Durma! Göğe Bakalım: Turgut Uyar


Bazı şairler vardır, adını duyduğumuz anda bir dize belirir zihnimizde. Turgut Uyar da öyle bir şairdir. Onu anınca, “Göğe bakalım…” demek gelir içimizden. Tabii Uyar’ın dünyası sadece göğe bakmaktan ibaret değildir. Geyikli gecelerden, melankoliden, bireysel sancılardan, aşktan ve modern hayatın sıkışmışlığından doğan şiirlerle karşımıza çıkar. Bu yazımızda onun hayatını, şiirini ve sanatını birlikte inceleyeceğiz.
Kısa Bir Biyografi
Onun şiirine bakmadan önce hayatının ilk yıllarından kısaca bahsetmek daha faydalı olacaktır. Uyar, 1927’de sıcak bir yaz gününde Ankara’da dünyaya geldi. Babası Harita Genel Müdürlüğü’nde subay olarak görev yapıyordu. Bu nedenle disiplinli bir aile ortamında yetişti. Eğitim hayatına Ankara’da başladı ve çocukluk yıllarını burada geçirdi. Daha sonra, ailesinin yönlendirmesiyle Konya Askeri Okulu’na girdi ve yatılı eğitim aldı. Ardından Ankara’daki Askerî Memurlar Okulu’nu tamamladı ve askerî bir kariyerin içinde kendini buldu. Evet! İlginçtir ama asker bir babanın asker bir oğlu olarak tüm şiiri aşk ve bireysel temalara dayanacaktı. Zaten Uyar da bu askerlik dönemini tam olarak hayatıyla özdeşleştiremeyecekti.
Genç Turgut, mezun olduktan sonra orduda subay olarak görev yaptı. Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde çalışırken, askerî hayatın katı kurallarından ve rutininden sıkılmaya başladı. Bu sıkışmışlık hissi, onu iç dünyasına yönlendirdi ve edebiyata olan ilgisini artırdı. 1947’den itibaren Yedigün ve Kaynak gibi edebiyat dergilerinde şiirleri yayımlanmaya başladı.
1949’da henüz 22 yaşındayken ilk şiir kitabı olan Arz-ı Hâl’i yayınladı. Bu kitabı daha çok divan ve halk edebiyatının temellerine sadık, bu dönemlerden etkilenmiş şiirler içeriyordu. Yalnızca üç sene sonra 1952’de ise Türkiyem adındaki ikinci kitabını yayınladı. Adından da anlaşılabileceği üzere bu kitaptaki şiirleri toplumcu çizgideydi ve daha çok Anadolu insanının sorunlarını anlatıyordu. Şiire sağlam bir giriş yapmasına rağmen bu iki kitap kendisini tam olarak yansıtmıyordu ancak genç Turgut bunu hemen fark etmeyecekti. Elbette bu sıralarda hayatındaki tek mesele askerlik ve şiir değildi.
Geleneksel Bir Aşk
1947’de, Turgut Uyar ile ilk eşi Yezdan Şener evlendi. Bu evlilikten 3 çocuk dünyaya geldi ancak Uyar’ın askerî hayatının getirdiği yoğunluk ve o yoğunluktan arta kalan vakitte tamamen odaklandığı şiir tutkusu nedeniyle evliliğinde çeşitli sorunlar oldu. İstanbul’a taşındıktan kısa bir süre sonra 1960’ların başında bu evlilik sona erdi.
Bunun ardından özellikle İstanbul’daki hayatıyla beraber Turgut Uyar gerçek kimliğini bulmaya başladı. İstanbul’a geldikten sonra bugün İkinci Yeni hareketinin içinde ele aldığımız yetenekli isimlerle tanıştı. Cemal Süreya, Ece Ayhan, Edip Cansever ve tabii ki Tomris Uyar.
Elbette Turgut Uyar, bu kişilerle arkadaşlık kurmadan önce şiir anlayışında çoktan değişim yaşamıştı. 1958 yılında yayımlanan Dünyanın En Güzel Arabistanı kitabıyla tamamen farklı bir tarza yöneldi. Bu kitap, onun İkinci Yeni akımına katıldığı en önemli eserlerden biri olarak kabul edilir. Peki nedir bu İkinci Yeni hareketi?
İkinci Yeni Hareketi
İkinci Yeni hareketi, Garip hareketine bir nevi tepki sayılabilecek bir akımdı. Garip Hareketi veya orijinal adıyla Birinci Yeni hareketi, geleneksel şiire karşı çıkarak şiiri basitleştirmeyi amaçlıyordu. Hatta öyle ki, elde çıkan nasır bile onların şiirlerine konu olabiliyordu. Orhan Veli yazımızda daha detaylı inceleyecek olsak da bu akım içerisinde uyak, kafiye veya kapalı anlatım reddedilmişti.
“Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah’ın adını,
Günahkâr da sayılmazdı.”
Bunun gibi dizelerin bulunabildiği, son derecesıradan ve gayet estetik kaygıdan uzak kalan bir akımdı. İkinci Yeni ise -ki tutumlarını ortak kararla almıyorlar. Zira bu hareketi anlaşarak harekete geçirmiyorlar- tamamen bunu reddetmese de şiiri açık anlatımdan uzaklaştırarak imgelere odaklanmıştı. Yani İkinci Yeni, anlamın belirgin olmadığı, yoğun imgeler ve çağrışımlarla zenginleşen bir şiir akımıydı. Uyar, bu akımın en güçlü temsilcilerinden biri oldu. Onun şiirlerinde bireysellik, melankoli, toplumsal sorgulamalar ve modern insanın çıkmazları öne çıktı.
“İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım”
En ünlü şiirlerinden birisi olan Göğe Bakma Durağı içerisinden alıntıladığımız bu kısım aslında İkinci Yeni’nin genel anlayışını da sergilemiş olur. Kafiye ve uyak gibi geleneksel şiirin vazgeçilmez öğelerini barındırmasa bile Garip Hareketi için yazdığımız kısımdan ne kadar farklı olduğunu görebilirsiniz. Uyar’a dönersek, bu şiir aşkının yanına gerçek bir aşk daha eklenecekti.
Türk Edebiyatının En Büyük Aşkı!
Turgut Uyar, 1969’da büyük bir aşka yelken açacağından habersizdi. Uyar, İkinci Yeni hareketi çerçevesinde tanıştığı Cemal Süreya ve Ülkü Tamer gibi isimlerin sayesinde hayatının aşkı olan Tomris ile tanıştı. Tomris, daha önce Ülkü Tamer ile evlenmiş ve ondan sonra da Cemal Süreya ile birlikte olmuştu. Tüm bu şairlerin bir dönem aşık olduğu bu kadına Turgut Uyar’ın kalbi de dayanamamıştı. Tanışmalarının ardından Turgut ve Tomris arasında güçlü bir bağ oluştu. Birbirlerine duydukları derin sevgi, edebi anlamda da birbirlerini beslemelerine yol açtı. Tomris Uyar, Turgut Uyar’ın hayatında ve şiirlerinde önemli bir yer edindi. Şairin en etkileyici aşk şiirlerinden bazıları, Tomris’e yazıldı.
Turgut Uyar’ın Tomris’e olan aşkı, ona büyük bir ilham kaynağı olurken, Tomris’in güçlü ve özgür ruhlu bir kadın olması da Turgut’u etkileyen faktörlerden biriydi. Tomris Uyar, erkek egemen bir edebiyat dünyasında kendine özgü tarzıyla var olmayı başaran bir kadındı. Turgut Uyar ise ona hayranlık duymakla birlikte, bu bağımlılık derecesindeki aşkı nedeniyle zaman zaman yoğun duygular yaşadı.
Turgut Uyar’ın ölümüne kadar süren bu ilişki, hem edebî hem de duygusal açıdan oldukça derindi. Tomris Uyar, Turgut Uyar’ın ölümünden sonra onun hakkında yaptığı bir açıklamada, onun derinlikli bir âşık olduğunu ve onunla olan ilişkisinin hayatındaki en önemli deneyimlerden biri olduğunu söylemiştir.
Muhtemelen bugün andığımız bu mükemmel aşk şiirleri, Tomris’e duyulan sevginin etkisiyle yazılmıştı.
Tomris ile beraber olduktan sonra Turgut Uyar’ın şiirleri belki biraz da yaşının etkisiyle yeniden klasik temaya da dönmüştü. Örneğin, 1974’te yazdığı “Toplandılar” kitabıyla politik göndermelerde bulunmuştu. Tabii bu da ülkenin içinde bulunduğu sağ-sol kavgasının etkisiyle yazılmıştı. Yine de, o ana kadar yaklaşık 10-15 sene politikaya pek yönelmeyen Uyar, bu son dönemlerinde odağını çevirmişti.
Ne yazık ki 1985’te erken bir veda yaşandı ve Turgut Uyar 58 yaşında hayatını kaybetti. Genç bir yaşta hayatını kaybetmesine rağmen Türk Edebiyatı’na büyük katkıları oldu. Bugün bile Göğe Bakma Durağı, Geyikli Gece ve Acının Coğrafyası gibi şiirler edebiyatımızda yer etmiş oldu.
Geyikli Bir Gece
Turgut Uyar, hayatı boyunca kelimelerle dünyalar kurdu, sonra o dünyaları yıktı ve yenilerini inşa etti. Şiiri bir oyun alanı değil, bir varoluş meselesi olarak gördü. Kelimelerini eğip bükerken, bazen bir askerin disiplinini, bazen de bir çocuğun hayal gücünü taşıdı dizelerine. Onun satırlarında aşk vardı, melankoli vardı ama en çok da insanın kendisiyle ve dünyayla hesaplaşması vardı.
“Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden”
Bugün hâlâ, bir şiirinde kendimizi buluyor, bir dizesinde kayboluyoruz. Onun yazdıkları, kitap sayfalarının arasına sıkışıp kalmadı; dillerde dolaştı, şarkılara karıştı, göğe bakmayı unutanlara küçük bir hatırlatma oldu. Onun sevenleri olarak, ne olursa olsun, onun bıraktığı yerden geyikli bir gecede göğe bakmaya devam edeceğiz.
Yazımızı Turgut Uyar’ın Göğe Bakma Durağı şiirini biraz müzikal bir tonda ele alan bir parçayla bitirelim. Şiirle kalın!
Kaynakça ve İleri Okuma
Ay, Y. M. (2009). Türk Şiirinde Garip Hareketi. Journal of Turkish Studies, Volume 4 Issue 1-2(4), 1227–1276. https://doi.org/10.7827/turkishstudies.584
Şenderin, Z. (2012, March 1). TURGUT UYAR: SANAT HAYATI VE ESERLERİ. https://dergipark.org.tr/tr/pub/kusbd/issue/19372/205520
Sözlüğü, T. E. İ. (n.d.). Turgut uyar. (C) 2020. https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/turgut-uyar
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!











