Kültür/Sanat

Deneysel Bir Apartman: “Çalışkur” 

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Çalışkur Apartmanı ve Cilalı Ahlak Yalanı
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Haldun Taner, Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından biri. Özellikle tiyatro ve kabare1 yazınları ile biliniyor. Yazdığı metinlerin temelde ortak noktası; kullandığı iğneleyici ve eleştirel dil. Oyunlarında da öykülerinde de alaycı ve bazen taşlayıcı bir tutumla toplum eleştirisi yapıyor.

1954’te kaleme aldığı Ayışığında “Çalışkur” adlı öyküsünde ise Haldun Taner oldukça ilginç bir metin sunuyor. Öykü; bekçi Zülfikar’ın devriyesiyle başlıyor. Zülfikar’ı takip ederek apartmana varıyoruz, nispeten zengin ve üst kesimden olan apartman sakinlerini kısaca tanıyoruz. Karakterlerin işleri, makamları, sosyal hayatları ve dünya görüşleri, birbirleriyle olan bazı diyaloglar aracılığı ile okuyucuya aktarılıyor.

Kim Bu “Çalışkur”lar?

Anlatıcı sanki elinde bir kamerayla apartmanın katları arasında dolaşıyor ve pencerelerden, balkonlardan içeri girip okuyucuya karakterleri tanıtıyor. Dündar Çalışkur, telefonda sıkı bir pazarlık yaparken objektife yakalanıyor, Basketçi Erdal arkadaşları ile birlikte hararetli (ve pek de ahlaklı sayılamayacak) bir sohbet içerisinde, Erdal’ın büyükbabası elinde dürbünü ile karşı pencereleri gözetliyor. Üç numarada bir doğum günü partisi var; dürüstlüğü şüpheli iş adamları ve eşleri birbirleri ile şakalaşıyor. Dedikodu ve aldatmacayla dolu sohbetler ve kişiler apartman katlarında karşımıza çıkıyor. Apartman sakinlerinin ardından dışarıda oturan iki karaktere dönüyor kamera: Melahat ve Nuri. Yan yana oturmuş, hayatları hakkında konuşan iki sevgiliyi bekçi Zülfikar yakalıyor ve “ahlaksızlıkları” sebebiyle onları karakola götürüyor. 

Ayisiginda Caliskur Gorsel

Öykü burada bitiyor fakat daha kitabın yarısına bile gelmedik. Sayfayı çevirince “Hikayenin Tepkileri” isimli bir bölüm karşımıza çıkıyor. Böylece Haldun Taner’in öyküsünün deneysel kısmı başlamış oluyor. 

Peki Nedir Bu Öyküyü Deneysel Kılan?

“Hikayenin Tepkileri” isimli bölümde, okuyucuların anlatılan öyküye dair tepkileri yer alıyor. Eleştirilerin büyük bir çoğunluğu okuyucuların öyküden pek de memnun kalmadığı yönünde. Bu memnuniyetsizlik üst sınıf okuyucudan geliyor ve çoğunlukla üst sınıfın kötü ve ahlaksız gösterilmesi üzerinden ilerliyor. Öykü, hitap ettiği kitle için birtakım yüzleşme ve özeleştirileri mecburi kılıyor. Bazıları tamamen kişisel dertler taşıyan mektuplar bir bakıma toplumun sanatçıya yaklaşımının eleştirisi niteliğinde de ele alınabilir. Tabii ki eleştirilerin tamamı olumsuz değil, öyküyü beğenen ve karakterlerle bağ kuran okuyucular da var. Hatta olay ve kişileri hayata taşıyıp bunun üzerinden yazara alınganlık gösteren, gönül koyanlar bile var. 

“…Ayışığında Çalışkur yazarı insanları pek sevmiyor. Yazı masasına otururken belki yumuşar diye kalbini çıkarıp bir kenara bırakıyor. Sade kafası ve yakıcı hümoru ile yazıyor. [..] Ayışığında Çalışkur yazarı; susulması, örtülmesi gereken en çiğ gerçekleri önümüze sermekle Erdal’ın büyükbabasına yorduğu teşhirciliği asıl kendisinin yaptığının farkında değil mi acaba? …” (Taner, Haldun, Ayşığında “Çalışkur”, Ocak 2022, YKY, syf. 31.) 

Yeniden Anlatım

Hikaye tepkileri bittikten sonra yeni “Sonuç” bölümüyle karşılaşıyoruz. Bu bölüm, ilk hikayenin gelen eleştiriler doğrultusunda yeniden yazılmış hali. Haldun Taner, bu sefer okuyuculardan gelen geri dönüşleri göz önüne alarak anlatmak istediğini değil, okunmak isteneni yazıya döküyor. Kitabın sol tarafında orijinal metin yazılı, sağ tarafında ise yeniden yazılmış metin var. Yan yana bakıldığında, hikayeye yapılan eklemeler ya da hikayede yapılan değişiklikler kalın punto ile yazılmış. Karakterlerin eylemleri ve niyetleri, toplumun gördüğü ve umduğu şekilde, sınıfsallığın göz boyayan aldatmacasına göre yeniden kurgulanmış. Örneğin orijinal öyküde hiçbir ahlaksızlık yapmayan Nuri ve Mehtap, ikinci anlatıda birden tasvip edilmeyen düşünce ve davranışlara bürünüyorlar. Toplumsal ikiliğin ve sınıfsal önyargının en büyük örneği belki de bu çift üzerinden ilerliyor. Aynı şekilde apartman içerisindeki karakterlerin ikiyüzlü davranışları değiştirilmiş, güzel bir kılıfla dikilmiş. Mesela ilk öyküde elindeki dürbünle ‘teşhircilik’ yaptığı anlatılan büyükbaba ikinci anlatıda teleskobu ile yıldızları izliyor. Apartman sınırları içerisinde kalan ve apartman sakinleri ile iyi ilişkileri olan kimseler bir anda öykü içerisinde “kahraman” niteliğine bürünürken, apartmanın gölgesinde duranlar kötü ve ahlaksız kimliklerle karşımıza çıkıyor. Karakterlerin en ufak hareketleri bile baştan düzenlenmiş, her adımlarının kendileri, dostları ve hikaye için bir anlamı olması sağlanmış. Bunların yanı sıra karakterler tarafından kullanılan dil de düzenlenmiş; ilk öykü, okuyucuların günlük hayatlarında kullandıkları dilin daha iyi bir temsili iken yeniden yazılan metin, okuyucuların isteği yönünde Türkçeye daha uygun terimler, deyimlerle süslenmiş.

Ayisiginda Caliskur

Yeniden yazılmış metne ek olarak bu sefer öyküye bir de epilog eklenmiş. Bu bölümde öykü bittikten sonra karakterlerin ne yaptıkları yazıyor. Dönemin edebiyatında da popüler olduğu gibi bütün iyi karakterler mutlu sona kavuşuyor. Okuyucular tarafından ‘kötü’ olarak adlandırılan karakterlere ise iyileşme fırsatı sunulmuş. 

Kitabı deneysel kılan yazarın hayali bir okuyucu kitlesi ile hem kendini hem de okuyucuyu eleştiriyor olması. Haldun Taner’in eğlenceli anlatımı, çok karmaşık olabilecek deneysel bir metni okunması rahat ve eğlenceli bir tecrübeye dönüştürüyor. Ayışığında “Çalışkur” daha sonra Haldun Taner tarafından oyun olarak yeniden yazılmış. “Tiyatroda ilk perdede Çalışkur Apartmanı’nda yaşayanların yaşamlarındaki yolsuzluklara değinilmektedir. Tek perdeyle oyunun sonuçlanmasına seyirciler itiraz edince oyunun ikinci perdede tekrar oynanmasına karar verilir. Ancak bu kez oyun tersinleme yoluyla tekrar oynanarak farklı bakış açıları oluşturulmuştur.” (Akyüz, M. syf. 297) 

Yine de kitabın sonunda yer alan, yeni öyküye gelen eleştirilerden de anlayabileceğimiz gibi, her okuyucuyu memnun etmek maalesef mümkün değil. 

1 Kabare: Güncel olayları iğneleyici bir dil ile ele alan, toplum eleştirisi odaklı tiyatro oyunu. 

Kaynakça ve İleri Okuma

Akyüz, M. (2015). HALDUN TANER TİYATROSUNDA METİNLERARASI OKUMA. Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 9(2), 291-298.  https://dergipark.org.tr/en/pub/erzisosbil/issue/45172/565561 

İlhan, N. (2012). HİKAYENİN HİKAYESİ YA DA BİR ÜSTKURMACA DÜZLEMİNDE AYIŞIĞINDA ÇALIŞKUR. Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi(8), 63-72. https://dergipark.org.tr/en/pub/adyusbd/issue/1395/16476 

Mengi, N. (2014). Deneysel Biçimciliğin İlk Örneklerinden Biri: Ayışığında “Çalışkur”. 21. Yüzyılda Eğitim Ve Toplum, 1(3), 17-26. https://dergipark.org.tr/en/pub/egitimvetoplum/issue/5130/69842 

Taner, Haldun. Ayışığında “Çalışkur”, Ocak 2022, YKY, İstanbul 

Vural, Y. (2018). Ayışığında “Çalışkur” Öyküsünde Anlatıcı. Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi(61), 73-80.  https://dergipark.org.tr/en/pub/ataunitaed/article/667159 

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Dilem Gürel

Herkese merhaba, ben Dilem Gürel. Şu anda Bilgi Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü öğrencisiyim. Kitap okumaktan çok hoşlanırım ama özellikle fantastik edebiyat ve bilim kurguya bayılırım. Büyüdüğümde yazar olmak istiyordum, artık yeteri kadar büyüdüğümü düşünüyorum. Okuduğum kitapları ve öğrendiğim bilgileri sizlerle Doğa Filozofu aracılığıyla paylaşmak için sabırsızlanıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu