Mitolojiden Tıbba: Aşil Tendonunun Hikâyesi


Yunan Tanrılarını ve onların hikayelerini duymuşsunuzdur. Peki onlardan bazı izleri taşıdığımızı biliyor musunuz? Günümüz tıp dünyasında aşil tendonu olarak isimlendirilen vücudun en büyük ve en kuvvetli tendonu, topuğun üst kısmında bulunur. Bu tendon, adını Yunan mitolojisindeki büyük savaşçılardan biri olan Akhilleus’tan alır. Akhilleus’u ya da yaygın adıyla Aşil’i daha yakından tanıyarak vücudumuza farklı bir pencereden bakabiliriz.
Yunan mitolojisinde yer alan 12 tanrı ve tanrıçanın çeşitli görevleri vardır: deniz, hava, bereket, gökyüzü, bekaret, savaş… Bu tanrılardan su tanrıçası olarak bilinen Nereid Thetis, ileride dünyaya getireceği çocukların çok kudretli olacağı hatta diğer bütün tanrıları dahi alt edecek kudrete sahip olacağı düşünüldüğü için diğer tanrılar tarafından, bir ölümlü olan Phthia kralı Peleus ile evlendirilir. Anne tanrı olmasına rağmen baba ölümlü olduğu için çiftin çocukları dünyaya birer fani olarak gelmişlerdir. Akhilleus da bu çocuklardan biridir. Akhilleus, yarı tanrı özellikler taşıyan bir ölümlüdür. Buna rağmen çok güçlü bir savaşçıdır, girdiği her savaşta düşmanlarını adeta dehşete düşürmektedir. Henüz bir bebekken Thetis, oğluna kimsenin zarar vermemesi için Akhilleus’u, yenilmezlik ve ölümsüzlük nehri olarak kabul edilen kutsal Styx Nehri’nde yıkamaya karar verir. Böylece suyun temas ettiği vücudu ölümsüz bir yapıya dönüşecektir. Fakat Thetis ölümsüz olduğu için bu suya temas etmemelidir. Thetis çözümü, oğlunun sol topuğunun arka kısmından tutarak yıkamakta bulur ve oğlunu yıkar. Bununla birlikte tüm vücudu yenilmez ve ölümsüz bir yapıya dönüşür. Bir yer hariç…
Akhilleus’un Eğitimi ve Askeri Başarısı
Akhilleus çocukken babasının sarayında eğitim almaya başlar. Eğitmeni Phoiniks olarak bilinse de bir başka önemli ismin daha onun eğitiminde rolü büyüktür: Akhilleus’un babası Peleus’un arkadaşı ve danışmanı, en bilge kentaur (insan başlı at) Kheiron. Aynı zamanda Kheiron’un da babası tanrı, annesi ise ölümlüdür. Babası tanrı olduğu için ölümsüz olan Kheiron, yarı insan özellikte olduğu için diğer kentaurlar gibi yırtıcı ve yıkıcı özellikler taşımamaktadır. Kheiron’un çok meşhur öğrencileri olmuştur; Apollon’un oğlu Asklepios gibi, fakat içlerinde en meşhuru Akhilleus’tur.
Kheiron, Akhilleus’un hem karakter gelişiminde hem de askeri yeteneklerinin gelişmesinde büyük rol oynar. Ona tıp eğitimi vermesinin yanında, enstrüman çalmayı, avlanmayı, at binmeyi, ok atmayı ve daha birçok şeyi öğretir. Daha küçük yaşlarda iken çok iyi at binmeye, ok atmaya ve kılıç kullanmaya başlar. Kısaca, çok iyi bir savaşçı olmuştur bile. Katıldığı savaşlarda, sadece adının duyulması dahi moral üstünlüğünü ordusunun elinde tutmak için yeterli bir sebeptir. Hiçbir ok, kılıç vb. darbenin ona zarar vermemesi bir yana, kendisi de almış olduğu eğitimler ile savaş meydanlarında yüzlerce askere bedel başarılar elde eder.
Truva Savaşı
Greklerin kralı Agamemnon, Truva kralı Hektor ve oğlu Paris’i sarayında ağırlar. Bu ziyaret esnasında Agamemnon’un karısı Helen, gönlünü Paris’e kaptırır ve ihtiraslarına yenik düşerek Paris’e duygularını açar. Bununla beraber, duygularının karşılıksız olmadığını da öğrenir ve kaçmaya karar verirler. Kimseye fark ettirmeden saraydan kaçarlar ve Truva’ya doğru yol alırlar.
Paris’in kraliçe Helen’i kaçırdığı fark edildikten sonra sarayda ciddi bir karmaşa meydana gelir. Bunun üzerine Agamemnon, karısını ve diğer ganimetleri geri almak için Truva’ya savaş açmaya karar verir, ordular hazırlanmaya başlar. Akhilleus da savaşa Greklerin tarafında katılır. Akhilleus’un savaşa katılacağını duymak bile orduda çok büyük bir motivasyon kaynağı olmuştur.
Truvalılar savaş haberini alınca hazırlıklara başlar; ordusunu yenilmez kılmak için güçlü komutanlarla birer birer anlaşma sağlar. Paris’in kardeşi olan Hektor, Truva safında savaşa katılır, onun savaşta olması Truva için çok büyük bir askeri güç sağlar. Savaş başlar; ama her iki taraf da oldukça güçlüdür. Savaş meydanında, adeta kılıçların, okların ve daha birçok savaş silahının senkronize çarpışması gözlenir. Savaş dokuz yıl sürer ama her iki tarafta da güçler öylesine eşittir ki bir taraf üstünlük sağlayamamıştır. Deyim yerindeyse dokuz yılda bir arpa boyu yol kat edilmemiştir.
Akhilleus’un Savaştan Çekilmesi ve Dostunun Ölümü
Savaşın dokuzuncu yılına gelindiğinde ise savaşta esir düşen kadınlardan Akhilleus’un kendisi için seçtiği kadına Agememnon el koyar. Bu duruma çok sinirlenen Akhilleus, her ne kadar başlarda savaşa gönüllü de olsa artık savaştan çekilir ve ordudan hiç kimse ile görüşmeme kararı alır. Sadece kendisinin çocukluk arkadaşı ve can dostu olan Patrokulus ile görüşür. Patrokolus ne yaparsa yapsın Akhilleus’u savaşa dönmeye ikna edemez. Akhilleus’un savaştan çekildiği haberi, orduda derin bir çöküşe sebep olur ve ordunun zayiatı hızla artmaya başlar. Durum böyle olunca Truvalılar Akhilleus’un yokluğunda cesaretlenir ve oldukça ilerlerler. Grekler ne yaparlarsa yapsınlar bir türlü Truvalıların amansız ilerleyişine mâni olamazlar ve Patrokulus tekrar Akhilleus ile konuşmaya karar verir, ama nafile Akhilleus bir türlü ikna olmaz. Patrokolus, çareyi Akhilleus’u savaşa geri dönmüş gibi göstermekte bulur ve arkadaşından en azından onun zırhını giymesi için izin vermesini ister. Akhilleus, dostunun bu isteğini istemeyerek de olsa kabul eder ve zırhını Patrokolus’a verir. Patrokolus Akhilleus’un zırhı ile savaş meydanına döndüğünde, herkes Akhilleus’un savaşa geri döndüğünü düşünür. O andan itibaren psikolojik üstünlük Greklere geçer. Bir müddet daha savaştıktan sonra Patrokolus Hektor tarafından öldürülür.
Bu durum savaşın sonunun habercisidir. Başlarda, herkes Akhilleus’un öldüğünü düşünür ve bu, Grekler için savaşın sonu demektir. Dostunun ölüm haberini alan Akhilleus çılgına döner ve soluğu savaş meydanında alır. Arkadaşının katilinin canını almaya yemin eder, savaş tekrar kızışmaya başlamıştır. Akhilleus daha önce görülmemiş bir şekilde savaşır. Adeta taştan bir duvar gibi aldığı hiçbir darbeyi hissetmez ve gözünü kan bürümüştür. Grek ordusu büyük ilerlemeler kaydeder, sonunda Akhilleus ile Hektor karşı karşıya gelir. İkilinin savaşı sırasında kılıçlar adete havada dans eder, yenilmez atfedilen iki büyük savaşçı karşı karşıyadır. Akhilleus, Hektor’un kalbine mızrağı saplar ve devamında göğsüne kılıcını geçirir. Hektor artık ölmüştür ama Akhilleus’un kini bitmek bilmez. Akhileus, Hektor’u at arabasının arkasına bağlar, Truvalılar ve babasının gözlerinin önünde, toz toprak içinde defalarca şehrin etrafında tur atar, Patrokolus’un mezarına defalarca götürür. Hektor’un babası Priamos oğlunun cesedini almak için Akhilleus’a yalvarır ama Akhilleus’un öfkesi bir türlü dinmez. Böyle bir süre devam ettikten sonra içi soğur ve fidye karşılığında Hektor’un cesedini vermeyi kabul eder. Savaşı Grekler kazanmıştır.
Akhilleus’un Ölümü
Akhilleus, savaş sırasında Truva prensesi Polyksena’ya âşık olur. Polyksena ise Hektor’un kardeşidir ve ağabeyinin katili Akhilleus’tan nefret etmekte, ondan intikamını almak istemektedir. Polyksena, Akhilleus’un ölümsüzlük sırrını öğrenmiştir. Akhilleus’un silahsız ve çıplak ayaklı bir şekilde Thymbralı Apollon Tapınağı’na gelmesini ister. Savaşın başlamasına neden olan Paris tapınakta saklanır ve Akhilleus’a zehirli bir ok fırlatır. Bu oku yöneten Appollon, okun Akhilleus’un topuğunun üzerindeki bağa gelmesini sağlar ve bu büyük savaşçı böylece acı içinde hayata gözlerini yumar.
Aşil Tendonu Anatomisi
Akhilleus’un trajik sonu, yalnızca mitolojik bir hikaye olarak değil, insan bedeninde önemli ve güçlü bir organ olarak da günümüze ulaşmıştır. Onun adını taşıyan aşil tendonu, vücudumuzdaki en güçlü ve en kritik yapılardan biri olarak dikkat çeker. Tendonlar kısaca kas ve kemiğin birleşim yeri olarak ifade edilebilir. İnsan vücudunun en kalın, en sağlam tendonu ve bireye atlama, zıplama, sıçrama gibi hareketleri yaptıran tendonu, topuğumuzun üst kısmında bulunan adını bu kahraman savaşçıdan alan aşil tendonudur. Yaklaşık bir ton çekme kuvvetine dayanıklı olan tendon, bu gücüne rağmen literatüre en çok yırtılan tendon olarak geçmiştir. Aşil tendon yırtıklarında genelde ‘kırbaç sesi’ ya da ‘çat’ diye bir ses geldiği ve kas kütlesinin olduğu gibi yukarı çekildiği görülmektedir. Bu tendonda meydana gelen bir hasar kişide ömür boyu sürecek uzuv kaybına yol açabilir.
Günümüzde, zehirli bir ok ile yaralanılmadığı takdirde Akhilleus’un yaşadığı gibi kişide ölümle sonuçlanan bir durum meydana getirmez hatta ciddi olmayan yırtıklar rehabilitasyon süreçleri ile tedavi bile edilebilir. Ancak 40 yaş üstü erkekler ve eskiden spor yapıp bırakan kişilerde kendiliğinden de yırtılma olabilir. Siz de bu tendonunuzu hareketsiz bırakmayarak, spor yaparak ve bu bölgede meydana gelen herhangi bir sorunla karşılaşırsanız vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak iyi bakabilirsiniz zira kendisi adını aldığı kahraman savaşçı gibi hem çok güçlü hem de hayati bir önem taşımaktadır.
Kaynakça ve İleri Okuma
Apaydın, N., Ünlü, S., Bozkurt, M., & Doral, M. N. (2011). Aşil Tendonu’nun Fonksiyonel Anatomisi ve Biyomekanik Özellikleri. TOTBİD Dergisi, 10(1), 61-68.
Cartwright, M. (2012, Eylül). Akhilleus. World History Encyclopedia. https://www.worldhistory.org/trans/tr/1-10354/akhilleus/
Çağrı Mutlu, E. (2018). Öğretmen Homeros. Beytulhikme Philosophy Circle, Beytulhikme International Journal of Philosophy, 8(1), 319-338.
Kapukaya, Z. (2018). İlyada Destanı’nda İda (Kazdağı). Sosyal ve Beşerî Bilimler Araştırmaları Dergisi.
Kırlar Barokas, S. (2005). Truva Filmi Üzerinde İlyada Destanı Etkisi: Göstergebilimsel Yaklaşım. Journal of Istanbul Kültür University.
Uğurluel, T., & Kayatekin, M. (2014). Mitolojinin En Büyük Kahramanı Achilles Nasıl Öldürüldü? Timaş Yayınları.
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!











