2 Devlet Tek Yürek: Emevilerin Tarihi


Tarih sahnesinde öyle medeniyetler vardır ki, sadece yaşadıkları dönemi değil, yüzyıllar sonrasını da etkilemeyi başarır. İşte Endülüs Emevîleri de bunlardan biri… Göz alıcı sarayları, bilimi ve sanatı kucaklayan kültürü ve Avrupa’yı şekillendiren mirasıyla, bu devlet sadece bir siyasi güç değil, aynı zamanda bir medeniyet köprüsüydü. Peki, çölde bir kum tanesi gibi yok olup giden Emevî hanedanı, nasıl oldu da Avrupa’nın en büyük bilim merkezlerinden birini kurmayı başardı? Gelin, bu eşsiz hikâyeye birlikte göz atalım.
Emevi Birliği (661-750)
Daha önceki yazılarımızda Dört Halife Dönemini detaylı olarak incelemiştik. O yazımızdan da hatırlayacağınız üzere Dört Halife Dönemi’nin son aşamasında, Hz. Ali ile Şam Valisi Muaviye arasında yaşanan siyasi çekişmeler sonucunda halifelik, Muaviye’nin eline geçti.Bununla beraber Muaviye, Emevi devletini de kurmuş oldu. Bunun ardından önlerindeki 90 yıl boyunca İslam dünyasını yönetecekti Ayrıca Muaviye, Dört Halife Dönemindeki problemlerden birisini bir halife öldükten sonraki seçim dönemi olarak görüyordu. Tam da bu nedenle halifeliği babadan oğula geçen bir çeşit krallık gibi gördü ve bu şekilde ilan etti. Bu durum daha sonra halifeliğin Osmanlı’ya kadar gelmesini sağlayacaktı. Muaviye’nin iktidara gelişinde, Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan önemli bir potansiyel rakip olarak görülüyordu. Ancak Hz. Hasan, muhtemelen siyasi gerilimi azaltmak ve olası çatışmaları önlemek amacıyla halifelik iddiasından vazgeçti ve halifelik tartışmasız şekilde Muaviye’ye geçmiş oldu.
Muaviye bin Ebu Süfyan, 680’deki ölümüne kadar ilk düzenli İslam donanmasını oluşturdu, merkezi otoriteyi valileri kullanarak güçlendirdi ve akınlara başladı. Ne tarz seferler derseniz, aklımıza yine İran ve Bizans gelebilir. Muaviye, Anadolu’yu kıymetli gördü ve buraya düzenli olarak akınlar yaptı. Öyle ki, 674-678 yılları arasında Konstantinopolis (İstanbul) kuşatıldı. Tarih derslerinde ihtiyacı olabilecekler için bu bir ilk oldu. Her ne kadar bu fetih denemesi Emeviler tarafından başarısızlıkla sonuçlansa da İslam orduları Anadolu içlerine kadar ilerledi. Muaviye 676 yılında ölümüne yaklaştığını hissetmiş olacak ki, yukarıda belirttiğimiz babadan oğula aktarılan halifelik sistemini ilan etti. Elbette bu durum Hz. Ali taraftarları tarafından tepkiyle karşılandı çünkü meşruiyet sorunu olarak görüldü ve Emeviler ile İslam dünyasının kalanı arasında bir siyasi ayrılık yaratmış oldu. Bunun hemen üstüne 680 yılında Muaviye öldü ve oğlu Yezid hem Emevilerin başına geçti hem de halife olmuş oldu. Bu büyük sorunlar doğurdu ve Hz. Hüseyin (Hz. Ali’nin oğlu), Yezid’in halifeliğini tanımadı. Bunun üzerine çıkan çatışmalarda Hz. Hüseyin, Emevi ordusu tarafından şehit edildi. Bu durum tarihe “Kerbela Olayı” olarak geçti ve Şii-Sünni ayrılığı o dönemden itibaren İslam dünyasını daha da sarmış oldu. Hz. Hüseyin’in ölümü, Emevîler’e olan nefreti artırdı ve isyanları tetikledi. Bunun üzerine Abdullah bin Zübeyr, Mekke’de halifeliğini ilan etti. Elbette bu Emevilerin kabul edebileceği bir şey değildi. Bunu Medine’de çıkan bir isyan izledi. Yezid, önce bu isyanı bastırdı. Ardından 683’te Mekke üzerine yürüyen Emevî ordusu Kâbe’yi mancınıklarla yaktı ve zarar verdi. Bu elbette İslam alemi için son derece yıkıcı bir durumdu. Bir de bunun üzerine Yezid’in bu savaş sırasında ölmesiyle Emevîler geri çekilmek zorunda kaldı.
Emeviler bununla beraber hem imaj hem de otorite anlamında zayıflarken, Abdullah bin Zübeyr büyük bir tehdit hâline geldi. Bu durum, Emevileri 9 sene sürecek büyük bir krize soktu. Yezid’in ölümüyle yerine geçen oğlu II. Muaviye (683-684) kısa süre içinde tahttan çekildi ve Emevîler yönetim krizine girdi. Aynı dönemde Abdullah bin Zübeyr, Mekke’de fiili bir yönetim kurdu. Emevîler Şam’da kalırken, İslam dünyasının büyük kısmı Abdullah bin Zübeyr’e bağlılıklarını ilan etti. 685’te Emevilerin başına Abdülmelik bin Mervan geçti. Bununla beraber Emeviler tekrar yükselişe geçecekti. Abdülmelik, önce Mekke’deki Abdullah bin Zübeyr’e dikkatini çevirdi. Yoğun çatışmaların sonunda 692’de Abdullah bin Zübeyr öldürüldü ve Mekke yeniden Emevî hâkimiyetine geçti. Bunun ardından Abdülmelik, ilk islam sikkelerini bastırdı, Arapçayı resmi dil yaptı ve sağlam bir vergi sistemi kurdu. İslam dünyasındaki ikililikler böylece büyük ölçüde çözüldü. Aynı dönemde Bizans, Türkler ve Hazarlar ile savaşlar yaşandı. Bu dönemde Türkler ile mücadeleler olsa da gerçek anlamda İslam dünyası ile Türklerin karşılaşması 751 yılındaki Talas Savaşı’na kadar olmayacaktı.
Abdülmelik ve onun ardından gelecek oğlu Velid bin Abdülmelik ile beraber yaklaşık 30 yıl sürecek büyük bir yükseliş dönemi gelecekti. Özellikle Tarık bin Ziyad’ın 711 yılında Endülüs’ü fethederek İspanya’daki Emevî hâkimiyetini başlatması bu dönemin en kritik olayıdır. İslam dünyası böylece Avrupa’ya adım atacak ve bu Emevilerin yıkılmasından sonra Endülüs Emevilerinin ortaya çıkmasına neden olacaktı. Yine aynı dönemlerde Kuzey Afrika tam anlamıyla Emevi kontrolüne geçmiş oldu.
Bu sıralarda ekonomik, askeri ve diplomatik anlamda Emeviler zirveyi görmüş oldu ancak sorunlar yine kapıya gelecekti. Tüm bu yükseliş dönemi sürerken İslam dünyasında sosyolojik bir sorun vardı. Araplar, İslam’ı kabul eden ama Arap olmayan Müslümanları (mevali) ikinci sınıf görmeye devam etti. Bu durum Berberi Ayaklanması adını alan bir isyanla sonuçlandı. İsyanın sonuçları Emeviler için yıkıcı oldu. Zaten Hazarlar, Türkler, Bizans ve yavaş yavaş başlayan Abbasi mücadeleleri gibi çok fazla cephesi olan Emeviler, bu büyük isyan ile çok zorlandı. Abbâsîler, Hz. Muhammed’in amcası Abbas’ın soyundan geldiklerini vurgulayarak meşruiyet iddiası ortaya koymuş ve halkı Emevî yönetimine karşı örgütlemişlerdir. Zaten eşit yönetim olmadığına inanan halk da bu durumda Abbasilere sempati beslediler. Özellikle 740 yılından sonra başlayan taht kavgaları, isyanlar, devam eden mücadeleler ve birden bire yükselişe geçen Abbasi tehdidiyle beraber sorunlar inanılmaz bir boyuta ulaştı. 750 yılında Abbâsîler, Emevîler’i tamamen devirdi. Abbâsîler, iktidarı ele geçirdikten sonra Emevî hanedanının büyük kısmını ortadan kaldırmıştır. Bir kişi hariç: Abdurrahman bin Muaviye.
Endülüs Emevi Devleti (756-1031)
Daha önce Endülüs’ü fethederek bugünkü İspanya’nın önemli bir bölümünü ele geçiren Emeviler yıkılmıştı ancak Abdurrahman bin Muaviye kaçarak bu bölgeye gelmişti. Bu şekilde Endülüs’te bağımsız bir emirlik kuruldu ve devletin ilk temelleri atıldı. “Tek başına nasıl devlet kurdu?” diye bir soru aklınıza gelebilir. Elbette onu Emevilerin son destekçileri ve özellikle Berberi kabileleri izledi. Abdurrahman, Endülüs’teki Müslüman toplulukları birleştirerek Kurtuba’yı (Córdoba) ele geçirdi ancak Abbâsîler’e bağlı bir yönetimi tanımadığı için halifelik iddiasında bulunmadı. Elbette Abbasiler bu duruma kayıtsız kalmadı. O yüzden ilk dönemde hem Abbâsîler’in hem de Hristiyan krallıkların tehditleriyle mücadele etmek zorunda kaldı. Endülüs’te Araplar, Berberiler ve yerel Müslümanlar arasında da çekişmeler vardı ancak Abdurrahman burada bütünleyici bir tutum sergiledi ve merkezi otoriteyi güçlendirerek istikrar sağladı.
Bu kuruluş ve mücadele süreci 929 yılına kadar devam etti. III. Abdurrahman’ın halifeliğini ilan etmesiyle beraber Endülüs bir anda İslam dünyasının en parlak devleti haline geldi. Bu 200 yıllık süre boyunca Kurtuba, Avrupa’nın en gelişmiş şehirlerinden biri oldu. Endülüs, bilim, sanat, felsefe ve mimari açısından zirveye ulaştı. Astronomi, tıp, matematik ve felsefe alanlarında büyük ilerlemeler kaydedildi. Meşhur Kurtuba Kütüphanesi binlerce kitabı barındırıyordu. İşte bu durum o zamandan başlayan ve Rönesans’a kadar devam edecek olan bir İslam dünyası aydınlığını sağlayacaktı.
III. Abdurrahman döneminde Hrıstiyan krallıklar (net bir merkezi devlet yoktu) karşısında büyük bir üstünlük kuruldu ve devletin sınırları genişledi. Tabii işler hep böyle yolunda gitmedi ve birden bire bu parlak uygarlık son yüzyılına girmiş oldu. 976 yılında II. Hakem’in ölmesiyle beraber siyasi anlamda büyük sorunlar doğdu. Ülke vezirlerin eline geçti ve taht kavgaları başladı. Elbette bu otorite yokluğu nedeniyle yerel valiler bağımsızlıklarını ilan etmeye başladı. Bunların sonunda 1031’de, Endülüs Emevi devleti tam anlamıyla çöktü ve İspanya’da küçük Müslüman devletçikler (taifeler) oluştu. Zamanla Reconquista hareketleriyle bu zayıf devletler Hristiyan krallıklar tarafından fethedilmiş ve özellikle Kastilya Krallığı öncülüğünde İspanya’nın siyasi temelleri atılmıştır. Bundan böyle İber Yarımadası Portekiz ile İspanyolların eline geçecek ve bugünkü tarihimize kadar da bu böyle olacaktı.
Kısacası Emevîler ve Endülüs Emevîleri, İslam ve dünya tarihi üzerinde kalıcı etkiler bırakarak siyasi, kültürel ve bilimsel gelişmelere yön verdiler.
Kaynakça ve İleri Okuma
Afsaruddin, & Asma. (2025, June 19). Umayyad dynasty | Achievements, Capital, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/topic/Umayyad-dynasty-Islamic-history
Khan Academy. (n.d.). https://www.khanacademy.org/humanities/art-islam/chronological-periods-islamic/islamic-art-early/a/the-umayyads-661749-ce
The Editors of Encyclopaedia Britannica. (n.d.). Umayyad Dynasty | Timeline | Britannica. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/summary/Umayyad-Dynasty-Timeline
The Editors of Encyclopaedia Britannica. (2019, July 9). Al-Andalus | Facts, History, & Maps. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/place/Al-Andalus









