FelsefeFilozoflar

Bilimin Filozof Savunucusu: Karl Popper

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Her Şeyi Açıklayan Teoriler ve Yanılma Cesareti
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Daha önce hiç düşündünüz mü, bir düşünceyi “bilimsel” yapan şey nedir? Herkesin onaylaması mı, gözlemlenebilir olması mı, yoksa onu yanlışlayabilecek bir ihtimalin bulunması mı? Bugün doğru kabul ettiğimiz bilgiler acaba hangi zeminde ayakta duruyor? Karl Popper, tam da bu soruların peşine düşen bir filozoftu.Bu yazıda sadece bir bilim felsefecisinin teorilerini değil, aynı zamanda düşünme biçimimizi kökten etkileyen bir zihinsel devrime göz atacağız.

Popper Kimdir?

Hayat bazen sorularla başlar değil mi? Karl Popper için bu sorulardan biri şuydu: “Bir düşünceyi bilimsel yapan nedir?”

1902 yılında Viyana’da dünyaya gelen Popper, erken yaşta hem sanatla hem de felsefeyle içli dışlı oldu. Müziğe tutkundu, matematikle ilgileniyordu ve sosyalist fikirlerin cazibesine kapılmaktan geri durmamıştı. Popper, fikirleri benimsemek kadar, onlardan şüphe etmeyi de öğrenmişti.

Gençliğinde Marksist bir çevrede yer almasına rağmen, kısa süre içinde bu sistemin kendini yanlışlayamaz oluşundan rahatsızlık duydu. Her açıklamanın içinde bir cevap vardı, ama o cevaplar hiçbir zaman sınanmıyordu. Bu sorgulama hali, hayatı boyunca sürdüreceği entelektüel pozisyonunun temelini attı: “Gerçek bilgi, ancak çürütülebilir olduğu sürece değerlidir.”

Peki Popper tam olarak ne anlattı? Bilgi nasıl çürütülebilirdi? İşte bunun cevabı Popper’ın en derinde özdeşleştiği kavramla ilgili: Yanlışlanabilirlik İlkesi.

Yanlışlanabilirlik İlkesi

Popper, bilimin özünü anlamaya çalışırken dönemin bilim anlayışını da ters yüz etti. Pozitivistlerin “gözlemle doğrulanabilirlik” ilkesine karşı çıkarak, yepyeni bir kriter ortaya koydu. Bu da yanlışlanabilirlik ilkesi oldu. Ona göre, bir teori eğer her şeyi açıklayabiliyorsa bu, onun bilimsel değil, inanç temelli olduğunu gösterirdi. Örneğin astroloji gibi tamamen gök olayları ile ilgili olan bir alan eğer sizin psikolojik seçimlerinizi de etkilediğini iddia ediyorsa bu aslında bilimsel değil inanç temelli oluyor. Popper’a göre gerçek bilimsel teori bundan farklı olarak risk almalı ve yanlışlanmaya açık olmalıydı.

bilimin filozof savunucusu 2
Görsel yapay zeka yardımıyla oluşturulmuştur.

Bu bir yenilikti çünkü Popper öncesinde bilim dünyasında başka bir kavram hakimdi: doğrulamacılık.

Bu yaklaşım, bir hipotezin ne kadar çok doğrulayıcı örnekle desteklenirse o kadar bilimsel olduğunu savunuyordu.Popper bu anlayışı kökten reddetti. Ona göre, hiçbir gözlem zinciri mutlak doğruluğa ulaşamaz çünkü her zaman başka bir olasılık vardır. Oysa tek bir siyah kuğu, teoriyi anında çürütür. İşte bu noktada Popper, bilimsel bir teorinin değeri için şu ölçütü getirdi: “Bir önerme, yalnızca onu çürütecek gözlem veya deney hayal edilebiliyorsa bilimsel olabilir.”

Buradaki en güzel örnek yine Popper’dan gelir. “Tüm kuğular beyazdır” savı, bin gözlemle değil, tek bir siyah kuğuy görülmesiyle çürütülebilir. Popper’a göre işte bu, bilimin ilerleyişiydi: Yanılabilir ama açık fikirli bir süreç. Peki, bir teorinin Popper’a göre bilimselliğini nasıl görürüz? İşte onun da cevabını şöyle örnekleyelim:

Einstein ışığın, yerçekimi olan bir ortamda büküleceğini söyler. Popper’ın yaşadığı dönemde, bunu doğrulayan bir örnek de ortaya çıkmıştır. 1919’daki güneş tutulması sırasında yapılan ölçümler bu tahmini doğruladı. Işık büküldü ama ölçüm farklı çıksaydı, Einstein’ın teorisi yanlışlanabilirdi. İşte Popper’a göre bu, teorinin bilimsel oluşunun kanıtıdır.

Popper’ın düşünce dünyasına hizmeti bu kadarla kalmadı. O, bir de tarihe merak saldı ve bunun sonucunda tarihsicilik eleştirisi getirdi.

Tarihsicilik ve Açık Toplumlar

Öncelikle Popper’ın kavramına geçmeden önce neyi eleştirdiğini bir anlayalım değil mi? Geleneksel olarak tarihselcilik, tarihî olayların belirli bir doğrultuda, aşamalı ve kaçınılmaz bir şekilde geliştiğini savunur. Hegel ve Marx gibi isimler bunu söyler. Bu ilk başta doğru bir açıklama gibi görünse de düşündüğünüz zaman aslında olayların bilimsel olarak gerçekleştiğini iddia etmiş oluyorlar. Popper ise buna karşı çıkmıştır. Ona göre bu görüşler, geleceği önceden bilebileceğimiz yanılgısı yaratıyor. Popper bunu şu şekilde açıklıyor: “Bilimin ve toplumun geleceği, henüz icat edilmemiş teorilere, keşfedilmemiş olgulara ve alınmamış kararlara bağlıdır. Bu nedenle, onu öngörmek mümkün değildir.”

bilimin filozof savunucusu 3
Görsel yapay zeka yardımıyla oluşturulmuştur.

Yani hem yanlışlanabilir olmaması hem de kehanetçilik yapmasından dolayı bu eleştiriyi getirmiştir. İşi biraz daha ileri götürerek tarihselciliğin yalnızca felsefi bir hata olmadığını da söyler Popper. Ona göre aynı zamanda otoriterliğe ve totaliter rejimlere meşruiyet sağlayan bir düşünce biçimidir. “Ne alakası var yahu?” dediğinizi duyuyoruz. Popper bunu şöyle anlatıyor. Tarihin yasalarına inananlar, bu yasalara hizmet etmeyen bireyleri bastırmayı haklı görebilir.  Tabii bir de geleceği “bilmek” iddiasında bulunanların, iktidarın eleştirilemez bir otorite hâline gelmesini doğurur. Popper buna kesinlikle karşıdır. Hatta öyle ki Popper bunu,  1945’te yayımladığı “The Open Society and Its Enemies” (Açık Toplum ve Düşmanları), yalnızca felsefi değil; aynı zamanda siyasal anlamda da incelemişti. Kitap, özgürlükçü demokrasinin felsefi savunusunu yapar ve onu tehdit eden “kapalı toplum” düşüncelerini gösterir. Kısaca özetlersek, açık toplum bireylerin özgür olduğu ve demokrasinin hakim olduğu toplumlarken; kapalı toplumlar ise monarşiler ile yönetilen toplumlardır. Popper’a göre felsefe dünyasında Hegel, Platon ve Marx açık topluma düşman olan kişilerdir. “Neden?” diye soruyorsunuz değil mi? Platon için “Devlet” adlı eserinde mükemmel toplum düzeni hayali ilekapalı, hiyerarşik bir toplumu güzellemesi nedeniyle, Hegel için devleti “Tanrı’nın yeryüzündeki yürüyüşü” olarak kutsaması nedeniyle ve Marx için sınıf çatışmasını kaçınılmaz görmesi nedeniyle böyle düşünür. 

İşte Popper tüm bu düşünceleriyle felsefe dünyasında büyük yankılar uyandırmış oldu. 1994 yılında hayata gözlerini yumduğunda, ardında yalnızca kitaplar değil; aynı zamanda düşünceyi yaşatma biçimi bıraktı. Onun için gerçeğe ulaşmaktan daha önemli olan, gerçeğe yaklaşma niyetini sürekli diri tutmaktı. Her soru soruşumuzda, her dogmaya kuşkuyla yaklaştığımızda, her fikri çürütme cesareti gösterdiğimizde felsefenin gereğini yerine getiriyoruz ve yanlışlanabilirlik doğrultusunda her fikir devamlı gelişmiş oluyor.

Kaynakça ve İleri Okuma

The Editors of Encyclopaedia Britannica. (t.y.). Karl Popper. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Karl-Popper

Thornton, S. (2022, 12 Eylül). Karl Popper. The Stanford Encyclopedia of Philosophy. https://plato.stanford.edu/entries/popper/

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu