Dini Bir Varoluşçuluk: Kierkegaard


Doğa Filozofu’nu yakından takip edenler bilir ki daha önce pek çok varoluşçu filozof ve doğrudan varoluşçuluk özelinde yazılar yayımladık. Bu yazılarda da Sartre, Beauvoir, Camus ve Nietzsche gibi ateist isimler ön plandaydı. Onlar, ağırlıklı olarak Tanrı’nın olmadığını ve bizim kendi varlığımızı kendimizin yaratacağı kanaatindeydi. Şimdi o isimlerden daha önce ortaya çıkmış ve varoluşçuluğun temelini atmış bir isimle baş başa olacağız: Søren Kierkegaard.
Kierkegaard 19. yüzyılın ilk yarısında yaşamış Danimarkalı bir filozoftur. O, bireyin varoluşsal sorumlulukları, içsel çatışmaları ve Tanrı olan ilişkisi üzerine odaklanmıştı. Onun amacı din ile henüz ismi konulmamış olan varoluşçu anlayışı birleştirme hedefindeydi. Kierkegaard, ne yaptığını bilerek yapmamıştı. Yaptığı şeyin varoluşçuluk olduğunu da bilmiyordu çünkü bu isim 20. yüzyıla kadar ortaya çıkmayacaktı. Kierkegaard yalnızca bireyin kendi kimliğini bulması ve kendi özünü yaratması üzerine odaklanacaktı. Bu yazımızda onu aslında iki kitabı üzerinden tanıyacağız. Bunlardan ilki “Ya/Ya Da”, diğeri de “Korku ve Titreme” olacaktır. Zaten bunlar dışında pek fazla büyük işi olamadan, belki de bir filozofun en etkin olacağı yaşlarda(42) hayatını kaybetmişti. Şimdi gelin, potansiyeli oldukça yüksek olan filozofumuzun ilk eseri ile başlayalım:
Ya/Ya Da
Kierkegaard, bu eserde insan yaşamında en temel iki varoluş biçimi olduğunu savunarak başlar: “Estetik” ve “Etik”.

Bu kitaptaki çatışma, bireyin ikisi arasındaki gidiş gelişi üzerine kurulmuştur. Önce “estetik aşama” adını verdiği bölümle başlar. Bu aşamada Kierkegaard, estetik yaşam biçiminin haz, güzellik ve duyusal tatminlere dayandığını söyler. Hayattaki anlam dış dünyada aranır ve manevi değerler biraz daha dışarıda kalır ancak Kierkegaard bu aşamanın en nihayetinde içeride oluşan bir “boşluk” hissiyle son bulduğunu söyler. Bu hazlar altında gerçek bir anlam olmadığı için asla tam anlamıyla tatmin olunmaz ve sonucunda “varoluşsal umutsuzluk” bireyi içine alır. Kierkegaard bu süreçte pek çok örnek ve hayali hikayeler kullanır. Örneğin bunlardan birisinde, Johannes adında bir karakterin beğendiği kadını baştan çıkarmak için verdiği çaba konu olmuştur. Daha sonra, Johannes bu yolu tercih ettiği için duygusallıktan ve derin ilişki kurmaktan uzaklaştığını fark edecek ve pişman olacaktır.
Bunun ardından bu sefer de “etik aşama” devreye girecektir. Kierkegaard’a göre bu aşama çok daha derin ve manevi değerlerin anlam kazanacağı bir aşamadır.
Burada bireyler, dışarıdan bakınca pek de zevkli görünmeyen ancak oldukça tatmin edici eylemlere dahil olacaktır. Haz ve mutluluk peşinde koşmak artık yaşamın ta kendisi değil, içindeki parçalardan olacaktır. Bireyin hayatı bu aşamada, kendi içsel değerlerine ve toplumsal sorumluluklarına göre düzenlenmeye başlar. Bu şekilde birey, daha anlamlı bir hayat arayışı içerisine girer. Kierkegaard, bu bölümde “A” adını verdiği estetik düşkünü bir karakter ile “Hakim Vilhelm” adını verdiği etik aşamaya geçiş yapan iki karakterin tartışması üzerine gider. Burada Vilhelm, ahlak ve sorumluluğa dayanan bir hayatın neden daha anlamlı olduğunu aktarmaya çalışır.

Kierkegaard’a göre karar almak hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Estetik hayatı benimsemiş kişiler ise karar almaktan kaçınmak durumundadır çünkü o kararı aldıktan sonra arkasından sorumluluklar gelecektir.
Elbette Kierkegaard tüm kitap boyunca bunu oldukça ince bir şekilde işlemişti. Yapısı itibarıyla“sert” bir filozof olmamıştı. O; Kant, Nietzsche veya Sartre gibi kükreyebilen birisi değildi. Camus gibi nahif bir ruha sahipti. Buna rağmen kitap içerisindeki amacının ne olduğu oldukça rahatça görülüyordu.
Kierkegaard’ın bu kitabı yazmasının temel amacı aslında karar vermenin ve sorumluluk almanın önemini vurgulamak istemesiydi. Hatta işi biraz daha ileri götürerek etik aşamasının da ilerisindeki dini aşamaya geçilmesini öneriyordu. Kişi ancak bu şekilde kendi yaşamını gerçekten anlamlı hale getirebilecekti ancak bu temayı asıl işleyeceği eser Korku ve Titreme olacaktı. O nedenle spoiler’a mahal vermemek için Ya/Ya Da’yı burada bırakalım.
Korku ve Titreme
Adı Stephen King romanlarından fırlamış gibi olan bu eser aslında bir roman değildi. İçi yine hikayelerle dolu olsa da bu kitap Kierkegaard’ın kendi anlatısına yoğunlaştığı bir eserdi. Kierkegaard, belki tepki çekmemek için belki de çekingen yapısı dolayısıylabu kitabı kendi adıyla çıkarmamıştı. Hayır! Bu kitabı “Johannes de Silentio” çıkarmıştı. İroniktir ki bu isim aslında “Sessizlik Yuhanna” demekti. Yuhanna ismi de İsa’nın 12 havarisinden birisinin ismidir. Kimilerine göre Kierkegaard bu ismi kitap içerisinde de sıklıkla geçen “İnancın Şövalyesi” konsepti için seçmişti. Dileriz ki konuyu dağıtmamışızdır. Haydi gelin şimdi bu kitabı daha yakından inceleyelim.
Kierkegaard, Ya/Ya Da ile aynı yıl içerisinde bu kitabı çıkarmıştır. Bu metinde Kierkegaard, inanç ve fedakarlık üstüne eğilmiştir. Metinde Hz. İbrahim’in oğlunu Tanrı için feda etmesi ön plandadır. Kierkegaard bu olayı “İnanmayanlar için skandal, inananlar için mucize” olarak tanımlamıştır. Ona göre bu olay karşısında sorulması gereken sorular vardı:
- Hz. İbrahim, Tanrı’nın oğlunu kurban etme emrine nasıl boyun eğdi?
- Böyle bir eylem ahlaki açıdan savunulabilir mi?
- Hz. İbrahim’in eylemi, sıradan bir insanın anlayışını aşan bir “inanç atlayışı” mıdır?

Kierkegaard bu olayın sonucunda Hz. İbrahim’in artık standart bir teist olmadığını, artık onun “inancın şövalyesi” olarak verilebilecek en sert emirleri bile yerine getirebileceğini söyler. Birazdan tüm bu detaylar hikayemiz içinde şekillenecektir. Az önce, Ya / Ya Da içerisinde etik aşamanın bile Kierkegaard’a tam olarak yetmediğini söylemiştik. İşte burada bu kısım biraz daha öne çıkıyor.
Kierkegaard’a göre, Hz. İbrahim’den istenen şey oldukça ağırdır ve o iki seçenekle karşı karşıya kalmıştır. Bunlardan birisi ahlaki birisi de dinidir.
- Ahlaki açıdan bakıldığında, bu emir kabul edilemezdir. Bir baba, oğlunu öldüremez.
- Ancak dini bir perspektiften, Tanrı’nın emri sorgulanamazdır.
İşte bu noktada akıl muhtemelen ahlaki yolu tercih edecektir ancak Hz. İbrahim, aklının almadığı bir eylemi gerçekleştirerek tamamen inanç temelli bir hamlede bulunmuştur yani “inanç atlayışı” yapmıştır. Hz. İbrahim burada Tanrı’ya güvenmeyi tercih etmiştir. Bu güveni de akıl açıklamayacaktır. İşte böylece Kierkegaard’ın sistemi de gözler önüne serilmiştir. Kierkegaard, ahlak ve inanç arasında yer yer çatışmalar olduğunu bu olay ile açıklar. Peki bunun varoluşçuluk ile ilişkisi nedir?

Bunun cevabı Kierkegaard için oldukça bellidir. Ona göre, böyle bir durumda bile seçim hakkımız vardır. Seçim elimizdedir. Bir nevi özgürüzdür ancak bu özgürlük beraberinde Hz. İbrahim’in yaşadığı gibi ağır sonuçları da getirebilecektir. Bunun sorumluluğunu da almak mecburiyetindeyizdir.
Kierkegaard’a göre, Tanrı bizi özgür kılmıştır. Bizlere kendimizi gerçekleştirme şansı sunmuştur. Bize bir öz vermek yerine özgürlük sunmuştur. Bu nedenle hepimiz kendimizi gerçekleştirme şansına sahip oluruz. Kierkegaard bu özgürlüğü yönetmenin ve altında ezilmemenin en iyi yolunun da yine Tanrı’dan geçtiğini savunur. İşte böylece onun sistemi tamamlanır. Elbette bu yazıda aktaramayacağımızdetaylar var ancak genel olarak bu şekilde bir anlatı sunduğunu söylersek yanılmış olmayız.
Kierkegaard, varoluşçuluğun temelini bu şekilde atmış olur. Bu yolu daha sonradan keşfedecek olanlar onun anlatısı üzerinden yeni yollar da ortaya koyacaktı.Bu yazımızı onun güzel bir sözüyle tamamlamak isteriz:
“Hayat ancak geriye doğru anlaşılabilir, ama ileriye doğru yaşanmalıdır.”
Kaynakça ve İleri Okuma
Kierkegaard, Søren | Internet Encyclopedia of Philosophy. (n.d.). https://iep.utm.edu/kierkega/
Søren Kierkegaard (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2023, May 22). https://plato.stanford.edu/entries/kierkegaard/
Westphal, M. (2024a, November 7). Søren Kierkegaard | Danish philosopher & existentialist. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Soren-Kierkegaard
Westphal, M. (2024b, November 7). Søren Kierkegaard | Danish philosopher & existentialist. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Soren-Kierkegaard/Three-dimensions-of-the-religious-life
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!






