Tarih

Güneşe Yakın Uçan Paşa: Pargalı İbrahim

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Pargalı İbrahim Paşa'yı Bitiren Güç Sarhoşluğu
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Muhteşem Yüzyıl izlemiş tüm izleyicilerin kalbinde bir taht veya aklında bir yer edinmiş bir figür vardır. Okan Yalabık’ın ustalıkla canlandırdığı, bir köle olarak başladığı kariyerini sadrazam olarak tamamlamış olan Pargalı İbrahim’den başkası değildir bu. Osmanlı tarihinin en dikkat çekici isimlerinden biri olan Pargalı; zekâsı, diplomasi dehası ve kültürel birikimiyle bir imparatorluğun yönetimine damga vuran bir devlet adamı; diğer yanda iktidarın doruğunda iken gözden düşen ve idam edilen bir trajedinin başkahramanı… Bu yazıda, onun ilginç hayatına, etkilerine ve trajik sonuna yakından bakacağız.

6006

Kölelikten Saraya

Hikayenin başına dönüp bu ilginç karakteri daha yakından tanıyalım. Pargalı İbrahim Paşa, yaklaşık 1495 yılında Yunanistan’ın Epir bölgesinde bulunan Parga kasabasında dünyaya geldi. En azından iddia bu yöndedir ama Evliya Çelebi’nin iddiası da onun Razgrad kökenli olduğunu söyler. Her ne olursa olsun İbrahim, Anadolu kültüründe yetişmemişti. Rum, İtalyan veya Hırvat olduğu söylenir. Doğum adı kesin olarak bilinmemekle birlikte, Hristiyan bir aileden geldiği ve genç yaşta Osmanlı sarayına köle olarak getirildiği kabul edilmektedir. O dönem Osmanlı’da devşirme sistemi yaygındı ancak İbrahim’in bu sistemle değil, esir düşerek saraya girdiği düşünülmektedir.

Genç İbrahim, önce Manisa’daki şehzade sancağında görev yapan Şehzade Süleyman’ın hizmetine verildi. Bu tesadüf, hayatının en belirleyici kırılma noktası oldu. Aralarında derin bir dostluk gelişti. İbrahim’in kültürel birikimi, sanat ve müzikteki yeteneği, birkaç dili anadili gibi konuşabilmesi, Süleyman’ı etkiledi. Bu bağ, ileride İbrahim’i Osmanlı tarihinin en güçlü figürlerinden biri haline getirecekti.

pargali2
Bu görsel yapay zeka desteğiyle üretilmiştir.

1520’de Yavuz Sultan Selim’in vefatının ardından tahta geçen Kanuni Sultan Süleyman, saraydaki en güvendiği isimlerden biri olan İbrahim’i kısa sürede önemli görevlere getirdi. Önce mirahur (saray atlarından sorumlu görevli), ardından 1523 yılında vezîr-i âzam yani sadrazam oldu. Bu yükseliş, dönemin saray çevresinde şaşkınlıkla karşılandı. Zira bir köle olarak saraya giren birinin kısa sürede Osmanlı İmparatorluğu’nun en güçlü ikinci kişisi olması alışılmış bir durum değildi. Söylenenlere göre Pargalı, kökeni yani eski bir köle olmasından dolayı her zaman hor görüldü. Sadrazam olduğunda bile bunun devam ettiği söylenir. Görünüşe göre bu durum onu yıldırmaktansa motive etti ve Pargalı hızlı adımlarla başarıya doğru ilerledi. Peki bu konuda başarılı oldu mu?

Yükseliş Yılları

İbrahim Paşa, özellikle Avrupa ile ilişkilerde Osmanlı’nın gücünü ve prestijini artıran hamleleriyle tanındı. 1533 yılında Avusturya Arşidükü Ferdinand ile yapılan anlaşma, onun diplomatik zaferlerinden biridir. Bu anlaşmayla Osmanlı, Habsburg hanedanına karşı üstünlüğünü resmen kabul ettirmiştir.

pargali3
Bu görsel yapay zeka desteğiyle üretilmiştir.

Aynı zamanda Fransa ile kurulan yakın ilişkilerin mimarı da İbrahim Paşa’dır. Fransa Kralı I. François’nin Şarlken (Kutsal Roma-Germen İmparatoru V. Karl / Charles Quint) tarafından esir alınmasının ardından Osmanlı’dan yardım istemesi, Kanuni’nin Fransa ile yakınlaşmasına zemin hazırladı. Bu yakınlaşmanın perde arkasındaki mimarı yine İbrahim Paşa idi. Fransa’ya verilen “kapitülasyonlar”, uzun vadede Osmanlı’nın aleyhine sonuçlansa da dönemin koşullarında bir diplomatik başarı olarak görülmüştür. Tüm bu başarılar Kanuni’yi etkiliyordu. Pargalı’yı “has adamı” olarak kabul ediyordu. Onu etkilediği tek yan bu da değildi zira İbrahim Paşa sadece bir asker ya da siyasetçi değil, aynı zamanda bir entelektüeldi. Klasik müzik, şiir, resim ve mimari gibi alanlarda derin bilgiye sahipti. Sarayda İtalyan sanatçılara, heykeltıraşlara yer verdiği bilinmektedir. Bu durum, bazı geleneksel çevrelerde hoşnutsuzluk yaratsa da onun entelektüel kişiliğini yansıtan önemli göstergelerden sayılabilir.

Bugün Sultanahmet’te yer alan ve şimdi Türk İslam Eserleri Müzesi olarak hizmet veren İbrahim Paşa Sarayı, onun mimariye olan ilgisinin bir sonucudur. Bu saray, dönemin en görkemli yapılarından biri olarak inşa edilmiştir. Kanuni de bu ilgiyi paylaşıyordu. Tabii Kanuni’nin ilgisini çeken tek kişi Pargalı değildi. Bir de Hürrem Sultan vardı. 

pargali4
Bu görsel yapay zeka desteğiyle üretilmiştir.

İbrahim Paşa yükseldikçe göze giriyor, göze girdikçe fikirleri daha kolay kabul ediliyordu. Tabii bu da Hürrem Sultan gibi sarayı egemenliği altına almayı deneyen birisini rahatsız ediyordu. Hürrem Sultan, Kanuni’nin gözdesi ve daha sonra nikâhlı eşi olarak saray içerisinde büyük bir etkiye sahipti. Onun amacı, kendi çocuklarını tahtta görmekti ve bu uğurda rakiplerini ortadan kaldırmak konusunda oldukça kararlıydı.

İbrahim Paşa ise sarayda artan etkisiyle adeta “yarı hükümdar” gibi davranmaya başlamıştı. Kendisine “Sultan” ünvanını çağrıştıran ifadelerle hitap edilmesi, heykel yaptırması ve bazı kaynaklara göre imparatorluk kurma hayalleri beslediği dedikoduları, onu tehlikeli bir figür haline getirdi. Bu süreçte Hürrem Sultan’ın entrikaları ve Valide Hafsa Sultan’ın vefatı, İbrahim Paşa’yı yalnızlaştırdı.

Gözden Düşüş

Pargalı, Osmanlı’nın o dönem yaptığı fetihlerde büyük pay sahibi oldu. Bu durum onun egosunu da arttırdı. Mohaç Zaferi ve Tebriz’in fetihleri onun başarıları gibi davranıyordu. Bu da İbrahim Paşa’nın sonunu hazırladı. 1536 yılının Mart ayında Kanuni Sultan Süleyman, İbrahim Paşa’yı Topkapı Sarayı’na akşam yemeğine davet etti. Bu bir tuzaktı. Gece boyunca hiçbir şey hissettirmeyen Kanuni, sabaha karşı cellatlarına emir verdi. İbrahim Paşa boğdurularak idam edildi. Bu kararın verilmesinde pek çok etken vardı ancak pek çok tarihçiye göre Kanuni bu noktada haksızlık etmedi ve yapması gerekeni yapmıştı.

pargali5
Bu görsel yapay zeka desteğiyle üretilmiştir.

Örneğin İlber Ortaylı, Pargalı’nın sadrazam olarak yer yer Kanuni’den bilgi sakladığını söylemiştir. Bunun cezası özellikle bir sadrazam için her türlü idam olacaktı. Her ne olursa olsun İbrahim Paşa’nın ani ölümü, hem sarayda hem halkta büyük bir şaşkınlık yarattı. Sonrasında mallarına el konuldu, adına yapılan saraylar başkalarına verildi. Bir zamanlar sultanın en güvendiği dostu ve sadık veziri olan adam, bir gecede tarihin tozlu sayfalarına karıştı.

İbrahim, kendi egosu ve bazı entrikalara yem olmuştu. 13 yıl boyunca sadrazam olarak hizmet ettikten sonra ani bir şekilde görevi sırasında son nefesini vermişti. Daha sonrasında Kanuni döneminde onun yerini alacak kişiler yerini doldurmayacak ve entrikalar daha da artacaktı.

Peki siz ne dersiniz? Sizce onun cezası idam mı olmalıydı?

Kaynakça ve İleri Okuma

Mougkou, N. (t.y.). Pargalı İbrahim Paşa / Ibrahim Pasha of Parga. Academia.edu. https://www.academia.edu/17473977/Pargal%C4%B1_%C4%B0brahim_Pa%C5%9Fa_%C4%B0brahim_Pasha_of_Parga_?utm_source=chatgpt.com

Şimşek, F. (2010). Kanuni Sultan Süleyman devri veziriazamlarından Pargalı İbrahim Paşa’nın hayatı ve eserleri (Yüksek lisans tezi). Bursa Uludağ Üniversitesi Açık Erişim Sistemi. https://acikerisim.uludag.edu.tr/server/api/core/bitstreams/90896a74-c5d6-43f7-83ba-c583bc6b1a19/content

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu