Kültür/Sanat

Dansa Davet: Garip Bir Salgın

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Ölene Dek Dans Ettiren Veba
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

1518 yazı, Strasbourg’da bir anne, kucağındaki bebeğini ırmağa atıyor. Bunu yaparken de kendine ve bebeğine iyilik yaptığını düşünüyor; çünkü bebek için diğer seçenekler açlıktan ölmek ya da yenmek. Şartları bu olan annenin başka bir seçeneği yok, bebeğini bir köprünün tepesinden ırmağa bırakıyor ve evine dönüyor. Kocası onu teselli edecek birkaç cümle söylerken, kadın dans etmeye başlıyor. Hiçbir şey söylemeden, döne döne kapıdan dışarı çıkıyor. Adım adım sokağa taşınan bu delilik daha sonra tüm kenti etkisi altına alıyor. Bu yazımızda, Jean Teulé tarafından yazılmış “Dansa Davet” romanında da geçen gerçek bir dans vebasını konu alacağız.

Gerçek mi Kurgu Mu?

Bazı kaynaklarca St. Vitus Dansı olarak bilinen bu fenomen bir kurmaca değil; gerçekten de bahsi geçen yüzyıllar içerisinde insanların büyük kitleler halinde, kontrol edilemez bir şekilde dans ettikleri görülmüştür. Uzaktan bakıldığında bir festival havasını andıran hareketler, yakına gelindiğinde performansçısının aslında ne kadar acı içinde olduğunu gözler önüne serer. Dans eden kişiler uzuvları kanıyor olsa dahi dans etmeyi bırakamazlar. Kişilerin hareketleri üzerinde hiçbir kontrolleri yoktur. Durmanın tek yolu kişinin bilincinin kapanmasıdır ya da ölüm… 

Bu garip salgının nedeni tam olarak bilinmiyor fakat tahminler arasında toplumsal histeri yer alıyor. Dönemin korkunç şartları dolayısıyla insanların toplu bir şekilde kaygı bozuklukları yaşadığı ve bu sebeple de kontrolsüz bir şekilde dansa tutuldukları ileri sürülüyor. İnsanları çılgına çeviren ve durmadan dans etmelerine yol açan sebep için bir diğer tahmin ise ‘ergot’ yani bir çeşit mantar. Özellikle çavdar mantarı olarak bilinen bu tür, insanlar tarafından sindirildiğinde kişi nöropatik davranışlar gösterebiliyor. O yıllarda tüketilen ekmeklerin bir kısmının bu mantarı içeren çavdarla yapıldığı iddia ediliyor. 

Dans Vebası

“Umudunu kaybeden bir halkın hikayesi bu!”

(Teulé, Dansa Davet, syf.47, Sel Yay. 2020)

Jean Teulé tarafından yazılmış roman “Dansa Davet“, dans vebası sırasında olanları detaylı bir şekilde ele alıyor. Teulé, sokakları basmış, hiç durmadan birbiri etrafında dönen ve zıplayan insanların trajik hallerini anlatırken, yaşanan olayın absürdlüğünü de vurgulamak adına sarkastik ve alaycı bir dil kullanıyor. Tarihi gerçekliğe uygun olarak, salgının başladığı andan itibaren dans edenler, din adamları tarafından şeytani figürler haline getiriliyorlar ve kafirlikle suçlanıyorlar. Bu şekilde döneme hakim olan din ve kilise baskısının toplum üzerinde ne kadar stres oluşturduğuna dair bir eleştiri almış oluyoruz. Kitabın başından itibaren her satırda, şehrin içinde bulunduğu durumun ne kadar kötü olduğu vurgulanıyor. Sokakların pisliği, hasadın kötülüğü, insanların açlığı…

Dans Hastaligi

Giderek Büyüyen Bir Salgın

Her satırda halka daha da hak verir halde buluyoruz kendimizi… Bir kişi ile başlayan salgın daha sonra neredeyse dört yüz kişilik bir kadro oluşturarak devam ediyor. Dans sırasında ölen insanlar sokaklarda yığılı kalıyor. Din adamlarının endişeli olmaslarına rağmen yine de umursamaz ve vurdumduymaz davranışları halkın bir kısmında ayaklanmalara da sebep oluyor. 

“Aç kalan cemaati kurnazca söylenmiş yalanlarla ve bol bol ağız kalabalığı yaparak dolandırdığınız için suçlanmıyorsunuz sadece, ölülerini sokaklarda bıraktığınız için de suçlanıyorsunuz. Dans eden köpeklermiş de rastgele ölüp kalmışlar sanki, daha da beteri, sizse merhamet edip bir zahmet gömmüyorsunuz bile onları.”

(Teulé, Dansa Davet, syf.61, Sel Yay. 2020)

Salgının durması, insanların dans etmeyi bırakması için birçok yol denense de hiçbiri işe yaramıyor; belki gerçek bir müzik performansı, gerçek bir dans performansı gerçekleştirilirse aklını yitirmiş yerli dansçıların duracağı umuluyor fakat tam tersine, müziği duyanlar daha da çılgınlaşıyor

Teulé, kullandığı dil ile bizi inanması güç bir gerçekliğin içinden geçiriyor. Grotesk betimlemeleri sayesinde okuduğumuz performansı capcanlı bir şekilde zihnimizde görebiliyoruz. 

Sebebi kesin olarak bilinmese de varlığı kanıtlanmış bu salgın akıllara tabii ki şu soruyu getiriyor: İlerleyen zamanlarda bu salgının bir benzeri yaşanabilir mi? 

Kaynakça ve İleri Okuma

Pennant-Rea, N. (2018, July 10). The dancing plague of 1518. The Public Domain Review. https://publicdomainreview.org/essay/the-dancing-plague-of-1518/

Teulé, J. (2020). Dansa Davet, Entrez dans la danse. Sel Yayıncılık.

Waller, J. (2009). A forgotten plague: Making sense of dancing mania. The Lancet, 373(9664), 624–625. https://doi.org/10.1016/s0140-6736(09)60386-x

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Dilem Gürel

Herkese merhaba, ben Dilem Gürel. Şu anda Bilgi Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü öğrencisiyim. Kitap okumaktan çok hoşlanırım ama özellikle fantastik edebiyat ve bilim kurguya bayılırım. Büyüdüğümde yazar olmak istiyordum, artık yeteri kadar büyüdüğümü düşünüyorum. Okuduğum kitapları ve öğrendiğim bilgileri sizlerle Doğa Filozofu aracılığıyla paylaşmak için sabırsızlanıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu