Kültür/SanatTarih

Geleceği Bilme Merakı: Geçmişten Bugüne Falcılık

İnsanoğlu, insanoğlu olalı her daim geleceği bilmek istemiştir. İnsanlığın merak ettiği durumlar değişse de başvurduğu doğaüstü ve spiritüel inançların kökeni çok eskilere dayanır. Kendisini nelerin beklediğini öğrenmenin hep bir yolunu aramıştır insan. Hayvan karaciğeriyle savaş çıkıp çıkmayacağını tahmin eden atalarımızın yerini bugün tarot ve kahve falı almıştır.  İsterseniz bugün, falcılığın doğuşuna ve türlü türlü yollara evrimleşmesine; kısacası falcılığın tarihçesine birlikte bir yolculuk yapalım!

Falcılığın ilk örneklerini çoğunlukla Mezopotamya’da gözlemliyoruz ancak bu uygulamalar o zamanlar falcılık olarak değil, âdeta günümüzdeki gibi bir bilim dalı olarak görülüyordu. Hem devletin hem de dinin ayrılmaz bir parçası sayılıyordu. Önemli devlet kararlarından, siyasi ve dini olaylara kadar pek çok konu, bu yöntemlerle belirleniyordu. Mezopotamya’nın Sümer, Hitit ve Babil uygarlıklarında bu uygulamaların izlerine rastlıyoruz.

İlk örneklerden biri karaciğer falıdır; diğer adıyla hepatoskopi. Sümerler bu teknikte kurban edilen kuzuların iç organlarını, özellikle de karaciğeri inceliyorlardı. Karaciğerin tercih edilmesinin sebebi, o dönemde vücudun ana organının kalp değil karaciğer olduğuna inanılmasıydı. Bu yüzden kararlar karaciğere bakılarak veriliyordu.

ilk gorsel

Bir diğer Sümer tekniği ise suya bir miktar yağ dökerek, karışmayan bu iki sıvının oluşturduğu şekilleri yorumlamaya dayanıyordu. Ayrıca, bu yöntemin ölü ruhlarla iletişime geçmek için kullanıldığına da inanılıyordu. Buna ise lekanomansi deniliyordu.

Mezopotamyalıların gökyüzünü incelemeye ne kadar önem verdiğini biliyoruz. Öte yandan,  görüyoruz ki onlar için bilim niteliği taşıyan falcılıkta da yıldızlar epey önemliydi çünkü yıldızlar onlar için göğün yazılarıydı; geleceğin ve kaderin yıldızlardan okunabileceğine inanılıyordu. Kısacası, insanoğlu her zaman geleceği öğrenmeye büyük bir merak duymuştur diyebiliriz.

Belki de astrolojinin ilk temelleri sayılabilecek bu alanda, dikkat çekici örnekler de mevcut. Milattan önce 29 Nisan 410’da doğan bir kişinin kaderini anlatan çivi yazılı bir metin bulunmuştur. Böylece gökyüzü kullanılarak geleceğe dair merakın giderilmeye çalışıldığını görüyoruz.

ikinci gorsel

Yine Mezopotamya’da Enuma Anu Enlil adında bir tablet dizisi mevcut. Bu metinlerde tam yedi binden fazla gökyüzü işareti ve bu işaretleri takip eden olaylar yazılıymış. Yani hangi gökyüzü işareti hangi olaya denk geliyor, hepsi kaydedilmiş; âdeta bir kehanet ansiklopedisi ortaya çıkarılmış.

Çin’e baktığımızda ise burada da pek çok farklı kehanet yöntemi görüyoruz. Çinlilerde kehanet kemikleri en yaygın yöntemlerden biriydi. Bu yöntemde kaplumbağa kabukları ya da öküz kürek kemikleri ateşe atılır, oluşan çatlaklar yorumlanırdı. 

Kürek kemiği tekniği de oldukça yaygındı. Aynı şekilde Çinliler de astrolojiye özel bir ilgi duyuyor ve bu alanda çalışmalar yapıyordu.

ucuncu gorsel

Kemiklerle ve kayaçlarla başlayan fal yolculuğu, insanlık için hiçbir zaman sona ermedi. Yöntemler değişse de insanların geleceği öğrenme arzusu hiç sönmedi ve farklı yöntemlerle varlığını sürdürdü.

Günümüze yaklaştığımızda ise en bilinen fal yöntemlerinden biri tarot karşımıza çıkıyor. Ancak tarotun geçmişi sanıldığı kadar eski değildir. Aslında 15.yüzyılda İtalya’da ‘trionfi’ adıyla ortaya çıkan bu kartlar, başlangıçta sadece bir oyundu; fal amacı taşımıyordu. 

Ta ki Antoine Court de Gébelin adlı bir yazar ve rahip, hiçbir bilimsel dayanağı olmamasına rağmen bu kartların Mısır’da kaybolan bir kütüphaneden kurtulmuş, 78 sayfalık gizli bir “Thoth’un Kitabı” olduğunu iddia edene kadar. Bu iddia kısa sürede ilgi gördü ve ticari bir fırsata dönüştü. Önce kartlarla fal bakılmaya başlandı, ardından bu yöntem gelişerek günümüzdeki tarot halini aldı. İnsanlar gizli bir bilgi ya da ilahi bir mesaj aramaktan hiçbir zaman vazgeçmedi. 

Türklerin tarihine baktığımızda da falın her yerde olduğunu görüyoruz. Orta Asya Türkçesinde fal kavramı “ırk” kelimesiyle ifade edilirdi. Suya ve aynaya bakma, kurşun dökme, köz ve kürek kemiği falı gibi yöntemler oldukça yaygındı. Şamanlar ise kayıp kişilerden haber almak için ayna kullanabiliyordu.

dorduncu gorsel

Türklerin İslamiyet’e geçmesiyle birlikte falcılık ve büyücülüğün yasak olması bir çelişki yarattı ancak Türkler fal bakmaktan tamamen vazgeçmedi; bunu İslamiyet’e uyarladılar. Osmanlı’da en yaygın türlerden biri “Kur’an Falı”ydı. Kişi abdest alır, niyet eder ve rastgele bir sayfa açardı. Açılan sayfadaki harfin belirli bir cetveldeki karşılığına bakılarak yorum yapılırdı. Bunun Allah tarafından gönderilmiş bir mesaj olduğuna inanılırdı.

Osmanlı’da falcılık sadece bireysel bir uğraş değil, aynı zamanda bir meslek haline gelmişti. Evliya Çelebi’nin aktardığına göre falcılar bir esnaf grubuydu. “Falcıyan-ı Musavviran” olarak adlandırılan bu kişiler, kağıt ya da deri üzerine çizilmiş padişah veya pehlivan resimlerini kullanarak ücret karşılığında fal bakarlardı. Resimlere göre beyitler okuyarak geleceğe dair yorumlar yaparlardı. Tarihin tozlu sayfalarında hatta belki de bilginizin erişemeyeceği noktalarda bile falcılığın sayısız örneği vardır çünkü insanoğlu var olduğu sürece merakını her zaman kalbinin bir köşesinde taşır ve bu merak, onu farklı yollarla bilgi edinmeye yönlendirir.

besinci gorsel

Yüzyıllar boyunca pek çok farklı fal yöntemi ortaya çıkmıştır. Dini, siyasi ya da toplumsal kısıtlamalar bu merakı yok edememiş; yalnızca yöntemlerini değiştirmiştir. Büyük ihtimalle falcılık, hayatımızda uzun yıllar daha var olmaya devam edecek. Öte yandan, bilimsel bir karşılığı olmadığı da açıktır. Bu yüzden en doğru yaklaşım belki de şu sözdür: Fala inanma, falsız da kalma.

Kaynakça ve İleri Okuma 

Aeon. (t.y.). Tarot cards: A tool of cold tricksters or wise therapists? https://aeon.co/essays/tarot-cards-a-tool-of-cold-tricksters-or-wise-therapists

İthaf Sanat. (t.y.). Osmanlı dönemi fal geleneği ve falnameler. https://www.ithafsanat.com/osmanli-donemi-fal-gelenegi-ve-falnameler/

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. (t.y.). Fal.https://islamansiklopedisi.org.tr/fal

Victoria and Albert Museum. (t.y.). Tarot cards. V&A. https://www.vam.ac.uk/articles/tarot-cards 

Wen, B. (2019, 12 Nisan). Tarot and geopolitical divination: Antoine Court de Gébelin. Benebell Wen. https://benebellwen.com/2019/04/12/tarot-and-geopolitical-divination-antoine-court-de-gebelin/

Begüm Büke

Merhaba, ben Begüm. ODTÜ Kimya Mühendisliği lisans öğrencisiyim. Okumayı ve yazmayı her zaman bir tutku olarak gördüm.Bilim dünyasının merak uyandıran konularını anlaşılır ve keyifli bir dille paylaşmayı amaçlıyorum. Doğa Filozofu sayesinde sizlere ulaştığım için çok heyecanlıyım!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu