Kültür/Sanat

Belyaev’in Su Adamı

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · İki Dünyaya Sığamayan Su Adamı İhtiandr
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Sovyet yazar Aleksandr Belyaev’in 1928 yılında yayımlanan bilim kurgu romanı “Su Adamı“, keyifli anlatımının yanı sıra birçok eleştiri barındıran bir kitap. Yazarın diğer roman ve hikayelerinde de olduğu gibi, Su Adamı da insanın sınırlarını inceliyor ve zorluyor. Ekstrem koşullar altında insanın nasıl yaşayabileceği sorunu ile ilgilenirken, din-bilim, yabancı-tanıdık çatışmalarını da ele alıyor. Değindiği konular da farklı okumalar yapmaya oldukça müsait; bazı karakterleri kapitalizm eleştirisi özelinde okuyabilir iken bazı olayları da sömürgecilik eleştirisi olarak okumak mümkün. Birçok farklı konunun üzerinde durmasına rağmen hikayenin akılıcılığı hiçbir zaman bozulmuyor. 

Sovyet yazar Aleksandr Belyaev

Deniz Şeytanı* 

Arjantin, Buenos Aries. Dilden dile dolaşan bir “deniz şeytanı” efsanesi, adeta balıkçıların kabusu olmuş. Kimisi bahsi geçen şeytandan canı pahasına korkuyor, kimisi ise şüpheli düşüncelere sahip; söz edilen şeytanın daha önce bazı insanları kurtardığına dair rivayetler var. Bazıları ise bu efsanevi canlının aslında yoksullara yardım eden bir deniz tanrısı olduğuna inanıyor. Tabii ki, dönemin bilim adamlarının da bu konu hakkında pek çok fikri var fakat fikirlerinin temeli bilimden çok dine dayanıyor. Kitap, Su Adamı hakkında yerel halk arasında dolaşan söylentilerle açılışı yapıyor, okuyucu da bu efsane ile kısa sürede tanışıyor.

Hikayemiz Pedro Zurita isimli kaptanın gemisinde, Denizanası’nda  başlıyor. Zurita ve mürettebatı inci toplayıcılığı yapıyorlar. Senelerdir Denizanası’nda çalışan, güvenilir mürettebat, geminin ikinci kaptanı da diyebileceğimiz Baltasar gece vakti bir ses duyuyor ve duyduğu sesin deniz şeytanı olduğunu söylüyor. Yalnızca adının anılması bile gemide bir kargaşaya neden oluyor. Hikaye içinde çok da ilerlemeden, sözde deniz şeytanı, suya düşmüş bir dalgıcı kurtarıyor. Kurtarılan dalgıç ve gemidekiler arasında geçen diyalog ise aslında Belyaev’in, Su Adamı’nda incelediği “yabancı” olgusunu gözler önüne seriyor. 

“ ‘Seni hangisi daha fazla korkuttu; köpekbalığı mı, canavar mı?’

  ‘Canavar,’ diye hiç tereddütsüz cevapladı. ‘Hayatımı kurtarmış olsa bile, canavar.’” (Belyaev, 2023,s. 23)

Dalgıcı kurtarmasının ardından deniz şeytanı, kaçınılmaz olarak Denizanası mürettebatı tarafından görülüyor ve gördükleri, yerlilerin aklında bir soru işareti uyandırıyor; deniz şeytanı dedikleri aslında bir insan olabilir mi?

yunusa binerek su yuzeyinde gezen deniz seytani

Dalgıcı kurtarmasının ardından bir de yunusa binerek su yüzeyinde gezerken, bindiği yunusla konuştuğu duyulan deniz şeytanı hakkındaki efsaneler daha da kafa karıştırıcı bir hal alıyor. Yerliler efsanenin şeytaniliğinden şüphe duymaya başlarken Pedro Zurita’nın aklında ise bambaşka bir soru var: Acaba bu su adamını istiridye toplama işinde kullanıp daha fazla kar edebilir mi?

Doktor Salvator, İhtiandr ve İkili Bir Yaşam 

Bu sorunun üzerine Pedro Zurita, deniz şeytanını yakalamayı artık aklına koymuş fakat onu yakalamakta hayli güçlük çekiyor. Daha önce Baltasar, deniz şeytanının bir mağaraya girip gözden kaybolduğunu söylediği için Zurita, bu mağaranın diğer çıkışının nerede olabileceğini araştırmaya başlıyor. Dikkatini çeken şey, deniz şeytanının, yalnızca kızılderilileri iyileştirdiği söylenen Doktor Salvator’la bir ilgisi olabileceğidir.

Hikayemizin bu kısmından sonra neredeyse hiç soluk kesmeden bir kovalamaca başlıyor. Deniz şeytanı, daha sonradan öğreneceğimiz ismi ile İhtiandr, (ing. Ikhtiandr, yunanca balık ve adam kelimelerinin birleşiminden türetilmiş bir isim.) suyun altında yaşamaya elverişli vücudu ile deniz tabanında kendince bir hayat süren bir delikanlı. Suyun içinde daha rahat hareket etmesini sağlayan eldivenleri ve görüşüne yardımcı olan gözlükleri ile uzaktan bakıldığında bir yaratığa benzese de, daha önce de bazı yerliler tarafından görüldüğü gibi aslında oldukça insan. İhtiandr, suyun içinde güvende ve mutlu; yeryüzü insanını korkutan ne varsa İhtiandr’a zevk veriyor.* (syf.74) 

Ihtiandr ve asik oldugu kadin

Sayfalar ilerledikçe, suyun altında büyüyen bu genç delikanlının hayata dair aslında çocukça bir tutum sergilediğini görüyoruz. İhtiandr daha önce genç bir kadını denizden kurtarmış, fakat onu korkutmamak için genç kadının bilinci geri geldiğinde yanına gitmemiştir. Ancak bir kez daha karşılaştıklarında İhtiandr ona aşık oluyor ve karaya uygun giyinerek sıklıkla onunla buluşmaya gidiyor. Bu sırada Pedro Zurita İhtiandr’ı yakalayabilmek adına türlü türlü tuzaklara başvuruyor. Ne var ki İhtiandr, kendisinden faydalanmaya çalışıldığını fark etmiyor, üstelik aşık olduğu zaman naif ve kırılgan kimliği ortaya çıkıyor. Kitap boyunca farklı karakterler aracılığı ile insan ırkının hırslı yüzü ve vicdan duygusuyla sıklıkla karşılaşıyoruz. Kitaba hikayeye dair bir başka okuma da Pedro Zurita’nın İhtiandr’a olan bakış açısı üzerinden yapılmış bir kapitalizm ve sömürgecilik eleştirisi şeklinde olabilir. Zira Pedro Zurita, daha ilk andan beri İhtiandr’ı kendi çıkarları doğrultusunda kullanma eğilimindeydi. Genç adam hakkındaki gizeme bu kadar merak duyması da sadece kişisel çıkarlarından kaynaklanıyordu.

Aynı şekilde, ilerleyen bölümlerde mürettebatını da kişisel hırslarından beslenen bu çekişmenin bir parçası haline getiriyor. Bu bakımdan Pedro Zurita ve İhtiandr, hikayedeki kapitalizm ve sömürgecilik eleştirisinde tam tersi taraflarda yer alan birer sembol haline geliyor. Pedro Zurita ana kötümüz olarak yerini alırken, İhtiandr’ın, etrafına örülen tuzaklardan habersizce, insan olmaya çalışmasını okuyoruz. Karaya adım atıp, kara insanlarından biri gibi giyindiğinde, kalabalık ve sıcağın İhtiandr’ın doğasına ters gelmeye başladığını görüyoruz. İkili yaşamının kökleri suda olmasına rağmen, Zurita’nın adamı tarafından kandırılarak ya da aşık olduğu kadınla daha fazla vakit geçirebilmek adına, karada gittikçe daha fazla zaman geçiren İhtiandr’ın kafası karışmaya başlıyor. Eskiden suyun içinde gayet memnun bir hayat sürmesine rağmen, hayatına giren ihtimaller sebebiyle artık yuvasında da kendini güvende hissetmez bir hale geliyor. 

İhtiandr’ın tekdüze yaşamı kırılmaya başlıyor ve gözünü hırs bürümüş Pedro Zurita’nın da zorlamasıyla, hakkındaki biyolojik gerçekler açığa çıkıyor. 

Doktor Salvator Mahkemeye Çıkıyor 

Önceki bölümlerde okuduğumuz üzere Doktor Salvator, bir gen bilimci. Tedavi umudu ile kendisine getirilen hastaları elbette tedavi ediyor ama bunu yaparken, diğer canlıların gen havuzundan da epey faydalanıyor. İhtiandr, Salvator’un en “başarılı yaratısı”. Bu gerçeğin ortaya çıkması halk arasında büyük bir rahatsızlık uyandırdığı için doktor Salvator tutuklanıyor. Doktor Salvator’un hastalarına müdahale ediş şekli özellikle kiliseyi rahatsız etmiş olacak ki, yaptığı müdahalelerin bir “küfür” olduğu söyleniyor. 

“Bu davadaki baş ve tek kurban kim? Belli ki, bir tek Tanrı. Mahkemeye göre onun otoritesini, onun alanına müdahale ederek sarstım. O, yarattıklarından memnundu ve aniden doktorun biri çıkıp diyor ki: ‘Bu kötü yapılmış. yeniden yapmak gerek.’ Ve Tanrı’nın yarattıklarını kendine göre yeniden yapıyor…” (Belyaev, 2023, syf. 205) 

Doktor Salvatorun yargilanmasi

Su Adamı’nın en etkileyici kısımlarından olan mahkeme bölümleri, Belyaev’in hem bilim kurgudaki dehasını hem de eleştirel zekasını gözler önüne seriyor. Din adamlarının davaya müdahalelerinden tutun da Salvator’un kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplara kadar, yazılmış her paragraf, hayal gücünü provoke edici nitelikte birer sanat eseri. 

Sonsöz

Aleksandr Belyaev’in “Su Adamı” adlı romanı, bir bilim kurgu anlatısından beklenen tüm özelliklere sahip. İnsan vücudunun sunduğu fiziksel şartları ele alarak, bunları değiştiriyor ve bunu yaparken bilimsel deneyleri de ahlaki bir yönden inceliyor. Üstelik, toplum dışı bir karakterin etrafında gelişen olaylarla yabancı olana duyulan korku, hatta bazen öfkenin de altını çiziyor. Belyaev, bu incelemeleri sunarken o kadar sade ve akıcı bir dil kullanmış ki yalnızca hikaye değil, anlatım da okuyucuyu içine çekiyor. İnsan ilişkileri ve romantizm yazımındaki sade başarısı, karakterlere boyut katıyor ki bu da okuyucunun İhtiandr ile kurduğu empatiyi artırmasına yardımcı oluyor. 

Su Adamı, hem içerik hem de biçim bazında sevilerek okunan bir roman olmuştur. İhtiandr’ı mercek altına alan kısımlarda, Belyaev’in karakterin doğasını çok iyi yakaladığını düşünüyorum. Özellikle 1928’de yayımlandığını göz önünde bulundurursak, Belyaev’in usta kalemine ve hayal gücüne hayran olmamak elde değil. 

Kaynakça ve İleri Okuma

Aleksand Belyaev, Su Adamı, İthaki Yay., 2017

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Dilem Gürel

Herkese merhaba, ben Dilem Gürel. Şu anda Bilgi Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü öğrencisiyim. Kitap okumaktan çok hoşlanırım ama özellikle fantastik edebiyat ve bilim kurguya bayılırım. Büyüdüğümde yazar olmak istiyordum, artık yeteri kadar büyüdüğümü düşünüyorum. Okuduğum kitapları ve öğrendiğim bilgileri sizlerle Doğa Filozofu aracılığıyla paylaşmak için sabırsızlanıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu