Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde: Tokarczuk’un İntikam Peşinde Anlatıcısı


“Öyle bir yaşta, üstelik öyle bir durumdaydım ki, olur da Gece bir ambulans beni almaya gelir diye, yatmadan önce ayaklarımı düzenli olarak yıkamam gerekiyor.” (Tokarczuk, O., Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde, Timaş Yay. 2021, syf. 9)
Janina Duszejko, eskiden William Blake çevirileri yaparak hayatını kazanmış, artık epeyce yaşlanmış, şu sıralar ise Polonya’nın ücra bir köyünde tek başına yaşıyor ve yıldız haritaları çıkarmakla uğraşıyor; hikayesini de yukarıdaki cümleler ile anlatmaya başlıyor. Her şeyin başlangıcı, komşusu Koca Ayak’ın ölümü. Bir diğer komşusu Garip ile birlikte Koca Ayak’ın evine gittiklerinde Janina, Koca Ayak’ın bir geyiğin kemiği yüzünden boğulduğunu fark ediyor. Janina’ya göre bu doğanın intikamı, fakat kendisini “yaşlı, deli kadın” olarak gören diğer köy sakinleri, haliyle ona katılmıyor.
Olga Tokarczuk’un 2009 yılında yayımlanan romanı Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde, yazarın en bilinen eserlerinden biri. Özellikle yaşlı bir kadın karakter üzerinden yazarın sunduğu eleştiriler hem çok çeşitli hem de çok gerçekçi. Olay örgüsü sırasında meydana gelen ölümler hikâyeye bir gizem katarken, yazarın büyülü bir nazımla süslediği bazı felsefi soruları da beraberinde getiriyor. Üstelik Tokarczuk hem karakterler hem de olaylar üzerinden doğa-insan, kadın-erkek, birey-toplum ikiliklerine değiniyor. Yaşlılığın, kişiyi toplum içerisinde kendiliğinden ‘deli’ye dönüştürdüğünü, hele bir de kadınsanız ‘kaçık’ olarak adlandırılmanızın kaçınılmazlığını da ekliyor.
Teoriler, Şüpheler, Sorgular ve Geyikler
“ ‘Bir Hayvan,’ diye belirttim yanlarına giderek […] ‘Avladığı bir Geyiğin kemiğiyle boğulmuş. Mezarın ötesinden gelen intikam.’” (Tokarczuk, O., Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde, Timaş Yay. 2021, syf. 51)
Koca Ayak’ın ölümüyle başlayan bu hikâye, gizemli diğer ölümlerle devam ediyor. Yerel polis memuru Komutan’ın ölümünün ardından anlatıcımız Janina, hayvanların insanlardan intikam aldığından emin oluyor (syf.89). Janina orman sakinlerinin kaçak avlanan kişilerden intikam aldığına inanıyor. Yalnızca kendisi buna inanmakla kalmıyor aynı zamanda etrafındakilere de bu düşüncesinden bahsediyor. Zaten kendisinden “kaçık” olarak bahseden köy halkı, onun iyice delirmiş olduğunu düşünüyor. Tokarczuk’un vahşi bir sesle konuşturduğu kahramanı Janina ayrımcılığın pençelerinde fakat can çekişmiyor çünkü kaçak avlananları şikâyete gittiğinde onu dinlemeyen polis memurlarının bilmediği bir şeyi biliyor; Doğa intikamını teker teker alacak. Yazarın adalet kavramını da ele aldığı, insan adaletinin sınırlarını araştırdığı ve adaleti sağlamakla yükümlü kişileri eleştirdiği bu kısımlar aynı zamanda Janina’nın maruz kaldığı cinsiyetçiliğin de apaçık örneklerini sunuyor.
Aktivist Anlatıcı ve Eko-Feminist Yaklaşımlar
Kitabın en başından beri ana karakterimizi canla başla derdini anlatmaya çalışırken görüyoruz. Fakat muhatabı olan kimse ona ne inanıyor ne de onu ciddiye alıyor. Kaçak avlanılmış bir yaban domuzunu ormanda bulduktan sonra tekrar polise giden Janina, artık kendisine karşı olan tutumdan sıkılmış olacak ki, karakolda grotesk bir eylemlilik göstermeye karar veriyor.
“Artık canım daha fazla konuşmak istemiyordu. Elimi cebime sokup kanla lekelenmiş bir yumak Yaban Domuzu kılını çıkardım ve masanın üstüne, önlerine koydum. İlk tepkileri öne eğilmek olmuştu, ancak hemen tiksintiyle geri çekilmişlerdi.” (Tokarczuk, O., Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde, Timaş Yay. 2021, syf. 125)
Tokarczuk’un bu romanındaki dili çok ölçülü, kuvvetli ve dengeli. Okuyucuyu edebi sanatlara boğmuyor fakat dümdüz bir dille de yazmamış. Benzetmeleri diğer romanlarında da olduğu gibi doğadan yansımalar taşıyor. Fakat bu romanda kullandığı dil nispeten daha sert bir tonda. İnsanın ölümü, doğanın canlılığı ve tam tersini ele alırken cesurca konuşuyor. Öfke’den bahsederken ne Tokarczuk ne de Janina hiç çekinmiyor. Aklındakileri sakınmadan söyleyen anlatıcısı, okuyucuyu derinden etkileyecek çarpıcı cümleler kuruyor ve üzerine düşünecek çok fazla materyal veriyor.
“İnsafsızlıktan kaynaklanan her ölümün, topluma teşhir edilmeyi hak ettiğini düşündüm. Böcek ölümünün bile. Kimsenin fark etmediği bir ölüm iki kez skandaldır.” Tokarczuk, O., Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde, Timaş Yay. 2021, syf. 177)
Pek çok kaynakta Tokarczuk’un romanı eko-feminist okumalarla ele alınmış. Diğer temaların yanı sıra hem cinsiyetçiliği hem de insanın doğaya olan tavrını aynı anda ele aldığı için bu okumayı yapmak kaçınılmaz. Edebiyat tarihinde süregelen bir metafor vardır; doğa, feminen bir kimlikle karşımıza çıkar. Kitaptaki avcıların hepsinin erkek olması ve haksız şekillerde doğaya ait olan bir yaşamı çalması yoluyla patriarkanın ellerinde yalnızca kadının değil doğanın da can çekiştiğini görüyoruz. Bu metaforik anlatımı göz önünde bulundurduğumuzda, roman genelinde hissedilen feminist alt ton, ekolojik eleştirilerle birleşiyor.
Romanın Politize Edilmesi ve Eleştiriler
Yazar Olga Tokarczuk Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde’de bahsettiği konuyu işleme şekli sebebiyle kitabın politik bir anlatı olduğu yönünde eleştiriler almış. Ana karakterin ısrarlarının çok fazla olduğu ve provakatif nitelikler taşıdığından bahsedilmiş. Özellikle 2017 yılında kitap Spoor adıyla filme uyarlandığında ve daha geniş bir seyirci kitlesine ulaştığında, Tokarczuk ve filmin yönetmeni Agnieszka Holland’ın kitleleri provoke ettikleri bile ima edilmiş.
Aslında bütün bu suçlamalar eserin ne kadar güçlü bir anlatı olduğunu vurgular nitelikte. Tokarczuk verdiği bir röportajda niyetinin hiçbir zaman politika olmadığını söylüyor olsa da ana karakterinin, bazı okuyucular tarafından aşırı bulunan hareketleri nedeniyle roman eleştirilerinin odağından kaçamamış. Özellikle anlatıcımız ve ana karakterimiz Janina’nın keskin fikirleri ve sert sözcükleri romana yöneltilen eleştirileri harlamış gibi görünüyor.
Sonsöz
Her bölümü William Blake’in bir şiirinden alıntılarla başlayan roman-ismini de bir Blake şirinden alıyor- okuyucuya edebi bir serüven sunuyor. Ana karakterin astroloji ve yıldız haritalarına duyduğu ilgi, bütün yoğunluğuyla okuyucuyla da paylaşılıyor. Çoğu karakterin gerçek adını dahi öğrenmiyoruz, sadece Janina’nın onlara taktığı isimler var. Zaman zaman mitolojik göndermelerin de yer aldığı metinde bütün bunlar bir araya geldiğinde mistik bir hava da seziliyor. Doğa, ilahi adalet, birey ve cinsiyetçilik eleştirilerinin kol kola yürüdüğü eser hayata ve ölüme dair felsefi sorulara da kapı aralıyor. Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde anlatıcısının korkusuz ifadeleri ve ısrarcılığı, pek çok vurucu cümleyi okuyucuya taşıyor.
Kaynakça ve İleri Okuma
Elliot, N. (2024, March 20). “Drive Your Plow Over the Bones of the Dead” offers a way through environmental despair. Olga Tokarczuk’s Ecological Imagination | Broadcast. https://pioneerworks.org/broadcast/olga-tokarczuk-ecological-imagination
Maurovich, G. (2024, September 27). Literature as an ethical act: Olga Tokarczuk’s “Drive Your Plow Over the Bones of the Dead” and ecocriticism. Lossi 36. https://lossi36.com/2023/12/05/literature-as-an-ethical-act-olga-tokarczuks-drive-your-plow-over-the-bones-of-the-dead-and-ecocriticism/
Nagel, B. (n.d.). Feminism in Drive Your Plow Over the Bones of the Dead – Gender Gazette. https://gendergazette.com/books/feminism-in-drive-your-plow-over-the-bones-of-the-dead
Tokarczuk, Olga, Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde, Timaş Yayınları, Mart 2021, İstanbul
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!











