Bitmek Bilmeyen Savaş: Thomas Hobbes


Bugün bir soruyla açalım yazımızı: İdeal yönetim şekli nedir? Adaleti, iyi yönetimi ve refahı hangi yönetim şekli ile sağlarız? Takdir edersiniz ki bu soruya yanıt veren oldukça fazla filozof vardır. Bu isimlerden birisi de Hobbes’tur. Peki kimdir Hobbes? Bu soruya yanıtı nedir? Gelin, onu daha yakından tanıyalım.
Kısaca Thomas Hobbes
Thomas Hobbes, 1588 yılında İngiltere’nin Malmesbury kentinde doğdu. Oxford Üniversitesi’nde eğitim aldı ve klasik eserler üzerine çalışmalar yaptı. Eğitim hayatı boyunca hem bilimsel hem de siyasi düşüncelere ilgi duydu. Hobbes, bir süre Francis Bacon’ın sekreterliğini yaptı. Bacon’ın empirist yaklaşımı, Hobbes’un düşünce tarzını önemli ölçüde etkiledi. Hobbes iki ana alana ilgi duymuştu: siyaset felsefesi ve bilinç.
Düşüncelerini detaylı şekilde ele almadan önce onun anlatısına kısa bir özet geçelim:
Hobbes’a göre, insanlar doğası gereği bencildir ve kendi çıkarlarını gözetirler. Bu durum, insanların doğal halinde yani devlet öncesi dönemde “herkesin herkese karşı savaşı” içinde yaşamasına yol açar. Bu savaş hali, güvenliğin olmadığı vesürekli korkunun hüküm sürdüğü bir kaos ortamıdır. Hobbes, bu kaotik durumdan kaçınmak için insanların bir sözleşme yaparak, bireysel özgürlüklerinden bir kısmını bir egemene devretmesi gerektiğini savunur. Kaldı ki bu sözleşme, siyaset felsefesinde yaygın bir inanıştır. Bu düşünce şekline sahip filozoflar, insanların korunma ve bir arada hareket edebilmesi için kendi aralarında bir anlaşma yaptıklarını ve devletlerin bu şekilde kurulduğunu savunur. Bu “sözleşme” aralarından bir liderin, barışı sağlamak ve toplumu düzenlemek için mutlak yetkilerle ortaya çıkmasına neden olur.
Hobbes’a göre, otoriteler (Leviathan), insanların bu sözleşme aracılığıyla oluşturdukları yapıdır ve bu yapı, toplumun düzenini ve güvenliğini sağlamak için gereklidir. Lider, mutlak yetkilere sahip olmalı ve onun otoritesine karşı gelinmemelidir çünkü aksi halde toplumsal düzen yeniden kaosa sürüklenir. Bu yönüyle Hobbes son derece itaatkar bir toplum önerisinde bulunmuş olur.
Peki tamam ama Hobbes bunu neden savunuyor? Gelin en baştan detaylıca düşüncelerini ele alalım.
Bitmeyen Savaş
Hobbes; insanların doğal haliyle, yaratılış gereği kaos ve savaşa yatkın olduğunu savunur. Devlet veya kanunlar öncesinde insanların birbirini öldürdüğünü, malını çaldığını, tecavüz ve işkence gibi ağır eylemleri gerçekleştirdiğini söyler ve sebebini doğasındaki saldırganlığa bağlar. Elbette bu saldırganlık hali her seferinde daha büyük çatışmaları beraberinde getirir ve en nihayetinde insanlar hiç bitmeyen bir savaş halinde yaşar. Bu durum kimse için faydalı olmaz çünkü en güçlü olan bile uykusunda öldürülecek kadar hedef haline gelebilir. Bu nedenle Hobbes, insanların savaşı bitirmek için bir anlaşma yaptığını ve böylece devletin kurulduğunu savunur.
Bu anlaşma, felsefe tarihinde “Toplum Sözleşmesi” adıyla geçer ve Hobbes dışında Locke, Rousseau gibi büyük filozoflar da anlatılarında buna yer verir.
Toplum Sözleşmesi
İnsanlar, doğal haldeki bu sürekli kaos ve güvensizlikten kaçınmak için bir çözüm ararlar. Hobbes’a göre bu çözüm, bireylerin birbirleriyle yaptıkları bir sözleşmeyle ortaya çıkar. Bu sözleşme, insanların belirli haklarından feragat etmeleri ve bu hakları bir egemene devretmeleri anlamına geliyordu. İnsanlar, kendi güvenliklerini sağlamak için özgürlüklerinden bir kısmını devretmeyi kabul etmişti. Peki insanlar, güvenlikleri için hangi özgürlüklerinden vazgeçmiştir?
Hobbes’un doğal halde “hak ve özgürlük” olarak kabul ettiği şeyler, günümüzde ahlaki ya da hukuki açıdan kabul edilemez olarak görülen çeşitli eylemleri içerir. Ancak Hobbes, doğal durumda bu eylemleri engelleyen herhangi bir dışsal otorite ya da düzenleyici değer bulunmadığı için, bunların hala birer hak olarak değerlendirilebileceğini savunur.
İşte, barışın sağlanması için bu “hak ve özgürlüklerin” bazılarından feragat edilerek sözleşme ortaya çıkmıştır.
Hobbes’un toplumsal sözleşme anlayışı, karşılıklı bir anlaşma üzerine kuruludur. Bireyler, kendi çıkarlarını korumak ve güvende olmak için bu sözleşmeye dahil olurlar. Ancak bu sözleşme, egemenin mutlak otoritesini kabul etmeyi gerektirir çünkü ancak bu şekilde kaos ve güvensizlik durumundan çıkılabilir.
Eğer sözleşme altındaki kişilerden birisi bu kuralları delerek cinayet işlerse, hırsızlık yaparsa, tecavüz ederse vb. hukuktaki sözleşme ihlalleri gibi ceza alacaktır ve özgür gezme hakkını da kaybedecektir veya yaşamına son verilecektir. Hobbes’un anlattığı bu hikaye aslında ona göre devletin kuruluş hikayesidir. Sonrasında hukuk, ceza sistemleri ve polis gibi yönetimsel sistemler gelmiştir ve bugünkü devletler ortaya çıkmıştır. Peki bu devletin özellikleri nelerdir?
Hobbes’un İdeal Devleti
Bu anlattığımız sözleşme gereği; insanları hizada tutacak, güvenliği sağlayacak ve adaleti gözetecek bir lider / yönetici gerekir. Bu yöneticinin görevi, anlaşmaya dahil olanlar için düzeni sağlamaktır. Hobbes, yöneticinin bunu yapabilmesi için mutlak bir otorite kurması gerektiğini savunur. Bir diğer deyişle, Hobbes monarşinin savunmasını yapar. Ona göre, tek bir egemenin mutlak güce sahip olması, toplumun düzeni ve barışı için en güvenilir yoldur.
Hobbes, bu monarşik yönetimde ilginç bir düşüncesiyle de öne çıkmıştır. Genellikle, monarşi savunucuları kralın hem devlet hem din işlerinde söz sahibi olması gerektiğini savunur ancak Hobbes, bu iki gücü birbirinden ayırır ve laik bir yönetimi önerir. Bunun nedeni sanıldığı kadar laik bir sebebe dayanmıyor elbette. Hobbes, kralın dine karışmaması gerektiğini düşünmüyor. Tam tersi, dinin krala karışmaması gerektiğini düşünüyor. Bu nedenle devlet yönetiminde dinin etkisi olmasını istemiyor.
Hobbes’un en ünlü eseri “Leviathan” bu konuda derinlemesine bir inceleme sunar. Ona göre devlet, insanlar arasında yapılan toplumsal sözleşmenin sonucunda ortaya çıkmıştır ve özellikleri yukarıdaki gibidir. Bu devlet, adını İncil’deki devasa deniz canavarı Leviathan’dan alır. Hobbes, devleti güçlü ve mutlak bir otorite olarak tasvir eder çünkü ancak böyle bir yapı toplumu kaostan koruyabilir.
Hobbes’un bu anlatısı, monarşi gibi bu döneme göre eski ve geri kalmış bir sisteme övgüler içerse de anlatısı felsefe tarihinde bir çığır açmıştır. O ve onu takip eden filozoflar bu otoritenin bağlamını, devletin oluşumunu ve insanın doğası hakkındaki fikirlerini dile getirmişlerdir ve bir şekilde bu konuya giren her filozof, Hobbes’un anlatısını karşısına veya yanına alarak kendi düşüncelerini geliştirmiştir.
Peki siz ne dersiniz? Devlet sizce de bir anlaşmanın ürünü müdür? Yoksa zaten en baştan bu yana kabilelerin birlikte hareket etmesi zamanla büyüyerek bu devletleri mi yaratmıştır?
Kaynakça ve İleri Okuma
Sorell, T. (2024a, August 23). Leviathan | Thomas Hobbes, Summary, Social Contract, Sovereign Authority, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/topic/Leviathan-by-Hobbes
Sorell, T. (2024b, September 12). Thomas Hobbes | Biography, Philosophy, Beliefs, Leviathan, Legacy, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Thomas-Hobbes
Sorell, T. (2024c, September 12). Thomas Hobbes | Biography, Philosophy, Beliefs, Leviathan, Legacy, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Thomas-Hobbes/Political-philosophy
Thomas Hobbes (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2021, February 12). https://plato.stanford.edu/entries/hobbes/
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!









