FelsefeFilozoflar

Albert Camus: En Değerlisi Yaşamak

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Sisifosun Kahkahasıyla Anlamsızlığa Başkaldırmak
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

“Ölüm herkesin başında, ama herkesin ölümü kendine göre. Olsun, Güneş yine de ısıtıyor kemiklerimizi…”

-Albert Camus

Hiç hayatın saçma olduğunu düşündünüz mü? İntihar edenlere ve devamlı mutsuz olanlara bakıp öyle olmaktan korktunuz mu? Veya intiharı hiç mantıklı bir seçenek olarak düşündünüz mü?

Bu yazı, bu kavramlara olan bakışınızı değiştirebilir. Varoluşçulara göre, insanın yaşamı bir anlam arayışı içinde geçer. Yani onlar, atıldığımız bu dünyada bir anlamsızlık içinde yüzdüğümüzü savunur. Yine de özgürlüğümüz, aklımız ve sağduyumuzla bu anlamsız dünya içinde bir anlam yaratırız ve en sonunda kendi anlamımızı kendimiz oluştururuz. Daha doğrusu bunu amaçlarız. Camus bu genel düşüncenin savunucusudur. 

 

Albert Camus Gorsel

Kısaca Camus

Albert Camus, önceki yazılardan tanıyacağınız üzere Jean-Paul Sartre’ın uzun bir süre çok yakın arkadaşıydı. Sartre hakkında detaylı bilgi almak için “Jean-Paul Sartre: Varoluş, Özden Önce Gelir” yazımızı inceleyebilirsiniz. Bu yakın arkadaşlık da genel olarak ikilinin olaylara benzer yaklaşım göstermeleriyle biraz daha güçlenmişti.

Camus, tıpkı Sartre ve diğer varoluşçular gibi hümanizmin bir temsilcisiydi. O da savaşa şiddetle karşıydı ve onun için de insan her zaman öncelikliydi. Yine de, Sartre’a göre Camus çok daha yumuşak bir sorumluluk düşüncesine sahipti. Camus için özgürlük daha çok pozitif anlamda kullanılan bir kavramdı. Elbette, başka insanların sınırlarına dikkat edilmesini ve bu özgürlüğün getirdiği sorumluluğa inanıyordu ancak Sartre kadar anksiyete ve stres kavramlarının üzerinde durmuyordu. Peki, Camus Sartre’tan farklı olarak nelerin üstünde durdu?

Sisifos Söyleni

Camus, bir mit olan Sisifos’un üstünden bir analoji kurmuştu. Sisifos, mitolojide oldukça kurnaz bir karakterdi ve işlediği suçlar nedeniyle Tanrıları kızdırmıştı. Tanrılar, onu sonsuza kadar cezalandırmak için özel bir ceza düşündüler. Bu ceza, Sisifos’un büyük bir kayayı bir tepeye itmesini içeriyordu. Ancak, kayayı tepeye yaklaştırdığı her seferde daha tepeye ulaşamadan geri yuvarlanıyordu, böylece Sisifos sürekli olarak aynı görevi tekrarlamak zorunda kalıyordu.

Camus, bu miti kullanarak kendi düşüncelerini aktarmıştı. Bu mit üstünden devam etmeden önce küçük bir arka plan sunalım ama değil mi?

 

Sisifos ve Albert Camus

 

Camus de tıpkı Sartre gibi bir ateistti. Yani onun için de Tanrı yoktu. Bu nedenle biz bu dünyaya atılmıştık ve hem iyilik hem de kötülükle karşı karşıyaydık. Camus bu denge ve anlamsızlık içerisinde bile bizim her daim hayata tutunmamızı istiyordu. Sonuçta elimizde olan tek şey hayatımızdı. Bu hayat acılarla bile dolu olsa, tutsaklıkla da geçse zenginlikle de geçse her zaman değerliydi. Sonuç itibariyla ölmemiz halinde elimizdeki her şeyi kaybedecektik. Diğer bir deyişle, elimizdekilerin çok avantajlı olduğunu düşünmesek bile elimizdekini kaybetmekten iyidir der Camus.

Konu Sisifos’a geldiğinde ise “Sisifos Söyleni” kitabında şöyle diyor Camus:

“Sisifos, taşı tepeye doğru yuvarladığı anlarda, eyleminin absürd olduğunu yani aslında anlamsız ve amaca yönelik olmadığını bilmese de, bu çabanın kendisinin özgür iradesinin bir sonucu olduğunu düşünmez. Ona göre, eylemin anlamı, özgür iradenin ve tutkuların bir sonucu olarak ortaya çıkar. Sisifos, her seferinde taşı tepeye doğru yuvarladığında, kendi özgürlüğünü ve iradesini yaşar. Bu, absürd gerçekliğin farkında olmasına rağmen yaşamın anlamını kendi yaratma çabasıdır.

 

Albert Camus Sisifos

 

Özetle, Camus için Sisifos bu sonsuz çileyi çekecek olmasına rağmen ölmeyi dilememelidir. Sonuç itibarıyla elindeki en önemli varlık hala devam ediyordur ve o da yaşamıdır. Bu nedenle Sisifos’un kendi ölümünü dilemesi mantıksız olacaktır. Tam da bu anlatı nedeniyle Camus, intiharı açıkça reddeder ve mantıksız bulur. 

Bununla beraber Camus, hayatı da olabildiğine övüp hayatın iyi olduğuna da inanmış diyemeyiz. Sonuçta o, belki de en gri romanlardan birisi olan “Yabancı” kitabının yazarıdır. 

Kısaca “Yabancı”

“Güneş ışığı yavaşça gözlerimi kamaştırmaya başladı. Ben de yoldan geçenleri izlemeyi bıraktım. Her şeyin o kadar saçma olduğunu düşündüm ki, artık hiçbir şeyin bir önemi yoktu.”

-Camus (Yabancı)

Hikaye, ana karakterimiz Meursault’un annesinin ölümüyle başlar. Bu olaydan sonra Meursault, ölüm ve yaşam arasındaki anlamsızlık üzerine düşünmeye başlar.

Hayatımın neden bir anlamı olsun ki? İşim var, yemek yiyorum, uyuyorum. İşte bu kadar.”

-Camus (Yabancı)

Albert Camus Kapak Gorseli

 

Ardından devam eden olaylar içerisinde oldukça duygusuz görünen Meursault’un iç sesini dinleriz. Kitap boyunca Meursault’un bu hayatın içerisinde kaybolduğu ve git gide “kendine yabancılaştığı” anlatılır. Camus için hayat bizi aynen bu şekilde yabancılaştırır. İşte, tüm bu yönleriyle de hayat, Camus’un tanımıyla “absürttür.” 

Absürt Kavramı

Camus, “absürt” kavramını temel bir düşünce olarak benimser. Ona göre insanın yaşamı; dünya ile evrenin anlamsız, tutarsız ve rasyonel bir açıklamadan yoksun olduğu bir döngüde geçer. Absürt, insanın varoluşunun içsel bir çelişkisidir. Kısacası, şu anda bildiğimiz ve sıklıkla kullandığımız “varoluşsal sancı” kavramı Camus için bu şekilde açıklanır. 

Özetle, Camus’un felsefesindeki genel temalar, varoluşçuluk ve absürdizm etrafında döner. Camus eserlerinde; insanın varoluşsal sıkıntılarını, yaşamın anlamını sorgulamasını ve absürt gerçekliği ele almasını konu edinir. Ayrıca, isyan, özgür irade, duyarsızlık, anlamsızlık ve toplumsal normlara karşı durma gibi kavramları da işler. “Yabancı” romanında, başkaldırı ve anlamsızlık temasını özellikle vurgular. “Sisifos Söyleni” kitabında ise mitolojik Sisifos’un hikayesi üzerinden yaşamın anlamını sorgular, absürt gerçekliğe karşı durmanın önemini tartışır. Camus’un eserleri, okuyucuları varoluşsal sorular sormaya ve anlam arayışlarına yönlendirir.

Bu anlamda Camus, yer yer negatif anlatısı yer yer pozitif mesajlarıyla hayatı özetler. Peki, siz ne dersiniz? Zulüm içinde de olsa bir hayat ölümden iyi midir?

Kaynakça ve İleri Okuma

Aronson, R. (2021, December 13). Albert Camus. Stanford Encyclopedia of Philosophy. https://plato.stanford.edu/entries/camus/

Camus, A. (2013). The myth of Sisyphus. Penguin UK.

McCarthy, P. (2004). Camus: The Stranger. Cambridge University Press.

Simpson, D. (n.d.). Albert Camus (1913—1960). Internet encyclopedia of philosophy. https://iep.utm.edu/albert-camus/

Sus, V. (2023, December 22). Albert Camus on the meaning of life: Faith, suicide, and absurdity. TheCollector. https://www.thecollector.com/albert-camus-meaning-of-life/

YouTube. (2022, August 24). The genius philosophy of Albert Camus. Fiction Beast YouTube Channel. https://www.youtube.com/watch?v=f5IFEE2uk8E

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu