Kültür/Sanat

Yüzyıllık Yalnızlık’tan Nobel’e Uzanan Bir Hayat: Gabriel García Márquez

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Márquez in Poker Suratlı Anlatımı ve Toplumsal Sessizlik
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

1982 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Márquez, 1927 yılında Kolombiya’nın küçük bir kasabası olan Aracataca’da doğmuştur. Hayatının ilk sekiz yılını anne tarafından büyükbabası ve büyükannesiyle geçiren yazarımız, daha sonraları eserlerinde gazi olan büyükbabasından ve yaşadığı küçük kasabada anlatılan hikâyelerden beslendiğini söylemiştir. Ortalamanın üzerinde bir eğitim alan Márquez, hukuk eğitimi almış ancak yazar olarak tanınmadan önce hayatını gazetecilik yaparak kazanmıştır. 1950’lerde Paris’te muhabirlik yapan yazar, Amerikan edebiyatı eserlerini okuyarak kendini geliştirmiş ve 1950’lerin sonunda New York’ta gazeteciliğe devam etmiştir. Sonrasında Mexico City’ye taşınmıştır ve ona asıl ününü kazandıran Yüzyıllık Yalnızlık (Cien Años de Soledad) adlı eserini yazmıştır. 1967-1975 yılları arasında İspanya’da yaşadıktan sonra yeniden Mexico City’ye dönmüştür.

marquez

Gabriel García Márquez’in Eserleri

1967’den önce Yaprak Fırtınası (1955; La hojarasca) adlı romanı, Albaya Mektup Yok (1961; El coronel no tiene quien le escriba) adlı novellayı ve birkaç kısa öyküsünü yayımlamıştır. 1967 yılında ise ona Nobel’e giden yolu açan Yüzyıllık Yalnızlık adlı romanını yazmıştır. Asıl ününü bu romanıyla kazanan yazar daha sonra da dünya çapında bilinen romanlar yazmaya devam etmiştir. Eserlerindeki Latin Amerika kökenli karakterler, yerel inanışlar, gelenekler ve özgün mekan seçimleriyle bize bambaşka dünyaların kapılarını açan yazar, dil ve üslup olarak da oldukça başarılı bir kalemdir. Okuyucuda bir çırpıda okunup bitirme isteği uyandıran eserleri, edebiyat çevrelerinde de beğeniyle karşılanmıştır. Her kitabını tek tek zikretme isteği duysak da şimdilik sizlere yazarın Türkçeye çevrilen eserlerinin bir listesini yazı sonunda vermekle yetiniyoruz. Biz bu yazımızda okuyucumuzu da yormamak adına yazarın sadece iki adet romanını biraz daha yakından inceleyeceğiz.

Yüzyıllık Yalnızlık

“Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları bir örnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım, ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü olağan şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı büyükannemin işte bu yöntemini kullanarak yazdım. Bu romanı dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. Şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım, kitabımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız (Márquez, 2014).

Romanın arka kapağında verilen bu cümleler Márquez’e ait. Aslında eserle ilgili pek çok bilgi veriyor bize. Yazarken nasıl kendi hayatından, çevresinden, ailesinden, kültüründen beslendiğinin kanıtı niteliğinde olan bu cümleler eserin okuyucuda hayranlık yaratan kısmını tam olarak belirtmiyor. Eserin bu kısmını ancak okuyan birinden ya da kendiniz okuduğunuzda sizde oluşan hislerden anlayabilirsiniz. 

marquez. 2

Şimdi bu hayranlık uyandıran kısmı biraz açalım. Roman boyunca gerçek kişilerden, gerçek hayatlardan esinlenilerek yaratılmış pek çok karakterin detaylıca anlatıldığını, yaşayışlarından kesitler verildiğini görüyoruz. Yarı mizahi yolla anlatılan bu kesitler, bazen olağanüstü bazen de karakterden beklenmedik durumlar olarak karşımıza çıkıyor. En hayret verici kısmı da okuyucuya olmadık hâller hissini veren bu durumlar romanın akışı içinde nefes almak kadar doğal bir şeymişçesine karşılanıyor. İşte tam olarak bu duruma büyülü gerçekçilik diye bir isimlendirme uygun görmüşler ki bizce sırf bu isimlendirme bile başlı başına bir merak unsuru.

Büyülü gerçekçilik ve bunu kullanan yazarlar başlı başına bir yazı konusu olduğu için şimdilik bu kadarını söylemekle yetiniyoruz. Belki ilerde bu konuyla ilgili de bir yazı kaleme alırız.

marquez 4

Márquez’in büyülü gerçekçiliği diğer eserlerinde de kullandığını görüyoruz. Hatta yazarın bu başarılı kullanımı ile kitapları ünlendikten sonra, bu akımın Latin Amerikalı yazarlara mahsus bir üslup olduğuna dair yanlış bir izlenim dahi oluşmuş. Aslında Yüzyıllık Yalnızlık üzerinden yazarın genel olarak yazım tarzı hakkında konuşmuş olduk. Romanı genel olarak özetlemek ve çok bilgi vererek o büyülü dünyayı bozmak istemediğimizden bir iki cümle ile özetlemekle yetineceğiz.

Hikâye, Macondo isimli 20 hanelik küçük bir köyde geçiyor, köyün kurucuları olan Buendia ailesi ise ana kahramanlarımız. Karakterlerin isimlerindeki benzerlik ve eşlikler kafa karıştırıcı olmasın diye kitabın en başına bir soyağacı da eklenmiş. Biz kitapta kuşaklar boyu bu ailenin hayatını okuyoruz desek yanlış olmaz. Bu geniş aile ekseninde; aşk, cinsellik, savaş, intihar, gelenek, batıl inançlar, simya, hukuk, idam gibi pek çok olgu karşımıza çıkar. Zamanda bir kırılma da yaratan kitap, tam yüz yılda geçen olayları bir günde olmuşçasına anlatır ve enteresan bir sonla biter, geriye damaklarda kalan bir okuma zevki bırakarak. 

Hikâyenin çekiciliği film yapımcılarının da ilgisini çekmiş olacak ki kitabın bir filmi de yapılmış. Ancak okuyucularımıza hiçbir filmin kitaptan daha güzel olamayacağını söylemeyi de bir borç biliriz. 

Kırmızı Pazartesi

“Kolombiyalı büyük yazar Gabriel García Márquez’in 1981’de yayımlanan yedinci romanı Kırmızı Pazartesi, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir namus cinayetinin öyküsü. Hem Kolombiya’da hem de yayımlandığı dünyanın dört bir yanındaki pek çok ülkede sarsıcı etkileri olmuş bir roman. Usta yazar, çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanmış bir cinayet olayını aktarıyor. Romanın kahramanı Santiago Nasar’ın öldürüleceği daha ilk satırlardan belli. Kırmızı Pazartesi, yalnızca bir cinayetin arka planını değil, bir halkın ortak davranış biçimlerinin portresini de çiziyor. Böylece, sonuna dek ilgiyle okuyacağınız bu kısa ve ölümsüz roman, bir toplumsal ruhçözümü niteliği de kazanmış oluyor (Márquez, 2014).

Yine kitabın arka kapağında yer alan bu yazı yazarın kendi sözleri olmasa da kitaptan kısaca bahsetmenin bizce daha güzel bir yolu olamazdı. İşleneceğini herkesin bildiği bir cinayet, kulağa ne kadar acımasız ne kadar hayret edilesi geliyor değil mi? Bu roman da yine büyülü gerçekçilikle insan aklına çok ters olan bir durum üzerine kurulmuştur. Daha ilk cümleden sonunun ne olacağını söyleyen bir roman ve onu delice bir merakla okuyan okurlar…

marquez 3

Son Söz

Gabriel García’nın tek tek eserlerini incelemeye şimdilik gücümüz yetmese de en bilinen iki romanını kısaca incelemiş olduk. Yazarın ustalaşmış diline ve romanlarında oluşturduğu o büyülü evrene kapılmak isteyen okurlarımızı sahneye davet ediyoruz. Keyifli okumalar!

Gabriel García Márquez’in Türkçeye Çevrilen Kitaplarının Listesi

  • Yaprak Fırtınası, 1955 (La hojarasca)
  • Albaya Mektup Yazan Kimse Yok, 1961 (El coronel no tiene quien le escriba)
  • Hanım Ana’nın Cenaze Töreni, 1962 (Los funerales de la Mamá Grande)
  • Şer Saati, 1962 (La mala hora)
  • Yüzyıllık Yalnızlık, 1967 (Cien años de soledad)
  • Sevgiden Öte Sürekli Ölüm, 1970 (Muerte constante mas alla del amor )
  • Mavi Köpeğin Gözleri, 1973 (Ojos de perro azul)
  • Başkan Babamızın Sonbaharı, 1975 (El Otoño del patriarca)
  • İyi Kalpli Erendira ile İnsafsız Büyükannesinin İnanılmaz ve Acıklı Öyküsü, 1978 (La increíble y triste historia de la cándida Eréndira y de su abuela desalmada)
  • Kırmızı Pazartesi, 1981 (Cronica De Una Muerte Anunciada)
  • Kolera Günlerinde Aşk, 1985 (El amor en los tiempos del cólera)
  • Labirentindeki General, 1989 (El general en su laberinto)
  • On İki Gezici Öykü, 1992 (Doce cuentos peregrinos)
  • Aşk ve Öbür Cinler, 1994 (Del amor y otros demonios)
  • Benim Hüzünlü Orospularım, 2004 (Memoria de mis putas tristes)
Hale Kıbrıs tarafından yazılan bu yazımızın içerik doğrulamasını Özge Arslan, yazım ve dil denetimini Çiğdem Alkan, tasarımını ise Öykü Elif Cığız titizlikle tamamlamış olup son kontrolleri Mete Esencan tarafından yapılmıştır.

Kaynakça ve İleri Okuma

Echevarría, R. G. (2024, December 15). Gabriel Garcia Marquez | Books, short stories, magical realism, Nobel Prize, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Gabriel-Garcia-Marquez

Márquez, G.G. 2014. Yüzyıllık Yalnızlık. Can Sanat Yayınları

Márquez, G.G. 2014. Kırmızı Pazartesi. Can Sanat Yayınları

Shah, N. J., Rasool, N. G., & Zia-Ur-Rehman, N. (2019). Magic Realism: An overview of Gabriel Garcia Marquezs’ One Hundred Years of Solitude. Al-Burz, 11(1), 21–31. https://doi.org/10.54781/abz.v11i1.57

Tanrıtnır, B. C., & Çalışkan, A. M. (2017, April 16). Gabriel García Márquez’in Kırmızı Pazartesi romanıyla Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölüm romanında Büyülü gerçekçilik. https://dergipark.org.tr/en/pub/cusosbil/issue/31939/351459

The Nobel Prize in Literature 1982. (n.d.). NobelPrize.org. https://www.nobelprize.org/prizes/literature/1982/marquez/biographical/

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Hale Kıbrıs

Merhabalar! Ben Hale Kıbrıs. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı lisans öğrencisiyim. Sitemizde yazıların olabilecek en doğru versiyonu ile karşınıza çıkmasını sağlayan ekibin bir üyesiyim. İlgimi çeken konularda yazılarımda da buralarda olacağım. Hepinize güzel okumalar dilerim.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu