FelsefeFilozoflar

Bir Yaşam Biçimi Olarak Felsefe: Pierre Hadot

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Antik Felsefeyle Hayatta Kalma Rehberi
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Felsefe dediğimiz şey, genellikle akıldan türeyen soyut kavramlardan ibaret sanılır. Oysa felsefe, etrafımızdaki dünyanın sırlarına merakla bakmak, “iyi yaşam”ı sorgulamakla başlar. Günlük hayatımızdaki küçük soruların ardında bile felsefi bir soru gizli olabilir: Neden mutlu olamıyoruz? Hayattan ne beklemeliyiz? İşte bu meraklar, felsefeyi hareket ettiren tutkudan beslenir. Antik çağ filozofları da eğitimlerini sadece okumakla değil, yaşamlarına uygulamakla tamamladılar. Pierre Hadot ise bu geleneği günümüze taşıyan önemli bir düşünürdür. Hadot, antik Yunan felsefesini “bir yaşam biçimi” olarak ele almıştır. Onun yaklaşımına göre, felsefe yalnızca ders konusu değil, günlük hayatımızın içine sinmiş bir pratikler bütünüdür.

Pierre Hadot, antik felsefenin bu yönünü vurgularken, çağdaş akademik felsefenin ise çoğu zaman gerçek hayattan kopuk bir jargon hâline geldiğini savunmuştur. O halde, felsefeyi merak eden bir okuyucu olarak aklımızda şunu tutabiliriz: Felsefe, yaşantıdan ayrı düşünülmemelidir; Hadot’un deyişiyle, antik filozoflar “insanlığa bir yaşam sanatı” sunmuşlardır​. Bu yazımız boyunca onu ve felsefesini daha yakından tanıyacağız ve dileriz ki yazı bittiğinde sizler de felsefeyi daha yakından tanımaya daha bile istekli olursunuz.

Adsiz tasarim 2
Bu görsel yapay zeka yardımıyla tasarlanmıştır.

Kısaca Pierre Hadot

Pierre Hadot, 1922’de Fransa’da doğmuş bir felsefeci ve felsefe tarihçisidir. Başlangıçta Katolik kökenli bir eğitim aldı; 1944’te rahip olarak görevlendirildi, ancak 1950’li yılların başında din adamlığı görevini bıraktı​ Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde eğitimine devam etti​. 1964’te EPHE’de (École Pratique des Hautes Études) çalışmalarına başladı ve 1983’te Collège de France’da Antik Yunan ve Roma düşüncesi kürsüsünün profesörü oldu. Hayatının sonuna dek antik filozofların metinlerini çevirip yorumlamaya devam etti. Özellikle Porphyryos, Plotinos, Aziz Ambrus ve Marcus Aurelius gibi isimler üzerinde çalıştı​. Buradan da görebileceğiniz üzere Hadot antik felsefeyi çok seviyordu. Bu nedenle tüm kariyerini bu alana adadı. Özetle, Hadot akademik bir ortamda yetişmiş olmasına rağmen akademik hayatın gerektirdiği her şeyi benimsemiyordu.O, klasik metinleri içselleştirmeyi ve yaşam pratiklerini ön planda tutmayı tercih eden bir filozoftu. Yalnızca bilginin aktarımını değil, bilgeye dönüşme sürecini de önemsiyordu. “Bu ne demek ya?” diye düşünebilirsiniz. En genel haliyle Hadot, sonuç kadar sonuca giden yolları da önemsiyordu. Bu yaklaşım, Hadot’yu salt kuramsal bilgiye odaklanan akademik geleneklerden ayırarak felsefeyi bir yaşam pratiği olarak konumlandırıyordu. Felsefenin özünde olan yolda olma yaklaşımını seviyordu.  Sonuçta Pierre Hadot, antik felsefeyi yüzyılların üstünde tutan ve bugün de hayatımıza dokunabilecek bir “yaşam tarzı” olarak görmeyi önermiştir. Bunu neden ve nasıl önerdiğini de şimdi birlikte göreceğiz.

pierre hadot

Felsefi Bir Yolculuk

Hadot’a göre antik çağdaki bütün felsefe okulları, arkasında bilgelik ve iyi yaşam arzusuyla hareket ederdi. Hadot, büyük bir hayranlıkla “Sokrates’ten bu yana antik felsefede yaşam biçimi seçimi, sürecin sonunda değil, başlangıcında yer alır”​ der. Bu bile onun Antik Yunan’daki felsefi anlayışı ne kadar benimsediğini gösterir. Hadot’a göre antik filozoflar için felsefe, önce nasıl yaşamak gerektiği sorusuyla başlar; sadece ders kitabı değil, hayatın ta kendisidir.

Hadot’a göre insanın en büyük amacı içsel dinginliğe erişmektir. Düşünürsek bu aslında pek de altı boş bir bakış açısı değildir. Yaptığımız sporlar, kurmaya çalıştığımız kariyer veya hayatımıza aldığımız her bir unsur aslında bunun için değil midir? Tabii bunu yaparken bazen yanlış elementleri de hayatımıza aldığımız olur. Antik filozoflar da bu konuda günlük hayatta çoğunluğun gereksiz acılardan mustarip olduğunu söylerdi. Bunların kaynağı ise, tutkuların kontrol edilememesi ve gerçek mutluluk hakkında bilinçsizce yanlış inançlar taşımaktı. Hadot da bunun üstüne koyarak  “İnsanoğlunun çektiği acıların asıl nedeni tutkular,” demiştir. Peki, bu acıları ve yanlışları nasıl düzelteceğiz? Hadot’a göre cevap basit: Felsefe.

pierre hadot2 scaled
Bu görsel yapay zeka yardımıyla tasarlanmıştır.

Eski filozoflar gibi Hadot da felsefeyi ruh sağlığı için bir terapi olarak görmüştü. Hadot’a göre felsefe, insana önce dönüşüm sunmalı; aksi takdirde salt yazı veya teoriyle uğraşmak, antik çağda bir filozof olmak yerine ancak “sofist” olmaktır. Yani felsefe öğretmeni gibi felsefenin tarihini, kuramlarını vb. anlatmaktansa felsefeyle beraber bireyleri değiştirmek ve geliştirmek gerekirdi. Hadot, günümüz dünyasında felsefenin bu tarafının pek gösterilemediğini, bu noktanın unutulduğunu düşünmüştü. Başka bir ifadeyle, felsefeyi yaşam biçimi olarak kavrayan bu anlayış, çağımızda oldukça nadir kalmıştı. Hadot bu yönüyle felsefeyi bir yaşam biçimi haline getirmeyi ve tamamen felsefi bilgiyi temele almamayı amaçlamaktadır. Öğrenmekten çok yaşamak ve öğretmekten çok yaşatmak gerektiğine inanmıştır. Tabii bunu yapabilmek için de bir şey gerekliydi: Manevi egzersizler.

Manevi Egzersizler

Ya nedir bu “manevi egzersizler”? Aslında bu tam olarak felsefeyle Hadot’un istediği bağı kurabilmek için yapılacak bir şeydir. Hadot bu egzersizleri, “uygulayan kişide değişim ve dönüşüm yaratmayı amaçlayan pratikler” olarak tanımlamıştı. Başka bir deyişle, filozoflar yalnızca ders dinlemez, öğrendiklerini kendi hayatlarında uygulayarak içsel bir dönüşüm sağlarlar gibi bir düşünceyle bunu geliştirmiştir.. Antik kaynaklarda bu tür ruhsal antrenmanların sayısız örneği vardır. Hadot özellikle Stoacılık ve Epikürcülük’teki örnekleri gerekli görmüştür. Örneğin Stoacılar, Epiktetos’un “İnsanları mutsuz eden şey, başlarına gelen olaylar değil, onlara dair yargılarıdır.”​ sözünü sıklıkla tekrar eder. Bir sıkıntıyla karşılaştıklarında, Epiktetos’un sözünü akıllarına getirip tepkilerini kontrol etmeye çalışırlar. Bugünün dünyasındaki yerini, bir çeşit olumlama egzersizi gibi düşünebiliriz. Bir diğer stoacı olan Marcus Aurelius’un da benzer bir yaklaşımı vardır ki Hadot bunu da kullanmaya iter.

pierre hadot3
Bu görsel yapay zeka yardımıyla tasarlanmıştır.

Aurelius, engelleri fırsata çevirme pratiğinden söz eder. Hadot’un verdiği örneklerde Marcus, her engelin “engel olmaktan çıkarak hareket dürtümü tatmin edecek bir nesneye dönüştüğü” farkındalığını betimler. Hadot’a göre her zorlukta bu yaklaşımla kendimizi toparlamalıyız. Bunun gibi egzersizlerle beraber insan gerçek anlamda felsefeye daha yakın olabilecektir.

“Gerçek anlamda felsefe” diye bir ifade kullandık çünkü Hadot, bugünkü felsefeyi her şeyden çok bir “uzmanlık oyunu” olarak eleştiriyordu. Asıl felsefenin yazı boyunca aktardığımız değerlerde yattığına inanıyordu. Bu yola yönelmek de Hadot için bir diğer kritik değer olan “bilgelik” kavramını bize kazandıracaktı. Ona göre ve kelime anlamına göre ‘felsefe’ (philo-sophia) “bilgelik sevgisi” demektir; aslında filozof hiçbir zaman tamamıyla bilge olamayacağı için, ömür boyu öğrenme halindeki bir yolcudur. Bu bakışı en özlü biçimde şöyle ifade eder: “Kendini bilmek, ‘bilge olmayan’ bir varlık olarak kendini tanımak demektir; yani bir bilgedost (philo-sophos) olduğumuzu kabul etmektir”. 

Bir diğer deyişle, gerçek filozof kendini bilge ilan etmez; onun yerine “her daim bilge olmaya çalışmalıyım” der. 

Hadot’u özetlersek, filozofun amacı bilgeliği kovalamaktır ancak bunu asla yakalamayacağını ve asla bilge olamayacağını bilerek yapmalıdır. Bilge olamayacak ancak bilgelik ile dost olacaktır. Amaç tam olarak budur. Bunu yapmanın yolu da sıkıcı felsefe derslerinden, farklı felsefi kuramları bilmekten değil, bahsettiği manevi egzersizler ile olacaktır. 

Onun felsefeye yaklaşımı, okurun yalnızca zihinsel değil, ruhsal ve ahlaki bir yolculuğa da çıkmasını sağlar. Hadot bize, antik dünyanın filozoflarının yalnızca düşündüğünü değil, düşündüğü gibi yaşadığını hatırlatır. Bu hatırlatma, günümüzün hızla tüketime ve yüzeysel bilgiye dayalı yaşamında derin bir çağrıdır: Hayatın içinde, günlük davranışlarımızda, insanlarla ilişkilerimizde ve kendi iç benliğimizle kurduğumuz diyalogda felsefeye yer açmak… Marcus Aurelius’un günlüğüne yazdığı gibi, “engelin kendisi yol olur” düşüncesiyle zorlukları bilgelik fırsatına çevirmek, Epiktetos’un önerdiği gibi yargılarımızı gözden geçirerek duygularımızı disipline etmek ya da Epikür gibi, sade bir yaşamın verdiği huzuru yeniden keşfetmek… Hadot için tüm bu pratikler, bilgiyle değil, dönüşümle ölçülür. O hâlde felsefe, yalnızca “ne düşündüğümüz” değil, “nasıl yaşadığımız” sorusunun da cevabıdır. Hadot’un metinlerini anlamak, sadece bir düşünürü tanımak değil, insan olarak kendi içsel potansiyelimizi de yeniden inşa etmektir. Belki de felsefenin en gerçek biçimi, tam da onun önerdiği gibi, yaşamın içinde, günlük pratiklerle sınanarak ortaya çıkar. Bugün, Hadot’nun mirasını hatırlamak; felsefeyi bir yaşam biçimine dönüştürmekle, düşüncelerimizin ve duygularımızın ortak menziline bilgelik yerleştirmekle mümkündür ve bu, hiçbir zaman geç kalınmış bir davet değildir.

Kaynakça ve İleri Okuma

Sharpe, M. (t.y.). Pierre Hadot (1922—2010). Internet Encyclopedia of Philosophy. https://iep.utm.edu/hadot/

Yıldırım, Ö. (t.y.). Pierre Hadot. Felsefe.gen.tr. https://www.felsefe.gen.tr/pierre-hadot/

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu