Felsefe

Haz Varsa Ahlak Yok: Deontoloji

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Kant Neden Hayat Kurtaran Yalana Karşı
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Yine anormal bir başlık yine ahlak değil mi? Daha önceki yazılarımızdan “Mutsuzsan Ahlaksızsın: Erdem Etiği” gibi bu da felsefe tarihinin sayfalarından fırlayan ahlak sistemlerinden bir tanesi. Tabi belirtmemiz gerekir ki yine çarpıtılmış bir gerçeklik var burada. Deontoloji dediğimiz sistemin kurucusu Immanuel Kant her ne kadar buna yakın cümleler kursa da tam olarak ahlakı tanımlayan şey hazdan uzaklık değildi. Peki Kant ne dedi? Gelin inceleyelim!

Ödev Ahlakı

Birçoğumuzun lise felsefe dersleri harika değildi. Çoğunlukla anlatılan bilgiler eksikti, yanlıştı veya anlamları yeterince açık değildi. Bize lisede “Sınavda ödev ahlakı gördüğünüz yerde Kant!” gibi bir cevap sunuldu. Peki neydi bu ödev ahlakı veya Kant buna bu adı mı vermişti? Tabi ki de hayır. 

Şunu belirtmek gerekiyor ki ahlak sistemleri, kendilerinin açıkça cevaplamadığı birçok soruya sistemlerinin elverdiği ölçüde cevap verir. Mesela:

  1. Evrensel Bir Ahlak Yasası Var mı?
  2. Eylemlerimizin Sonucu Önemli mi?
  3. Niyet Önemli mi?

Bu örnek üç soru Kant’ın sisteminde çok açık cevaplar buluyor. O yüzden gelin kısaca bir sistem analizi yaptıktan sonra bu üç sorunun cevabına birlikte bakalım.

Kuralcı bir Alman İdealizmi

Kant, genel olarak kuralcı bir Alman idealizmini benimser. Yani ona göre olaylar idealist bakış açısıyla cevaplanır. İdealizm, bizim günlük hayattaki disiplinli bir şekilde bakış açımızla alakasızdır. İdealizm, olayların altında daha çok soyut değerler arayarak gerçeğe ulaşacağımızı söyler. Yani fiziksel sonuçlar ve olaylar pek önemli değildir. Kant da bunun için en soyut kavramlardan birini ahlakın merkezine koyar ve o da “Niyet”’tir. Yalnız burada Kant’ın bu tanıma da ciddi ket vurduğunu ve kendine göre şekillendirdiğini belirtmemiz gerekiyor. Bize göre niyet dediğimiz şey bir işi yaparken olan hedeftir. Örneğin, birine sarılmak istediniz ama sakarlığınızdan o kişinin canını yaktınız. Niyetiniz sevmekken can yaktınız değil mi? Tamam, bu Kant’a göre niyetin yanlış tanımı değil ama konu ahlak olduğunda sarılma niyetiniz etik bir değer taşımamış oluyor. Ona göre iyi niyet dediğimiz şey ahlaklı yolda atılmak istenen hamle. Bu hamle de muhakkak belli kuralları yerine getirmeye çalışma denemesidir. 

Immanuel Kant e1693061510442

Biraz daha açacak olursak, varsayalım ki Kant size kendi yazdığı ahlak yasalarını verdi. Her biri madde madde… Siz salt bir çabayla bu maddeleri gerçekleştirmek istiyorsunuz. İşte bu iyi niyet olmuş oluyor. İnisiyatif almaksızın bu yazılı ve net kuralları takip etmenizi beklendiği için bu sürece “Ödev Ahlakı” deniyor. Peki ama bu kadar mı? Hayır. 

Haz Yok Rocky!

Kant, bu görevlerin önüne alternatif amaçların ve motivasyonların geçmesini istemiyor. Bu nedenle de ek bir ön koşul daha getiriyor. Kant’a göre size verdiği rehberdeki görevlerin yapılmasında olacak tek motivasyon görev bilincidir ve aslında bu görev bilinci de bilgisayarınkinden pek farklı değildir. Örneğin, siz birine o listede yazılan iyiliklerden birini yaptınız. Eğer bunu o kişiyi mutlu etmek için, para için veya şan-şöhret için yapıyorsanız artık o eylem görev için değil sizin bencil amacınız için yapılarak kirletilmiş oluyor. Tamam diyorsunuz değil mi, bu anlaşılabilir. Peki ya bunların hiçbiri olmadan duyduğunuz haz? Düşünelim. Yaşlı birini karşıdan karşıya geçirdik. Bunu kimse görmedi, kimseye anlatmadık. Yine de sadece iyilik yaptığımız için mutlu oluruz değil mi? Friends dizisinde Joey’nin “There is no selfless good deed.” yani “Bencilce olmayan iyilik yoktur.” sözünü hatırlayalım. İşte Kant’a göre içimizde sessizce duyduğumuz o sevinç ve tatmin de görevi tıpkı diğerleri gibi kirletir ve yaptığımız şey her ne kadar görevi yerine getirse de ön koşul olan “yalnızca iyi niyet” kısmını yok eder. Bu nedenle hemen her hamle ya ahlaksız olur ya da ahlaki değeri nötr olur. Bu noktada aşırı beklentide olanın Kant olduğunu belirtmek lazım. İnsanın bu hazzı duymadan bir hamle yapması mümkün değildir. Hiçbirimiz o hazzı içimizde hissetmeyi engelleyemeyiz. 

Haz

Kant’ın bu kısımdaki beklentisi çok yüksek olsa da içimizde duyduğumuz hazzın yapacağımız hemen her hamleye alt bir motivasyon hazırladığı aşikardır. O hissin bağımlısı olarak bazen hamleler yapabiliyoruz. Tabi dediğimiz gibi, Kant bu kısımda işleri epey zorlaştırsa da ondan önceki kısmın daha anlaşılabilir olduğu düşünülebilir. 

Katı Kuralların Sistemi

Sisteme dönersek, belirli hamleler var ve bunlar yapılması gereken hamleler. Yalan söylememek, adam öldürmemek, meslek ne gerektirirse onu yapmak vb. Ancak, Kant’a göre bu hamleleri meşru kılan hiçbir kısım yok. Yani, hiçbir zaman yalan söylemek affedilemez. Peki kapınıza birisi dayanıp en yakın arkadaşınızın yerini sordu. Bellerinde silah var, tekin tipler değiller. Yine mi yeri hakkında yalan söyleyemeyiz? Kant’a göre yine hayır. Yani her şart ve şekilde bu eylemler kötüdür ve onları aklayan hiçbir durum yoktur. 

Sistemi ana hatlarıyla böylesine katı bir yapıda. Eylemler net bir dille açıklandı ve bunları nasıl bir ruh hali içinde yapacağımız da zor ötesi olsa da net. Şimdi gelelim yukarıdaki üç soruya. Kant’a göre ilk sorumuz olan “Evrensel Ahlak Yasası Var mı?” zaten sistemin kendisi. Ona göre her şey bu yasaya dahildir. Böylece cevap apaçık bir “Evet!” olmuş oluyor. İkinci sorudaki eylemlerimizin sonucunun önemli kısmı da net bir “Hayır!”. Peki neden? Ben birini yanlışlıkla öldürsem tamam mıdır? Kant buna şöyle yaklaşıyor: Eğer sen, tıpkı yasalardaki gibi bir eylem yapmaya çalıştıysan ama salaklığından veya beceriksizliğinden dolayı hesap edemediysen o zaman ahlaksızlık yapmış olmuyorsun çünkü amacın tam tersiydi. Tabi bu noktada bunu yapana bol bol salak diyeceğine şüphe yok ama en azından buna aklı başında olmayan birinin cezai ehliyeti gibi bakabiliriz. Son olarak “Niyet önemli mi?” sorusunu cevaplamaya sanırım gerek yok. 

Immanuel Kant

Özetle, Kant oldukça katı ve sınırları net olan bir sistem sunuyor. Bu sistem her ne kadar sınırlara oynayan ve vicdana pek uymayan kısımlar barındırsa da felsefe tarihinde net bir çatal açmış oldu. Çatalın ilk tarafında Kant’a katılanlar ve bu sistem içinde ek sistemler kuranlar varken, çatalın diğer tarafında kesinlikle Kant’a katılmayıp onu yanlışlayan sistemler kuranlar oldu. Öyle ya da böyle Kant felsefe tarihini sonsuza kadar değiştirerek ve kan dondurucu bir şekilde analitik kalarak idealizme başka bir boyut kazandırmış oldu.

Kaynakça ve İleri Okuma

Alexander, L., & Moore, M. (2020, October 30). Deontological ethics. Stanford Encyclopedia of Philosophy, from https://plato.stanford.edu/entries/ethics-deontological/

Encyclopædia Britannica, inc. (n.d.). Deontological ethics. Encyclopædia Britannica, from https://www.britannica.com/topic/deontological-ethics

(2013, January 29). Kantian duty based (deontological) ethics. Seven Pillars Institute, from https://sevenpillarsinstitute.org/kantian-duty-based-deontological-ethics/

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu