Osmanlı’da Erken Yükseliş Dönemi (1453-1520)


Serimizin bir önceki yazısında, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş dönemini ele almıştık. Kısaca bir özet geçersek, Osmanlı 1299 yılında Bilecik’te kuruldu ve o günden 1453 yılına kadar genellikle başarılı savaşlar çıkararak Anadolu ve Balkanlarda hâkimiyet kurdu. 1402 yılındaki Ankara Savaşı ve onu takip eden Fetret Devri her ne kadar bu hâkimiyete zarar verse de, Çelebi Mehmet ve II. Murad ile beraber düzen büyük ölçüde yeniden sağlanmıştı.
Bu başarılı sayılabilecek 150 yılın ardından gelecek olan Fatih Sultan Mehmed, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman gibi padişahlarla, bu imparatorluk, tarihe adını altın harflerle yazdıracaktı.
İstanbul’un Fethi ve Fatih
Bugün Fatih adıyla tanıdığımız II. Mehmed, önce 1444-1446 yılları arasında tahta geçmişti. Babası II. Murad, tahtı ölmeden veya bir baskıya maruz kalmadan oğluna bırakmıştı ancak Mehmed o dönemde 12 yaşındaydı. Devletin durumu iyi olsa da Fatih henüz bu tahtı dolduracak yetkinlikte değildi. Özellikle içeride oluşan isyanlar ve yeni bir Haçlı tehlikesi baş gösterince Mehmed, yerini yeniden babasına bıraktı. II. Murad, bu tehlikeleri başarıyla atlattıktan sonra 1451 yılında öldü ve II. Mehmed tahta yeniden çıktı.
II. Mehmed oldukça bilgili ve potansiyeli yüksek bir padişahtı. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İtalyancayı gayet akıcı şekilde konuşabilen bir isimdi. Tüm bunların temelini 19 yaşına kadar atan II. Mehmed, ikinci kez tahta geçtiğinde bile hâlâ oldukça genç bir padişahtı. Tahta geçtiği andan itibaren de kendisinden önce hedef olarak belirlenen İstanbul’un fethini gündemine aldı. Bunun tek nedeni İstanbul’u almak değildi. Bizans’ın iç karışıklık yaratması ve Osmanlı’nın toprak birliğini sağlamak istemesi gibi nedenler de bu fethine zemin hazırlıyordu. Bizans zayıflamış olsa da İstanbul sağlam bir kale içerisindeydi. Savunma yapmak için ideal bir şehirdi. Ayrıca boğaz da gemi saldırılarına karşı zincirlerle kapatılmıştı.

Buna rağmen, II. Mehmed kararlıydı. Fetih süreci, titiz bir hazırlık ve strateji gerektirdi. İstanbul’un fethi için, öncelikle, şehri kuşatacak bir orduya ve güçlü bir donanmaya ihtiyaç vardı. Mehmed, Boğaz’ın kontrolünü sağlamak için Rumeli Hisarı’nı (Boğazkesen) inşa ettirdi ve Bizans’a yardım gelebilecek tüm yolları kapattı. Ardından, Macar mühendis Urban tarafından tasarlanan devasa toplarla Bizans surlarını yıkmaya başladı. Surlara yapılan bu saldırılar, Orta Çağ askerî teknolojisi açısından devrim niteliğindeydi.
29 Mayıs 1453’te, uzun süren kuşatma sonucunda şehir düştü ve Bizans İmparatorluğu sona erdi. İstanbul’un fethi, Osmanlı’yı güçlü bir imparatorluk hâline getirdi ve Batı ile Doğu arasında köprü görevi gören bir başkent olmasını sağladı. Ayrıca bu zafer, Avrupa’da Orta Çağ’ın sonu olarak kabul edilir ve Osmanlı için yeni bir dönemin başlangıcını işaret eder. Çağ kapatma nedeni, yalnızca şehrin fethi değildi, aynı zamanda herkesin bildiği gibi, Bizans alimlerinin Avrupa’ya kaçması ve böylece birçok bilimsel bilginin ve aletin Avrupalılara tanıtılması oldu. Elbette bir de Osmanlı’nın kullandığı kuşatma makinelerinin görülmesi gibi pek çok ufuk açan gelişme yaşandı.
Tüm bunlar dünya için önemli olsa da, Osmanlı İmparatorluğu için o ana kadar en büyük tehlike olan Bizans İmparatorluğu’nun sona erdirilmesi ve İstanbul gibi kritik bir kentin fethi ön plandaydı. Bu zaferle beraber, genç Mehmed artık “Fatih” adını almış oldu ve henüz 21 yaşındayken eşsiz bir saltanat başlangıcı yapmış oldu. İstanbul, alındığı gibi başkent ilan edildi. Fatih, bu şehirdeki Hristiyan halka herhangi bir baskı veya yaptırım uygulamadı. Bu da isyanların önüne geçmiş oldu.
Elbette Fatih dönemi yalnızca İstanbul’un fethiyle sınırlı kalmadı. Bunu, Bizans ile birlikte hareket etmiş olan Trabzon Rum İmparatorluğu’nun alınması yani Trabzon’un Fethi (1461) izledi. Fatih, bu şekilde Karadeniz’i Osmanlı denetimi altına aldı. Ardından Balkanlardaki Osmanlı hâkimiyetini pekiştirmek amacıyla Eflak ve Boğdan Prensliklerine seferler düzenledi ve bu toprakları Osmanlı egemenliği altına aldı.
Fatih durdu mu peki? Elbette hayır! Sıra, o dönemde Osmanlı hâkimiyetine girmeyi reddeden bir Bosna Krallığı’na gelmişti. Fatih bu bölgeyi fethederek Osmanlı topraklarını Orta Avrupa’ya kadar genişletti. Buna ek olarak Mora Yarımadası’nı da fethetti.
Fatih, bunun ardından fetihlere kısa bir ara verdi. Hazır o ara vermişken belki biz de Fatih’in içeride yaptığı yeniliklere göz atabiliriz, öyle değil mi? Fatih, bu savaşçı kimliğinin yanında gerçek bir kültür adamıydı. Fatih Külliyesi adı verilen bir okul kurmuş, Batı’dan gelen eserleri tercüme ettirerek literatüre kazandırmış, filozofları kente davet ederek şehrin ve ülkenin kültür seviyesini arttırmayı amaçlamıştı. Aynı zamanda İstanbul’un lokasyonunun avantajını kullanarak ticaret yollarını tam olarak Osmanlı tekeline aldı. Elbette bu güzel gelişmeler devam etse de savaşlar da yakındı. 10 yıllık bir sakinlik döneminin ardından 1473’te Akkoyunlu Devleti ile Osmanlı arasında bir savaş patlak verdi. Fatih, Anadolu’nun tamamen kontrol edilmesini istiyordu. Bu nedenle Akkoyunlu’da dönemin hükümdarı olan Uzun Hasan ile karşı karşıya geldi ve Otlukbeli Savaşı’nı kazanarak Doğu Anadolu’da da hâkimiyet sağladı.
Fatih büyük başarılara imza attıktan sonra bugün hâlâ zehirlenme olduğu düşünülen bir şekilde 1481’de hayata gözlerini yumdu. Büyük bir hükümdar ölmüştü. Entelektüel kimliği, askerî başarıları, stratejik ve yönetsel zekasıyla müthiş bir isim olduğu tartışma gerektirmezdi. ölümünden sonra torunu da bu başarı geleneğini sürdürecekti. Yine de, yükseliş dönemi içerisinde bir duraklama dönemi patlak verecekti: II. Bayezid Dönemi.
Yükselme Dönemi İçerisinde Bir Duraklama
Fatih öldüğünde Osmanlı iyi bir durumdaydı. Hem Balkanlar hem de Anadolu’da en büyük güç haline gelmişti. Yüzyıllar süren Bizans yıkılmış, Osmanlı’ya karşı o güne kadarki en önemli tehdit gitmişti ancak yeni bir tehdit içeriden gelecekti. Fatih’in büyük oğlu II. Bayezid’in tahta geçmesiyle beraber tahta göz diken Cem Sultan, bu durumu hazmetmeyecekti. Fatih döneminde yasallaşan kardeş katline göre, artık tahtın güçlü kalması adına kardeşler gerekirse birbirini katledilebilecekti ancak II. Bayezid bu yönteme başvurmamış veya başvuramamıştır. Bu durumu kullanan Cem Sultan, önce Anadolu’da yandaş toplayarak tahta geçmeyi denemişti ancak bu plan başarılı olmadı. Cem Sultan’ın güçleri ile Bayezid’in güçleri karşı karşıya geldi. Cem Sultan, Yenişehir’de yapılan bu savaşı kaybedince Rodos Şövalyelerine sığındı. Şövalyeler ise Cem Sultan’ı papalığa teslim ettiler ve bu durum Batı Avrupa’nın Osmanlı’ya karşı bir koz olarak Cem Sultan’ı kullanmasına yol açtı. II. Bayezid, Batı’nın Cem Sultan’ı bir tehdit olarak kullanmasına karşı diplomatik hamlelerde bulunmak zorunda kaldı. Cem Sultan’ın Batı’da “tutsak” olması, Osmanlı-Batı ilişkilerini belirli bir dönem boyunca olumsuz etkiledi. Bayezid bu süreçte Avrupa’ya doğru yapılabilecek fetihlerini askıya aldı. Bu nedenle Osmanlı yapabileceği birçok hamleden mahrum kaldı. Hem bu durum hem de II. Bayezid’in diğer padişahlara kıyasla daha barışçıl bir yapıda olması nedeniyle bu dönem yükseliş dönemi içerisindeki duraklama dönemi olarak anıldı.
Yine de gelişmeler oldu elbette ancak bu gelişmeler genellikle çıkan sorunlar üzerinden oldu. Örneğin 1511 yılında Şahkulu İsyanı adı verilen büyük bir isyan patlak verdi. O dönemde, Osmanlı’nın Safevi Devleti ile olan rekabetin bir yansıması olarak görülen bu isyan, Anadolu’daki Alevi Türkmenlerin Osmanlı’ya karşı başlattığı bir ayaklanmadır. İsyan, Şahkulu adlı bir önderin liderliğinde başlamış ve kısa sürede Anadolu’nun geniş bir bölgesine yayılmıştır. İsyan, Osmanlı ordusu tarafından zorlukla bastırılmış ve Şahkulu’nun öldürülmesiyle sona ermiştir. Bu isyan, Anadolu’daki Osmanlı otoritesine zarar vermiş ve Safevi tehdidini artırmıştır.

Elbette bu isyan size bir ipucu da vermiş olacaktır ki aynı dönemde Osmanlı-Safevi problemleri vardı. Batı’ya doğru hamle yapamayan Bayezid, Doğu’da mücadeleler vermişti. O dönemde Şah İsmail, Safevi Devleti’ni kurarak Osmanlı topraklarında yaşayan Türkmenleri etkisi altına almış ve Osmanlı’ya karşı düşmanca bir tutum sergilemiştir. Safevi-Osmanlı çekişmesi, özellikle Anadolu’daki mezhepsel farklılıklar üzerinden derinleşmiştir. Şah İsmail’in Şii politikaları, Osmanlı’nın Sünni temelli yapısıyla çatışmış ve bu durum ilerleyen yıllarda iki devlet arasındaki ilişkileri daha da gergin hale getirmiştir.
Eh tabii bir de Venedik ile verdiği savaş vardır. Osmanlı ile Venedik denizler üzerinde sorunlar yaşıyordu. Denizciliği ile bilinen Venedik de Osmanlı ile karada savaş vermek istemiyordu elbette. Onlar güçlü oldukları denizleri saha olarak seçmişti. Buna rağmen Osmanlı Devleti, Ege ve Adriyatik denizlerinde Venedik’e karşı zafer kazanarak Modon, Koron ve Navarin gibi önemli stratejik kaleleri ele geçirdi. Bu zaferler, Osmanlı’nın Akdeniz’deki gücünü artırdı ve Venedik Cumhuriyeti ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki deniz rekabetini Osmanlı lehine çevirdi.
Doğunun Fatihi: Yavuz
Bayezid’in ardından tahta geçen ve oldukça kısa bir sürede adını ölümsüzlüğe kavuşturacak olan bir isim vardı: Yavuz Sultan Selim.
Yavuz, babası II. Bayezid’in yumuşak ve barışçıl yönetim anlayışının aksine, daha sert ve fetihçi bir karaktere sahipti. Genç yaşlarından itibaren askerî eğitim aldı ve sancak beyliği yaptı. Babasının tahtını ele geçirmek amacıyla mücadeleye girişen Yavuz Sultan Selim, önce kardeşleriyle savaştı, ardından babasını tahttan indirerek 1512’de Osmanlı tahtına geçti. O, babasını tahttan indiren ilk padişah oldu. Oldukça sert bir mizacı vardı. Onun döneminde Osmanlı’nın doğusunda Safevi Devleti ve güneyinde Memlükler büyük tehditler oluşturuyordu ve Yavuz, imparatorluğun bu tehditlerle yüzleşmesini sağladı. Cem Sultan konusu geçince gözünü Batı’ya çevirmek yerine yüzünü tamamen Doğu’ya çevirdi.

Yavuz, babasının döneminde başlayan Safevi Devleti konusunu kökten çözmeyi hedefliyordu. Bu nedenle Yavuz Sultan Selim’in en önemli hedeflerinden biri, doğuda yükselen Safevi Devleti ve onun lideri Şah İsmail idi. Safeviler, Anadolu’daki Alevi Türkmenleri Osmanlı’ya karşı kışkırtıyor ve Safevi Devleti’nin Şii politikaları Osmanlı’nın Sünni anlayışıyla çelişiyordu. Bu nedenle Yavuz, doğuda güçlü bir ordu ile Safevilere karşı sefere çıktı. 1514 yılında yapılan Çaldıran Savaşı, Osmanlı ordusunun Safeviler karşısında büyük bir zafer kazanmasıyla sonuçlandı. Savaş, Osmanlı’nın Doğu’daki üstünlüğünü pekiştirdi ve Şah İsmail büyük bir yenilgi aldı. Bu zaferle birlikte Osmanlı, Doğu Anadolu ve Kuzey Irak’ı topraklarına kattı.
Yavuz bununla de yetinmeyerek, Anadolu’nun tam hâkimiyetini hedefliyordu. Bu nedenle, Turnadağ Savaşı ile beraber Dulkadiroğulları Beyliği’ne son verdi ve böylece Anadolu’da Osmanlı’ya bağlı olmayan son beylik de ortadan kalktı. Bu savaşın sonucunda Osmanlı, Anadolu’daki siyasi birliği tamamen sağlamış oldu.
1512’de tahta çıkan Yavuz, 5 senede inanılmaz bir hâkimiyet kurdu ancak bununla da yetinmeyecekti. O, gözünü şimdi de Memlük Devleti’ne dikmişti. Memlükler, Mısır, Suriye ve Hicaz bölgelerinde hüküm sürmekteydi ve İslam dünyasında büyük bir etkiye sahipti. Yavuz Sultan Selim, 1516’da Memlükler üzerine sefere çıktı ve Mercidabık Savaşı’nda Memlük ordusunu yenerek Suriye’yi Osmanlı topraklarına kattı. Hemen arkasından, 1517’de Ridaniye Savaşı ile Memlükleri tamamen mağlup etti ve Mısır’ı ele geçirdi. Bu zafer, Osmanlı’ya Kuzey Afrika’nın kapılarını açtı ve Hicaz bölgesinin kontrolü de Osmanlı’nın eline geçti.
Bu zaferle beraber halifeliğin sahibi Abbasi Halifesi, bu unvanı Osmanlı tahtına bıraktı ve Yavuz Sultan Selim, halifelik makamını Osmanlı Devleti’ne getirmiş oldu. Tüm bunların 8 senede olduğunu düşünürseniz inanılmaz bir hâkimiyetten bahsediyoruz. Yavuz bu zaferle yetinmeyi de düşünmüyordu. Özellikle Avrupa üzerine büyük bir sefer yapmayı planladığı söylenir. Ancak 1520 yılında henüz 50 yaşında iken Çorlu yakınlarında şirpençe (cilt hastalığı) nedeniyle hayatını kaybetti. Saltanatı boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırlarını iki katına çıkarmış ve İslam dünyasında büyük bir etki bırakmıştı.
İmparatorluğun yükseliş dönemi böylece ilk yarısını tamamlamış oldu. Özellikle Fatih ve Yavuz ile beraber 1453-1520 yılları arasında imparatorluk artık net ve tartışılmaz güç hâline geldi ancak bu kadarla sınırlı kalmayacaktı. Serimizin sıradaki yazısında bu altyapının üstüne koyacak olan Kanuni Dönemini sizlerle birlikte inceleyeceğiz.
Kaynakça ve İleri Okuma
Inalcik, H. (1998, July 20). Mehmed II | Biography, The Conqueror, Accomplishments, Cannon, & History. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Mehmed-II-Ottoman-sultan
Parry, V. (1998, July 20). Bayezid II | Biography, History, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Bayezid-II
The Editors of Encyclopaedia Britannica. (2024a, September 18). Selim I | Biography, Accomplishments, History, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Selim-I
The Editors of Encyclopaedia Britannica. (2024b, September 30). Mamluk | History, Significance, Leaders, & Decline. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/topic/Mamluk/The-Mamluks-under-the-Ottomans-1517-1798
Yapp, M. E., & Shaw, S. J. (2024a, October 5). Ottoman Empire | Facts, History, & Map. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/place/Ottoman-Empire/Selim-I
Yapp, M. E., & Shaw, S. J. (2024b, October 5). Ottoman Empire | Facts, History, & Map. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/place/Ottoman-Empire
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!










