Psikoloji - Sosyoloji

Kendime Yalan Söyledim: Bilişsel Uyumsuzluk

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Gözümüzün Gördüğünü Neden Reddediyoruz
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Hiç kendinizi bir konuda tamamen haklı hissedip sonra yanıldığınızı fark ettiğiniz oldu mu? Ya da tam tersine, çok emin olmadığınız bir konuda aslında düşündüğünüzden daha bilgili olduğunuzu gördünüz mü? İnsan zihni, hem kendini kandırmada hem de gerçekliği eğip bükmede ustadır. İşte tam da bu noktada, Bilişsel Uyumsuzluk Teorisi ve Dunning-Kruger Sendromu devreye girer. Bugün bu iki konseptin ne olduğunu birlikte daha yakından göreceğiz!

Kısa bir özet geçmek gerekirse, bu iki kavram neden yanlış inançlarımızı sürdürmekte ısrar ettiğimizi, neden kendimizi bazen olduğumuzdan daha zeki ya da daha yetkin sandığımızı ve neden bazı hatalarımızı kabul etmekte bu kadar zorlandığımızı açıklar. Gelin, zihnimizin bize oynadığı bu oyunları birlikte keşfedelim.

Bilişsel Uyumsuzluk Teorisi

İlk konseptimizle başlayalım o halde! İlk bakışta isim pek bir şey anlatmıyor, değil mi? Ne olduğunu üç kelimeyle özetle derseniz, başlığın ilk üç kelimesine bakabilirsiniz. Daha uzun bir özet isterseniz, sizi aşağıya bekleriz!

Yazımızın ilk durağına geldik: Bilişsel Uyumsuzluk (Çelişki) Teorisi. Leon Festinger, 1957’de bu teoriyi ortaya atarak, inançları ve davranışları arasında tutarsızlık yaşayan insanların bilişsel bir gerilim hissettiklerini öne sürdü. Bu rahatsız edici gerilimi dindirmek içinse zihnimiz çeşitli savunma mekanizmaları geliştirir. Peki Festinger bunu neye dayanarak söyledi?

Kendime Yalan Soyledim 1

Festinger, bu durumu gözlemlemek için katılımcıları bir araya getirdi. Deneklere başlangıçta motor becerilerle ilgili eğlenceli bir deney yapılacağı söylenmişti; ancak içeride onları son derece monoton ve sıkıcı görevler bekliyordu. Katılımcılar hayal kırıklığı içinde işlerini bitirdikten sonra, araştırmacılar onlardan şaşırtıcı bir şey istedi: Sırada bekleyen diğer deneklere, içerideki görevlerin aslında çok eğlenceli olduğunu söylemeleri. Elbette esnemekten çeneleri ağrıyan deneklerin, durup dururken bunu kabul etmesi beklenemezdi.Festinger’in ekibi, bu kişileri ikiye böldü ve bir gruba 1 dolar, diğer gruba 20 dolar verdi. Bu paranın amacı, sıradaki deneklere deneyin eğlenceli olduğunu söylemeleri içindi. Burada sizce hangi grup deney hakkındaki görüşlerini değiştirmiştir? 

Muhtemelen cevabınız 20 dolar alan grup oldu ancak yanılıyorsunuz. 1 dolar alan grup, görevin gerçekten de eğlenceli olduğunu düşünmeye daha yatkın hale geldi. Bunun nedeni aldıkları düşük ödülün, yalan söylemelerini haklı gösterecek kadar güçlü bir neden olmamasıydı. Yani “Eğer gerçekten çok sıkıcı olsa neden 1 dolar gibi küçük bir parayla benden bunu istesinler ki?” diye düşünmeye başlamışlardı. Bu yüzden, içsel olarak inançlarını değiştirerek “Belki de görev o kadar sıkıcı değildi” demeye başladılar. Bu şekilde bilişsel uyumsuzluğu azalttılar. Burada bilişsel uyumsuzluk gerçekten küçük bir para için inanmadıkları şeyi söyleyecek olmalarıydı. Bunu yapmak yerine kendilerini deneyin gerçekten eğlenceli olduğuna inandırmışlardı.

Kendime Yalan Soyledim 2

Öte yandan, 20 dolar alan grup yalanlarını fena sayılmayacak bir parayla mantıklı hale getirdikleri için inançları değişmeden de bunu yapabildiler.

Peki size insan beyninin bunu sandığınızdan sık yaptığını söylesek? Mesela, diyetteyken bir anda fast food yedikten sonra “Aman! Bir kereden bir şey olmaz” dememiz, yanlış bir şey yaptıktan sonra “Sigaramız yok, alkolümüz yok!” diye haykırmamız veya düşük aldığımız sınavdan başkası yüksek aldığında “Ben de çalışsam ben de yaparım!” diye başarıya burun kıvırmamız. Bunların hepsi bizim bilişsel uyumsuzluğu kafamızda çözme şeklimizdir. Bu sayede psikolojik olarak rahatlarız.

Dunnig-Kruger Sendromu

Geldik şimdi ikinci durağımıza! Bilişsel uyumsuzluk ile pek çok yönden ilişki kurabileceğimiz bir yere geldik. Bu sendrom, David Dunning ve Justin Kruger tarafından 1999 yılında ortaya atılmıştı. Buna göre, bireyler kendi yetkinliklerini ve bilgi seviyelerini genellikle yanlış değerlendirdikleri için kendilerini olduklarından daha iyi görüyorlar. Bu sendromun etkileri genellikle üç biçimde karşımıza çıkar:

  1. Aşırı Güven!: Yetkinliği düşük bireyler, ne kadar yetersiz olduklarını anlayamazlar ve kendilerine aşırı güvenirler.
  2. Gerçekçi Çekimserlik: Orta seviyede bilgiye sahip olanlar, kendi eksikliklerinin farkına vararak özgüvenlerinde düşüş yaşarlar.
  3. Mütevazi Yanılgı: Yetkinliği yüksek bireyler, diğer insanların da kendileri kadar bilgili olduğunu varsayarak özgüvenlerini olması gerekenden düşük değerlendirebilirler.

Dunning ve Kruger, çeşitli alanlarda (mantık, dil yetkinliği, mizah anlayışı vb.) bireylerin kendilerini değerlendirmelerini istediklerinde, en az yetkin olanların kendilerini en yüksek puanlarla değerlendirdiğini fark ettiler. 

Bu sendromun en çarpıcı örneği, McArthur Wheeler vakasıdır. 1995’te Wheeler, limon suyunun mürekkep gibi görünmez bir madde olduğuna inanarak yüzüne limon suyu sürüp banka soygunu yapmış, kameraların kendisini göremeyeceğini sanmıştı. Yakalandığında, şaşkınlık içinde “Ama limon suyu sürmüştüm!” diyerek planının başarısız olduğunu anlamakta zorlanmıştı. Burada Wheeler’ın bariz bir bilgi eksikliği olduğu bellidir öyle değil mi? Buna rağmen, hiçbir tereddütü olmadan bu kadar büyük bir eyleme kalkışmıştı.

Kendime Yalan Soyledim 3

Bugünkü örneklerine baktığımızda özellikle sosyal medyada gerçekten alanında uzman kişileri yanlışlamayı deneyen kişileri görebiliriz. Bu noktada bu sendrom insanları yanlış yönlendirmeye itse de algısı açık olanlar için faydası olabilir. Yetkinliği düşük kişiler aşırı özgüvenleriyle beraber mutlaka bir duvara toslayacaklardır. Bunun ardından bir özgüvensizlik baş gösterir ve ardından öğrenmek ve gelişmek için çabalar. En sonunda, gerçekten yetkin birisi haline gelebilir. 

Hem Festinger hem de Dunnig-Kruger ikilisinin sunduğu çalışmalar aslında bize net bir gerçeği gösteriyor: Kendimize yalan söylüyoruz!

Bu iki psikolojik fenomeni anlamak, dünyaya daha eleştirel bir gözle bakmamıza yardımcı olabilir. Gerçekten düşündüğümüz kadar yetkin miyiz? Yoksa beynimiz bizi kendi hatalarımızdan korumak için tuzaklar mı kuruyor?

Bu yazıyla beraber bu eksikliğimizi gerçekten öğrenmiş olduk. Şimdi artık yalanlara inanmak veya kendimizi geliştirmek bizim elimizde olacak!

Tufan Özdemir tarafından yazılan bu yazımızın içerik doğrulamasını Melisa Şalk, yazım ve dil denetimini İpek Yıldırım, tasarımını ise Ceren Keklik titizlikle tamamlamış olup son kontrolleri Mete Esencan tarafından yapılmıştır.

Kaynakça ve İleri Okuma

McLeod, S. (2025, 20 Haziran). Cognitive dissonance in psychology: Definition and examples. Simply Psychology. https://www.simplypsychology.org/cognitive-dissonance.html

Sprouts. (2021, 31 Mart). The Dunning Kruger Effect [Video]. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=4FGnb2lgPBA

The Editors of Encyclopaedia Britannica. (2025, 27 Eylül). Dunning-Kruger effect. Britannica. https://www.britannica.com/science/Dunning-Kruger-effect

The Editors of Encyclopaedia Britannica. (2025, 20 Eylül). Leon Festinger. Britannica. https://www.britannica.com/biography/Leon-Festinger/Cognitive-dissonance

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu