Felsefe

Hristiyanlık Sonrası Felsefe: Ortaçağ Felsefesi

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Ortaçağda akıl ve inancın büyük sentezi
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

Felsefenin her dönemi bambaşka konular ve temalarla sarılmıştır. Örneğin serimizin önceki yazısı olan Antik Yunan ve Felsefe yazısında da hatırlayabileceğiniz gibi Antik Yunan’da ana temalar iyi bir hayatın nasıl yaşanacağı, maddelerin temel nedeni olan özü bulmak gibi konulara dayanıyordu. İş Ortaçağ’a geldiğinde tabii bu sorular yerini başka sorulara bırakmıştı. Gelin bu soruları ve bu soruları soranları daha yakından tanıyalım. 

1.-6. Yüzyıl

Tabii ki Ortaçağ ile Antik Dönemler arasında kalan çağa bakmadan doğrudan 1000 yıllık sıçrama yapmayalım, değil mi? Bu dönemde Hristiyan düşünürler, Yunan felsefesini alıp kendi kültürleri ve dinlerine adapte etmeye çalıştı. Yani aslında Antik Dönemlere tam bir veda edilmemişti. Bu adapte etme çalışmasını gelin örnekleyelim. Örneğin, Platon’un (Eflatun) önceki yazımızda bahsettiğimiz idealar dünyası ve form düşüncesini Hristiyan inançla nasıl yan yana getireceklerini araştırdılar. Bir diğer örnek de, Aristotle (Aristo) ve Antik Yunan’ın etik değerlerini yine Hristiyan anlayışla birleştirmeyi denemeleri olabilir. Bunu ne kadar yapabildikleri bir soru işareti tabii. En nihayetinde bu dönem ağırlıklı olarak din felsefesi kapsamında devam etti. Özellikle M.S. 300 yılından sonra biraz daha rasyonel (akılcı) bir yaklaşım benimsenmeye başladı. İnancın yanına akla yatkınlık eklendi ama hala baskın bir Hristiyan vurgu hakimdi. 

İşte tam burada felsefe tarihinin en büyük konularından birisi ortaya çıktı: Kötülük Problemi.

Augustine

Kötülük Problemi

Mantıksal kötülük problemi, kötülüğün varlığının her şeye gücü yeten, her şeyi bilen ve tamamen iyi olan bir Tanrı’nın varlığıyla mantıksal olarak bağdaşmaz olduğunu öne sürer. Bu argüman şu şekilde özetlenebilir:

  1. Tanrı her şeye gücü yetendir (her şeye kadirdir).
  2. Tanrı her şeyi bilendir (her şeyi bilir).
  3. Tanrı tamamen iyidir (sonsuz iyidir).
  4. Kötülük vardır.

Bu önermeler birlikte düşünüldüğünde, hepsinin aynı anda doğru olamayacağı savunulur. Eğer Tanrı her şeye gücü yetiyorsa, kötülüğü engelleyebilir. Eğer Tanrı her şeyi biliyorsa, kötülüğün varlığını da bilir. Eğer Tanrı tamamen iyiyse, kötülüğü önlemek ister. Dolayısıyla, kötülüğün varlığı böyle bir Tanrı’nın varlığıyla çelişiyor gibi görünür. Elbette bu önerme mantık bilimi sayesinde bir anlam buluyor ancak birçok inançlı filozof da Tanrı kavramının böyle bir kavram olmadığını savunarak bu durum karşısında durur. Tanrı tamamen iyi diye kötülük olamayacağı kavramını reddeder. “Tanrı bizi veya doğayı yarattığında kendinden bir parça bıraksaydı bu mantık doğru olurdu, ancak bize kendinden bir parça vermez” diye düşünen bir tarafla bu argümanı sunan diğer bir taraf belirmişti. Kötülük problemi tam olarak bu iki tarafın tartıştığı bir problemdir işte. 

Kotuluk probleminin tanrinin varligi ile bagdasmamasi

Şimdilik burada bu dönemi bıraksak da Boethius gibi daha nice büyük filozoflar bu dönemde inanılmaz argümanlar ve sistemler ortaya koydular ancak tabii ki her biri için sayfalarca yazı yazılacak kadar önemli işler yapmışlarken birden bu yazının parçası yapmak sizleri çok yoracaktır.

8. Yüzyıldan sonra bu Hristiyan yaklaşımın yanına bir de Tanrı’nın varlığını felsefi olarak da kanıtlama çabası eklendi. Daha önceki yazılarda bahsettiğimiz Pascal’ın anlatısı da buna örnektir aslında. En nihayetinde amaç, Tanrı’nın varlığına dair ikna edici ve asla sorgulanamayacak bir argüman sunmaktı. Bu şekilde Orta Çağ dönemine yaklaştık ve gelin mini minnacık gerisinden devam edelim.

Aquinas ve Onun Dönemi

Bu dönemde, Aristotle felsefesi ile Hristiyan teolojisinin sentezi önemli bir gelişme olarak öne çıktı. Thomas Aquinas, “Summa Theologica” adlı eserinde Aristoteles’in metafiziğini Hristiyan doktrini ile birleştirdi, yani yüzyıllar önce denenen o sentez bir nevi başarıya ulaştı ve Aquinas böyle öne çıktı. Aquinas, akıl ve vahyin (inancın) birbirini tamamladığını savundu. Tanrı’nın varlığına ilişkin argümanlar geliştirdi. Ayrıca, ruhun doğası ve insan bilgisinin nasıl edinildiği üzerine tartışmalar yaptı. Aquinas, doğa yasası teorisini geliştirerek, ahlaki ilkelerin insan doğasında bulunduğunu ve akılla keşfedilebileceğini savundu. Bir nevi Tanrı’nın doğaya kendisine varacak ipuçları bıraktığını ve bizim fizik vb. bilimleri bu sayede kullanıp anladığımızı savundu.

Thomas Aquinas

Aquinas yine aynı dönemde Tanrı’nın varlığını kanıtlayan 5 yol olduğunu savundu ve bunları şöyle özetleyebiliriz:

  1. Hareket Yolu: Aquinas dedi ki, dünyadaki her şey hareket eder. Ama bu hareketi başlatan bir “ilk hareket ettirici” olmalı ve bu da Tanrı’dır.
  2. Neden Yolu: Her şeyin bir nedeni vardır. Ama en başta olan, her şeyi başlatan bir “ilk neden” olmalı ve bu da Tanrı’dır.
  3. Zorunlu Varlık Yolu: Aquinas, bazı şeylerin var olup bazı şeylerin yok olduğunu söyledi. Ama her zaman var olan ve başka hiçbir şeye bağlı olmayan bir varlık olmalı. İşte bu Tanrı’dır.
  4. Dereceler Yolu: Dünyada bazı şeyler daha iyi, daha güzel veya daha doğru olabilir. Ama en iyi, en güzel ve en doğru olan bir şey olmalı. Bu da Tanrı’dır.
  5. Amaç Yolu: Her şeyin bir amacı vardır. Ama bu amaçları belirleyen biri olmalı. İşte bu da Tanrı’dır.

İşte ona göre bu 5 yol sayesinde Tanrı’nın varlığı bizim için çok daha netleşmelidir. Aquinas felsefe tarihinde önemlidir çünkü akıl ile inancı birbirine bu kadar yakınlaştırmayı amaçlamış ve diğerlerine göre daha yüksek başarı elde etmiş bir isimdir.

Filozoflarin felsefe yoluyla tanrinin varligini kanitlama cabasi

Bu yıllardan sonra yavaş yavaş bu soru yanına başka sorular da eklenmeye başladı. Daha doğrusu her zaman başka sorular da soruluyordu ancak o soruların edindiği yer artmaya başladı. Bu dönemde üçlü koltuğun tüm minderlerine kendisi uzanmış bir din ve Tanrı konusu vardı ve diğer sorular yalnızca kol koyulan alanlarda oturabiliyordu. Daha sonra yavaş yavaş onlar da minderde yer bulmaya çalıştı diyebiliriz. Daha sonraki yazılarda göreceğiniz bu konular ise gerçeği bulmak üstüneydi. Tek ve yegâne gerçeği… İşte Descartes ve Spinoza gibileri bunu kovaladı. Bulabildiler mi peki? İşte bunu ilerleyen yazılarda beraber göreceğiz.

Tufan Özdemir tarafından yazılan bu yazımızın içerik doğrulamasını Asu Pelin Akköse, yazım ve dil denetimini Sezen Çakır, tasarımını ise Dilara Özcan titizlikle tamamlamış olup son kontrolleri Mete Esencan tarafından yapılmıştır.

Kaynakça ve İleri Okuma

CrashCourse. (2016, May 9). The Problem of Evil: Crash Course Philosophy #13 [Video]. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=9AzNEG1GB-k

Maurer, A. (2023, May 19). Medieval philosophy | History, Philosophers, Neoplatonism, Aristotelianism, & Scholasticism. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/topic/medieval-philosophy

Medieval Philosophy (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2022, September 14). https://plato.stanford.edu/entries/medieval-philosophy/

The Free Will Defence: A Good God vs The Problem of Evil. (2014, November 13). [Video]. BBC. https://www.bbc.co.uk/programmes/p02b97db

The Problem of Evil (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2015, March 3). https://plato.stanford.edu/entries/evil/

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu