Maus: Savaşın ve Umudun Hikayesi


Art Spiegelman’ın kaleminden çıkan Maus, İkinci Dünya Savaşı sırasında babası Vladek Spiegelman’ın anılarını anlatan bir grafik roman. 1980-1991 yılları arasında yayımı tamamlanan esere deneysel bir çalışma da denebilir, zira Art Spiegelman metaforik anlatımlar ve çizimler kullanarak babasının, aynı zamanda ikinci dünya savaşının hikayesini pekiştiriyor. “Art Spiegelman’ın 1980 yılında basılan çizgi romanı Maus yayınlandığında, Holokost türünde anlatının yenilenmesi gerekliliğine dikkat çekildi. Roman, Holokost’un’ yazarlara ve sanatçılara yönelttiği ahlaki zorluğa işaret ederek Holokost edebiyatının sadece metnin söylediği şeyle değil, aynı zamanda nasıl söylediği ile de ilgili olduğunu vurgulamaktadır.” (Sabancı Uzun, Gamze, 2018, ‘Sonsuza Kadar Mutlu Yaşadılar, Tarihe Değil, Masala ait bir kavramdır’: Jane Yolen’ın Masal Yolu İle Holokost Anlatımı)
Grafik romanın en çarpıcı özelliği kullanmayı seçtiği çizimler; Art Spiegelman’ın eserindeki belki de en büyük metaforik anlatım çizim tekniğinde yatıyor. Spiegelman Yahudileri fare, Almanları kedi olarak çizmiş. Hikayeye dahil olan diğer uluslar da kendi hayvan çizimlerine sahip; Fransızlar kurbağa, Amerikanlar köpek, Polonyalılar domuz… Yani hikayede bahsi geçen her millet, farklı bir hayvan kullanılarak portre edilmiş; Spiegelman’ın kaleminde uluslar insanlar tarafından değil, hayvanlar tarafından temsil ediliyor. Spiegelman’ın ulusları hayvan olarak çizmesinin ardında yatan sebeplerden biri de savaş nedeniyle insanlıktan çıkılması olabilir. Art Spiegelman verdiği bir röportajda, anlatmak istediklerini insan çizimleri üzerinden anlatmanın zor olduğunu, çünkü bir insanı bu durumlarda çizmenin yanlış hissettirdiğini söylüyor. (Witek, J. (1989). Comic Books as History: The Narrative Art of Jack Jackson, Art Spiegelman and Harvey Pekar. Jackson: University Press of Mississippi, syf. 102)

Grafik roman iki cilt şeklinde yayımlanmış; ilk cildin ismi “Babam Tarih Kanıyor”; Vladek Spiegelman’ın savaşın başlarından, toplama kampına götürülene kadar başından geçen olayları konu ediniyor. İkinci cilt ise ‘Ve İşte Dertlerim Burada Başladı’ adıyla, Vladek’in Auschwitz anılarına odaklanıyor.
Babam Tarih Kanıyor, Ve İşte Dertlerim Burada Başladı
Babam Tarih Kanıyor Art Spiegelman’ın babasına, annesiyle tanışmasını sorarak başlıyor. Önce Vladek Spiegelman’ın hayatını inşa etmesini okuyoruz, sonuçta bu onun hayat hikayesi. Evliliği, işi, çocuğu arasında, aslında sıradan denebilecek bir biyografi karşımıza çıkıyor. Fakat çizgilerin arasında, panellerin içinde, savaşın etkilerinin yavaş yavaş gündelik hayata işlemeye başladığını görebiliyoruz. Aileye gelen haberler gün geçtikçe daha iç karartıcı olurken, romanın bu kısımlarından itibaren artık hiç bitmeyecek bir koşuşturmacanın başlamasına tanık oluyoruz. Toplama kampı söylentilerinden tutun da devriye gezme başlayan Alman askerlerine kadar, savaş artık tamamı ile karakterlerimizin hayatlarına giriyor.
Kamplardan kaçmaya çalışırken sürekli başkalarının bodrumlarında, ahırlarında kalmak zorundalar; bazı bazı Polonyalı komşuları onları saklıyor. Hayatlarına hakim olan belirsizlik en temel ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamayacaklarını sorduyuyor insana; bugün barınacak bir yer ve yiyecek bir yemek bulunabilecek mi? İhtimalleri artırması dahilinde sıklıkla yer değiştiriyorlar, bazı yerlerde daha uzun süre kalsalar da eninde sonunda hep gitmek zorundalar; yaşama olasılığı, sürekli hareket halinde olmaktan geçiyor gibi görünüyor. Vladek ve eşi Anja (Art Spiegelman’ın annesi) Macaristan’a kaçmak için plan yapıyorlar fakat trendeyken yakalanıyorlar ve Auschwitz toplama kampına götürülüyorlar.
Maus’un ikinci cildi, bundan sonraki olayları konu alarak ilerliyor. Holokost anlatıları içinde Maus’un özel bir yere sahip olmasının sebebi belki de tam olarak bu ciltte anlatılanlar; Vladek Spiegelman’ın şahit olduğu trajik olayları hayvan formunda çizilmiş karakterlerin ağzından okuyoruz. Hem de birçokları tarafından ‘çocukça’ olarak nitelendirilen bir formatta, çizgi roman biçiminde. Bu şekilde bakılacak olursa okuduğumuz trajedi belki bir nebze hafiflik kazanıyor. Duygusal yoğunluk bu formatla azaltıldığı için, anlatıcının şahitlik ettiği gerçeklik daha objektif bir şekilde okuyucuya tesir ediyor. Bu ciltte aynı zamanda Vladek Spiegelman’ın yaşama konusunda becerilerini de görebiliyoruz. Kampa getirilmeden önce bir sürü farklı işte çalışarak hayatta kalmıştı, kampa geldiğinde de gerekince askerlere ingilizce öğretiyor (bu sayede fazladan ekmek alıyor), gerekirse ayakkabı tamirciliği yapıyor, ya da çatı tamiri ile uğraşıyor; bir şekilde hayata tutunuyor. Maus’un en güzel tarafı da bu belki; savaşın gölgesi altında da olsa, yaşamaktan bir gün bile vazgeçmeyen insanları anlatıyor. Ve bu insanların gerçek kişiler olduklarını biliyoruz, hiçbiri kurmaca değiller. Işık tuttuğu gerçekler okuyucuya tam aksini gösteriyor olsa da Maus bu açıdan bir umut anlatısı.
Hikaye İçinde Hikaye
Vladek Spiegelman’ın anıları içinde İkinci Dünya Savaşı’nın korkunç gerçeklerine şahitlik ediyoruz. Fakat Maus’u bu kadar özel bir grafik roman kılan tek özelliği, bu anlatıyı biricik bir şekilde, metaforik ve deneysel olarak anlatması değil yalnızca; Vladek’e hikayesini anlattıran çizerimiz, yani Art Spiegelman’ın hayatından da pek çok kesite şahit oluyoruz. Art ve Vladek arasındaki ilişki de sıklıkla karşımıza çıkıyor.

Savaşın nesiller boyunca aktarıldığının en edebi kanıtı belki de Maus. Zaman zaman kendisine ve ailesine dair oldukça kişiselleşen bir grafik roman da oluyor. Bu bakımdan Maus için korkusuz bir anlatı da diyebiliriz. Hatta, daha önceden yayımladığı, ‘Cehennem Gezegeninde Bir Tutsak’ isimli, annesinin yani Anja Spiegelman’ın intiharını konu edinen kısa çizgi romanı da Maus’ta yer alıyor. Oldukça kişisel bir keder anlatısı olan bu çizgi romanı da okuyunca, Art Spiegelman’ın duygusal anlatıdaki başarısına şapka çıkarmamak elde değil. Başarısının sebebi, fazlasıyla yoğun duygular uyandıran, trajik olaylar çevresinde inşa edilmiş bir gerçekliği de çizse, bunun ‘gerçeklik’ olduğunu asla unutmaması. Bu sayede okuyucuya da, duygu sömürüsü yapmadan, empati kurdurtmayı başarıyor.
Yalnızca babasının hikayesini değil, babasından dinlediği hikayenin aktarımını da, yani kendisinin yazım/çizim sürecini de anlatıyor. Babasının ve annesinin başından geçenlerin, kendi üzerindeki etkilerini de bizlere gösteren bir çalışma. İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı ‘kolektif travma’ artık aşina olduğumuz bir kavram. Nesiller boyunca taşınan, kuşaktan kuşağa aktarılan bu travmaların ‘nasıl’ ve ‘niçin’ini, Maus’u okurken daha net bir şekilde anlayabiliyoruz. “Spiegelman’ın kullandığı güçlü metaforlardan biri de burada Hitler’in kurbanlarına, hayatta kalmayı başaranlara ve hatta onların oğulları ve kızlarına doğrulttuğu olarak yorumlanan el feneridir. Açıkça Spiegelman hayatta kalanlar ve onların çocukları için Holokost’u unutarak yaşamanın mümkün olmayacağını vurgulamaktadır. Bu çalışma adı geçen grafik romandaki hiç bitmeyen travmayı metaforlar ve karakterler üzerinden incelemektedir.” (Koçak, Kenan, Spotlight of Hitler: Never-Ending Trauma in Art Spiegelman’s Graphic Novel Maus, 2017). İkinci ciltte, Art’ın terapistiyle görüştüğü bölümde, babası holokosttan kurtulduğu için kendisinin asla babası kadar iyi olamayacağını düşündüğünü söylüyor mesela; kendine itiraf etmesi bile zor olan bu gerçeği, belki de milyonlarca kişinin okuyacağı bir grafik romana koymak Maus’un cesur bir anlatı olduğunun en büyük örneklerinden biri. Bütün bunları anlatırken dürüstlüğünden ve samimiyetinden ödün vermeden, gerçekleri olan çıplaklığıla gözler önüne seriyor Art Spiegelman ve her zaman tarafsızlığını koruyor.
Bütün bunların ışığında özetleyecek olursak Maus, gerek anlattıkları gerekse anlatım biçimiyle, her yönden oldukça özgün bir anlatı. Hissettirdikleri ve anlattıklarıyla grafik roman bittikten sonra bile kişinin aklında kalıcı bir yere sahip oluyor.
Kaynakça ve İleri Okuma
Art Spiegelman, MAUS, İletişim Yayınları, 6. Baskı, 2023
Gamze SABANCI UZUN.(2018).“SONSUZA KADAR MUTLU YAŞADILAR, TARİHE DEĞİL, MASALA AİT BİR KAVRAMDIR”: JANE YOLEN’IN MASAL YOLU İLE HOLOKOST ANLATIMI.International Journal of Language Academy https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&makale_id=25701#
Kenan KOÇAK.(2017).HİTLER’İN SPOT IŞIĞI: ART SPIEGELMAN’IN GRAFİK ROMANI MAUS’TA HİÇ BİTMEYEN TRAVMA.The Journal of Academic Social Science https://ijla.net/?mod=makale_tr_ozet&makale_id=25701#
Witek, J. (1989). Comic Books as History: The Narrative Art of Jack Jackson, Art Spiegelman and Harvey Pekar. Jackson: University Press of Mississippi.
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!










