Pascal ve Tanrı Kavramı


Size Tanrı’ya inanmak için mantıksal bir sebep gösterebileceğini söyleyen birisi olsa, buna inanır mıydınız? Zor, değil mi? İnanç dediğimiz mekanizmanın çalışması için mantık her zaman gerekli değil, öyle değil mi? Mesela eğer siz Oyuncak Hikayesi filmini çocukken izleyip de oyuncaklarınızdan bir süre konuşmalarını veya hareket etmelerini beklediyseniz buna kısa süreliğine de olsa ihtimal vermişsinizdir. Bunun için mantıklı bir neden de görmemişsinizdir. Bu yönüyle inancın ve inançsızlığın mantıktan bağımsız olduğu birçok filozof tarafından savunulmuştur. Buna rağmen bir filozof vardır ki o, dini inanç meselesini bir matematiğe, mantığa dökmüştür. Daha doğrusu cümlemizin sonunu şöyle değiştirelim: Mantığa dökebilmiş midir?
İnancın Matematiği
Blaise Pascal, Tanrı’ya duyulan inancın gerekliliğine inanıyordu. Ona göre herkes Tanrı’ya inanmalıydı ama bu inancın nedeni de kendi mantığı ile destekleniyordu. Koşulsuz bir inançtan, İncil’den, Tevrat’tan veya Kur’an’dan bahsetmiyordu. Pascal için inancın matematiği çok basitti. Klasik inanışa göre Tanrı’ya inanıp buyruğunu yerine getirenler öldüklerinde cennete gidecekken inanmayanlar cehenneme gidecektir. Pascal için inanmayıp buyrukları uygulamayanlar mantıklı değildir. Bunun nedeni basittir. Bir tarafta 70-80 sene Tanrı’ya inanıp bunu yaparken belli hazlardan vazgeçip soluğu bitmek tükenmek bilmeyen bir cennete girme ihtimali, diğer tarafta bu hazları delice yaşayıp sonra sonsuz bir azap çekmek vardır. Elbette bu Tanrı’nın var olduğu senaryo için geçerlidir. Şimdi sizi Pascal’ın matematiğinin diğer tarafına çekelim. İyi de ya Tanrı yoksa?
Tanrı Yoksa?
Her ne kadar matematiği burada çökmüş gibi görünse de öyle değildir. Pascal’a göre Tanrının olmadığı senaryoda, inanmak ya da inanmamak sonucu etkilemez çünkü inancın herhangi bir karşılığı yoktur; dolayısıyla kaybedeceğimiz bir şey de yoktur. Tanrı yoksa ne olacak? Ölüm sonrası var oluşumuz son bulacak ve acı veya haz duymayacağız. Pascal bu durumda Tanrı’ya inanıp bazı zevklerden feragat etsek de etmesek de boşluğu işaret eder. Yani tabloda gördüğümüz gibi bir matematik ortaya çıkar:
- Tanrı varsa ve biz inanıp gereğini yaparsak sonsuz bir mutlulukla ödüllendiriliriz.
- Tanrı varsa ve biz inanmazsak sonsuz bir acıyla cezalandırılırız.
- Tanrı yoksa ve inanıyorsak hiçbir şey olmaz.
- Tanrı yoksa ve inanmıyorsak hiçbir şey olmaz.
| Tanrı Vardır | Tanrı Yoktur | |
| Tanrıya İnanmak | Sonsuz Mutluluk | Hiçbir Şey |
| Tanrıya İnanmamak | Sonsuz Acı | Hiçbir Şey |
Pascal için bu tablo yalnızca iki senaryoda haz veya acı yaratıyor. Kalan iki durumda sonuç aynı olduğu için önemli değildir. İnanmamak her iki durumda da haz yaratmazken inanmak en azından %50 ihtimalle fayda yaratıyordur. İşte bu nedenle Pascal için Tanrı’ya inanmamak saçma ve absürttür.
İnanç bu mudur?
Pascal’ın anlatımı gerçekten de mantığa uygundur; ancak bu konu eğer bir savaş taktiği veya iş görüşmesi gibi somut, elle tutulur bir konu olsaydı, o zaman önlem almak bize bir şey kazandırabilir, ancak bir şey kaybettirmezdi. Örneğin savaşta bir komutan kazanmak için ek taktik geliştirmek için 10 saat harcasa, bu taktik işe yarayabilir veya hiç kullanılması gerekmeyebilirdi. Bu da 10 saatlik çabanın zararsız olması ve hatta işe yaraması demekken belki bu 10 saat içinde bir şey yapmaması durumunda hazırlıksız yakalanması demek olabilirdi.
Aynısı iş başvurusu için kendinizi normalden 10 saat fazla hazırlamanızla veya sınavda çıkacağından emin olmadığınız başka bir konuya çalışmakla da örneklendirilebilir. Bu somut olayların sonunda ya bir avantaj sağlarız ya da en kötü gösterdiğimiz ekstra çaba sonuçsuz kalır. Birçok filozofa göre Pascal’ın hatası tam da budur. Onlara göre Pascal, inanç ile mantığı yanlış bir şekilde harmanlamıştı. Bu şekilde bir menfaat arayışına girmenin, Pascal’ı gerçek inançtan uzaklaştırdığına inanıyor ve bu arayışın, sonucunda bir ödül olduğu beklentisiyle gerçekleştirildiğini düşünüyorlardı. Bunun da Tanrı varsa Pascal gibi sadece mantıken bu takibe girenler için yanlış bir yol olduğunu düşünmüşlerdi.
Kısacası, Pascal her ne kadar ortaya somut bir tablo koymuş olsa da birçok filozofa göre sağduyu ve asıl inanç kavramlarını kaybetmişti. Bu nedenle de ortaya koyduğu sistem yalnızca somut dünya içerisinde başka konularda iş yapabilirdi.
Sizce?
Siz bu tabloya baktığınızda ne düşündünüz? Sizce Pascal burada inanç ve sağduyu kavramlarını hiçe saymış mı? Yoksa gerçekten de aranan açıklamayı bulmuş mu? Sizin inancınız veya inançsızlığınız şu an için somut hiçbir kanıt taşımazken daha değerli değil midir? Sonuçta bir şeye inanmak demek mantıktan çok sağduyu ve vicdan yoluyla geliştirilen bir şey değil midir?
Elbette yine bu noktada hatırlatmak isteriz ki Tanrı’ya dair bildiklerimiz o kadar sınırlıdır ki Pascal doğru yolda mıydı yoksa atladığı kavramlar var mıydı bilmek imkansızdır. O nedenle de bir kez daha felsefenin güzelliği devreye girerek ne Pascal’a inananları ne de reddedenleri haklı gösterir. İki taraf da ne haklıdır ne de haksız. Peki siz bu inanç matematiğinin ne tarafındasınız?
Kaynakça ve İleri Okuma
Pascal’s Wager about God | Internet Encyclopedia of Philosophy. (n.d.). https://iep.utm.edu/pasc-wag/
Pascal’s Wager (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2022, September 11). https://plato.stanford.edu/entries/pascal-wager/
The Editors of Encyclopaedia Britannica. (2009, April 20). Pascal’s wager | Definition, Description, Criticisms, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/topic/Pascals-wager
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!










