Tarih

Osmanlı’da Gerileme Dönemi (1699-1792)

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Değişime Direnen Osmanlı nın İçten Çöküşü
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Osmanlı İmparatorluğu serimizin önceki yazılarında (Kuruluş, Erken Yükseliş, Altın Çağ, Duraklama) Osmanlı kurulmuş, bir güzel gelişmiş ve yokuşun başında motor zorlansa da yine başarılar alınmıştı. Bu başarıların sayısı 1699 itibariyle önemli şekilde azalacak, başarısızlıkların sayısı bundan önce bir elin parmaklarını geçmezken artık bu dönemde bize sayabilmek için yeni eller gerekecekti. 

Duraklama dönemi yazımızda Osmanlı’nın bu zorlukları çekme nedenlerini ele almıştık ancak Gerileme Dönemi boyunca yeni sorunlar ve yeni nedenler gelecekti. Gerileme Dönemine başlamadan önce gelin küçük bir hatırlatma yapalım:

1683’te Osmanlı, eski günlerindeki kadar güçlü olduğunu gösterebilmek adına ve Avusturya’yı belki de tarihten silmek için Viyana üstüne ikinci kez kuşatma başlattı. Bu kuşatma kısa sürede başarısızlığa uğradı ve o andan itibaren 1699 yılına kadar Avusturya ve Kutsal İttifak, Osmanlı üzerine bir akın başlattı. En nihayetinde imzalanan Karlofça Antlaşması ile Osmanlı ilk kez büyük bir toprak kaybı yaşadı. Gerileme Dönemi boyunca bu büyük toprak kaybı artık tek olmayacaktı.

Osmanlida Gerileme Donemi

Gerilemenin Nedenleri

Elbette gerilemenin tek bir nedeni yoktu. Duraklama dönemi yazımızda bahsettiğimiz tımar sisteminin bozulması, ticaret yollarının önemini yitirmesi, Viyana Kuşatması sonrası gelen toprak kayıpları ve Avrupa’daki teknolojik gelişmeler Osmanlı’ya ciddi zararlar vermişti. Gerileme Dönemi boyunca tüm bu etkenler devam ederken yanına yeni nedenler de eklenecekti.

İlk etapta zaten kötü giden ekonominin üzerine biraz daha koyalım ve inceleyelim. Az önce ve önceki yazıda bahsettiğimiz coğrafi keşiflerle beraber ticaret yollarının önemini kaybetmesiyle beraber gümrük vergileri azalmıştı. Bunun üstüne Osmanlı, 17. yüzyıl boyunca pek çok savaşta uzun kuşatmalarda bulunmuştu ve bu nedenle yüklü harcamalarda bulunması gerekmişti. Eskiden fetihlerle beraber kesesini dolduran Osmanlı şimdi hem yüklü harcama yapmış hem de artık fetih yapamadığı için ekonomik olarak kendisini toparlayamamıştı. Elbette ekonominin kötüye gitmesi aslında bir sonuçtur. Bu ekonomik kötülemenin bir nedeni de az önce belirttiğimiz gibi fetihlerin yapılamamasıdır. Bu da askeri nedenlere dayanır.

Askeri anlamda sorunlar, özellikle III. Murat döneminden itibaren Osmanlı Devleti’nde, kapıkulu ocaklarına kanunlara aykırı şekilde asker alınmasıyla başladı. Bu da ordunun disiplinini olumsuz etkiledi. Aynı dönemde, Yeniçeriler geçim sıkıntısı bahanesiyle askerlik dışında işlerle uğraşmaya başladılar ve bu durum askeri verimliliği düşürdü. İltizam sisteminin yaygınlaşmasıyla birlikte tımar sistemi önemini kaybetti ve eyaletlerde asker yetiştirme geleneği zayıfladı. Ayrıca, askeri bilgiye sahip olmayan insanların komutanlık rütbelerine getirilmesi, ordu yönetiminde yetkinlik sorunlarına yol açtı. Avrupa’da meydana gelen savaş teknolojisindeki gelişmelerin Osmanlı tarafından takip edilmemesi ve Yeniçerilerin sayılarının artması, onların kendilerini büyük bir güç olarak görmesine neden oldu, bu da merkezi otoriteyi zor durumda bıraktı.

Merkezi otorite zor durumda kalır ve düşerse sonuç ne olur peki? Elbette isyanlar baş gösterir. Bu şekilde Celali İsyanları gibi isyanlar çıkmış ve halk artık ne adalete ne de askere eskisi kadar güven kalmamıştı. Bir de Fatih döneminde arşa çıkmış olan eğitime verilen önem de azalmıştı. Artık Osmanlı, eskisi kadar vasıflı nesiller yetiştiremez olmuştu.

Osmanlida Gerileme Donemi 1

Tüm bu yönetimsel sorunların ardında da artık taht kavgalarını önlemek adına çıkan kafes sistemi vardı. Bu sisteme göre artık şehzadeler, kafes dairesinde göz hapsinde tutuluyordu. Halkın sorunlarından uzak, askeri ve yönetimsel eğitim ve süreçlerden bihaber kalmışlardı. Yine de bu sisteme rağmen bazı padişahlar yukarıda aktardığımız sorunları görebilmişti.

Haliyle, Osmanlı bu eksiklikleri görerek toparlanmak istemişti. Özellikle Pasarofça Antlaşması ile beraber Venedik’e kaybedilen toprakların ardından bu eksiklikler artık apaçık bir hale gelince, Osmanlı bir dizi tedbirler almaya başlamış ve mali, iktisadi, idari yapılanmaya gitmiş, ordu ve donanmanın yenilenmesi çalışmalarını başlatmıştır. Bu kapsamda Osmanlı, özellikle III. Ahmet döneminde, Osmanlı Avrupa kentlerine geçici elçiler göndererek yenilikleri takip etmek istemiştir. Bu dönemde matbaa getirilmiş, İstanbul’a bir kâğıt ve kumaş fabrikası kurulmuştur. Ayrıca ilk özel matbaa kullanılmıştır. Tüm bunlarla Osmanlı, artık gerisinde kaldığını fark ettiği Avrupa’yı takip etmeye başlamıştır. Bunun ardından özellikle 1730-1773 yılları arasında I. Mahmud ve III. Mustafa orduyu modernize etmeye çalışmıştır ve Fransız subaylarla beraber çalışmaya başlamışlardır. Her ne kadar o dönemde bu ıslahatlar özellikle 1736-1739 savaşlarında etkisini gösterse de Yeniçeriler, karşılarında bir güç kabul etmeyerek 1747’de bir baskın sonucu yeni açılan ocaklar kapatılmıştır. Böylece Osmanlı’da yeni bir sorun görünür hale gelmiştir: Yeniçeriler.

Yeniçeriler hem görevlerini yerine getiremeyip hem de alınacak kararların önüne geçiyordu. Bu nedenle II. Mahmud’a kadar pek çok padişah Yeniçerilere karşı önlemler almışlardı. 

III. Selim, o dönemde modern bir ordu olan Nizam-ı Cedid’i yani Yeni Düzen ordusunu kurdu. Daha sonra yeniçeriler yeniden isyan çıkartarak hem III. Selim’i tahttan indirdi hem de Nizam-ı Cedid dağıtıldı. Bunun ardından IV. Mustafa, tahta oturabilmek için yeniçerileri destekledi.

Osmanlida Gerileme Donemi Yeniceriler

Gerileme Dönemi pek çok kişiye göre 1792’de iç gelişmeler bu haldeyken biter. Peki ya dışarıda neler oldu?

Mağlubiyetler

Gerileme Dönemi boyunca Osmanlı, ağırlıklı olarak Rusya ile sorunlar yaşamıştır. Bu sorunlar ve savaşlar en nihayetinde 1774’te Küçük Kaynarca Antlaşması ile son bulmuştur. Antlaşmanın nedeni, Osmanlı ile Rusya arasında 1768-1774 yılları arasında gerçekleşen savaşlardır. Bu savaşlar, Osmanlı’nın zayıflayan askerî gücü ve Rusya’nın Karadeniz ile sıcak denizlere inme hedefi doğrultusunda artan etkisiyle sonuçlanmış, Osmanlı ciddi kayıplar vermiştir. Nitekim Rusya’nın Osmanlı üzerindeki emelleri, daha önce I. Petro döneminde şekillenmişti. Her ne kadar I. Petro bu dönemde hayatta olmasa da, onun izlediği yayılmacı politika sonraki Çarlık yönetimleri tarafından da sürdürülmüş ve Osmanlı, bu politikaların doğal hedefi hâline gelmiştir. Kaynarca Antlaşması sonucunda aşağıdaki hükümler geçerli olmuştur:

  • Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı, Kırım Hanlığı’nın bağımsızlığını kabul etti. Ancak, Kırım gerçekte Rus nüfuzuna girmiş oldu. Yani Osmanlı zayıflarken Rusya kazanmış oldu.
  • Osmanlı, Rusya’nın Karadeniz’de donanma bulundurmasına ve bu deniz üzerinde serbest ticaret yapmasına izin verdi. Bu, Karadeniz’in artık bir “Osmanlı gölü” olma özelliğini kaybetmesine yol açtı.
  • Küçük Kaynarca Antlaşması’nın önemli maddelerinden biri, Rusya’ya Osmanlı topraklarındaki Ortodoks Hıristiyanların’ın koruyucusu olma hakkını tanımasıydı. Bu madde, Rusya’nın özellikle Balkanlar’da Osmanlı’ya karşı isyanları kışkırtması için bir zemin oluşturdu ve Rusya’nın Osmanlı iç işlerine karışmasının önünü açtı.
  • Rusya’ya ticaret ayrıcalıkları verilmiş ve Rus tüccarları Osmanlı topraklarında serbest ticaret yapma hakkı kazanmışlardır. Bu, Osmanlı’nın ekonomik bağımsızlığını daha da zayıflatmış ve dış ticaret üzerindeki kontrolünü kaybetmesine yol açmıştır.
  • Bu antlaşma, Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. yüzyıldaki en ağır yenilgilerinden biri olarak kabul edilir. Osmanlı, artık bir büyük güç olma niteliğini kaybetmiş ve Avrupa’daki diğer devletlerin gözünde zayıf bir devlet olarak görülmeye başlamıştır.
  • Küçük Kaynarca Antlaşması’nın getirdiği büyük kayıplar, Osmanlı yöneticilerini reform yapmaya zorladı. Bu dönemde, III. Selim başta olmak üzere birçok Osmanlı yöneticisi, devleti yeniden canlandırmak için askeri ve idari reformlar yapmaya çalıştılar.

Osmanlida Gerileme Donemi Kucuk Kaynarca Antlasmasi

Küçük Kaynarca Antlaşması her ne kadar ağır şartlar taşısa da asıl sorunlar 20 sene içerisinde yeni bir çatışmanın ardından gelecekti: Yaş Antlaşması.

Küçük Kaynarca Antlaşmasının ardından Osmanlı ve Rusya arasında yine sular durulmamıştı. 1787-1792 yılları arasında ikinci bir savaş patlak vermişti. Bu savaşlarda Rusya yine kazanan taraf olmuştu ve Osmanlı’yı Gerileme dönemine iten Yaş Antlaşması imzalanmış oldu. Peki bu ikinci savaş neden çıkmıştı?
1783 yılında Rusya, Küçük Kaynarca Antlaşması ile bağımsızlık kazanan Kırım’ı ilhak etti. Bu durum Osmanlı için büyük bir prestij kaybıydı ve Osmanlı yönetimi Kırım’ı geri almak için yeniden savaşa girdi. Sonucunda Osmanlı mağlup olarak Kırım’ın Rusya’ya ait olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştı. 

Gerileme Dönemi, bu antlaşma ile beraber yerini Dağılma Dönemi’ne bırakmıştı. Dağılma Dönemi, Gerileme Dönemi’ne kıyasla daha fazla olay ve toprak kaybına şahit olacaktı. Yazımızı bitirmeden önce bu dönemin başlarına giderek herkesin kulağına pelesenk olmuş bir dönemi ele almak isteriz: Lale Devri.

Lale Devri (1718-1730)

Bu dönemi sona bırakma nedenimiz o dönemde Osmanlı’yı Gerileme Dönemi’ne sokan nedenleri daha yakından anlamaktır. 

Lale Devri, 1718’de imzalanan Pasarofça Antlaşması ile başladı. Bu antlaşmayla Osmanlı, Avusturya ve Venedik ile olan savaşları sona erdirdi ve barış dönemine girdi. Savaşlardan bıkmış olan Osmanlı yönetimi, Avrupa’daki gelişmeleri takip etmeye ve Batı’daki yenilikçi yaklaşımları kendi toplumuna uygulamaya daha fazla önem vermeye başladı.

Bu dönem, Osmanlı’da büyük bir eğlence ve sanat dönemiydi. Bir yandan bu güzel görünse de aslında köylü ve sıradan vatandaşın isteklerinin de son derece reddedildiği bir dönem olacaktı bu.  Dönemin lüks yaşamı ve israfı, ağır vergiler altında ezilen halk için bir tepki kaynağı oldu. Bu tepkiler, 1730 yılında çıkan Patrona Halil İsyanı ile sonuçlandı. İstanbul’da baş gösteren isyan, Patrona Halil adlı bir eski denizci tarafından yönetildi. İsyancılar, lüks yaşamdan rahatsız olduklarını belirterek, Sultan III. Ahmet’in tahttan indirilmesini ve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın görevden alınmasını talep ettiler.

İsyan sonucunda, Sultan III. Ahmet tahttan çekilmek zorunda kaldı ve yerine I. Mahmud geçti. Nevşehirli Damat İbrahim Paşa öldürüldü ve Lale Devri sona erdi.

O dönemde birçok sorun varken yöneticilerin yine de bu eğlenceye katılması ve ıslahatları bekletmesi de Gerileme Dönemi zihniyetini büyük ölçüde gösteriyor.

Osmanlida Gerileme Donemi 3

Tüm bunlarla beraber Gerileme Dönemi sona erdi ve yerini çok daha karanlık bir dönem olan Dağılma Dönemi’ne bırakmıştı.

Tufan Özdemir tarafından yazılan bu yazımızın içerik doğrulamasını Melisa Şalk, yazım ve dil denetimini Eylül Satır Acay, tasarımını ise Deniz Demirdaş titizlikle tamamlamış olup son kontrolleri Mete Esencan tarafından yapılmıştır.

Kaynakça ve İleri Okuma

Shaw, S. J., & Yapp, M. E. (2024, October 5). Ottoman Empire | Facts, History, & Map. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/place/Ottoman-Empire/The-decline-of-the-Ottoman-Empire-1566-1807

The Editors of Encyclopaedia Britannica. (1998a, July 20). Russo-Turkish wars | Causes, Consequences & Impact. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/topic/Russo-Turkish-wars

The Editors of Encyclopaedia Britannica. (1998b, July 20). Treaty of Jassy | Russia-Ottoman, Peace Treaty, Moldavia. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/event/Treaty-of-Jassy

The Editors of Encyclopaedia Britannica. (1998c, July 20). Treaty of Küçük Kaynarca | Russia, Ottoman Empire, Crimea. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/event/Treaty-of-Kucuk-Kaynarca

Yapp, M. E., & Shaw, S. J. (2024, October 5). Ottoman Empire | Facts, History, & Map. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/place/Ottoman-Empire

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu