Kültür/Sanat

Bir Okuma Rehberi: David Eagleman

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Hayatınızın Kodunu Kim Yazıyor
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Tahmin ediyoruz ki herhangi bir kitapçıya girdiğinizde ve “Psikoloji” veya “Nörobilim” kategorisinin çevresinde dolaştığınızda en az bir kez bu ismi görmüşsünüzdür: David Eagleman.

David Eagleman 4

Belki daha önce bir kitabını okumuşsunuzdur, belki de kitapçıda sayfalarını karıştırdığınız bir kitabı olmuştur. Hatta tahminlerimizi biraz daha ileri taşıyalım. Muhtemelen karıştırmış, okumuş veya en azından kapağına baktığınız o kitaplar arasında “Incognito” veya “Beyin” vardır. Bu yazımızda; belki okuyup hatırlamanız için, belki kitabı okumak isteyip istemediğinizi anlamanız, belki de sadece özetini dinlemek için harika bir fırsat sunuyoruz! 

Kısaca David Eagleman

Her zamanki gibi yazarımızı tanımakla başlayalım! 

David Eagleman, nörobilim dünyasının en önemli isimlerinden birisi ama öyle sıkıcı laboratuvar hikâyeleri anlatan, sıkıcı makaleler yazan birisi değil. Beynin nasıl çalıştığını, farkında olmadan nasıl kararlar verdiğimizi ve özgür iradenin gerçekten var olup olmadığını sorgulayan, insanı hem düşündüren hem de eğlendiren bir anlatım tarzı olan bir bilim insanı. Akademik kariyerine Stanford Üniversitesi’nde devam eden Eagleman, her ne kadar bu konuları ele alan ilk kişi olmasa da, onları herkes için anlaşılır ve ilgi çekici hâle getirme konusunda oldukça başarılı.

Onun en büyük özelliği ve başarısı, beynin aslında düşündüğümüz kadar kontrolümüzde olmadığını göstermek. Birazdan detaylı inceleyeceğimiz Incognito’da beynimizin büyük bir kısmının bilinçdışı çalıştığını ve günlük hayatımızdaki birçok kararın farkında bile olmadan alındığını anlatıyor. Mesela, birine aşık olduğumuzda ya da bir kararı mantıklı bulduğumuzda, gerçekten bilinçli bir seçim mi yapıyoruz? Eagleman’a göre çoğu zaman beynimiz bizim yerimize kararları çoktan vermiş oluyor, biz de sadece bu kararları mantıklı kılmaya çalışıyoruz.

David Eagleman 2

Eagleman işin sadece felsefi tarafına takılıp kalmıyor elbette. Mesela, yine bugün inceleyeceğimiz “Beyin” kitabında beynimizin yaşadığımız deneyimlerle nasıl değiştiğini anlatıyor. Siz şu an bu satırları okurken bile beyniniz fiziksel olarak değişiyor! Eagleman, bu esneklik sayesinde gelecekte beynin yeni duyular geliştirebileceğini ve hatta teknolojiyle birleşerek süper güçlere sahip olabileceğimizi düşünüyor.

Eagleman’ın birçok şaheseri olmakla birlikte, bu yazımızda biz odağımızı üç kitaba çevireceğiz: Incognito, Beyin ve Yaratıcı Tür.

İlk durağımızla başlayalım o halde!

Incognito

Eagleman’a göre insanların çoğu, bilinçli zihnin kararları yönettiğini düşünür. Gerçekte ise, bilinç sadece buzdağının görünen kısmıdır. Beynimizin büyük bir kısmı, farkında olmadığımız süreçlerle çalışır ve çoğu zaman bilinçli seçimlerimizden bağımsız olarak bizi yönlendirir. 

Örneğin, birine ilk görüşte güvenip güvenmemek, bir ürünü satın alma kararımız veya bir şarkıyı beğenip beğenmemek, çoğunlukla bilinçdışı süreçlerle belirlenir. 

İşte Eagleman bu kitapta, bu bilinçdışı kararlarımızı bize gösterecek ve beynimizin çalışma prensibini bize anlatacaktır.

Eagleman, önce beynimizi bize tanıtmayı amaçlamıştır. Eagleman’a göre, beyin tek bir merkez tarafından kontrol edilmiyor. Yani bilinç dediğimiz şey tekil bir sistemin sonucunda olmuyor, aksine farklı sistemlerin sürekli olarak birbirleriyle rekabet ettiği bir yapı ile ortaya çıkıyor. Beyin içindeki farklı bölgeler, kendi amaçları doğrultusunda çalışıyor ve sonuçta ortaya çıkan davranış, bu sistemler arasındaki mücadelenin sonucu oluyor. Örneğin, biz bir tatlıyı yemeye karar verirken beynimizin bir kısmı ani haz peşinde koşarken, başka bir kısmı uzun vadeli sağlık sonuçlarını düşünerek bizi frenlemeye çalışır.

David Eagleman 3
Bu görsel yapay zeka aracılığı ile üretilmiştir.

Eagleman, beynin aslında yalnızca bilinçten ibaret olmadığını ve büyük bir kısmının bilinçdışı süreçlerden oluştuğunu söylüyor. Bunu da kör görüş adını verdiği bir vaka ile anlatıyor. Bu vakada görme engelli bir hasta, göremese de, önüne bir engel koyulduğunda onu fark edebilir ve ona çarpmadan yürüyebilir. Bu durum, beynin bazı bölümlerinin bilinç olmadan da bilgi işleyebildiğini gösterir. Yani sadece beş duyu organımız gerekmiyor. Aslında bilinç, yalnızca o engeli hikayeleştirmede ve sebep sonuç ilişkileri çıkarmada bize yardımcı oluyor. Belki görme engelli kişi o engelin ne olduğunu ve neden orada olduğunu bilmiyor ama kaçınmayı başarıyor. Gören kişi ise bilinç sayesinde konulan nesneyi anlıyor, neden konulduğuna dair varsayımlar çıkarıyor. 

Eagleman bu kadarla sınırlı kalmıyor. Şimdi anlatacağımız deneyi dinlemeden önce oturabilirsiniz. Zira birazdan büyük bir felsefi tartışma da bize eşlik edecek. Eagleman, bir deneyi bizlerle paylaşıyor. Bu deneyde katılımcılardan rastgele bir zamanda bileklerini hareket ettirmeleri istenir. Beyin dalgalarını inceleyen bilim insanları, hareket etme kararının bilinçli olarak fark edilmeden önce beynin çoktan harekete geçtiğini gözlemlemiştir. 

Oldukça ilginç, öyle değil mi? Özgür irade dediğimiz zaman biz bileğimizi ne zaman istersek o zaman hareket ettirdiğimizi iddia ederiz. Bu deneye göre bu eylemi yapmadan çok önce sinyaller başlıyor. Daha bunu düşünmemiş veya karar vermemiş oluyoruz. En azından öyle zannediyoruz ama aslında süreç çoktan başlamış oluyor. 

David Eagleman 1
Bu görsel yapay zeka aracılığı ile üretilmiştir.

Eğer sitemizin felsefi bölümünü sıkı takip eden okuyucularımızdan birisiyseniz muhtemelen özgür iradeye dair olan yazımıza denk gelmişsinizdir. Burada Eagleman’ın bu deneyinin açtığı yolun felsefi karşılığını görebilirsiniz. Yazıyı çok geniş hale getirmemek adına bu kısmı burada bırakacağız ancak Eagleman, bir yönüyle bu örneğe dayanabilecek yeni bir vakayla karşımıza çıkıyor. 

Yeni vakamız ne yazık ki biraz daha karanlık bir örneğe dayanıyor. 1966’da bir suikastçı olan Whitman, annesini ve eşini öldürdükten sonra Texas Üniversitesi’ne gidip 16 kişiyi vurdu. Daha sonra yazdığı mektupta, “Beyninde bir şeylerin yanlış olduğunu hissettiğini” belirtti.

Otopsi sonucunda, amigdala bölgesinde büyük bir tümör olduğu tespit edildi. Ne tesadüftür ki amigdala, duygusal düzenleme ve saldırganlıkla ilgilidir. Bu da aslında yine özgür irade kavramını sorguluyor ve eylemlerimizi beynin fiziksel yapısına da dayandırıyor. 

Kitabın sonuna kadar geldiğimizde Eagleman’ın tezi apaçık ortaya çıkıyor: Biz sandığımız kadar bilinçli ve özgür değiliz.

Beyin

Beyin kitabına geldiğimizde Eagleman, bu sefer başka bir soruyu merkeze alıyor: “Ben Kimim?” Burada Eagleman, bu sorunun cevabını biraz daha fiziksel bir boyut üstünden vermeye çalışıyor. Eagleman’ın belirttiğine göre beynimiz sabit bir yapı değildir, plastisite özelliği sayesinde sürekli olarak değişir ve adapte olur.

David Eagleman 8
Bu görsel yapay zeka aracılığı ile üretilmiştir.

Çocuklukta beynimiz yeni deneyimlere daha açıkken, yetişkinlikte bile beyin yeni bağlantılar oluşturabilir. Hatta bir insanın çocukluğunda yaşadığı deneyimler, beyninin fiziksel yapısını değiştirebilir ve kimliğini şekillendirebilir. İlginç değil mi? Yaşadığımız duygusal olaylar, beyni nasıl fiziksel olarak değiştirebilir? Eagleman’a göre olan tam olarak da budur. Şimdi biraz çarpıcı bir örnekle beraber Eagleman, bu durumu bize daha detaylı bir şekilde açıklamış olacak.

Eagleman’ın anlattığı bir vakaya göre 19. yüzyılda demiryolu işçisi olan Gage’in kafasına bir demir çubuk saplanmış, ancak hayatta kalmıştır. Fakat bu olaydan sonra kişiliği tamamen değişmiş, agresif ve düzensiz biri haline gelmiştir.

Bu, beynin fiziksel yapısının kişiliğimizi belirlediğini gösteren önemli bir vakadır. Her ne kadar bu örnek son derece fiziksel bir olay nedeniyle yaşansa da Eagleman, birazdan bu duyuların ve yanılgıların da bizim algılarımızı ve kararlarımızı nasıl şekillendirdiğini göstermiş olacak. 

Eagleman’a göre bizim gerçeklik dediğimiz şey, aslında beynimizin bize sunduğu bir yorumdur. Beyin, duyularımızdan gelen sinyalleri alır ve onları anlamlandırarak bir dünya inşa eder. Elbette Gage’in vakasında duyular kesinlikle sapmıştır. Tabii bu kadar ağır bir olay yaşanmasa bile bu tarz şeyler yaşanabilir. Örneğin, perspektif hileleri sayesinde aynı boydaki iki insan, biri diğerinden çok daha büyük veya küçük görünebilir. Hatta bizim bu duyularımız sadece beş duyu organımıza da dayanmıyor. Denge, sıcaklık, iç organlardan gelen hisler gibi birçok ek duyumuz var. Beyin, bunların tamamını harmanlayarak algımızı ortaya çıkarmış oluyor. 

Kitabın kalan kısmında, Incognito’dan gelen algısal yanılgıları da bir kez daha kitabın konusu haline getiren Eagleman, insan beyninin nasıl çalıştığını anlatmak istemiştir. 

Yaratıcı Tür

Bu yazımız için son inceleyeceğimiz kitap ise Eagleman’ın Yaratıcı Tür’ü olacak. Bu kitapta Eagleman, insan yaratıcılığının doğasını ve sınırlarını anlamak isteyecek. Eagleman bu kez beynin bilinçdışı işleyişinden çok, nasıl oluyor da insan türünün bu kadar yaratıcı olabildiğine odaklanıyor. Peki, bizi diğer canlılardan ayıran şey ne? Beynimizin olaylara bakış açısı, doğayı yorumlayış biçimi ve sürekli olarak yenilik peşinde koşma arzusu. 

David Eagleman 5
Bu görsel yapay zeka aracılığı ile üretilmiştir.

Eagleman’ın tüm kitap boyunca anlattığı temel iddiası, yaratıcılığın bir şeyleri tamamen sıfırdan üretmesi değil; var olanı alıp bükmesi, kırması ve birleştirmesinden ibaret olduğu. Yani, yepyeni bir şey icat ettiğinizde bile aslında beyninizdeki eski bilgiler yeniden düzenleniyor. Mesela, Instagram’ı düşünün. Yeni bir şey mi? Hayır. Fotoğraf makinesi zaten vardı, internet de vardı. Ama bu iki fikri birleştirip farklı bir forma soktuğunuzda, bambaşka bir şey ortaya çıkıyor.

Eagleman ve kitabı yazma sürecinde ona eşlik etmiş Brandt’a göre yaratıcılığın üç temel yöntemi var: Bükmek, kırmak ve birleştirmek. Bir fikri alıp biraz değiştirirseniz bükmüş oluyorsunuz. Bir şeyi parçalarına ayırıp tekrar düzenlerseniz, bu kırmak oluyor ve farklı şeyleri bir araya getirerek yepyeni bir kombinasyon yaparsanız, işte bu birleştirmek (örneğin, telefon ve bilgisayarı birleştirip akıllı telefon elde etmek) oluyor.

David Eagleman 6
Bu görsel yapay zeka aracılığı ile üretilmiştir.

Peki, neden diğer hayvanlar veya canlılar değil de biz bu kadar yaratıcıyız? İşin sırrı beynimizin sürekli yeni bağlantılar kurmaya meraklı olmasında. Durağanlığa dayanamıyor, hep bir şeyleri değiştiriyor. Mesela, şempanzeler alet kullanabiliyor ama bir çubuğu alıp onu bir müzik aleti gibi kullanmayı düşünmüyorlar. Bizse boks maçı izleyip yastık yumrukluyoruz veya tarağı mikrofon olarak kullanıyoruz. İşte Eagleman, tüm bunları yaratıcılık olarak tanımlıyor. Ona göre yaratıcılık, sadece sanatçılara ya da dâhilere özgü bir şey değil. Hepimiz yaratıcıyız çünkü beynimiz böyle çalışıyor. Eagleman’ın bu anlatısından yola çıkarak önemli olanın, kendimizi yeni fikirlere açmak, farklı alanlardan beslenmek ve öğrendiklerimizi karıştırıp yeni kombinasyonlar üretmek olduğunu söyleyebiliriz öyle değil mi?  Yani, yaratıcı olmak için sihirli bir dokunuşa değil, biraz merak ve denemeye ihtiyacınız var. Çünkü kim bilir belki de bir sonraki büyük fikir sizin beyninizde saklıdır! Doğa Filozofu ailesi olarak tüm okuyucularımızın bu potansiyeline inanıyoruz!

Tufan Özdemir tarafından yazılan bu yazımızın içerik doğrulamasını Melisa Şalk, yazım ve dil denetimini İpek Yıldırım, tasarımını ise Banu Ankara titizlikle tamamlamış olup son kontrolleri Mete Esencan tarafından yapılmıştır.

Kaynakça ve İleri Okuma

Eagleman, D. (n.d.). Can we create new senses for humans? [Video]. TED Talks. https://www.ted.com/talks/david_eagleman_can_we_create_new_senses_for_humans

Eagleman, D. (2011). Incognito: The secret lives of the brain. Pantheon.

Eagleman, D. (2015). The brain: The story of you. Pantheon.

Eagleman, D., & Brandt, A. (2017). The runaway species: How human creativity remakes the world. Catapult.

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu