Kültür/Sanat

Bir Okuma Rehberi: Yuval Noah Harari

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Savanadan Veri Tanrılarına
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

İnsanlık tarihi büyük sorularla doludur, öyle değil mi? Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi anlamaya çalışırken geçmişin izlerini sürmek ve geleceğe dair düşünceler oluşturmak bizi hep bir araya getirmiştir. Sonuçta hepimiz ilk insanları merak ederiz. Neler yaptıklarını, nasıl sağ kaldıklarını ve nasıl bugünkü medeniyetlerin kurulduğunu… Bu sorulara yanıt arayan yazarlar da insanlığın evrimini, kültürlerini ve modern dünyayı keşfetmeye çalışmıştır. İşte bu isimlerden birisi de Yuval Noah Harari’dir. 

Harari’nin; Sapiens, Homo Deus ve 21. Yüzyıl İçin 21 Ders gibi kitapları, bize hem geçmişin hem de geleceğin kapılarını aralar. Harari’nin derinlemesine bakış açısı, sadece tarihsel olayları değil, insanlık olarak geleceğe nasıl yön verebileceğimizi de sorgulamamıza olanak tanır. Bu yazımızda hem Harari’yi daha yakından tanıyacağız hem de onun bu dört kitabını birlikte inceleyeceğiz.

Yazarımızı Tanıyalım: Yuval Noah Harari

Bu yazı için kitaplara geçmeden önce Harari’nin kim olduğunu anlamanın da kritik olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle bir biyografik özet olarak Harari’yi tanıtmak isteriz. 24 Şubat 1976’da İsrail’de doğmuştur. Akademisyen ve tarihçidir. İlginçtir ki yazdığı konuların aksine doktorasını askeri tarih üzerine yapmıştır. Belki bu yüzdendir ki insanın ne kadar agresif hareket edebileceğini de işlemiştir. Peki hangi konularda yazmıştır? Özellikle insanlık tarihi, evrim, teknoloji ve felsefe gibi konularda yazmıştır. “Yazmıştır.” dediğimiz şey zaten yine bu yazıda ele alacağımız kitaplardır. 

Yuval Noah Hararinin Nietzsche Hegel ve Marx gibi filozoflardan etkilenmesi
Yuval Noah Harari

Harari, birçok filozoftan etkilenmiştir. Özellikle Nietzsche, Hegel, Marx gibi felsefe ve dünya tarihine damga vurmuş isimlerden etkilendiğini söyleyebiliriz ama onun anlatıları felsefeden çok tarihi bir anlatıdan gelir. Harari, geçmişi inceleyerek önce insanın yapısını, ardından da geleceği öngörmeyi hedeflemişti. Bu hedefi başlatan ilk kitabı ise 2011 yılında yazdığı Sapiens’tir.

İnsanın Tarihi: Sapiens

Harari, 2011 yılında tam adıyla “Sapiens: İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi” kitabını çıkarttı ve 4 kitaplık bir hikaye başlamış oldu. Kitap, 2.5 milyon yıl önce Homo Sapiens’in yani bizim türümüzün sahneye çıkmasıyla tam anlamıyla başlar. Başlangıçta Homo Sapiens besin zincirinin ortalarında yer alan, doğada pek dayanıklı olmayan ve kesinlikle neandertallerin arkasında kalan bir türdü. Daha sonra 70 bin yıl önce Homo Sapiens tarihi açıdan oldukça hızlı bir şekilde seviye atladı. Diğer türlere üstünlük kurmaya başladı. Peki bu değişimi neye borçluyuz?

Harari, bunu “Bilişsel Devrim” ile açıklar. Bu devrim tabii ki Fransız İhtilali gibi spesifik bir olaya dayanmıyor. Harari’ye göre, insanlar zamanla hayatta kalmak için bir arada olmaları gerektiğini ve birlikte hareket etmeleri gerektiğini fark etti. Bu dönemde birlikte yaşamaya ve dolaşmaya başladılar. İster istemez iletişim kurmaları gerekti ve dil kullanımı gelişti. Karmaşık kavramlar ve düşünceleri birbirlerine açıklamaları gerekti. Böylece hem dil gelişti hem de var olan bilgi ve düşünceleri aktarmayı gerektirecek bir mantık temeli insan zihnine oturmaya başladı. Ortak dini inanışlar, ortak hedefler oluşmaya başladı ve gitgide Sapiens türü birbirine yaklaşmaya başladı. Mamut gibi tek başına avlanması mümkün olmayan hayvanları avlamaya başladı. Neandertallerin aksine bunu çıplak elleriyle yapacak bir güçleri olmadığı için mızrak, ok veya tuzak gibi aletler yapmaya başladı. Bu da bize diğer canlılarda olmayan bir alet kullanma ve yapma becerisi getirdi. Elbette Sapiens türü sadece kendi türüyle iletişime geçmedi.

Özellikle Neandertaller gibi güç açısından Sapiens’e tam üstünlük kurabilen insansı türlerle de karşı karşıya geldi. Homo Sapiens, dünyanın pek çok köşesine yayıldı. Bunun nedeni iklim koşulları, yemek bulma çabası veya yaşaması zor coğrafyalardan kaçmaktı. Sonuçta Sapiens, her gittiği yerde başka türlerle karşı karşıya geldi. Ne hikmetse, Sapiens o coğrafyaya girmeden önce orada olan türlerle, Sapiens o coğrafyaya girdikten sonra var olan türlerin sayısı çok farklıydı. Diğer pek çok türün vahşice katletildiği ve bazılarının yok olduğu bilinmekte. Bir diğer deyişle, Homo Sapiens, zekâsı, iş birliği becerileri ve iletişim yetenekleri sayesinde rekabeti kazandı; ancak bu, diğer türlerin yavaş yavaş ortadan kaybolmasıyla sonuçlandı. 

Sapiens turunun Mamut gibi tek basina avlanmasi mumkun olmayan hayvanlari avlamaya baslamasi

Harari’ye göre tüm bu süreçler de bilişsel devrim ile mümkün olmuştur ama tek devrim bu olmayacaktır, sıradaki devrim: Tarım Devrimi.

Sapiens, bilişsel devrimi tamamladığında henüz şehirlerde yaşamıyordu elbette. Hala yerleşik yaşam yoktu. Avlayacak hayvanlar veya yaşanması mümkün alanlar aradıkları için devamlı geziyorlardı. Bir noktadan sonra bu değişecekti. İnsanlar, toprağı kullanarak besin bulabileceklerini, devamlı avladıkları ılımlı hayvanları yetiştirebileceklerini ve alet kullanarak yaşaması güvenli alanlar yaratabileceklerini fark ettiler. Toprağı gittiği yere götüremeyecekleri için yerleşik yaşam da başlamış oldu. Daha da ilginci, bu avantajlı görünen durum Harari’ye göre bir tuzaktır. Sapiens, bu şekilde monoton ve tekdüze bir yaşam tarzı benimsemiş, kendi aralarında hastalıklar yayılmış ve özgürlükleri kısıtlanmıştır. Yerleşik yaşamla beraber mülkiyet kavramı ortaya çıkmış ve insanlar hem mülklerini hem de bir kabile olarak tuttukları alanı korumanın derdine düşmüştü. Bunun için iş birliği büyük önem taşıyordu. Tam da bu nedenden dolayı birbirlerine bağlanacakları kavramlar gerekiyordu. Para ve ticaret bunun yolu olacaktı. Bir çiftçi, buğday vererek pamuk tüccarından kıyafet alabilir ve bu amacına ulaşabilirdi. Bu da çiftçiyi tüccara, tüccarı da çiftçiye bağlıyordu. 

Sapiens turunun yerlesik yasama gecmesi

Elbette bu düzenin sorunsuz ilerlemesi için bir yönetici gerekiyordu. Bu da gerek dinlerden güç alan gerekse liderlik becerileriyle ön plana gelen kralları getiriyordu. 

Harari, kitabı okuyucuda bir soru işareti yaratacak bir şekilde bitirir: Homo Sapiens, kendi kendisinin sonu olarak yeni bir türü mü ortaya çıkaracak?

Yarının Tarihi: Homo Deus

Elbette Sapiens için olan anlatımız, bu etkileyici kitabın sadece özetidir. O nedenle bu yazıdan sonra bahsedeceğimiz tüm kitapları ayrıca okumanızı kesinlikle tavsiye ederiz. Şimdi yazımıza 2015 yılında yazılan Homo Deus ile devam edebiliriz. 

Sapiens, Harari’nin bize geçmişi gösterdiği bir kitaptı. Homo Deus ise geleceği işaret eden, buna dair sorular soran bir kitap olacaktır. Harari’ye göre, insanlık tarihine baktığımızda, hep bir hayatta kalma savaşı içinde olduğumuzu görürüz. Doğanın acımasız şartlarına karşı verdiğimiz mücadele, bizi dünyanın zirvesine taşıdı. Biyolojik açıdan yetersiz bir haldeyken aletler kullanmaya ve birlikte durmaya başladık. Bu da bizi biyolojik becerilerimizin aksine çok yukarı taşıdı. Tamam ama tek hedefimiz hayatta kalmak mı olacaktır? Ölümsüzlük, mutluluk ve hatta tanrısal güçler… Bunlar mümkün mü? İşte bu kitapta Harari, bu soruya odaklanacak.

Insanin olum korkusu

Bir zamanlar her şey ölümle başa çıkmak içindi. İnsanlık tarihinin büyük kısmında ölüm, kaçınılmaz bir son olarak görüldü. Ancak Harari’nin işaret ettiği gibi, bugün ölüm artık yalnızca bir “mühendislik sorunu.” Biyoteknoloji, tıp ve genetik mühendislik alanındaki gelişmelerle insanlar daha uzun yaşamak, hatta ölümsüzlüğü aramak istiyor. Ama bir insan ölümsüz olursa, hayatın anlamı ne hâle gelir? Sonsuz bir hayat, mutluluğu getirir mi yoksa bir yük haline mi gelir?

Homo Deus içerisinde sıklıkla gördüğümüz tema, insanlığın “tanrısal güçlere” ulaşma arzusudur. İnsanlar artık yalnızca dünyayı değiştirmekle yetinmiyor; doğasını bile değiştirerek ölümsüzlüğe varmak istiyor. Biyoteknoloji ile genleri değiştirebilir, yapay zekâ ile insan zekâsını aşabiliriz. Harari’ye göre, bu süreçte Homo sapiens artık yalnızca bir insan türü olmaktan çıkacak ve Homo Deus’a dönüşecektir. Homo Deus, biyolojik bir isim değildir aslında. Harari’nin kullanımıyla İnsan Tanrı veya Tanrısal İnsan anlamına geliyor. 

Bütün bu gelişmeler, yeni sorunları da beraberinde getiriyor. Yapay zekânın yükselişiyle birlikte, insan emeğinin yerini makineler alabilir. Harari, bu durumun insanlık tarihindeki en büyük toplumsal dönüşümlerden birine yol açacağını öne sürer. Eğer bir algoritma sizden daha iyi kararlar alıyorsa, bu durum birey olarak sizin değerinizin azalmasına neden olmaz mı? İnsanlar, işlevselliklerini kaybetmiş bir tür hâline gelirse, gelecekteki toplumda nasıl bir yer bulacaklar? İşte tüm bu sorularla beraber Harari, sonsuz teknolojik gelişimin aslında tehlikeli olabileceğini de vurgulamış olur.

Gelisen teknolojinin dunya uzerindeki etkisi

Bir diğer kritik konu ise “veri.” Harari, geleceğin veri merkezli bir dünya olacağını iddia eder. Algoritmalar, insanların seçimlerini yönlendirebilir; hatta onları doğrudan kontrol edebilir. Bu durumda, özgür irade gibi kavramlar da anlamını yitirebilir. Kitabın 10 yaşını devirdiğini düşündüğümüzde aslında bu tahminlerin doğru çıktığını da söyleyebiliriz. Yapay zekânın hemen her alana sıçraması ve bunu verilerle başarması Harari’yi haklı çıkaran bir durumdur diyebiliriz sanki? Ne dersiniz?

Harari, aslında bu kitapta bize yeni sorular yöneltmiş olur. Mesela insanlık, bu yeni güçlerle nasıl bir dünya yaratacak? Bu güçler bizi daha mutlu, özgür ve anlamlı bir yaşama mı götürecek, yoksa insanlık tarihinin en büyük tehlikelerini mi doğuracak?

21. Yüzyıl İçin 21 Ders

Dünyamız her zamankinden daha hızlı değişiyor değil mi? Teknoloji, küreselleşme ve sürekli artan bilgi akışı, insanlık için yepyeni zorluklar ve fırsatlar yaratıyor. Peki, bu karmaşık dünyada nasıl bir yol izlemeliyiz? Ne gibi dersler almalıyız? İşte bu kitapta Harari, bu soruları yanıtlıyor.

Harari, ilk olarak gerçeğin ne kadar kaygan bir zemin üzerine kurulu olduğunu vurgular. Kaygan derken ne demek istiyoruz peki? Aslında burada gerçeğin ne kadar değişken olduğunu, tek bir gerçeğe ulaşmanın ne kadar zor olduğunu söylemiş olur. Bir diğer deyişle, artık “gerçek” dediğimiz şeyin bile manipüle edilebildiği bir çağda yaşadığımızı söyler Harari. Sahte haberler ve bilgi kirliliği her yerdedir. Bunun için ülkemizde bile pek çok olayda sorun yaşanmıştır. Özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra yanıltıcı pek çok “bilgi” paylaşılmıştı. Peki, bu bilgi selinde gerçeği nasıl ayırt edebiliriz? Hangi bilgilere güvenebiliriz? Harari’ye göre, bunun cevabı eleştirel düşünce olacaktır. Yani bu sahte haberleri ve bilgi kirliliğini ortadan kaldıramayacağımız için artık yeni yolumuz kendimize bir sahte bilgi filtresi eklemek olacaktır. 

Sahte haberler

Bir diğer önemli ders, teknolojinin hayatımızdaki rolüdür. Yapay zekâ ekonomiden eğitime kadar her alanı dönüştürüyor. Ancak bu dönüşüm, sadece kolaylıklar değil, aynı zamanda büyük eşitsizlikler de yaratabilir. Harari, teknolojinin insan emeğini giderek daha fazla devre dışı bıraktığı bir dünyada, iş kavramının ve bireyin toplumsal yerinin yeniden tanımlanması gerektiğini savunur. Düşünürseniz pek çok insan onlara kim olduğunu sorduğumuzda mesleği ile yanıtlama eğiliminde olur. “Ben doktorum”, “ben mühendisim”, “ben avukatım” gibi tanımlamalar çok yapılır. Eğer bazı meslekler yok olacaksa bu tanımlamaların önemi de azalmak durumunda kalacaktır.  

Harari ayrıca küresel sorunlara dikkat çeker. İklim krizi, terörizm, siber güvenlik tehditleri ve salgınlar, hiçbir ülkenin tek başına çözebileceği meseleler değildir. Harari’ye göre, bu sorunlarla başa çıkmak için ulus devletlerin ötesinde düşünmek ve küresel bir iş birliği modeli geliştirmek şarttır. Yine özellikle pandemi ile beraber Harari’nin bahsettiği bu iş birliğinin ne kadar önemli olduğu da görülmüştür, öyle değil mi?

Kitapta kimlik meselesi de derinlemesine ele alınır. Günümüzde insanlar kimliklerini ulus, din veya etnik köken gibi geleneksel bağlamlarda tanımlamaya devam ediyor. Ancak bu bağlamlar giderek daha az kapsayıcı hale geliyor. Harari, kimlik krizinin bireylerin kendilerini anlamlandırma çabalarını zorlaştırdığını savunur. Eskiden devletler insanların kimliğinin önemli bir parçasıydı sonuçta. Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan insanların özellikleri hemen hemen birbirlerine yakındı ancak günümüzde bu böyle değildir. 

Artan insan cesitliligi

Aslında Harari, insan çeşitliliği bu kadar artmışken artık tanımlamaların bu genel özelliklerden ibaret olmaması gerektiğini savunur.

Harari’nin işlediği diğer bir konu, anlam arayışıdır. Geleneksel inanış sistemlerinin etkisinin azalmasıyla birlikte, insanlar anlam ve amaç bulma konusunda zorlanıyor. Mutluluk için başarı mı, ilişkiler mi, yoksa başka bir şey mi önemli? Anlamı nerede aramalıyız? Harari’ye göre, bu sorulara verilen cevaplar, 21. yüzyıl bireyinin hayatını şekillendirecektir. Aslında görebileceğiniz üzere bu kitapta Harari, önceki iki kitaptaki kadar tarihî bir hikâye anlatmaz. Hatta neredeyse kişisel gelişim kitabı diyebileceğimiz bir tona bürünür. 

Üç Kitapla Harari

Harari, bu üç kitapla beraber bize önce Sapiens’in tarihsel yolculuğunu, ardından geleceğe doğru ilerleyişini, son olarak da bu durumun yaratabileceği farklılıkları açıklamıştır. Elbette Harari’nin hikayesi burada bitmeyecektir. Özellikle yeni çıkan kitabı “Nexus” ile beraber hikayesi devam edecektir ancak en azından türümüzün hikayesini bu şekilde tanımlamış olur. Peki siz ne dersiniz? Sizce gerçekten de geçmişimiz, geleceğimiz ve bu ilerleyişin yaratacağı sorunlar Harari’nin anlattığı gibi midir? Cevap vermeden önce yine de bu kitapları kendinizin de okumanız gerektiğini düşünüyoruz. Sonuçta bu yazıda bahsettiğimiz kitaplar kısa özetlerle yazıya dahil olmuştur. En değerli yorum sizin yapacağınız yorum olacaktır. Bir başka yazarın bir başka eseriyle beraber serimizin ilerleyen yazılarında görüşmek üzere!

Tufan Özdemir tarafından yazılan bu yazımızın içerik doğrulamasını Özge Arslan, yazım ve dil denetimini Çiğdem Alkan ve Eylül Satır Acay tasarımını ise Dilara Özcan titizlikle tamamlamış olup son kontrolleri Mete Esencan tarafından yapılmıştır.

Kaynakça ve İleri Okuma

21 LESSONS FOR THE 21ST CENTURY | Kirkus Reviews. (n.d.). Kirkus Reviews. https://www.kirkusreviews.com/book-reviews/yuval-noah-harari/21-lessons-for-the-21st-century/

About – Yuval Noah Harari. (2025, April 24). Yuval Noah Harari. https://www.ynharari.com/about/

Harari, Y. N. (2015). Sapiens: a brief history of humankind. Choice Reviews Online, 52(11), 52–5967. https://doi.org/10.5860/choice.190494

Harari, Y. N. (2017). Homo Deus. https://doi.org/10.17104/9783406704024

Harari, Y. N. (2018). 21 lessons for the 21st century. http://ci.nii.ac.jp/ncid/BB2679939X

Yuval Noah Harari | Britannica. (n.d.). Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/contributor/Yuval-Noah-Harari/12354625

Yuval Noah Harari – Vikipedi. (2016, October 2). https://tr.wikipedia.org/wiki/Yuval_Noah_Harari

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu