Zamanın Ötesinde Bir Birliktelik: Evliliğin Tarihi ve Felsefi Yolculuğu


İki ruhun sevgiyle birbirine dokunduğu, zamanın ötesinde bir bağ mümkün müdür? Bu bağın günümüzdeki karşılığı iyi bir evlilik olarak tasvir edilebilir, öyle değil mi?
Evlilik dediğimiz yapı, tarihin en eski dönemlerinden beri hem aşkın kutsal bir ifadesi hem de toplumsal düzenin temel taşlarından biri olarak varlığını sürdürmüştür. Felsefi açıdan ise evlilik, bireysel özgürlük ile bağlılık arasında kurulan hassas dengeyi, insanın kendini aşma ve bir başkasıyla bütünleşme arzusunu temsil eder. Platon’un idealleştirilmiş ruh ikizlerinden, Rousseau’nun doğallık arayışına, Beauvoir’ın özgürlük vurgusuna kadar evlilik, filozofların aşk, sadakat ve kimlik üzerine derin tartışmalar yürüttüğü bir sahne olmuştur. İşte bu yazımızda bu kadim birlikteliğin hem tarihi yolculuğunu hem de felsefi açıdan yerini inceleyeceğiz!
Tarihi Bir Yolculuk
Evlilik konsepti elbette tarihin en başında doğal olarak belirmemiştir, öyle değil mi? Sadece nikah memurunun soracağı bir soru hali almasından bahsetmiyoruz elbette. Evlilik dediğimiz zaman, bir çiftin tamamen birbirlerine sadık kalacak şekilde bir aile kurmasından söz ediyoruz. Bu tarihi açıdan büyük evrimler geçirmiş bir yapıdır. Avcı-toplayıcı dönemde bir evlilikten bahsetmek güçtü. Bu dönemde çok eşli ilişkiler vardı, eşler arasındaki bağ sadece hayatta kalma temalıydı. Bir “aşk” yaşandıysa bile bunun genel olarak toplumda olduğunu söylemek zordu. Daha sonra yerleşik hayata geçilmesiyle beraber tek eşlilik daha yaygın bir hal aldı ve birlikte sürdürülen bir yaşam şekli başladı.
Yine de bu dönemlerde evlilik hala doğan bebeğin korunması için olan bir iş birliği modeliydi.
Daha sonra Antik uygarlıklarla beraber evlilik artık sosyal düzenin tam anlamıyla bir parçası olmuştu. Öyle ki artık yasalar buna göre yazılmaya başlanmıştı. Mesela Babillerde evlilikle ilgili çok sayıda düzenleme vardı. Eşlerin sadakatsizliği ağır cezalarla karşılanırken, evlilik sözleşmeleri yazılı olarak yapılırdı. Yine Çin’e baktığımızda Konfüçyüs’ten gelen bir aile anlayışı vardı. Onlarda evlilik, genellikle ailelerin ekonomik çıkarlarına hizmet eder ve çiftlerin horoskoplarının (yıldız haritalarının) uyumu gibi spiritüel unsurlar dikkate alınırdı.
Antik Yunan için evlilik yine kutsal bir kurumdu. Hatta Antik Yunan’da kadınların düğün günlerinde özel bir törenle saçlarını kesip tanrıça Hera’ya adarlardı. Bu, evliliğin kutsallığını vurgulayan bir ritüeldi.
Artık toplumlar oturmuş, sosyal düzen net bir şekilde kurulmuştu. Orta Çağ’a geldiğimizde evlilik ve din artık ayrılamaz iki değer haline gelmişti. Evlilikler kiliselerde tören halinde yapılıyordu. Orta Çağ’da evlilik aynı zamanda kadın ve erkeğin net roller üstlendiği bir düzen sağlıyordu. Kadınların itaatkâr, erkeklerin koruyucu olduğu bir model üzerine inşa edildi. Çok sayıda kural veya beklenti vardı. Orta Çağ demişken Osmanlı’yı da es geçmek olmaz değil mi? Osmanlı’da elbette kilisede törenler yapılmıyordu ama evlilik İslam hukukuna dayanıyordu. Hristiyan dünyasının aksine kadınların hakları daha fazlaydı. Kadınlara, evlilik sırasında veya boşanma durumunda verilmek üzere bir mal ya da para tahsis edilirdi. Yine de güzel bir düzenden bahsetmek zordu çünkü zengin erkekler dört eş alma hakkına sahipti. Bir kadının böyle bir hakkı yoktu.
İyi haber şu ki 18. yüzyılın sonlarına geldiğimizde evlilik için biçilen bu keskin yargılar yerini yavaş yavaş duygulara teslim etmeye başlayacaktı. Bireysellik ve genel olarak romantizm akımlarının gelişmesi aslında evliliklerde de romantizm ateşini yakacaktı. Sanayi Devrimi ile beraber kadınlar da çalışma hayatına katılarak özgürleşmişti. Aşk felsefesi yazımızı okuyanlar hatırlar ki özgürlük, aşkı da sağlayacaktır. Bundan önceki evlilik kanunları ve zorunlulukları aşkı öldürüyordu belki de. Ancak özellikle Sanayi Devrimi ile beraber kadınlar özgürleşince, kadın ile erkek arasındaki güç farkı azalmaya başladı ve günümüze geldiğimizde hala iyileştirmeler gerekmesine rağmen güç ve hak farkı neredeyse yok diyebileceğimiz bir hale geldi veya geliyor. Günümüzde evlilik, artık sadece bir kağıda atılan imza olmadığı hatta bu prosedürü gerçekleştirmeden bile iki kişilik aileden oluşan bir yapı haline geldi.
Felsefi Yolculuk
Tarihi açıdan evliliğin yolculuğuna şahit olmuş olduk. Elbette her dönem için aktardığımız yapı her ülke veya medeniyet için aynı değildi ancak dönemin dünyasının genel yapısı bu şekildeydi. Felsefe ise bize çok daha bireysel bir hikaye anlatacaktır.
Aşk felsefesi yazımızdan hatırlayabileceğiniz bir görüşe başlayalım. Platon için evlilik, aşktan gelen ama toplumsal düzenin önemli bir parçası olan pragmatik bir süreçtir. Yine de aşka dair olan anlatısını evlilik için de aynı kabul ettiği söylenebilir. Peki nedir bu anlatı?
Bir önceki yazımızdan gidecek olursak “Platon, Şölen adlı eserinde mitolojik bir hikaye anlatır. Bu hikayeye göre başlangıçta insanlar küre şeklindedir. Her küre çift cinsiyetlidir. Tanrılar, bu kürelerin gücünden rahatsız olarak onları ikiye böler ve dünya içinde farklı noktalara atar. Bölünseler bile bu parçalar her zaman diğerini hisseder. Dolayısıyla iki yarı birbirini aramaya başlar. En nihayetinde bu parçalar birbirini bulduğunda “gerçek aşk” formunu bulur. Yani aşk, kaybettiğimiz diğer yarımızı bulma arzusudur.”
Burada görebiliriz ki Platon, her ne kadar evliliği kontrollü bir üreme aracı olarak alsa da aslında arkada gerçek bir sevgi bağı ve hatta metafizik bir ruh bağına inanmaktadır.
Öte yandan Jean-Jacques Rousseu, aşkı ve evliliği daha farklı bir şekilde ele alır. Rousseu, doğrudan evlilik hakkında bir anlatı yapmasa da aşkı saflık ve doğallık olarak görür. Ona göre, toplumun yapay yaşantısı bu temiz duygulara zarar veriyor ve kirletiyor. O nedenle ona göre içten gelen hareketler ve toplumdan etkilenmeden kurulan ilişkiler aşkı çok daha saf yaşıyordur.
Schopenhauer ise aşk ve evliliği kendine ait daha gri anlatısıyla ele alır. Ona göre aşk, metafizik yani fizik veya bilim üstü bir dürtüdür ancak bu dürtü aslında türün devamlılığı için vardır. Aşk için bireylerin mutluluğundansa türün devamı önemli olur. Yine de Schopenhauer’in aşkı insan kontrolünde olmayan kaçınılmaz olarak görmesi romantik sayılabilir öyle değil mi? Belki de biz sevimli görmek istiyoruzdur ama romantizmin kokusu da hafif hafif burnumuza geliyor sanki ha?
Geldik Nietzsche’ye! Nietzsche genelde pek romantik bir filozof olarak anılacak birisi değildir. Bunun nedeni bir hikayenin altında yatar. 1882 yılında Nietzsche, Lou Andreas-Salomé ile tanıştı. Lou, dönemin entelektüel çevrelerinde oldukça etkili, bağımsız ve zeki bir kadındı. Nietzsche, Lou ile derin felsefi sohbetler gerçekleştirmiş ve ona derinden ilgi duymaya başlamıştı. Lou, romantik ilişkiler konusunda pek geleneksel birisi değildi. Özgürlüğüne son derece düşkündü ve Nietzsche’nin duygularına karşılık vermedi. Daha sonra Lou, Nietzsche’nin yakın arkadaşı Paul Ree ile yakınlaşmaya başladı. Bu da Nietzsche için bir kırılma noktası oldu. Hem Paul hem de Lou ile ilişkisi sonlandı. Daha sonrasında eserlerinde kadınlara sert bir tutumu olduğunu da görmemek elde değildir. Tüm bu üzücü hikayeye rağmen onun felsefi anlatısında hala romantizm kırıntıları vardır. Mesela, Nietzsche aşkı bireyin özgürleşmesinde ve potansiyeline varmasında kritik görür. Ona göre tutkulu bir aşk, insanın çevresinde olan saçma düzenlere baş kaldırmasına, saçma olduklarını fark etmesine ve bu yolda özgürlüğüne kavuşmasına yardımcı olabilir, ancak aynı zamanda tehlikeli ve yıkıcı olabilir. Elbette bu yıkıcı ve tehlikeli kısım dediği yer belki de kendi yaşadığı yıkımdır. Yine de burada Nietzsche’nin aşkı bir özgürleşme süreci olarak ele alması romantik bir yandır. Tabii Nietzsche evliliğe son derece karşıydı. Yine de sevgili okurlarımızdan şimdilik bunu dikkate almamalarını rica edelim ki yazımızın romantik tonu bozulmasın, değil mi? Nietzsche’ye veda etmeden önce harika bir sözünü de buraya eklemek gerekecektir: “Evlilik, uzun bir sohbeti sürdürmeye yeteneği olanların sanatıdır.”
Burada imdadımıza Selvi Boylum Al Yazmalım filminden “Sevgi neydi? Emekti!” diye fırlayan Erich Fromm yetişecek. Fromm, aşkı bir sanat ve bilinçli öğrenme süreci olarak görür. “O ne demek ya?” demeniz çok olası. Cevap için uzunca beklemeyeceğinizi söyleyebiliriz. Fromm’a göre, gerçek aşk sadece duygusal bir çekime değil; saygıya, özene, sorumluluğa ve bilgiye dayanır. Bu gerçek aşk zamanla yerini “olgun aşka” bırakacaktır. Burada zaman geçtikçe çiftimiz kendi kimliklerini koruyarak bir bütünlük oluşturacaktır. Ona göre aşkın derin bir bağlılık ve bilinçli emek gerektirmesi, romantik ilişkileri oluşturur. En nihayetinde bu şekilde iyi bir evlilik son halini alacaktır.
Felsefe açısından da günümüzün evlilik anlayışı evliliği artık bir kağıda atılan imza veya karıkoca müessesesi olarak görmüyor gördüğünüz gibi. Evlilik, arkasında mutlaka sağlam bir duygusal temel gerektirir, romantik olarak bakacak olursak da iki ruhun birbirini sonsuza kadar sarması diyebiliriz belki de. Doğa Filozofu ailesi olarak dileriz ki hazır olduğunuzda, ister imzanızı devletin sunduğu deftere atarak, ister atmayarak kendi mutlu evliliğinizi kurabilirsiniz.
Kaynakça ve İleri Okuma
Everitt, L. (2012, March 14). Ten key moments in the history of marriage. BBC News. https://www.bbc.com/news/magazine-17351133
Love (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2021, September 1). https://plato.stanford.edu/entries/love/
Marriage and Domestic Partnership (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2021, July 14). https://plato.stanford.edu/entries/marriage/
Philosophy of Love | Internet Encyclopedia of Philosophy. (n.d.). https://iep.utm.edu/love/
Plato on Friendship and Eros (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2023, June 14). https://plato.stanford.edu/entries/plato-friendship/
TED-Ed. (2014, February 13). The history of marriage – Alex Gendler [Video]. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=ZZZ6QB5TSfk
The Editors of Encyclopaedia Britannica. (2025, January 29). Marriage | Definition, History, Types, customs, Laws, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/topic/marriage
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!










