Kültür/Sanat

Güney Kore’nin Nobel Ödüllü Cesur Sesi: Han Kang

🎧 Bu konuyu sohbet eşliğinde öğren · Şiddeti Reddetmek İçin Ağaca Dönüşmek
0:00 / 0:00
Yapay zeka ile seslendirildi.

1970 yılında Güney Kore’de doğan Han Kang “tarihsel travmalarla yüzleşen ve insan hayatının kırılganlığını açığa çıkaran yoğun şiirsel nazımı nedeniyle” 2024 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi oldu. Yazarlık kariyerine şair olarak başlayan Han Kang’ın yayımlanmış pek çok romanı ve kısa hikâyesi var. Babasının öğretmen olması nedeniyle büyüdüğü evde kitaplarla yakından alakalı olması, Han Kang’ın edebi kişiliğine büyük katkı sağlanmış denebilir. 1980 yılında Güney Kore’de yaşanan siyasi çalkanalanmalardan ise epey etkilenmiş, bu etki ise yazılarına, hikayelerine yansımış. 

Han Kang’ın Romancılığı 

Han Kang eserlerinde derin konular işlemeyi seviyor diyebiliriz. Yazarken kullandığı dilin şiirselliği, işlediği konularla birleştiği zaman, okuyucuyu etkisi altına alıyor; âdeta bir ninni gibi, sakinliğiyle okuyan kişiyi başka diyarlara, başka dertlere taşıyor. Roman ve kısa hikâyelerinin büyük çoğunluğunda ‘masumiyet’i ana tema olarak işleyen Han Kang aynı zamanda melankolik bir yazım ile hikâyelerini destekliyor. Yazdığı eserler tarihi gerçeklere de ışık tutuyor. İngilizce ‘Human Acts’ çevirisiyle, Türkçede ise ‘Çocuk Geliyor’ adıyla, özgün ismine sadık kalınarak yayımlanmış eserinde Güney Kore’nin askerî diktatörlük döneminde yaşanan bir katliam üzerinden insanlık ve masumiyet konularını işlerken insan hakları ve bu hakların ihlaline de dikkat çekiyor. Henüz Türkçe çevirisi bulunmayan ‘Greek Lessons’ romanında ise dilin yetersizliğini ve iletişim sorunlarını vurguluyor. Yazarın, henüz Türkçe çevirisi bulunmayan şiir, deneme, öykü kitapları da bulunmakta. Bu yazıda ise Han Kang’ın 2016 yılında ‘Man Booker’ ödülü kazanmış romanı, Vejetaryen’i inceleyeceğiz. 

Vejetaryen

Kitabın ana karakterinin, gördüğü bir rüyanın ardından artık et yemeyeceğini söylemesiyle hikâyemiz başlıyor. Romanı üç farklı kişinin bakış açısından okuyoruz. Vejetaryen aslında üç kısa hikâye olarak yazılmış fakat sonradan bir roman olarak birleştirilmiş. Roman da bu sebeple üç kısma bölünmüş, her kısımda hikâyeyi farklı bir karakterin bakış açısından okuyoruz. Böylece herkesin aklına girip de olayın, hikâyenin bütününe baktığımızda, aslında okuyucu olarak ne ile karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz. 

han kang 3

Vejetaryen okuması zaman zaman rahatsız edici olabilecek bir kitap. Çünkü Han Kang, hikâyesine ait gerçekliği herhangi bir şekilde gizleme ihtiyacı duymamış, bu da romanı okurken okuyucuyu daha da fazla içine çekiyor. Gerçek hayatta bireylerin kötü tecrübelerinde herhangi bir sansür yok dolayısıyla temelinde hüznün yattığı vahşi bir hikâyede sansür olmasına da gerek görülmemiş. Her şeyden önce rüyaların tasvirinde Han Kang hiçbir korku belirtisi göstermeden tüm açıklığıyla yazıyor ve bu açıklık, anlatılan olayların okuyucu üzerindeki etkisini de artırıyor. 

Han Kang Vejetaryen’de aslında birçok farklı ikiliğe dikkat çekiyor. Tam da bu yüzden okuyucuya çok yoğun ve duygusal bir okuma tecrübesi sunuyor. Toplum-birey ikiliğini işlerken mental sağlık sorunlarına değiniyor. Sanatçı-toplum ikiliğini işlerken sanatçı ve eserleri üzerinden sanatın ahlaki boyutlarına değiniyor. Aynı zamanda ana karakter üzerinden doğa ile de bir paralellik kuruyor. Aile bireyleri içerisinde ‘yabancı’ olgusuna değiniyor ve bireyin aile içerisinde kaybolmasını, kendisini kabul ettirememesini bizlere gösteriyor. Birey-toplum ikiliğine dikkat çekilirken kullanılabilecek en güzel örneklerden biri aslında aile-birey ilişkisi Toplumu oluşturan en küçük parçada bile barınamayan birey, kalabalığın içinde daha da kayboluyor. 

Kitabın ilk kısmında bizlere olayları anlatan, ana karakterimiz Yeong-hye’nin (Türkçe çeviride Yonğhe olarak karşımıza çıkıyor) eşi. Karakterin eşi üzerinden işlenen bölümde yaşanan olaylar ne kadar uç noktalarda ve etkileyici olursa olsun, kayıtsız sayılabilecek bir mesafede duruyoruz. Belki de anlatıcının, eşinin davranışlarına anlam veremediğinin bir vurgusu olan bu mesafe, hayatında meydana gelen ani değişikliği nasıl karşıladığını bizlere gösteriyor. Yalnızca kitabın bu kısmında ana karakterimizin ağzından yazılmış satırları okuyoruz. Rüyalarının tasviri olarak başlayan bu yazılar zamanla o an düşündüğü şeyleri bizlere taşıyor. 

Bir haykırış, yakarış, kat kat birleşiyor ve oraya yapışarak sabitleniyor. Et yüzünden. Çok fazla et yedim. O hayatlar bozulmadan orada asılı. Kesinlikle. Kan ve etlerin hepsi sindirilip vücudumun her köşesine yayılmış, tortusu dışa atılmıştır ama o hayatlar ısrarla karın boşluğuma yapışmış duruyor.(Han Kang, Vejetaryen, April Yay. syf. 45)

han kang 2

İkinci bölümü ise ana karakterin eniştesi gözünden okuyoruz. Yeong-hye’nin eniştesi bir video sanatçısı ve çektiği sahneler üzerinde çalışıyor. Eniştesiyle kurduğu diyaloglar ana karakterimizin aklının içinde olan biteni anlamamız için bir fırsat sunuyor. Bu kısım ilk bölümde et yemeyi bırakması ile başlayan yolculuğun devamı niteliğinde aslında; ana karakterimizin sadece vejetaryen olmakla derdi yok. Bu bölümde karakterler ve doğa arasında kurulan bağı daha net bir şekilde görebiliyoruz. Ana karakterimizin doğaya geri dönme, toprağın bir parçası olma çabasının ipuçları okuyucuya göz kırpıyor. 

Üçüncü kısım ise ana karakterin ablasının bakış açısından anlatılıyor. Bu kısımda yalnızca ana karakterin psikolojisini değil, ablasının psikolojisini de okuyoruz. Han Kang kalemini şiddetli bir şekilde kullanıyor ve lafını esirgemiyor. Boşluğu ve amaçsızlığı, hayatın içinde var olan ve yitirilmiş yaşamı anlatıyor. Hayatta olmak ve yaşamak arasındaki farka dikkat çekiyor. Ablanın kendi iç dünyasında yaşadığı bunalımlarla kardeşinin yaşadığı ve ailesini parçalayan bunalımı birleştiriyor, kol kola götürüyor. Elbette bütün bunları yaparken, kardeşlerin doğa ile olan ilişkisini göz önünde bulunduruyor. 

“Aslında kardeşinden içten içe nefret ettiğini. Bu çamura batan yaşamını ona devredip tek başına sınırın öte tarafına geçen kardeşinin zihniyetini ve sorumsuzluğunu asla affetmeyeceğini.” (Han Kang, Vejetaryen, April Yay. syf. 123)

Vejetaryen aynı zamanda bir değişim ve dönüşüm hikâyesi. Var oluşunun dayandığı temelleri reddeden ve şiddetin bir uygulayıcısı olmayacağını söyleyen Yeong-hye’nin zamanla doğanın bir parçasına dönüşme isteğini odağına alan bir roman. Oldukça akıcı bir dile sahip olmasına rağmen romanın zor okunmasının sebebi aslında içerdiği duygusal yoğunluk. Değindiği konular ve yazarın filtresiz dili, okuyucuyu kendi hayatını da sorgular bir noktada bırakıyor. Kısa romanın konusuna daha derinden yaklaşacak olursak içinde pek çok farklı anlamı barındırdığını görebiliriz. “Beslenme biçimindeki değişim, ‘vejetaryen’ olmak, nasıl bir dönüşüm olarak adlandırılabilir? Yeong-hye için vejetaryen olmasının sebebi basit bir diyet tercihi değil, yemeyi tamamen bırakıp ağaca dönüşme isteğiyle sonuçlanacak bedensel bir direniş biçimidir.”  (Kutlualp, 2019) Bu bakımdan Vejetaryen Yeong-hye’nin fiziksel baskıyı reddedişi ve şiddete karşı direnişi olarak da okunabilir. 

han kang 4 1

Son Söz 

Vejetaryen gerek barındırdığı derin anlamlar gerek şiirsel diliyle etkisinden çıkmanın çok da kolay olmadığı bir roman. Beden, açlık ve dönüşüm olgularını doğa ile paralellikler kurarak işleyen aynı zamanda içinde pek çok da ikilik barındıran bu hikâye, okuyucunun aklında uzun süre canlı kalacak türden bir başyapıt. 

“Ben artık bir hayvan değilim, abla.”

Yonğhe çok önemli bir sır veriyormuşçasına, kimsenin olmadığı odayı kolaçan ederek konuştu. 

“Yemek falan yemesem de olur. Yaşayabilirim. Sadece güneş ışığı yeterli.” ” (Han Kang, Vejetaryen, April Yay. syf. 132)

Han Kang’ın Diğer Eserleri:

 1995, [Love in Yeosu

 1998, [Black Deer]

 2000, [My Woman’s Fruits

 2002, [Your Cold Hands]

 2010, [The Wind Blows, Go

 2012, [Fire Salamander]

 2016, [White]  Beyaz Kitap, April Yayıncılık

 2021, [We Do Not Part

Dilem Gürel tarafından yazılan bu yazımızın içerik doğrulamasını Hale Kıbrıs, yazım ve dil denetimini Sima Türküner, tasarımını ise Öykü Elif Cığız titizlikle tamamlamış olup son kontrolleri Mete Esencan tarafından yapılmıştır.

Kaynakça ve İleri Okuma

Byun, Hyojeong. 2024. “Re-imagining the Past: Virtuous Life and Vitality in Han Kang’s The Vegetarian.” The International Journal of Literary Humanities 22 (4): 127-139. doi:10.18848/2327-7912/CGP/v22i04/127-139. 

Han Kang, Vejetaryen, April Yayıncılık, İstanbul, 16. Baskı 2024

Kutlualp, Cansu. (2019). Failed Metamorphosis, Self-Starvation and the Innocence of Anorexia: An Analysis of the Vegetarian (Doctoral dissertation).

Nobel Prize in Literature 2024. (n.d.). NobelPrize.org. https://www.nobelprize.org/prizes/literature/2024/han/facts/

Ostberg, & René. (2025, February 13). Han Kang | Biography, Books, Nobel Prize, & Facts. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Han-Kang

Bize Destek Olmak İster Misiniz?

  • Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.

Bağış Yapmak İstiyorum!

Dilem Gürel

Herkese merhaba, ben Dilem Gürel. Şu anda Bilgi Üniversitesi’nde Karşılaştırmalı Edebiyat bölümü öğrencisiyim. Kitap okumaktan çok hoşlanırım ama özellikle fantastik edebiyat ve bilim kurguya bayılırım. Büyüdüğümde yazar olmak istiyordum, artık yeteri kadar büyüdüğümü düşünüyorum. Okuduğum kitapları ve öğrendiğim bilgileri sizlerle Doğa Filozofu aracılığıyla paylaşmak için sabırsızlanıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu