Nerede Bu Üçüncü Göz? Pineal Bez


Bir olayı yaşamadan önce rüyanızda görmeniz mümkün desem bize inanır mısınız? Hayır, tam olarak dejavudan bahsetmiyoruz. Peki görünenin ötesinde görünmeyeni de algılayabilirsiniz dersek o zaman ne düşünürdünüz? Öyleyse bu kadar karmaşık olmayan farklı bir soru soralım: Hislerinizin size gerçeği söyleme ihtimali var mıdır, hiç düşündünüz mü? Eğer tüm bu sorulara olumlu cevap verecek olursanız, vücudunuzun bunları yapmak için algıladığımızdan farklı bir uzva ihtiyacı var demektir mesela bir göze: Üçüncü bir göze…
Pineal Bez Anatomi ve Fizyolojisi
Pineal bez, insan beyninde bulunan, epifiz bezinin bir uzantısı ve yaklaşık nohut ya da mercimek büyüklüğünde olduğu düşünülen nöroendokrin bir organdır. Beyinde simetrisi olmayan tek yapı olarak beynin tam ortasında yer alır. Şekli bir çam kozalağını andırdığı için “çam kozalağı” anlamına gelen pineal adını almıştır fakat bulunduğu bölgede hipotalamus, talamus ve epifiz bezi ile oluşturmuş olduğu yapı bir göz şeklini anımsatmaktadır bu sebeple antik çağda “Horus’un Gözü” olarak isimlendirilir. Retinaya düşen ışınlar da bu yapıya geldikten sonra beynin ilgili merkezlerine dağılır böylece görme işlemi gerçekleşir.

Bu bez, farklı ışık yoğunluklarından etkilenmekte ve fotoperiyodizm denilen bir döngü ile sirkadiyen ritmin ayarlanmasında görevlidir. Retinadan gelen uyarılar ile farklı ışık yoğunluklarında melatonin ve serotonin hormonlarının salgılanmasını sağlar. Karanlık aydınlık durumuna göre salgıladığı norepinefrin ile gece boyunca melatonin düzeyini yüksek tutarken öncüsü olan serotonin daha düşük değerlerde seyretmesini sağlar.
Pineal bez, bir diğer önemli molekül olan dimetiltriptofan (DMT) salgılamaktan sorumludur. Bu molekül halüsinojen bir molekül olduğu için kişinin trans hale geçmesini, rüya görmesini ve hatta başka bir aleme geçmesini sağladığı düşünülür. Çocukluk çağındaki bireylerde pineal bezin daha gelişmiş olması sebebiyle yetişkinlere oranla daha fazla dimetiltriptofan (DMT) salgıladığı ve hayal dünyalarının daha çok geliştiği düşünülür. Bu molekül “ruh molekülü” olarak bilinir. DMT nin yoğun salgılandığı saatler genellikle sabaha karşı 4-5 civarlarıdır. Her ne kadar bu saatlerde yoğun olarak salgılandığını söylense de DMT nin en yoğun olarak salgılandığı iki an vardır; bunlardan biri doğum diğeri ise ölüm anıdır, bu durumun sebebinin ruhun bedene girmesi ve çıkması olduğu düşünülmektedir.
Pineal Bez ve Dinler
Descartes’e göre “düşüncelerin çıktığı yer” olarak tanımlanan pineal bez, işlevi göz önünde bulundurulduğunda üç büyük dinde de önem arz eder. Doğrudan pineal bez kutsanmasa da yapılan ayinlerde tanrı ile iletişime geçmek için girmek istenilen vecd hâline geçişi sağlamadan sorumlu olduğu için bu organın gelişimine kültürel olarak özen göstermişlerdir. Kiliselerde loş ışıklar tercih edilmesi, İslami geleneklerde çileye girmek olarak adlandırılan ibadetlerde genel olarak karanlık odaların tercih edilmesi ve kalp gözünün açık olması olarak adlandırılan durum en belirgin örneklerdir. Işıktan direkt etkilenen bu organın gelişimi için buralarda ibadet etmek ve Allah’a tam manada teslim olmak adına yapılan ritüellerin hepsi özünde pineal bezi geliştirmek dolayısıyla dünyevi duygulardan uzaklaşmak için yapılır.

Güney Asya ülkelerinden Hindistan’da ise bu durum daha farklı bir şekilde karşımıza çıkar: Hindu inancına göre insanlarda 7 çakra bulunur. Bunlarda biri olan 6. çakra, üçüncü göz olarak isimlendirilir. Bu çakra, ruh-beden çakrası olarak bilinir. Ruh-beden ilişkisinde kişinin rüya görmesi, hayal kurması, iç sesinin oluşması gibi durumlar ortaya çıkar. İki gözün ortasında, biraz yukarıda bulunur. Evet, burası pineal bez ile aynı hizadadır. Bu nedenle, meditasyon, yoga gibi uygulamalar sonucunda genellikle beynin bu kısmının geliştiği gözlenmiştir. Pineal bölge tümörleri ve çeşitli nörolojik hastalıklarda, hastalara yoga ve meditasyon önerilir. Sakinlik ve dinginliğin ön planda olduğu bu uygulamalar yapılırken genelde mum ışığı, sessiz bir ortam ve kişinin iç dünyasına, ruhundaki sorunlara odaklanması gerekir. Bu uygulamalarda genelde hoş kokular, düzenli nefes egzersizleri ve uygun postür ile beyni rahatlatma ve stres faktörlerinden uzaklaşma yer alır.
Budizm’de de durum pek farklı olmasa da onlar üçüncü gözden bahsederken “bilgelik gözü” ya da “ilahi göz” olarak bahsederler. Bu gözün somut bir yapı olmadığını spiritüel dünyayı, iç bilinci temsil eder. Birbirine yakın tanımlamalar kullanılmakla birlikte pineal bezin gelişimi için benzer yöntemleri kullanırlar: Yoga, meditasyon…
Filozofların Gözünden Pineal Bez
Pineal bez Yunan filozoflarının da çalışmalarında karşımıza çıkar. İlk olarak Antik Çağ’da bir tıp doktoru olan Galen’in pineal bez üzerine çalışmalar yaptığı bilinir. Galen, pineal bezin “ruhun ilk enstrümanı” şeklinde tanımladığı “psişik pneuma” ile dolu olduğunu ileri sürer. Kendi zamanında ise pineal bezin, hayvan ruhunun akışını kontrol eden bir yapı olduğu görüşüne şiddetle karşı çıkar. Bu durum için, solucan benzeri yapıdaki serebellumun daha uygun olduğu görüşünü savunur. Bununla beraber Orta Çağ’da Kust İbn Luka, Galen’in tanımından yola çıkarak kişilerin bir şey hatırlamak istediklerinde aşağı baktıklarını ve bu sırada ruhun akışını sağlayan kanalların kapanıp hafıza ile ilgili olan kanalın açıldığını öne sürer.

René Descartes hem ilk kitabı olan İnsan Üzerine’de hem de son kitabı olan Ruhun Tutkuları’nda pineal bez üzerine yaptığı çalışmalara yer vermiştir. Descartes, insanı tam olarak anlamak için önce bedenin sonra ruhun en son da bu ikisinin birleşiminin ele alınması gerektiğini ileri sürer. Bu düşünce ışığında çalışmalarını yapar. Pineal bez, ruhun ve bedenin ortak noktası olarak düşünüldüğü için Descartes’in çalışmalarında kritik bir noktada yer alır. Descartes, sinirlerin hayvan ruhları ile dolu tüpler olduğunu ileri sürer. Ayrıca herhangi bir duyusal algının, bu tüplerde bulunan kapakçıkların açılması ve ruhun kayması ile oluştuğu görüşünü savunur. Hayal gücü için de algı ile aynı düzende çalıştığını fakat farklı olarak burada dıştan bir uyarının değil içsel bir uyarının olduğu fikrini savunur.
Pineal Bez Sağlığı
Yapılan çalışmalar, pineal bezin sadece spiritüel değil aynı zamanda biyolojik olarak da önemini ortaya koymaktadır. Pineal bez, yapay ışığa fazla maruz kalma, düzensiz beslenme gibi nedenlerle giderek küçülmekte ve bu bölgede tümörler oluşabilmektedir. Sağlıklı bir pineal bez için öncelikle dikkat edilmesi gereken nokta, uyku düzenidir. Melatonin salgılanmasından doğrudan sorumlu olan bu organ, gece saatlerinde daha aktif çalışır.Bu sebeple, belli bir saatten sonra yapay ışık kaynaklarından olabildiğince uzak durulmalıdır. Günümüzde yatağa dahi telefonla girildiği göz önünde bulundurulduğunda, pineal bezin çalışması oldukça güçtür.

İkinci önemli nokta sağlıklı beslenme ve spordur. Pineal bez salgıladığı hormonlar sebebiyle zamanla kalsiyum birikimi yapar ve kireçlenerek işlevini kaybeder. Bu durumu hızlandıran etkenler arasında flor kullanımı önemli bir yer tutar, vücudumuza aldığımız flor miktarına dikkat etmek önemlidir. Son olarak, stresli bir hayat bütün sistemleri kötü etkilediği gibi pineal bezi de olumsuz etkilemektedir. Dingin bir hayat sürmek, stresten uzak olmak beyin gelişimi için oldukça önemlidir. Bu noktada yoga ve meditasyon yapılması önerilebilir, zira bu uygulamaların epifiz bezi tümörlerinin etkilerini azaltmaya yardımcı olduğu birçok araştırmada karşımıza çıkmaktadır.
Kendinize ve pineal bezinize iyi bakmanız dileğiyle…
Kaynakça ve İleri Okuma
Altinbay, D. (2020). Retinal ganglion cell and epiphysis (Pineal gland, third eye). Turkiye Klinikleri Journal of Ophthalmology, 29(1), 73–81. https://doi.org/10.5336/ophthal.2019-66841
Descartes and the Pineal Gland (Stanford Encyclopedia of Philosophy). (2013, September 18). https://plato.stanford.edu/entries/pineal-gland/
Emre, B. (1993). Pineal bez ve melatonin. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dergisi, 40(03). https://doi.org/10.1501/Vetfak_0000001504
Ophthalmology Breaking News. (n.d.). The Pineal Gland & The Eye of Horus. Ophthalmology Breaking News. https://ophthalmologybreakingnews.com/ophthalmologynews-the-pineal-gland-the-eye-of-horus
Turgut, M., Uysal, A., & Yurtseven, M. (2003, March 1). Epifiz Bezinin Morfolojik Özellikleri, Embriyolojik Gelişimi ve Deneysel Greftleme İşlemleri. https://dergipark.org.tr/tr/pub/aktd/issue/2233/29496#article_cite
Varlı, N. (2020). İslamî bakış açısıyla epifiz bezinin işlevi. https://hdl.handle.net/20.500.12436/1655
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!





