakterin Pirkanis köyünde edindiği deneyimlerin hem gerçek hem de düşsel bir anlatıma bürünmesi Edgü’nün gerçekliği sürekli sorgulatan tarzının belirgin bir örneğidir. Romanın ana karakteri O, Hakkâri’ye nasıl geldiğini tam olarak hatırlayamaz; bu belirsizlik, yaşadığı olayların düşsel bir boyut kazanmasına neden olur.[…] Bu anlatım biçimi O’nun hem içsel dünyasını hem de yaşadığı fiziksel çevreyi sorgulamasına yol açar onu derin varoluşsal sorularla karşı karşıya bırakır. Öğretmen O için burada adeta her şey yeniden başlar. Düş ile gerçeklik arasındaki belirsizlik, karakterin geçmişini ve varlığını yeniden değerlendirmesini sağlar.” (Çolak, Z. 2022)

Şiirsel dili ile romanın etrafında örülü olduğu ‘dil-iletişim’ teması, ana karakterimiz ile köylülerin birbirlerini anlamakta çektiği güçlük üzerinden yalnızlık ve yabancılığı vurguluyor. Üstelik öğretmen ile köylüler üzerinde ‘modern-geleneksel’ ikiliği okuması da yapılabilir. Hava şartlarının, hastalıkların, yani doğanın insan yaşamı üzerindeki etkileri ise hikâyemiz boyunca hissettiğimiz güçlü bir tema daha. 

Sonsöz

Farklı anlam ve okumalara imkân sunan, derin konuları duygusal bir metinle işleyen, şiirsel dili ile okuyucuyu bir yolculuğa çıkaran bu roman, belirsizliği temeline alan bir metin de olsa, anlattıkları ile içinde gerçeklikten büyük bir parça taşıyor. Her ne kadar kurmaca da olsa, Ferit Edgü’nün kişisel gözlemlerinden yola çıkarak yazdığını düşündüğüm bu roman, gerçeklik payı göz önünde bulundurularak okunduğunda aslında bizleri bambaşka düşüncelere itecek nitelikte bir anlatı. 

Sonsoz Siirsel yalnizlik Hakkaride Bir Mevsim

“ Adın gibi garip bir kentsin Hak. 

  Sende yaşayanlar

 ne tanrılar, ne insanlar

 hiçbir iz bırakmamış gibidirler. ” (Edgü, F. Hakkari’de Bir Mevsim, syf.9)

Dilem Gürel tarafından yazılan bu yazımızın içerik doğrulamasını Melisa Şalk, yazım ve dil denetimini Çiğdem Alkan, tasarımını ise Deniz Demirdaş titizlikle tamamlamış olup son kontrolleri Mete Esencan tarafından yapılmıştır.

Kaynakça ve İleri Okuma

Çolak, Z. (2022). Varolmanın Ağırlığı: Ferit Edgü’nün Romanlarında Zaman-Mekân, Sürgün-Kurban ve Ölüm. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi,66,96-112.

Erdal, C. (2016, April 1). Ferit Edgü Öykücülüğü: Suskunluk ve Yazmak Arasında.
https://dergipark.org.tr/en/pub/msgsusbd/issue/46978/589555

Erdal, Cihan. “Ferit Edgü Öykücülüğü: Suskunluk ve Yazmak Arasında.” MSGSÜ Sosyal Bilimler 13 (2016): 70-77.
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/757858 

Ferit Edgü, Hakkari’de Bir Mevsim, Everest Yay. 10. Basım, 2024

Oggito, “Bizler demokrasi yutturmacasının oynandığı bir ülkede, toplumu ve bireyi değiştirmek isteğiyle yanıp tutuşan gençlerdik.” (n.d.). https://oggito.com/icerikler/ferit-edgu-bizler-demokrasi-yutturmacasinin-oynandigi-bir-ulkede-toplumu-ve-bireyi-degistirmek-is/1613

Yivli, O. (2011). Ferit Edgü’de Gerçeklik Sorunsali. Questa Soft.
https://www.ceeol.com/search/article-detail?id=534270

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Dilem Gürel

Herkese merhaba, ben Dilem Gürel. Şu anda Bilgi Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü öğrencisiyim. Kitap okumaktan çok hoşlanırım ama özellikle fantastik edebiyat ve bilim kurguya bayılırım. Büyüdüğümde yazar olmak istiyordum, artık yeteri kadar büyüdüğümü düşünüyorum. Okuduğum kitapları ve öğrendiğim bilgileri sizlerle Doğa Filozofu aracılığıyla paylaşmak için sabırsızlanıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu