Filozof Bir Hükümdar: Marcus Aurelius


“Bir dalın ağaca ait olduğu gibi, her insan da insanlık ailesine aittir.”
Bu söz, bir filozofa ait. Zaten de anlaşılıyor değil mi? Filozofa ait evet ama aynı zamanda bir Roma hükümdarına ait: Marcus Aurelius’a
Şu ana kadar tanıştığınız filozofları bir düşünün. Nietzsche, Sartre, Descartes, Sokrates, Heidegger ve daha niceleri. Bu isimlerin her birisi aslında vatandaşlardı ve çoğunun da dertleri en nihayetinde devlet ve dünya düzenine eleştiriler taşıyordu. Şimdi bu görüşleri, bir hükümdarın perspektifinden de göreceğiz çünkü bu yazımızın konuğu Roma hükümdarı olan Marcus Aurelius olacak!
Kendime Düşünceler
Marcus, milattan sonra 121 yılında doğdu. Bu yönüyle oldukça eski dönemlerde yaşamış bir hükümdar ve filozoftan bahsettiğimizi söyleyebiliriz. 40 yaşına geldiğinde ise artık bir Roma hükümdarı olarak sahneye adım atacak ve 60 yaşına kadar bizlere bugün bile ışık olabilecek düşünceleri karşımıza çıkacaktı. Elbette biz bu yazımızda o dönemin Roma İmparatorluğu üzerine yoğunlaşmayacağız. Hayır! Bu yazının konusu onun felsefi düşünceleri olacak.
Marcus, bir stoacıydı. Öyle ki bugün bile stoacılığın en büyük temsilcilerinden birisi olarak gösterilir. Peki stoacılık nedir? Bazen böyle kavramlar bir anda metinde geçtiğinde ve açıklanmadığında oluşabilen rahatsızlığı anlayabiliyoruz o nedenle çok kısaca bu görüşü de tanımış olalım.
Stoacılar, bireyin kendi zihinsel ve duygusal durumunu kontrol etmesi, erdemli bir yaşam sürmesi ve doğa ile uyum içinde olması gerektiğini savunur. Bunların içinden en öne çıkan kısmı da “erdemli bir yaşam” bölümüdür. Peki erdemli yaşam nedir? Soru soruyu doğuruyor öyle değil mi? O dönemlerde erdem (virtue) aslında iyi bir hayat sürmek için sahip olunması gereken özelliklerin tümünü işaret eder. Yani erdem tekil bir özellik değildir de birçok özelliğin birleşimidir. Ölçülü olmak, cesaret, adil olmak, bilgelik gibi pek çok kavram bir kişide toplandığı zaman o kişi “erdemli” olacaktır. İşte Marcus Aurelius da stoacılar gibi özellikle erdemli olmayı felsefesinin temeline koymuştu. Tam da bu kapsamda “Meditations” veya bizdeki “Kendime Düşünceler” adıyla kendi düşüncelerini paylaşmış oldu.
Marcus, bu kitabı aslında halk ile paylaşmak için değil, onun da dediği gibi kendisini yolda tutmak için yazmıştı. Bir aktarım amacı yoktu. Daha sonrasında iyi ki bu kitap gün yüzüne çıkmış ki bizler de onun bilgeliğinden faydalanma şansı bulmuş olduk. Bu yazımızda küçük bir farklılık yaparak Marcus’u kitap içerisindeki belirli cümlelerindentanıyalım. O cümleler üzerinden de onun genel düşüncelerini açıklayabiliriz.
“Başımıza gelen şeyler değil, onlar hakkındaki düşüncelerimiz bizi rahatsız eder.”
Marcus, bu cümle ile aslında stoacıların yine önemsediği bir kavrama eğilmiş ve aslında bireyin kendisini tanıması gerektiğini söylemiş oluyor. O dönemde asla bilinmeyen ve konuşulmayan “algı” kavramını da farkında olmadan ima etmiş oluyor. Marcus, bireyin kendisini tanıması gerektiğini ve eksiklerini görüp kendi kendini disipline etmesi gerektiğini savunur.
Antik çağlarda, özellikle Roma ve Antik Yunan coğrafyasında insan ile doğa arasında bir ahenk olduğu ve uyumlu hareket edilmesi gerektiği yaygın bir düşünceydi. İnsan da bu doğa düzeninin bir parçası olduğundanMarcus Aurelius için de bu düzen kritik bir önem taşıyordu. Az önce belirttiğimiz sözü ile el ele ilerleyen bir düşüncesi de insanın doğa ile uyumlu hareket etmesiydi. Ona göre doğanın döngüsünü kabul etmek, insanın ölüm, kayıp ve değişim gibi zorluklara karşı sakin kalmasını sağlıyordu yani olaylar karşısındaki düşüncelerimizi değiştirmiş oluyordu.
“İyi bir yaşam sürmek, doğaya uygun ve erdemli bir yaşam sürmektir.”
Az önceki cümleden pek fazla ayrılmadan aslında yepyeni bir pencere de açıyor Marcus. İyi bir yaşam sürmek için az önce belirttiğimiz Stoacı anlayışa da birebir uyan bir yol sunuyor. Bu noktada Marcus’a göre erdem, insanın en yüksek amacıdır ancak böylece varlığını tamamlayabilecek ve iyi bir yaşam sürecektir. Onun için doğruluk, cesaret, adalet ve ölçülülük gibi erdemler, hem bireyin hem de toplumun temel taşlarıdır. Yine gelin kitap içerisinden bir başka cümlesiyle bu düşünceyi nasıl desteklediğini görelim:
“Bugün karşılaşacağım insanlar kibirli, bencil, yalancı ve kıskanç olabilir. Ancak bu onların doğasının bir parçası; tıpkı benim onlara karşı sabır ve anlayış göstermem gibi.”
Yani burada Marcus aslında bireyselliğin önemini göstermiş oluyor. Karşı taraf, ne yaparsa yapsın birey kendisinden sorumlu olacaktır ve erdeme giden yolda yalnız başına, kendisini disipline ederek yürüyecektir. Peki doğa ile uyumlu hareket edeceksek aslında onun her aşamasını da kabul etmeliyiz değil mi? Peki ya ölüm?
“Her şey bir döngü içinde. Bugün var olan yarın yok olacak. Bu, evrenin düzeninin bir parçası.”
Stoacılıkta en önde gelen konseptlerden birisi de ölüme olan yaklaşımdır. Aslında bu tam olarak stoacı sayılmayan Epikür gibi filozoflarda da merkezde olan bir kavramdır. Marcus Aurelius da aslında bu yaklaşımı takip eden bir isimdir. Ona göre ölüm, doğanın kaçınılmaz ve vazgeçilmez bir parçasıdır ama bu yüzden kederlenmek de anlamsızdır çünkü yapabilecek bir şey yoktur. O yüzden yapılabilecek en iyi şey bunu kabullenmek olacaktır.
Marcus bunu yine “Bir insanın en büyük gücü, başına geleni olduğu gibi kabul etmek ve onunla uyum içinde yaşamayı öğrenmektir.” diyerek göstermiştir.
“Bir gün adın anılmayacak, anıların silinecek. Bu, yalnızca senin değil, her şeyin doğasında var. Bu yüzden her anı, doğanın sana sunduğu bir armağan olarak yaşa.”
Görüyorsunuz değil mi? Şairane şekilde yazılmış bir ölüm kabulü değil de nedir bu cümle? Ona göre mümkün olmayan bir ölümsüzlüğü istemek acıdan başka bir şey getirmeyecektir. O nedenle bu konunun tartışılması, düşünülmesi veya ölümden kaçınmak için çok uğraşmanın anlamı da olmayacaktır.
Yazımızı bitirmeden önce stoacılıktan bile ileri gidebilen harika bir cümleyi de ele almak istiyoruz.
“Geçmiş artık geçmişte kaldı; gelecek ise belirsizdir. Sadece şimdiki zaman senin kontrolündedir. O hâlde, her hareketini bilinçli ve erdemli bir şekilde yap.”
İşte Marcus bu sözüyle de şimdiki zamanın önemini göstermiş oluyor. Geçmiş için kederlenmek veya gelecek için gerilmek anlamsız olacaktır. O nedenle hepimizin asıl amacı ve gayesi şu ana odaklanarak şimdi erdemi takip etmek olacaktır.
Marcus’un anlatısı aslında bugün mindfulness adı verilen bir farkındalık yaklaşımına da öncülük edebilecek bir anlatıdır. O nedenle Marcus Aurelius, günümüzde de kişisel gelişim, liderlik ve etik konularında bir rehber olmaya devam etmektedir.
Kaynakça ve İleri Okuma
Aurelius, M. (2018). Kendime Düşünceler (Hasan Âli Yücel Klasikleri). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Crook, J. A. (2024, October 28). Marcus Aurelius | Biography, Meditations, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Marcus-Aurelius-Roman-emperor
Marcus Aurelius (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2017, December 22). https://plato.stanford.edu/entries/marcus-aurelius/
Saunders, J. L. (2024, October 28). Stoicism | Definition, History, & Influence. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/topic/Stoicism
Stoicism (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2023, January 20). https://plato.stanford.edu/entries/stoicism/
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!








