Kültür/Sanat

Norveç’in Nobel Ödüllü Yazarı: Jon Fosse

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Jon Fosse ve Ölümün Kıyısındaki Virgüller
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Jon Olav Fosse, 2023 yılında “yenilikçi oyunları ve söylenemeyene ses verdiği nazımı ile” Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Norveç doğumlu yazarın çocukluğundan beri elinden kalem düşmemiş, çok çeşitli türlerde edebi eserler vermiş. 1959 yılında doğan Fosse aynı zamanda denemeler yazmış, çeviriler yapmış; edebiyata yalnızca yaratıcılığı ile değil, akademik çalışmaları ile de katkı sağlamış bir kişi. Güçlü fikirleri ve felsefesini, korkusuz bir ses ile roman, oyun ve şiirlerinde okuyucuya aktaran Fosse’den, özellikle yazdığı tiyatro metinleri ile yakaladığı başarısından dolayı “Modern Henrik İbsen” olarak bahsediliyor.

Fosse gençliğinde bir müzik grubunda gitar çalarken, müziği bir anda bırakıp yazmaya başlamış. Belki de bu yüzden yazdığı metinlerde bir müzikalite bulunduğunu ileri süren yazar, aynı zamanda yazmaya başlamadan önce herhangi bir plan da yapmıyor, içinden geldiği gibi yazıyor. Aslında yazar olmak gibi bir niyetinin olmadığından, gazeteci yazar olmak istediğinden fakat ilk romanını yazdığından ve bir şekilde kendisini “yazar” olarak adlandırılmış bulduğundan bahsediyor. [1] Fosse aynı zamanda yazar oluşunun yedi yaşında geçirdiği bir kaza sonucu olduğuna inandığını söylüyor. Yazdıklarının ana temasının sıklıkla yaşam ve ölüm arasında seyretmesi bu yüzden olsa gerek. [2]

Fosse’nin Oyun Yazarlığı Üzerine

Fosse’ye asıl ününü getiren; oyun yazımındaki başarısı. Tiyatro metinleri ile adından sıklıkla ve övgüyle bahsettiriyor. Oyunlarında, seyircilere hissettirmeyi başardığı tanıdıklık havasından bahsediliyor. Farklı oyun metinlerinde da olsa sıklıkla kullandığı bir takım motifler var. Bu motifleri aynı zamanda romanlarında da kullanıyor. 

Jon Olav Fosse 2023 Nobel edebiyat odulunu kazaniyor

“Tekrarlar Fosse’nin adeta imzasıdır. Her oyununda Fosse, bu tekrarların kullanıldığını; ama farklı amaçlara hizmet ettiğini söyler. Tekrarlar metne şiirsel ve müzikal bir değer katar. Metinlerin bu tekrarlarla, kendi içinde özel bir ritmi vardır. Fosse Tiyatrosu’nda başkarakter ise, hep çemberin dışında kalmış ya da kaybetmiş bir kişiliktir. Fosse dramasında her şeyi bilen bir anlatıcı yoktur. Karakterlerin nasıl göründüğüne dair bir ipucu yoktur. Kaç yaşında oldukları, nereden geldikleri belirsizdir. Fosse’nin en önemli ve belirgin özelliklerinden biri, karakterlerinin sınırlı bir kelime dağarcığı olmasıdır. Az sözcük kullanır ve cümleleri kolay gramerler içerir, bunlara ek olarak konuşmalar arasında uzun sessizlikler vardır.” [3]

Fosse’nin Romancılığı Üzerine

Oyun yazarlığındaki başarısının yanı sıra romanlarında kullandığı dil ve anlatılarının içeriği ile de Fosse, gözleri üzerine çeken bir yazar. Okuyucular tarafından çok beğenilen nazımı Fosse’nin romancılığında oldukça önemli ve ayırt edici bir yere sahip.

Fossenin favori motifi Deniz

Karışık tekrarların içinde belirgin bir ruhanilik var, her zaman müzikal bir nitelikte. Şiirle olan kökleri tartışmasız. Fosse, yalnızlık, kayıp, kopukluk ve aile ilişkileri üzerine yazıyor. Hayaletler ve hafıza kullandığı yaygın temalar. Dil ne kadar sade ve belli bir stile uygun olursa olsun, onun vizyonu belirgin bir İskandinav melankolisiyle dolu. Deniz, en sevdiği ve sıkça tekrarladığı bir motif”. [4] Birçok farklı edebi türde eserler vermiş olmasına rağmen, hepsinde aynı sese, aynı tınıya sahip olması Fosse’nin yazımının karakteristik bir parçası. Bu sonuca sıklıkla kullandığı motifler yardımıyla da varabiliriz. Romanlarında işlediği konular ile sağladığı dil bütünlüğü, hikayenin okuyucu üzerinde bıraktığı etkiyi pekiştiren bir etken.

Fosse’nin Kısa Bir Anlatısı: Sabahtan Akşama 

Fosse’nin kısa romanı Sabahtan Akşama, Johannes adlı bir balıkçı adamın bir gününü anlatıyor. Kitap Johannes’in doğumu ile başlıyor. Johannes’in doğumunu, babası Olai’ın bakış açısından okuyoruz. Bu ilk kısım; okuyucunun, Jon Fosse’nin yazım stiline dair bir fikir edinmesine yardımcı oluyor; MonoKL Yayınları’nın 2015 yılında Türkçeleştirip yayımladığı kitapta cümleler noktalardan ziyade virgüller yardımı ile birbirinden ayrılmış. İlk bakışta küçük bir detay gibi görünebilir fakat bu seçim kitabın mistik ve ruhani havasını derinleştirmiş; ana karakterin aklının içinde kaybolmayı daha da kolaylaştırmış. Belki hikayenin bir balıkçı kasabasında geçmesinden, belki de konusu gereği pek fazla karakter olmamasından; Fosse’nin nazımındaki sessiz ve sakin hava, romanı okurken insanı adeta dinlendiriyor. 

Fossenin kisa romani Sabahtan Aksama

Sabahtan Akşama, her ne kadar oldukça kısa bir roman da olsa hakkında söylenecek çok fazla şey var. Romanın ele aldığı konuyu işleyiş tarzı, okuyucuyu aklında şüphe bırakmayacak bir şekilde hikayenin sonuna doğru taşıyor. Hayat ve ölüm temalarının işlendiği kitap, puslu bir perspektiften izleniyormuş hissi uyandırıyor ki bu da Fosse’nin kurmacasında dilinin ne kadar önemli olduğunun bir diğer kanıtı. Çünkü kitap boyunca Johannes ne olduğunu anlayamadığı bir tuhaflığın içinde hissediyor kendini ve bu tuhaflık okuyucuya pürüzsüz bir şekilde aktarılıyor. Hayatın nerede bitip ölümün nerede başladığını belirsiz sınırlarla okuyucuya aktaran yazar bunu sabırla yapıyor; daha en başından hikayenin sonunu tahmin etsek dahi, Johannes’i bir kenara bırakmak o kadar da kolay değil. Üstelik Jon Fosse’nin nazımında memleketinin soğuk esintileri, melankoli duygusu bütün doğallığı ile hissediliyor. Bu açıları ile ele alındığı zaman, en meşhur eseri olmasa dahi, Fosse ile kısa bir tanışma için oldukça güzel bir roman diyebiliriz Sabahtan Akşama için.

“Deniz artık seni istemiyor, dedi, gözyaşlarını kurulayan Peter, 

 Bir tek toprak kaldı geriye, dedi,” (Fosse, Jon, Sabahtan Akşama, 2015, MonoKL Yay. Syf. 61) 

Kaynakça ve İleri Okuma

[1]: Jon Fosse Interview. (2024, September 2). The Booker Prizes. https://thebookerprizes.com/the-booker-library/features/jon-fosse-interview

[2]: deutschlandfunkkultur.de. (n.d.). Jon Fosse: “Trilogie” – Perspektive zwischen Leben und Tod. Deutschlandfunk Kultur. https://www.deutschlandfunkkultur.de/jon-fosse-trilogie-perspektive-zwischen-leben-und-tod-100.html

[3]: Karabayır, S., Absürd tiyatro ve Absürd Tiyatro Sonrası Dönemin İçinde Yer Alan Jon Fosse ve “Oğul” Adlı Oyununun Dramaturjik Çalışması, 2015, İSTANBUL

[4]: Schwartz, S. (2010). A Conversation with Jon Fosse. Western European Stages;, Vol. 22(Iss. 2/3). https://www.proquest.com/scholarly-journals/conversation-with-jon-fosse/docview/858889310/se-2

Selenay, A. (2020). MODERN IBSEN, JON FOSSE VE “VE HİÇBİR ZAMAN AYRILMAYACAĞIZ” OYUNUNUN POSTMODERN İNCELEMESİ [Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi]. https://dspace.ankara.edu.tr/server/api/core/bitstreams/457e681c-b671-48df-8e3f-5a5acaf45683/content#page=56.07

The Nobel Prize in Literature 2023. (n.d.). NobelPrize.org. https://www.nobelprize.org/prizes/literature/2023/summary/

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Dilem Gürel

Herkese merhaba, ben Dilem Gürel. Şu anda Bilgi Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü öğrencisiyim. Kitap okumaktan çok hoşlanırım ama özellikle fantastik edebiyat ve bilim kurguya bayılırım. Büyüdüğümde yazar olmak istiyordum, artık yeteri kadar büyüdüğümü düşünüyorum. Okuduğum kitapları ve öğrendiğim bilgileri sizlerle Doğa Filozofu aracılığıyla paylaşmak için sabırsızlanıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu