FelsefeKültür/Sanat

Bir Okuma Rehberi: Birbirimize Borçlu Olduklarımız

Serimizi yakından tanıyanlar, birazdan ne ile karşılacaklarını da biliyorlardır. Elbette bu bir kitap anlatısı olacak ve yazara dair de bazı bilgiler taşıyacak. Bilmediğiniz şey şu ki karşımızda sıradan bir kitap bulunmuyor. Özellikle ülkemizde pek az okunmuş, okuyanların önemli bir bölümünün de “Good Place” dizisi sayesinde tanıştığı lezzetli bir kitapla karşınızdayız! T.M. Scanlon’ın 1998’de yazdığı bu kitapla beraber ahlak felsefesi de zengin bir düşünceyi edinmiş oldu.

Scanlon, kitap boyunca insanların ahlaki yükümlülüklerini nasıl belirleyebileceğimizi ve birbirimize ne borçlu olduğumuzu tartışır. Amacı ne peki? Ahlaki olarak nasıl bir sistem geliştireceğimizi anlamak elbette. Scanlon, tamamen bu amaçla hareket edecek ve bizce hem okurken hem düşünürken hepimize yeni ufuklar açacaktır.

Scanlon Kimdir?

Her zamanki gibi kitabımıza geçmeden önce yazarımızı da kısaca tanıyalım ama değil mi? Öncelikle, Thomas Michael Scanlon Jr., çağdaş ahlak felsefesi ve siyaset felsefesi alanlarında önemli katkılar yapmış Amerikalı filozoftur. Özellikle sözleşmeci etik anlayışı ile öne çıkar. Bu sözleşmeci etik dediğimiz konsepti tabii ki kitabımızda yakından göreceğiz!

Birbirimize Borclu Olduklarimiz Yazari Scanlon

Scanlon, bunu neye dayanarak yapıyor derseniz onun eğitimini ve kariyerini de kısaca bir görelim isterseniz. Scanlon, Harvard Üniversitesi’nde uzun yıllar felsefe profesörü olarak çalışmış ve ahlaki yükümlülükler, adalet, özgürlük ve bireysel haklar üzerine derinlemesine çalışmalar yapmıştır. Çalışmalarında daha önceki filozof serisinden tanıyacağınız John Rawls, ve Immanuel Kant gibi filozoflardan etkilenmiştir. Özellikle Rawls’un “Adalet Teorisi” (ki o yazımıza buradan ulaşabilirsiniz) adlı eserindeki adalet anlayışını genişleterek bireylerin rasyonel olarak reddedemeyeceği ahlaki yükümlülükler fikrini geliştirmiştir.

Artık kitabımıza geçebiliriz! Buradan sonrası gerçekten güzel soruların ortaya çıkacağı bir metin olacak haberiniz olsun!

Birbirimize Borçlu Olduklarımız

Scanlon, kitap boyunca bir yandan daha önceki ahlaki sistemleri incelerken bir yandan da kendi anlayışı olan “sözleşmeciliğin” önemini ve gerekliliğini anlatır. Peki nedir bu sözleşmecilik? Aslında en basit haliyle, Scanlon’a göre ahlaki olarak neyin doğru neyin yanlış olduğunu ortaya çıkarmanın yolu kimsenin makul gerekçelerle reddedemeyeceği ilkelerle belirlenir. “Yani pek de basit olmadı.” derseniz birazdan bunu hem örneklerle hem de düşüncenin devamı ile daha iyi anlayabiliriz.

Birbirimize Borclu Olduklarimiz Yazari T.M. Scanlon

Scanlon der ki: “Bir eylem, yalnızca hiçbir bireyin makul gerekçelerle reddedemeyeceği bir ilkeye dayanıyorsa ahlaken doğrudur.”

Yani aslında şunu söylemek istiyor: Normalde ahlaken bir eylemi konuştuğumuzda her ne kadar çoğu kişi eylemi doğru veya yanlış bulsa da, bu fikri reddeden bir kesim de olacaktır. Yani ahlaki eylemleri savunabilir veya reddedebiliriz. Scanlon’a göre, eğer ahlaki bir kural en az bir kişi tarafından makul bir nedenle reddedilebiliyorsa o kural geçerli değildir. 

Gelin bir örnek üstünden gidelim: Bugün bir devlet, “İnsanlara keyfi olarak zarar veremezsiniz” diye bir yasa çıkarsa (ki zaten çoğu yasa bunu destekler) bunu kimse rasyonel bir nedenle reddedemez. Ancak bir kişi bile yanlışlayabilirse o zaman bu yasa veya eylem ahlaken kabul edilemez olur. Scanlon’ın yaklaşımının dayanağı şudur: Eğer ahlaken doğruluk ve yanlışlık hali, o eylemi reddeden kişileri görmezden gelirse mutlaka bir noktada etkilenen kişileri atlayacaktır. 

Birbirimize Borclu Olduklarimiz Kitap Kapagi

Scanlon, daha önce kurulan ahlaki sistemlerin de neden tam olarak ideal bir sistem sunamadığını da ele alıyor. Mesela daha önceki yazılardan da hatırlayabileceğiniz Faydacılık anlayışına göre bir eylemin doğru olup olmadığı, onun genel refahı ne kadar artırdığına bağlıdır. Bu da yeterli sayıda kişinin refahı yeteri kadar artarsa, küçük bir kesimin köle yapılabileceği görüşünüdestekleyebilir. Daha da popüler bir örnek verecek olursak: Bir doktorun bir hastasını öldürüp organlarını beş hastaya nakletmesi toplam faydayı artırabilir, ancak bireysel hakları ihlal eder. Scanlon ise bireylerin rasyonel reddetme hakkını temel aldığı için bu tür bir eylemi ahlaken kabul edilemez olarak görür. 

Faydacılığın tam tersine gittiğimizde ise Kant ile karşılaşırız. Kant ise, sonuçlara odaklanmaktansa net bir şekilde ahlaki kurallar belirlemek ister(Bunu yine eski yazımızda yeniden hatırlayabilirsiniz). Bu kuralları evrensel yasalar olarak kabul eder. Scanlon ise daha bireycidir. Kant, birisinin bu sistemi reddetmesini önemli görmez; ona göre bu sistem karşıdaki kişinin düşüncelerden bağımsız devam eder. Scanlon da az önce gördüğünüz gibi tek bir kişinin bile haklı itirazını kritik kabul eder.

“Peki tamam da, neye göre makul bir reddediş?” 

Elbette Scanlon bu itirazı çok da havada bırakmak istemiyordu. Bu yüzden şöyle bir sistem geliştirmişti; diyelim ki sistemimizin ana ilkesi “İnsanlara zarar vermemeliyiz” olsun.

Bu kesinlikle insanların neredeyse hepsinin kabul edeceği bir ilkedir. Peki ya biri çıkıp da “Ya başkası bana saldırırsa?” diye bu ilkeye itiraz ederse, Scanlon bunu mantıklı bir itiraz olarak kabul eder ve belki de sistemi “Birisi bize zarar vermeye çalışmadıkça, insanlara zarar vermemeliyiz” olarak güncellemek gerekir. 

Birisi bize zarar vermeye calismadikca insanlara zarar vermemeliyiz Birbirimize Borclu Olduklarimiz

Scanlon’a göre bu bağlamda ahlaki sistemimiz hem birey merkezli, hem tarafsız hem de adil olmuş olur. Gelin şimdi bu sistemi örnek üstünden daha iyi anlamaya çalışalım.

Çöle düşmüş 5 kişi olduğunu düşünelim. Bu kişilerden birisi yanında su getirmiş olsun. Suyun sahibi “Su benim! Ben içeceğim!” dediğinde diğer 4 kişi makul bir itiraz sunabilir ve paylaşabilirler. Bu durumda suyun sahibi de “Ama bu sefer benim için de kısa sürede susuzluk baş gösterecek” diyerek itiraz edebilir. Bu da makul bir itiraz olur. İşte o nedenle Scanlon, diğer sistemlerin aksine net bir çıkar yol sunmaz. Daha çok bir anlayış sunmuş olur.

Peki bu sistemi neden takip etmeliyiz?

Başkalarına Olan Sorumluluğumuz

Scanlon’ın düşüncesi özellikle bizim ahlaki kararlarımızın iyi niyetten geldiğini söyler. Daha önceki ahlak teorilerinin önemli bir bölümü  insanların ahlaki yükümlülüklere uymasını arzularıyla bağdaştırır. Scanlon ise bunu sığ bir bakış açısı olarak görür ve bizim ahlaki yükümlülüklere uymamızı, arzularımızı aşan bir sorumluluk duygusuna dayandırır.

Birbirimize Borclu Olduklarimiz

Örnek vermek gerekirse Scanlon:

Bir insan yalan söylememesi gerektiğine inanır çünkü bu, dürüstlüğe dayalı ahlaki bir ilkedir. Eğer bu kişi yalan söylemekten kaçınırsa, bu yalnızca yalan söylemeyi istemediği için değil, başkalarına karşı sorumluluk duyduğu ve doğru olanı yapmak istediği için gerçekleşir.

Peki bu ahlaki sorumluluk hangi durumlarda geçerlidir? Örneğin birisinin başına silah dayayıp bir eylem yaptırdığımızda da sorumluluk var mıdır? Scanlon’a göre bunun cevabı kocaman bir hayır olur. Neden peki?

Scanlon’a göre bir birey ancak şu koşullarda ahlaki olarak sorumlu tutulabilir:

  • Özgür irade ile hareket etmiş olması
  • Eyleminin sonuçlarını bilmesi veya tahmin edebilmesi
  • Ahlaki yükümlülüklerini ihlal etmesi

Tamamen ne yaptığımızı bilerek ve sonuçlarını bilerek hareket ettiğimizde sorumlu olmuş oluruz.

Yalan Soyleme Tercihi Birbirimize Borclu Olduklarimiz

Eleştiriler

Elbette her sistem eleştiri çekecektir. Scanlon’ın sistemi de istisna değil. Bu sistem belki sizin de okurken kafanızda eleştiriler çekmiştir. Pek çok farklı eleştiri olabilir ama özellikle 2 ana argüman, kalanların da çatısını oluşturmuştur. İlkine göre, Scanlon bir konuda yanılgıya düşmüştür. Scanlon’ın anlatısı bireylerin rasyonel hareket edeceğine dair bir güven taşır. Halbuki insanlar sık sık rasyonellikten uzak bir şekilde hareket eder. Bencil davranabilir, rasyonel olan seçeneği görememiş olabilir veya kasıtlı olarak kötülük yapabilir. 

Ahlak Konusu Birbirimize Borclu Olduklarimiz

Buna bağlı diğer eleştiri ise Nietzsche gibi pek çok insanın genel olarak ahlaki sistemleri reddedebileceğidir. Ayrıca, Scanlon’ın söylediği ahlaki bilinç pek çok insan için sadece bir ödül ceza sistemine dayanıyor olabilir. Bu yüzden herkesin ahlaki vicdana göre hareket ettiği de söylenemez

Şimdi bu eleştirileri bir kenara bırakalım ve kendimizi sisteme iyice kaptırdığımız bu yazıya dönüp bir bakalım.

Sonuç Olarak

Dönüp baktığımızda ne hissediyorsunuz? Scanlon’un ahlaki yükümlülükler üzerine inşa ettiği sözleşmeci yaklaşım, faydacılık ve diğer etik teorilerle derin bir hesaplaşmaya girerken, bizi de kendi ahlaki sorumluluklarımız üzerine düşünmeye çağırıyor. Ahlak, yalnızca bireysel arzularımızın bir uzantısı mı, yoksa başkalarına karşı duyduğumuz sorumlulukla şekillenen rasyonel bir çerçeve mi? İyi oluş, sorumluluk, değerler ve toplumsal normlar arasındaki bu karmaşık ilişki, etik düşüncemizi nasıl şekillendiriyor? Scanlon’un argümanları, belki de mutlak cevaplar vermekten çok, daha fazla soru sormamıza neden oluyor.

Birbirimize Borclu Olduklarimiz Yazari Thomas. M. Scanlon

Belki de en önemlisi, birlikte yaşadığımız insanlara karşı olan yükümlülüklerimizi nasıl temellendirdiğimizi sorgulamamızı sağlıyor. Peki siz Scanlon’ın tüm bu anlatısı karşısında nasıl hissediyorsunuz?

Kaynakça ve İleri Okuma

Ashford, E. ve Mulgan, T. (2007). Contractualism. E. N. Zalta (Ed.), The Stanford Encyclopedia of Philosophy içinde. https://plato.stanford.edu/entries/contractualism/

O’Neill, M. (2016, 2 Haziran). What we owe each other. Boston Review. https://www.bostonreview.net/articles/martin-oneill-tm-scanlon-inequality/

Scanlon, T. M. (2000). What we owe to each other. Belknap Press of Harvard University Press.

Yale University. (2019, 25 Kasım). “What We Owe Each Other”: Yale well lecture with Pamela Hieronymi [Video]. YouTube. https://www.youtube.com/watch?v=yyCH4fFL1GY

Tufan Özdemir

Herkese merhaba! Ben Tufan Özdemir. ODTÜ Felsefe bölümü mezunuyum. Çocukluğumdan bu yana felsefe, tarih ve psikoloji alanlarına ilgi duyarım. Doğa Filozofu bünyesinde bu ilgimi sizlerle paylaşmaktan çok keyif alıyorum! Doğa Filozofu bünyesinde Danışman Yazar ve İnsan Kaynakları Yöneticisi olarak zevkle görev alıyorum!

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu