Felsefe

Varoluşçuluk: Var Olmak… İşte Tek Yol Bu

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Replikleri reddedip kendi anlamını inşa etmek
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.
Felsefe tarihi akımlar ve dallarla doludur. Epistemoloji, ontoloji, etik vb. felsefenin dallarıdır. Bunlar belli sorulara nasıl yanıt bulacaklarını ararlar. Örneğin etik, iyi bir hayatın nasıl yaşanacağı sorusunu aydınlatmaya çalışır. Bir de akımlar vardır: İdealizm, realizm, kapitalizm vb. Bunlar ise o dallar içerisinde aranan soruların doğru yollarının nasıl bulunacağını ortaya koyar. Bu sırada elimize bir kavram geçiyor ki o bu iki tanıma da uymuyor. Bu ne bir akımı ne de bir dalı oluyor felsefenin. İşte o da… Varoluşçuluk!
Varolusculuk

Varoluşçuluk Nedir?

Kabaca özetlersek, varoluşçuluk varlığımızın özünü anlamaya çalışır ama bundan da öte olarak varoluşun bizi nasıl şekillendirdiğini arar. Ontoloji ve epistemoloji gibi dallarda çok daha analitik bir çaba varken varoluşçuluk sağduyu kavramını daha öne koyar. Yani aslında neden var olduğumuzdan ziyade buradaki varlığımızı en iyi nasıl ortaya koyacağımızı arar. Varoluşçulara göre var olma halimiz bizim doğrudan özümüzü oluşturuyor ve bizde bir anlam veya anlamsızlık yaratıyor.

Varoluşçulara göre insanın yaşamı bir anlam arayışı içinde geçer. Yani onlar atıldığımız bu dünyada bir anlamsızlık içinde yüzdüğümüzü savunur. Yine de özgürlüğümüz, aklımız ve sağduyumuzla bu absürt dünya içinde bir anlam yaratırız ve en sonunda kendi anlamımızı kendimiz oluştururuz. Daha doğrusu bunu amaçlarız.

Bu şekilde karmaşık olacak gibi görünüyor sanki değil mi? Hadi gelin bazı temel düşünürleri kullanarak konuyu aydınlatalım. Şimdi varoluşçuluğun başlangıcı diyebileceğimiz Soren Kierkegaard ile başlayalım.

Soren Kierkegaard 2

Soren Kierkegaard: Korku ve Titreme

Aslında Kierkegaard anlaması kolay bir filozof değildir. Çoğu varoluşçuluğu ateist temelde ilerlerken evrende saçmalıklar bulurken Kierkegaard son derece dinine bağlı bir Hristiyanken evrende absürtlükler görmüştür. Yani aslında Kierkegaard Tanrı’nın bizi buraya neden yolladığını anlamak için bir çabada olmamız gerektiğini düşünür ancak bu sebebi anlamak kolay olmayacaktır. Genel Hristiyan inanışında Kierkegaard kadar özgür bir şekilde kendini yaratmak yoktur. Buraya neden geldiğimiz bellidir, sınırlarımız bellidir. Takip edilmesi gereken kurallar vardır ama Kierkegaard’a göre bu kurallar pek azdır. Asıl amacımız varlığımızı anlamaktır ve yukarıda bahsettiğimiz tüm genel varoluşçuluk yollarıyla bunu gerçekleştiririz. Sonrasında Nietzsche bu özgürlük ve kendini yaratmayı daha öteye taşımıştır.

Friedrich Nietzsche: Deveden Bebeğe

Nietzsche, hayatı anlamlandırmaya geldiğinde Kierkegaard kadar yumuşak bir yaklaşım benimsemedi. Ona göre Tanrı yoktu. Bizi biz yapacak tek şey kendimiziz. Sonsuz bir özgürlükteyiz ve bize dayatılan hiçbir şey bizi özgür ve birey kılmayacaktır. Nietzsche’nin tüm anlatısını anlatmak mümkün olmayacaktır ama Nietzsche bunu bilircesine bize harika bir metamorfoz hikayesi bırakmıştır. Bu hikâyeye göre biz başlangıçta bir deveyizdir. Bize eşyalar yüklerler, üstümüze binerler ve gideceğimiz yer bize gösterilir. Bu kısımda anlattığı şey bizim otoriteler tarafından emirler aldığımız ve bunlara boyun eğdiğimiz sistemlerdir. Okullar, siyasetçiler ve hatta Tanrı bu otoritelerdir. Ona göre insanlar bu otoritelere inanarak özgürlüklerini teslim edip kendilerini yük altına sokarlar. Daha sonrasında bir gün aslan olarak başkalaşırlar. Aslan olunan bu dönemde de otoriteler olarak resmedilen ejderha ile zorlu bir savaşa başlarlar. Bu otoritelerle olan savaş kolay geçmeyecektir. Dışlanabilecektir, otoritelerin sağladığı konforu verecektir ve en sonunda bu savaşı kazanacaktır ancak çok kötü yaralanacaktır. En sonunda ise bir bebek olarak dönecektir. Üstünde yük olmayan, özgürleşmiş bir bebektir. 

Nietzsche

Nietzsche’nin bu sert anlatısı aslında otoritelerden arınma sürecinin bizi özgür kılacağını belirtmek içindi. Sonrasında Sartre ve Camus bunu daha yumuşak ve güzel bir dille ortaya koymuştur.

Nietzsche hakkında daha fazla bilgi almak için “Friedrich Nietzsche ve Felsefe” yazımızı okuyabilirsiniz.

Yumuşatılmış Özgürlük


Varoluşçuluğun önemli isimlerinden biri olan Sartre, insanın özgürlüğünü ve kişisel sorumluluğunu vurgulamıştır. “Varlık özden önce gelir.” ifadesiyle insanın özünün, önceden belirlenmiş olmaktan ziyade, seçimlerinin ve eylemlerinin sonucunda şekillendiğini ifade etmiştir. Bu şekilde aslında o da Nietzsche’nin söylediği zorunluluklardan arınarak kendi kararlarımızı vermenin önemini göstermiştir. Camus ise ağırlıklı olarak hayatın anlamsızlığını vurgulamıştır ancak bu anlamsızlık yaşamaktan soğumamızın değil ona tamamen tutunmamızın ana nedeni olmalıdır. Sonuçta elimizde daha iyi bir şey yoktur. Kendi hayatımızdan daha önemli ne olabilirdi ki?

Sartre’ın düşüncelerini daha iyi anlamak için “Jean-Paul Sartre: Varoluş, Özden Önce Gelir” başlıklı yazımızı, Camus hakkında bilgi edinmek için ise “Albert Camus: En Değerlisi Yaşamak” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.

Aslında gördüğümüz gibi varoluşçuların tamamı merkeze hayatı ve özgürlüğü almıştır. Onlara göre üstümüzde olan tüm ağırlıklar bizi biz yapmaktan alıkoymuştur. Yalnızca kendi varoluşumuzu bulma çabamız ve bu hayatı sonuna kadar yaşamamız bizi özgür kılacak ve bizi birey yapacaktır. 

Peki, bu anlattığım özgürlük ve anlam arayışını eleştirenler yok muydu? Hadi gelin bu eleştirilere beraber bir göz atalım.

Varoluşçuluğu Nelerle Eleştirdiler?

Aşırı Pesimizm ve Anlamsızlık: Varoluşçuluk, evrenin temelde anlamsız olduğunu ve hayatın anlamını bulma çabasının da anlamsız olduğunu öne sürer. Bu, insanın yaşamının anlamsızlığına odaklanır ve aşırı bir pesimizm hissi verebilir.

Toplumsal ve Hepimizi Etkileyen Sorunları Göz Ardı Etme: Varoluşçuluk, genellikle bireysel varoluş ve kişisel anlam arayışına odaklanırken, toplumsal ve politik sorunları göz ardı ettiği eleştirileriyle karşılaşabilir. Bu düşünce tarzı, genellikle kolektif sorunlara çözüm üretmek konusunda yetersiz bulunabilir. Özellikle Sartre sıklıkla apolitik olmakla suçlanmıştır.

Özgürlük ve Sorumluluk Dengesi: Varoluşçular, özgürlük ve sorumluluk arasındaki ilişkiyi vurgularlar. Ancak, bazı eleştirmenler, varoluşçuluğun insan özgürlüğünü vurgularken, sorumluluklarına yeterince dikkat çekmediğini ve bu dengenin eksik olduğunu savunurlar. Özellikle Nietzsche gibi filozoflarda topluma karşı sorumluluk kavramları epey geride kalmıştır.

Anlamın Yaratılması ve Mutluluğun Eksikliği: Varoluşçuluk, insanın kendi anlamını yaratmasını vurgular. Fakat bu anlam yaratma süreci, çoğu zaman acı verici ve anlamsız bir dünyada gerçekleşir. Bu nedenle, bazıları varoluşçuluğun mutluluğu veya tatmini ihmal ettiğini düşünür.

Varolusculuk ve Ozgurluk
Tüm bu eleştirilere ve savunucularına rağmen felsefe her zaman kararı size bırakır. Özellikle varoluşçuluk son derece özgürlük sunan bir akımdır. Savunmanız veya eleştirmeniz sizi haklı veya haksız yapmayacaktır. İşte felsefe böylesine büyük bir özgürlüğü size sunacaktır. Sizi eleştireceklere ve savunacaklara rağmen düşüncelerinizi öne koyacaktır felsefe. Peki, siz ne diyorsunuz? Özgür müyüz? Varoluşçuluk sizce de toplumsal sorunları göz ardı ediyor mu? Yoksa zaten hayat bireysel bir mesele midir? Hepsi ve daha fazlası sizde mevcut.

Kaynakça ve İleri Okumalar

Abbagnano, N. (2024, June 19). Existentialism | Definition, History, Characteristics, Examples, Types, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/topic/existentialism

BBC Ideas. (2019, May 30). What is existentialism? | A-Z of ISMs Episode 5 – BBC Ideas [Video]. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=H_tgqj9MU8M

Eternalised. (2021, February 12). Existentialism in 10 minutes [Video]. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=zAQYtolfB4g

Existentialism | Internet Encyclopedia of Philosophy. (n.d.). https://iep.utm.edu/existent/

Existentialism (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2023, January 6). https://plato.stanford.edu/entries/existentialism/

Sartre, Jean Paul: Existentialism | Internet Encyclopedia of Philosophy. (n.d.). https://iep.utm.edu/sartre-ex/

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu