Bill Clinton Dönemi ABD (1993-2001)


Serimizin önceki yazılarında George Washington ve Thomas Jefferson dönemi ABD’yi ele almıştık. Onlar Amerika’nın kurucu başkanlarıydı. Bu isimlerden yıllar sonra Abraham Lincoln gelerek ABD tarihinde önemli bir yeri olan İç Savaş’a öncülük etti ve ABD’yi sonsuza kadar değiştirdi. Lincoln sonrası ABD bir süre Avrupa’daki olaylara kendinikapatarak Güney ve Kuzey Amerika’nın en büyük ülkesi oldu. Artık bu kıtadaki kararların önemli bölümünde son söz onundu. Zamanla olan hareketlenmeler eşliğinde ABD yeniden dünyaya açıldı. Bunun ardından Roosevelt ile 2. Dünya Savaşı’na giren ABD, bu savaşta inanılmaz bir güç elde ederek savaşı kazandı. Daha sonra Truman ile beraber atom bombasını da içine alan yepyeni bir dönem başladı. Buna Kore Savaşı eşlik etti. Truman sonrası gelen Eisenhower ile beraber NATO kuruldu. Böylece ABD ve Sovyetler’in arası da iyice gerildi. Soğuk Savaş’ın hız kazandığı yıllarda gelen Kennedy de bulunduğu döneme damgasını vurmuştu ancak bir suikaste kurban gitmişti. Onun ardından gelen Johnson ve Nixon ise kendilerini Vietnam Savaşı ve iç meselelerle karşı karşıya bulmuştu. Nixon bu konulardan doğan baskılarla görevinden ayrılmıştı. Ondan bir süre sonra göreve gelen Clinton ise yepyeni skandallara imza atacaktı.
Nixon-Clinton Arası Dönem (1974-1993)
Dikkatli okuyucularımız fark edecektir ki Nixon’ın istifasından Clinton’ın göreve başlamasına kadar geçen 19 yıllık süre vardır. Bu süreçte de ABD dört ayrı başkan görecekti. Bu başkanlar sırasıyla: Gerald Ford, Jimmy Carter, Ronald Reagan ve George Bush Sr. olacaktı.
Ford, başkan olduktan sonra, 1974 yılında, Nixon’ın yarattığı Watergate skandalının etkilerini silmeye çabaladı. Aynı sıralarda doğan ekonomik sorunlar ve Soğuk Savaş’ın dışarıda yarattığı sorunları yönetmeye de çabaladı. Ford bütün bunlara çabalarken yaklaşan seçimleri kazanmayı başaramadı ve Jimmy Carter onu seçimlerde geçerek başkanlık koltuğuna oturdu. Jimmy Carter 1977’de başkan olduğunda Ford’un üzerine uğraştığı ekonomik sorunları ve dış politikadaki potansiyel sorunları çözmeye çabaladı. Carter aslında reformlarıyla halk tarafından çoğunlukla sevilen bir başkandı. Enerji, eğitim ve sağlık reformları o döneme kadar görülmemiş cinstendi. Dış politikada da oldukça barışçıl yollar izlemişti. Onun şanssızlığı birçoğuna göre rakibinin Reagan olmasıydı. Ronald Reagan bugün bile ABD tarihi için çoğunlukla hafızalarda olumlu kalabilen bir figürdür. Belki de bu nedenle hâli hazırda yapıcı ve sevilmiş bir başkanı seçimlerde geçerek başkan olmuştur.
Reagan 1981’de başkanlık koltuğuna oturdu ve ABD’nin 40. Başkanı olarak kendisinden önce gelen iki başkanın devamlı çabaladığı ekonomik sorunları büyük ölçüde çözdü. Reagan, sert ve otoriter bir dış politika anlayışındaydı. Sovyetler’e karşı hiç hız kesmemişti. Askeri harcamaları artırarak olası gerginlik durumunda elini güçlendirmek istemişti. Aynı zamanda Lübnan, Irak ve İran gibi ülkelere askeri müdahalelerden kaçınmamıştı. Tabii, buradaki müdahale kendinden sonra geleceklerinkine benzemiyordu. O, sorunu çözüp çıkıyordu.
Reagan, iki dönemin ardından 1989 yılında yerini George Bush Sr.’a bırakmıştı. Bush’un başkanlığı dünyanın önemli dönemlerinden birisine denk gelmişti. Soğuk Savaş sona eriyordu. Bu dönemde, Sovyetler Birliği artık kaçınılmaz sonuna gelmişti. Bush da bu durumu kullanarak “Yeni Dünya Düzeni” adını verdiği bir düzen oluşturmak istedi ve uluslararası iş birliğini amaçladı. Tam bu sıralarda, Berlin Duvarı’nın da yıkılmasıyla ABD’nin yıllarca savaş verdiği komünizm dünya çapındaki etkisini yitiriyordu. Bush dönemi, komünizmin sonunun gelmesi ve Sovyetler’in dağılmasını kapsıyordu ancak bunun yanında bir de Körfez Savaşı gibi bir savaşı da içeriyordu. Irak ile Kuveyt arasında geçen savaşta ABD, Irak’a karşı mücadele etmişti ve askeri gücünü bir kez daha ortaya koymuştu.
Bush’un yaşadığı en büyük sorun Reagan sonrası düzelmekte olan ekonominin yeniden darbe almasıydı. Belki de bu nedenle Bush, 1992 seçimlerini Bill Clinton’a kaybetmişti.
Bill Clinton Dönemi
Clinton dönemi 1993’te Bush’a karşı verdiği yarışı kazanmasıyla başlamış oldu. Bu dönem, 15 yıla yakın süredir devam eden ekonomik sorunlarla ve Bush döneminden kalan dış politika problemleriyle geçiyordu. Clinton’un dönemi dünya tarihi açısından değişim dönemine denk geliyordu. Clinton her ne kadar başkanlığıyla eleştirilse de ekonomik açıdan bir başarı elde ettiğinden bahsetmemiz gerekiyor. Başkanlığı, çoğunlukla ekonomik refahın artması ve bütçe dengesinin sağlanmasıyla hatırlanır. Clinton, ekonomiyi canlandırmak için federal harcamaları kısıtlamış, vergi reformları gerçekleştirmiş ve serbest ticareti teşvik etmişti. Tüm bunların ışığında ABD’de teknoloji sektöründe büyük bir patlama yaşandı ve bilgi ekonomisinin temelleri atıldı.
“Madem bu kadar başarılı bir dönem, neden Clinton eleştiriliyor?” dediğinizi duyar gibiyiz. Hadi gelin bunu beraber görelim.
Clinton, iç politikada bir sağlık reformu yapmaya çabaladı. “Hillarycare” adı verilen bu reform girişimi, 1993 yılında dönemin First Lady’si Hillary Clinton tarafından yönetildi ve başkanlık dönemi boyunca eşine yani Bill Clinton’a destek verdi. Ancak, bu sağlık reformu girişimi başarısız oldu ve Kongre’de onaylanamadı. Bunun nedeni Hillarycare’in oldukça karmaşık ve kapsamlı bir sağlık reformu planı olmasıydı. Bu plan, özel sağlık sigortası sistemini büyük ölçüde değiştiriyor ve federal düzeyde yeni sağlık sigortası sistemi oluşturuyordu. Planın karmaşıklığı, Kongre’deki destek ve anlaşma sürecini zorlaştırdı.
En nihayetinde bu plana harcanan zaman, para ve vaatler başarısızlık imajı uyandırmış oldu. Sorunlar bu kadarla da kalmayacaktı.
Monika Lewinsky Skandalı
Clinton, Monika Lewinsky skandalıyla da tanınır. Clinton’ın Beyaz Saray stajyeri Monika Lewinsky ile cinsel ilişkisi ortaya çıktı ve bu olay Amerikan kamuoyunu derinden etkiledi. Lewinsky skandalı, Clinton’a olan destekte ciddi bir düşüşe ve kongre tarafından dışlanma sürecine neden oldu ancak Senato tarafından suçlu bulunmadı ve görevine devam etti.
Tabii, senato onu suçla bulmasa bile Clinton’ın imajı bir kez sarsılmıştı. Ekonomik gelişmeleri ve teknolojik sıçramalarından çok onun bu ilişkisi ve başarısız olan sağlık reformu konuşulmaya başlamıştı. Hükümete karşı güveni sarsan bu ilişki aynı zamanda başkanların etik değerleri ve imajlarına karşı duyulan güveni de azaltmıştı. Bill Clinton dönemi böylece teknolojik ve ekonomik olarak başarılı ancak dış politikada sönük ve halkın duyduğu güven açısından sorunlu bir dönem olmuştu.
Kaynakça ve İleri Okuma
The Editors of Encyclopaedia Britannica. (2024a, July 13). Bill Clinton | Biography, Presidency, Education, Impeachment, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Bill-Clinton
The Editors of Encyclopaedia Britannica. (2024b, July 15). Persian Gulf War | Summary, Dates, combatants, casualties, syndrome, Map, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/event/Persian-Gulf-War
Wikipedia contributors. (2024, July 3). Clinton–Lewinsky scandal. Wikipedia. https://en.wikipedia.org/wiki/Clinton%E2%80%93Lewinsky_scandal
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!










