Tarih

Osmanlı’nın Altın Çağı: Kanuni Dönemi (1520-1566)

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Kendi Ağırlığı Altında Ezilen Muhteşem Osmanlı
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Osmanlı serimizde Kuruluş ve Erken Yükseliş dönemi yazılarımızı geride bıraktık. Özellikle Erken Yükseliş dönemi yazımızı okurken neden yükseliş dönemini tek yazıda ele almadınız diye bir soru aklınıza gelebilir. Bunun nedeni yükseliş döneminde ortaya çıkan Fatih, Yavuz ve Kanuni dönemlerinin oldukça detaylı dönemler olmasıdır. Bu nedenledir ki Kanuni gibi 46 sene tahtta kalmış bir hükümdarı bu yazıda anlatıp kendisinden sonra gelen II. Selim ve III. Murad ile yükseliş dönemini kapatmak daha mantıklı olacaktır. Elbette yazının önemli bir bölümü Osmanlı’ya altın çağını yaşatan Kanuni çevresinde dönecektir.

Yavuz’dan Sonrası

Bir önceki yazımızda da bahsettiğimiz gibi özellikle Fatih ve Yavuz ile beraber Osmanlı tartışılmaz bir güç haline gelmiştir. Anadolu, İstanbul, Balkanlar ve Mısır çevresi Osmanlı yönetimine girmiştir. Kanuni de bu gelişmeler olurken 1494 yılında dünyaya geldi. Yavuz, oğlunun titiz bir eğitim almasını istedi. O dönemde Süleyman olarak anacağımız bu genç, Arapça ve Farsça öğrendi. Askeri ve siyasi alanda yetiştirildi. Manisa’da sancak beyliği yaptı ki Manisa, genellikle favori kabul edilen veliahtın gittiği vilayetti. 

1520 yılında Yavuz Sultan Selim’in ölümüyle beraber Süleyman artık 1. Süleyman olmuştu. Onun tahta çıkışıyla beraber Altın Çağ, Osmanlı için başlamış oldu. Süleyman, yönetime geldiği ilk andan itibaren adalet ve kanunları ön plana alarak ülkeyi bu alanda geliştirmişti. Bu nedenle de “Kanuni” ünvanını almıştı. Peki Kanuni döneminde neler oldu?

kanuni
Kanuni Sultan Süleyman

Fetihler ve Aşk

Kanuni, 1520’de tahta geçti ve doğrudan sefer hazırlıklarına girişti. 1521 yılında Kanuni, Macar Krallığına savaş açtı ve Belgrad’ı fethetti. Bu Kanuni’nin Macarlar üstüne düzenleyeceği ilk sefer olmayacaktı. Belgrad’ı aldıktan hemen sonra Yavuz’un hedeflediği Rodos’u almaya karar veri. Rodos, denizdeki ticaret yollarını tehdit eden Rodos Şövalyeleri tarafından kontrol ediliyordu. Göründüğünden daha zor olan bu savaşta Kanuni hata yapmadı ve Osmanlı, 1522’de Rodos Adası’nı ele geçirdi.

Bu sırada Kanuni bir aşka da yelken açmıştı. Tahta çıktığı gibi tanıştığı Hürrem’in saraya girmesiyle beraber Kanuni onakalbini kaptırmıştı. Kanuni ve Hürrem tanıştıktan bir sene sonra Şehzade Mehmed dünyaya geldi. Tabii Mehmed, Hürrem’den doğma değildi. Mehmed, Mahidevran’ın çocuğuydu. Mehmed’in doğumundan sonra birer yıl arayla Mihrimah, Abdullah, Selim, Bayezid ve Cihangir doğdu.

kanuni 1
Hürrem Sultan

Hürrem yamandı. Normalde padişahlar, haremden gelenlerle evlenmezlerdi. Sonuçta Osmanlı’daki anlayışa göre tüm cariyeler padişahın malı olarak görülüyordu ancak Hürrem bu konuda Sultan Süleyman’ı ikna etmişti. Böylece sıradan bir cariye değil, doğrudan padişahın eşi olmuştu. Bununla da kalmayıp Hürrem’e sarayı yönetme hakkı vermişti. Bu o zamana kadar görülebilecek bir şey değildi. Hürrem, daha sonra pek çok entrikaya adını yazdırmış olmasına rağmen bir gerçek görülüyordu: Kanuni ve Hürrem birbirlerini seviyorlardı. 

Hürrem bu sevgide samimi olabilirdi ancak bu sevginin getirdiği gücü de çekinmeden kullandı; manipülasyon konusunda büyük bir başarısı vardı.

Seferler

Bu aşk devam ederken Kanuni, yeni bir sefere çıkacaktı. Aslında bu pek de uzun bir sefer olmayacaktı. Osmanlı, Macaristan’ın kendisine karşı tehditkar bir politika gözetmesinden ve çevresindeki krallıklar ile ittifak kurmasından dolayı erken müdahale etmek istedi ancak savaşın görünen nedeni bu olmadı.

Görünen neden, Kutsal Roma Germen İmparatoru V. Karl ile Fransa Kralı I. François arasındaki rekabet oldu. I. François’nın V. Karl’a yenilerek esir düşmesi üzerine, François’nın annesi Louise de Savoie, Chancelier Dupart’ın da etkisiyle, İstanbul’a elçi göndererek Kanuni’den oğlunun kurtarılması için yardım istedi. Bunun üstüne zaten bu anı kollayan Kanuni sefere çıktı, 2. kez Macarlara savaş ilan etti. 

Mohaç’ta  13.00 ila 14.00 saatleri arasında başlayan savaş güneş batmadan Osmanlı zaferi ile sonuçlandı. Bu savaş ile beraber artık Macaristan bir güç olmaktan çıktı ve zayıflayarak çöküş dönemine girmiş oldu. 

Kanuni, artık babası Yavuz ve dedesi Fatih’in gölgesinden çıkarak kendi ismini tarihe yazdırmayı başarmıştı, ancak bu başarı onun durdurmayacaktı. 1529’da Osmanlı, daha önce denenmeyeni deneyerek ilk kez Viyana’yı kuşattı. Bu kuşatma başarıya ulaşmadı ancak Osmanlı, nereye kadar gidebileceğini görmüş oldu. Bu başarısızlığın sonucu ağır olmamıştı. Osmanlı gücünden en azından bu Viyana kuşatmasında bir şey kaybetmemişti.

kanuni2
Viyana Kuşatması

Viyana Kuşatması sonrasında Kanuni, bir süre Batı üzerine yeni bir sefer düzenlemedi. Bu süreçte dikkatini Safevi Devleti’ne çevirdi. Kanuni, Safevi Devleti’ne karşı bir dizi sefer düzenledi ve 1534’te Tebriz ve Bağdat’ı ele geçirdi. Bu fetihlerle birlikte Osmanlı, doğuda geniş topraklar kazandı ve Bağdat’ın kontrolüyle önemli bir stratejik avantaj sağladı. 

Bu savaştan yalnızca 4 sene sonra 1538’de yine büyük bir savaş patlak verdi, yalnızca savaşın yeri değişecekti. Bu sefer deniz savaşı yapılacaktı. Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması, Preveze’de Haçlı donanması ile karşılaştı ve Haçlıları büyük bir yenilgiye uğrattı;Akdeniz’de Osmanlı, hakimiyeti sağladı. Bu zafer, Akdeniz’in Osmanlı gölü haline gelmesine yol açtı.

Bu sırada Kanuni yeniden fetihe çıkmadı ancak Osmanlı ordusu yine başarılar elde etti. Önce 1551 yılında Turgut Reis önderliğinde Osmanlı donanması Trablusgarp’ı yani bugünkü Libya’yı fethetti. Bu şekilde Osmanlı, Kuzey Afrika’yı kontrol altına aldı ve Akdeniz’e bakan bir diğer yeri de ele geçirmiş oldu. Bu savaşın yanında Osmanlı bir de pek bilinmeyen bir mücadelede daha yer aldı. Osmanlı, Fransa ile ittifak kurarak onları destekledi;Avrupa’daki Habsburg Hanedanı’na karşı Fransa’nın yanında durarak Avrupa diplomasisinde aktif bir rol oynadı. Osmanlı donanması, 1543 yılında Fransa’nın Nice kentini Habsburglara karşı desteklemek amacıyla kuşatmaya katıldı. Bu ittifak, Osmanlı’nın Avrupa siyasetindeki gücünü ve etkisini de artırmış oldu.

kanuni 3
Preveze Deniz Muharebesi

Kanuni, bu başarıların ardından bir kez daha zırhını kuşandı ve bu sefer Perslere yani İranlılara karşı sefere çıktı. 1548-1549 yıllarında İran Seferi düzenlendi. Bu seferler sonucunda Osmanlı, Tebriz ve Doğu Anadolu üzerindeki hâkimiyetini korudu. Ayrıca Safevilerle imzalanan 1555 Amasya Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu’nun Safevi tehdidine karşı geçici bir barış sağladı. Bu antlaşma, Osmanlı-Safevi çatışmalarına geçici olarak son verdi ve doğu sınırlarında istikrar sağladı.

Bu noktada Osmanlı artık bir önceki dönemden neredeyse iki kat daha büyük durumdaydı. Kanuni döneminde daha önceden gelen altyapı iyi kullanılmış oldu ve böylece Osmanlı İmparatorluğu topraklarını ikiye katladı.

Kanuni buna rağmen durmayı düşünmüyordu. Bunun için de 1566’da son seferi olacağından habersiz bir şekilde Zigetvar Seferi’ne hazırlandı. 1566 yılında Macaristan’daki Zigetvar Kalesi kuşatıldı. Ancak Kanuni bu sefer sırasında hastalığa yakalandı ve kuşatma sırasında 72 yaşında hayatını kaybetti. Ölümü, kuşatma tamamlanana kadar 42 gün boyunca gizli tutuldu ve kale Osmanlı ordusu tarafından ele geçirildi. Bu sefer, Kanuni’nin son büyük askerî başarısı olarak tarihe geçti.

kanuni 7
Zigetvar Kuşatması

Seferleri ve zaferleri bu şekilde son bulsa da içeride yaptıklarını da anmadan geçmemek gerekir.

İç Gelişmeler

Kanuni, yazının başında da bahsettiğimiz gibi kanunlar ve adalet üzerine eğilmişti. Ünvanı da buradan geliyordu. Osmanlı hukukunu yeniden düzenledi. Osmanlı yönetimi daha da merkezi hale getirildi.  Adaletin sağlanması, merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve devletin idari yapısının düzenlenmesi, Kanuni döneminde büyük önem kazandı.

Aynı zamanda o dönemde, bugün hala yapı olarak oldukça önemli olan Süleymaniye Camii, Şehzade Camii ve Selimiye Camii (2. Selim döneminde) gibi eserler Mimar Sinan gibi dönemin başarılı mimarları tarafından inşa edildi. 

İçeride en çok ses getiren olay ise Kanuni’nin kendi oğlunu boğdurtmasıydı. 

Kanuni Sultan Süleyman’ın en büyük oğlu Şehzade Mehmed, babasının en sevdiği çocuklarından biriydi ve veliaht olarak görülüyordu. Mehmed, çok genç yaşta sancak beyliği yapmış ve babası tarafından tahtın gelecekteki varisi olarak yetiştirilmişti. Ancak Mehmed, 1543 yılında, henüz 21 yaşında iken bir çocuk hastalığı nedeniyle vefat etti. Mehmed’in ölümü, Kanuni Sultan Süleyman için büyük bir üzüntüye neden oldu.

Şehzade Mehmed’in ölümü sonrası Kanuni, Şehzade Mehmed Camii’ni (Şehzade Camii olarak da bilinir) yaptırarak oğluna olan sevgisini ve üzüntüsünü mimari bir esere dönüştürdü. Mimar Sinan tarafından yapılan bu cami, İstanbul’daki önemli Osmanlı yapılarından biridir ve Mimar Sinan’ın “çıraklık dönemi eseri” olarak kabul edilir.

Mehmed’in doğal nedenlerle ölmesi, Osmanlı tahtı için daha sonra yaşanacak taht kavgalarına zemin hazırlamıştı. Özellikle Şehzade Mustafa’nın ölümüyle bu kavgalar daha da trajik hale gelmişti. Mehmed’in ölümü sonrasında Şehzade Mustafa ön plana çıkmıştı. Mustafa, herkes tarafından veliaht olarak görülüyordu. O, diğer kardeşlerine kıyasla daha vasıflıydı ancak Hürrem Sultan ve Sadrazam Rüstem Paşa, Kanuni’yi, Mustafa’nın taht için bir tehdit oluşturduğu ve isyan etmeyi planladığı konusunda ikna ettiler.

kanuni 4
Şehzade Mustafa’nın Ölümü

1540’ların sonunda bu mesele daha da ciddi hale geldi. Kanuni, oğlunun kendisine karşı bir tehdit olduğuna inandı. 1553 yılında Konya’da ordusuyla seferdeyken, Şehzade Mustafa ordugâha çağrıldı ve Kanuni’nin emriyle boğduruldu. Bu olay, Osmanlı tarihinde büyük bir yankı uyandırdı ve halkta derin bir üzüntüye neden oldu. Şehzade Mustafa’nın öldürülmesi, Kanuni’nin saltanatında trajik bir dönüm noktası oldu. 

Bugün bile Kanuni’nin en çok eleştirildiği olaylardan birisi budur ve Hürrem’in de ününü aldığı entrika bu olmuştur. Hürrem, kendi oğullarını ön planda tutmak için Mustafa’ya karşı Kanuni’yi doldurmuştur. Daha sonra pek çok kaynak Kanuni’nin bu karardan pişman olduğunu söylese de artık çok geçtir.

Şehzade Mustafa öldükten sonra ve Kanuni hayatını kaybettikten sonra taht artık Sarı Selim lakabıyla da tanınan II. Selim’e kalmıştır. Bu dönem pek çokları tarafından Duraklama Döneminin nedenlerinden birisi olarak kabul edilir ancak hala yükseliş dönemine dahildir.

Elbette Kanuni dönemi bu kadarlık bir özete sığabilecek bir dönem değildir ancak yine de Doğa Filozofu olarak sizlere bu muhteşem imparatorluk ve hükümdarlar hakkında bilgi verebilmeyi amaçlıyoruz.

II. Selim ve III. Murad Dönemi

Sizleri daha fazla yormamak adına Kanuni sonrasında gelen iki padişah olan Sarı Selim ve III. Murad dönemlerini fazla uzatmayacağız. Gelin bu dönemlere birlikte göz atalım.

II. Selim, tahtı devralırken kendisine güçlü bir miras bırakılmıştı. Selim, babası gibi aktif bir asker veya savaşçı değildi. Bu nedenle, onun döneminde daha çok sadrazamlar ve vezirler, Osmanlı Devleti’nin yönetiminde etkin rol oynadı. Özellikle Sokullu Mehmed Paşa, II. Selim döneminde devletin yönetiminde önemli bir figür olarak öne çıkmıştır. Sokullu, Kanuni döneminden itibaren devletin yüksek kademelerinde görev yapmış deneyimli bir devlet adamıydı. II. Selim tahta çıktığında, devlet yönetimi büyük ölçüde Sokullu’nun etkisi altındaydı. Sokullu, devlet işlerinin düzgün bir şekilde işlemesini sağladı ve Osmanlı’nın güçlü merkezi otoritesini korudu.

O dönemde Sokullu, Don-Volga Kanalı’nı ve Süveyş Kanalı projelerini planlamıştı. Bu kanallar tamamlanamasa da vizyonu kesinlikle yadsınamazdı. Yine onun döneminde Kıbrıs fethedilmişti ve Akdeniz üzerindeki hakimiyet daha da güçlenmişti. Ufukta büyük bir mağlubiyet vardı.

II. Selim Doga Filozofu
II. Selim

Kıbrıs’ın fethi sonrasında Avrupa’da büyük bir Haçlı ittifakı oluştu. 1571 yılında, İnebahtı Deniz Savaşı’nda Osmanlı donanması, İspanya, Venedik ve Papalık güçlerinden oluşan birleşik Haçlı donanması tarafından büyük bir yenilgiye uğratıldı. İnebahtı Savaşı, Osmanlı donanmasının önemli bir kısmının yok olmasına neden oldu.

Bu yenilgi Osmanlı için büyük bir kayıp olsa da Osmanlı, deniz gücünü hızlıca toparlamayı başardı. Sokullu Mehmed Paşa’nın ünlü sözü de bu olayla ilişkilendirilir: “Siz bizden bir sakal kestiniz, ama biz sizden bir kol kestik. Sakal yeniden çıkar ama kol yerine gelmez.” Bu söz, Osmanlı’nın deniz gücünü hızla yeniden inşa edebilme kabiliyetine bir göndermedir. Gerçekten de kısa sürede Osmanlı donanması tekrar inşa edildi ve Akdeniz’deki Osmanlı hâkimiyeti uzun süre devam etti.

Sokullu dışında eğer II. Selim’den bahsetmemizi isterseniz o noktada iç politika ön plandaydı. II. Selim, Avusturya ile ilişkileri toparlamıştı. Bunundışında Sarı Selim, daha çok saray içerisinde kalmıştır ve seferlerle pek ilgilenmemiştir. Pek çok kaynağa göre içkiye ve rahata düşkün olan Sarı Selim, yönetimi bilinçli olarak Sokullu’ya bırakarak saray içerisinde bir yaşam sürmüştür. Selim, belki de bunun sonucu olarak 1574’te siroz nedeniyle vefat etmiştir. 

Onun ölümünün ardından III. Murad tahta çıktı ve kardeşlerini boğdurdu. Onun dönemi, hala Kanuni’den gelen zenginlik ve gücün etkisiyle yavaş da olsa ilerlemelerin olduğu bir dönem oldu. III. Murad döneminde Yavuz Sultan Selim döneminden gelen bir mücadele yeniden yaşandı ve Safevi Devleti ile Osmanlı arasında bir savaş patlak verdi.

kanuni 6
III. Murad

1578-1590 Osmanlı-Safevi Savaşı, III. Murad döneminin en uzun süren savaşlarından biri oldu. Bu savaş, Osmanlı Devleti’nin doğu sınırlarında Safevi Devleti ile olan mücadelesinin bir devamıydı. Savaş, Kafkasya ve Doğu Anadolu bölgelerinde Osmanlı genişlemesiyle sonuçlandı. 1585 yılında Tebriz’in fethi, Osmanlıların Safevilere karşı kazandığı önemli zaferlerden biridir ancak bu savaşın bu kadar uzun sürmesi ve Osmanlı’nın zorlanması,burada artık duraklama dönemine yaklaşıldığının sinyali olmuştur. 

Yine aynı dönemde, 1590’da Ferhat Paşa Antlaşması ile savaş sona erdi ve Osmanlılar bugünkü Azerbaycan, Gürcistan ve Dağıstan topraklarını elde etti. Bu antlaşma, Osmanlı İmparatorluğu’nun doğudaki en geniş sınırlarına ulaştığı döneme işaret etmiş oldu.

Onun dışında Sokullu Osmanlı’ya hizmet edip devleti yönetmeye devam ettti ancak 1579’da bir suikast sonucu öldü ve bu dönemde otorite zayıfladı, isyanlar arttı. Yine de bu yıllarda ilerlemeler devam etti. İlerlemelerin hızı düşse ve Osmanlı ilerlemeler sırasında daha çok zorlansa da başarı hala mevcuttu. Sonunda 1595 yılında III. Murad vefat etti. Böylece III. Mehmed dönemi ile birlikte 1606 yılı itibariyle bir duraklama dönemi başlayacaktı.

Tufan Özdemir tarafından yazılan bu yazımızın içerik doğrulamasını Melisa Şalk, yazım ve dil denetimini Eylül Satır, tasarımını ise Öykü Elif Cığız titizlikle tamamlamış olup son kontrolleri Mete Esencan tarafından yapılmıştır.

Kaynakça ve İleri Okuma

The Editors of Encyclopaedia Britannica. (1998a, July 20). Murad III | Reign, Succession & Legacy. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Murad-III

The Editors of Encyclopaedia Britannica. (1998b, July 20). Selim II | Reformer, conqueror, successor. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Selim-II

The Editors of Encyclopaedia Britannica. (2024, September 18). Selim I | Biography, Accomplishments, History, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Selim-I

Yapp, M. E., & Shaw, S. J. (2024, October 5). Ottoman Empire | Facts, History, & Map. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/place/Ottoman-Empire

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu