Anadolu’nun Zihin Mirası: Mahmut Gazi Yaşargil

Anadolu’nun küçük bir ilçesinden filizlenip dünyaya uzanan bir hikâyeden bahsedeceğiz bugün. Tıpkı mikroskobik boyuttaki bir hücrenin, zamanla hayatın tüm karmaşıklığını taşıyan bir insana dönüşmesi gibi; bu hikâye de küçük bir başlangıcın devasa bir tıp devrimine evrilmesini anlatıyor. Mevcut yöntemleri ustalıkla uygulamakla yetinmeyip, geliştirdiği yeni teknikler ve icat ettiği ameliyathane ekipmanlarıyla modern beyin cerrahisinin sınırlarını yeniden çizen bir dehayı; ‘Yüzyılın Cerrahı’ Prof. Dr. Mahmut Gazi Yaşargil’i daha yakından tanımaya hazır mısınız?
Gazi Yaşargil babasının kaymakamlık görevini icra ettiği Diyarbakır’ın Lice ilçesinde dünyaya gelmiştir. Henüz üç aylıkken ailesiyle birlikte Ankara’ya taşınmışlardır. 6 çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğu olarak dünyaya gelen Yaşargil’in iki kız kardeşi ve üç erkek kardeşi vardır. Yakın aile dostları Prof. Dr. Şükrü Sarıbaş ona ve diğer iki erkek kardeşine doktor olmaları konusunda ilham olmuştur. Erdem Yaşargil genel cerrahi profesörü ve Günay Yaşargil de nörofizyoloji profesörü olmuştur. Ailenin erkeklerinin yanı sıra iki kız kardeşi farklı alanlarda ilerlemeyi tercih etmiş ve Selma Yaşargil İngilizce öğretmeni olurken Tomris Yaşargil ise kimya mühendisi olmuştur. Ailenin altıncı çocuğu İhsan ise henüz Lice’deyken tifo hastalığı sebebiyle ölmüştür. Babası eğitime çok önem veren biriydi bu sebeple maddi zorluklar yaşamasına rağmen beş çocuğunun da üniversite eğitimini tamamlaması için büyük bir özveri göstermiştir.
Eğitimine Türkiye’de başlayan Yaşargil “Türkiye’de yetiştim. İlk ruhi gıdamı ailem, komşularım, okuduğum okullar ve arkadaşlarımdan aldım” ifadelerini kullanmıştır. Ankara’da devlet okullarında okumuştur. O dönemde edindiği arkadaşlıklar genelde yurt dışından gelen çeşitli bilim insanları ve sanatçıların çocukları olmuştur. Batıda tıp eğitimi alma isteğinin temelini oluşturan da kurduğu bu arkadaşlıklar olmuştur. Ankara Atatürk Lisesinde Latince öğrenmeye başlamış üniversitede anatomi derslerinde de Latince eğitim almaya devam etmiştir.
Lisans eğitimini almak için Viyana’ya gider ve burada anatomi derslerini dinleyerek Latincesini geliştirmeye devam eder. Daha sonra bir arkadaşının önerisiyle Almanya’ya gidip orada tıp eğitimine devam etme kararı alır. Bu şekilde Almancasını da geliştirmeyi hedefler. Bu dönemde emekli bir öğretmen ve ailesinin yanında yaşamaya başlar. Orada Jena Thüringen Friedrich Schiller Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne başvurur ve fakülteye başlaması için ilk altı ay hastanede çalışması gerekmektedir. Bu dönemde hastanede hasta bakıcılık yapar.
Almanya’da eğitimine başladıktan sonra savaş koşulları nedeniyle buradaki eğitimini yarım bırakıp Basel’e geçer. Tıp fakültesi eğitimi bittikten sonra nöroşirürji alanında uzmanlık yapmak için Zürih’e gider.
Mesleğine öyle bir adanmışlık duygusu beslemektedir ki o günleri anlatırken “Hiçbir gün durup dinlenmedim, etrafı gezecek, seyahat edecek, sosyal faaliyet ya da spor yapacak vakit de para da yoktu. Bir serüvene gitmedim, genç Türkiye’nin evladı olarak disiplinli çalışıp mesleğime bir katkı sağlamak arzusundaydım” ifadelerini kullanmıştır.

Beyin cerrahi asistanlığı yaptığı dönemde beyin anjiyografisi, epilepsi, parkinson ve çeşitli nörolojik hastalıkların tedavisi için birçok başarılı ameliyat gerçekleştirmiştir. Zürich Üniversitesinin profesörlerinden nörofizyolog Oscar Wyss’nin yardımıyla ilk defa yüksek-frekanslı koagülasyon (pıhtılaşma) tekniğini kullanarak evrensel çapta kabul görmüş ve 1960 yılında doçentlik unvanı almıştır.
Amerikada mikroskobik boyutta damar cerrahisi üzerine çalışmaya başlamış, Prof. Raymond Madiford Peardon Donaghy ve ameliyathane hemşiresi Jackie Robert ile bu alanda çalışmalar yürütmüştür.
Yaşargil 1966’da “mikronörocerrahinin doğuşu” olarak tanımladığı devrim niteliğinde bir çalışma yapmıştır. Köpek beyni üzerinde yaptığı çalışmalarda mikroskobik boyuttaki beyin damarlarını kesip uç uca birleştirerek yeni bir yol oluşturmayı başarmıştır. O dönemin teknolojisiyle bu durum sihir gibidir. Adeta kuyumcu terazisini andıran bir denge kurmak zorundadır yalnızca el çabukluğu değil aynı zamanda hataya yer bırakmayan bir disiplin gerektiren bu teknik yeni buluşlara kapı aralamıştır.
1967 yılında Zürih’te dünya çapında birilk olan üç beyin damarı tıkalı olan bir hastaya mikrocerrahi işlemle yeni atardamar takma (beyin bypass ameliyatı) operasyonunu gerçekleştirmiştir. 1968 yılında mikrocerrahi laboratuvarı kurmuş ve burada devrim niteliğinde birçok çalışma gerçekleştirmiştir.
Gazi Yaşargil’in ilk evliliğinden Leyla, Ceylan ve Can adında üç çocuğu dünyaya gelmiştir. 1970’li yıllarda ise ameliyathanede omuz omuza çalıştığı ve mikrocerrahi enstrüman düzenini tasarlayan başhemşire Dianne Bader-Gibson ile evlenmiştir.
Ameliyathanede maksimum odak ile çalışır, hiçbir şeyin dikkatini dağıtmasına izin vermediği, operasyonlar sırasında yanında başhemşiresi Diana Yaşargil’in bulunduğu ve büyük bir ahenkle çalıştıkları bilinir.
Yaşargil sadece yeni teknikler değil aynı zamanda ameliyathanede gördüğü eksikliklerden yola çıkarak mühendislik harikası ameliyat cihazları da üretmiştir:
Mikrocerrahi ameliyatlarında kullanılmak üzere ameliyat mikroskobu, damar klipleri (mandal gibi düşünülebilir), ince dikiş malzemeleri gibi birçok malzemeyi günümüze kazandırmıştır.
Beyin cerrahi ameliyatlarında kullanılmak üzere geliştirdiği bir ekartöre kızı Leyla’nın adını vermiştir. Bugün hâlâ beyin cerrahi ameliyatlarında kullanılan Leyla ekartörü beyin dokusunu sabit tutarak cerrahın hareket kısıtlılığını önlemektedir.

Gazi Yaşargil’in hikâyesi büyük mucizelere imza atmak için büyük başlangıçlar yapmak zorunda olunmadığının göstergesidir. Mesleğini güçlü bir özveri ile gerçekleştirerek adını dünya geneline duyuran bir isim olmuştur. Tıp dünyasında imkânsız görülen birçok operasyonu gerçekleştirerek birçok insana umut olmuştur. Günümüzde hâlâ kullanılan teknikler ve ameliyathane ekipmanları geliştirmiştir. Bunları yaparken tıp dünyasının sınırlarını yeniden çizmiş belki de ortadan kaldırmıştır. Sarsılmaz disiplini, merak duygusu ve içinde sönmeyen meslek aşkıyla hem akademik alanda hem de cerrahi alanda onlarca yeniliğe imza atmışbizlere keşfedilmeyi bekleyen, aydınlık ve ilham dolu bir gelecek bırakmıştır.
Mahmut Gazi Yaşargil, 10 Haziran 2025 tarihinde ve 99 yaşında hayata gözlerini yummuştur.
Kaynakça ve İleri Okuma
Aydın, İ. H. (t.y.). Yaşargil efsanesi. Akademik Akıl. Erişim adresi: https://www.akademikakil.com/yasargil-efsanesi/ismailhakkiaydin/
Lovato, R. M., Araujo, J. L. V., Guirado, V. M. P. ve Veiga, J. C. E. (2015). The legacy of Yasargil: The father of modern neurosurgery. Indian Journal of Surgery. https://doi.org/10.1007/s12262-015-1421-6
Sanchez-Forteza, A. ve Alaraj, A. (2026). In memoriam of a neurosurgical giant – Dr. M. Gazi Yasargil (1925-2025). Neurological Research. https://doi.org/10.1080/01616412.2026.2620492
Tew, J. M., Jr. (1999). M. Gazi Yaşargil: Neurosurgery’s man of the century. Neurosurgery, 45(5), 1010-1014. https://doi.org/10.1097/00006123-199911000-00010
Türk Dünyası Vakfı. (t.y.). Gazi Yaşargil. Türk Dünyası Ansiklopedisi. Erişim adresi: https://turkdunyasiansiklopedisi.gov.tr/detay/1227/Gazi-Ya%C5%9Fargil
Türk Nöroşirürji Derneği. (t.y.). Nöroşirürji nedir? Erişim adresi: https://www.turknorosirurji.org.tr/menu/3/norosirurji-nedir
Yalçın, H. ve Öztürk, T. (2017). Bilimsel yayınlarıyla Gazi Yaşargil. TÜBA Günce, (54), 104-107.







