Aleksandr Sergeyeviç Puşkin: Rus Edebiyatının Altın Çağının Öncüsü


Rus edebiyatının temel taşlarından biri olarak kabul edilen Puşkin; şiir, drama ve düzyazı alanlarındaki çalışmalarıyla tanınır. Rus dili ve edebiyatına yaptığı katkılarla, kendinden sonraki ve hatta kendi dönemindeki birçok yazara ve şaire ilham kaynağı olmuştur. Bugün; Dostoyevski, Tolstoy, Çehov, Gorki ve Gogol gibi Rus Edebiyatının başyazarları tarafından saygı duyulan, onları özellikle şiirleri ve kısa hikayeleri ile etkileyen Aleksandr Puşkin’den bahsedeceğiz.
Aleksandr Puşkin’in Çocukluğu
Aleksandr Puşkin, 6 Haziran 1799’da soylu bir ailede doğmuş olmasına rağmen ailesi mali sıkıntılar yaşıyordu. Yoksullaşan üst sınıf bir ailenin üyesi olmak, onun aslında yoksul ve soylu hayatını bir arada yaşamasına, ikisini de deneyimlemesine sebep olmuştur. Bunun bir örneği kendisinin ilk eğitim yıllarıdır. O dönemdeki çoğu soylu ailenin çocukları gibi Aleksandr da ilk eğitimini ailesinin görevlendirdiği Fransız, Alman, İngiliz ve Rus mürebbiyeler tarafından evde aldı. Bu eğitimciler arasında onun için çok önemli yere sahip biri vardı: Arina Rodinovno. Ama kendisinin Aleksandr için önemine, ilerleyen satırlarda, zamanı geldiğinde bir daha değineceğiz.
Evde aldığı eğitime rağmen okul hayatında zorluklar yaşayan Puşkin, küçük yaştayken eğitimden daha çok hoşuna giden kitaplarla tanıştı. O dönemde öğretmenleri her ne kadar onun tembel, asla konuşmayan, diğer çocukların aksine cansızmış gibi hareketsiz duran bir çocuk olduğundan şikayetçi olsalar da Aleksandr’ın daha büyük bir hobisi vardı: okumak. Aleksandr geceleri, babasının çalışma odasına girip oradaki kitapları herkesten gizlice okumayı çok severdi. Diğer çocukların aksine, sessiz ve hareketsiz bu çocuğu kitaplar kendilerine çekiyordu. Her an onlarla konuşmak, onlarla vakit geçirmek istiyordu. Sonuçta insanın en büyük dostu kitaplardır, değil mi?
Aleksandr Puşkin’in okumaya olan bu sevgisi, onu kendi yazılarını oluşturmaya yönlendirdi. Okuduğu her kitap onu daha da ilhamla dolduruyordu, o da okuduğu kitapların yazarları gibi yazmak istiyordu. 7 yaşlarında iken okuduğu Fransızca eserlerden esinlenerek Fransızca küçük komedi yazıları yazmaya başladı. Fransız edebiyatından etkilenen genç yazar, fabllar ve başka türlerde yazılar da yazdı.
Lise Hayatı
Aleksandr 12 yaşındayken Puşkin ailesi, çocuklarını soylu çocuklar için yeni açılan Tsarskoye Selo (Çarın Yazlık Köyü) lisesinde okutmak için elinden geleni yaptı. Burada 6 sene boyunca üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi başını kitaptan kaldırma fırsatı olmadan eğitim gördü. Tüm Rusya tarafından bilinen kişileri eğitimci olarak bünyesinde bulunduran bu kurum Aleksandr’ın gelecekteki karakterini şekillendireceği yerdi. Buna ek olarak, bu yeni lisede hayatı boyunca arkadaşı olarak bileceği İvan Puşçin, Anton Delvig ve Wilhelm Küchelbecker ile tanıştı.

Dediğimiz gibi bu lisede ülkenin ünlü profesörleri eğitim veriyordu. Ama buna rağmen Puşkin için orası güzel bir yer değildi, olamazdı. Arkadaşlarının dediklerine göre o biraz daha “Şu liseyi bitirsek de özgür olsak artık” kafasında olan biriydi. Küçük yaşından itibaren eğitimle arası barışık olmayan Puşkin için matematik ve algoritma dersleri birer kâbus gibiydi. Her ne kadar çok zeki ve bilgili bir öğrenci olsa da sayılarla olan kavgasına ek olarak sabır ve dikkat eksikliği de eklenince hiçbir zaman başarılı bir öğrenci olamadı. Neyse ki, bütün bu seneler içerisinde tek değişmeyen özelliği başarısız bir eğitim hayatına sahip olması değildi. Küçük yaşından beri Fransızca yazılar okumaya ve yazmaya hiçbir zaman ara vermeyen Puşkin, sırf bu ilgisinden ve bir de dış görünüşünden dolayı lise yıllarında arkadaşları tarafından “Fransız”, “Maymun” gibi ithamlara maruz kaldı. Aslında buraya kadar baktığımızda koskoca Rus Edebiyatının babasının bizden çok da farklı olmadığını anlayabiliyoruz. Ama onu diğer insanlardan ayıran büyük tutkusu, kendisini bu toplumdan ayıran en büyük özelliği olacaktı.
İlk Yazılar
Küçük yaşından itibaren küçük çaplı da olsa Fransızca yazılar yazan Aleksandr, ilk Rusça eserlerini genelde küçük şiir bölümleri ve mektup olarak yazıyordu. Okuduğu kitaplar onu o kadar etkilemişti ki birçok eserini, çok çok önceden, mesela kendi otobiyografisini ta lise yıllarından, planlamaya başlamıştı. Taslak olarak kafasında oluşturuyor veya çeşitli defterlere yazarak tasarlıyordu. Ancak Puşkin sabit türde yazı yazmayı düşünmüyordu, genç ve sabırsız bir yazar olarak edebiyata olan sevgisinin de etkisi ile her şeyi yazmak istiyordu. Bir gün bir komedi yazısı, diğer gün ise lirik bir şiir yazmak gibi. Bu, fikirleri tükenmeyen genç yazarın ilk yayınlanan eseri, “Şair arkadaşa” (К другу-стихотворцу) şiiridir. Bu yazısı kendisi 14-15 yaşında iken Aleksandr N.k.ş.p takma adıyla “Вестник Европы” (Avrupa’nın Habercisi) dergisinde yayımlanmıştır.
Hemen sonrasında 15 yaşında iken bir lise sınavında o zamanlardaki Rus halkının ismini en iyi bildiği yazarlardan olan Gavriil Romanoviç Derjavin’e kendi yazdığı şiirlerden birini okuma fırsatı bulmuştu. Gavriil Romanoviç, bu genç şairin şiirine bayılmıştı, onun için bu harika bir sanat eseri idi. Ama sessiz bir çocuk olmanın getirdiği bir özellik olan utangaçlık duygusu ile Puşkin daha Derjavin kendisine sarılıp tebrik edemeden bulundukları odadan koşarak çıkmıştı. Aslında Puşkin’in bu farklı tepkisini kolaylıkla anlayabiliriz. Sosyete hayatı yaşayıp balodan balolara giden ailesi ile küçük yaşından beri vakit geçirememişti. Buna ek olarak, okul hayatında da onunla alay eden arkadaşları eklendi. Sonuç olarak Aleksandr, hayatında belki de hiç övgü almamıştı. Ancak yazar o günden sonra bu tebriklere çok alışacaktı. Hatta belki biraz fazla…

Sanatçı: İlya Yefimoviç Repin
Bir Rus Yazar Klasiği – Sürgün
Liseyi 29 mezun arasında sondan 6. bitiren Puşkin, memur olarak işe girdi. Lakin aklı halen sanatta olan yazarımız kesinlikle devlet işleriyle ilgilenmiyordu. Onun amaçları daha farklıydı. Daha lise yıllarında bile bazı edebi topluluklara üye olan Aleksandr, mezun olduktan 2 sene sonra bir edebiyat ve tiyatro topluluğu olan “Yeşil Lamba”ya üye oldu. Onun da diğer üyeler gibi temel hedefi sanatı kullanarak halka özgürlükçü fikirleri yaymak, anlatmaktı. Ama şöyle bir durum vardı ki, bu birliğin üyeleri sadece sosyal değil aynı zamanda siyasi eleştiriler de yapan bir yapıya sahipti. Aleksandr Puşkin de bu çevrenin de etkisi ile ilk defa devlet adamlarını keskin bir dille, hatta bazen gereğinden fazla açık, eleştirdiği şiirlerini yayımladı.
Maalesef ki o zamanların Rus Çarı 1. Aleksandr, bu kadar devlet işlerinde bulunmuş Puşkin’in bu şiirlerine son derece öfkelenmişti. Bunun sonucunda Puşkin’in, çoğu Rus yazarın hayatında duymaya alışık olduğumuz gibi, Sibirya’ya sürgün edilmesine karar verilmişti. Neyse ki araya başka şairlerin girmesi ile Puşkin, Sibirya yerine o zamanlar “Güney Bölgesi” olarak adlandırılan Yekaterinoslav (şimdiki adıyla Dnipropetrovsk) bölgesine gönderildi ve burada birkaç yıl yaşadı.
Şair, bu yeni görevi sırasında çeşitli sağlık sorunları yaşadığından farklı bölgelere taşınmak zorunda kaldı. Yazarın isteği ise bugünün Moldovası’nın başkenti olan Kişinev’e taşınmaktı. En sonunda bu şehre, yeni evine geldi. Buradaki yeni amiri Puşkin’e ve yaptığı işlere saygı duyan biri idi bu sebeple ona hep hoşgörülü davranıp yapmak istediği şeyi yapması konusunda özgür bıraktı. Bunun üzerine Aleksandr, yeniden “Refah Birliği” üyeleri ile iletişim sağladı, bazı mason localarına üye oldu ve yeni yazılarını oluşturdu. Adeta yaramaz bir çocuk gibi davranan yazar, çarın potansiyel yaptırımlarını asla göz önünde bulundurmayan devrimci bir kişiliğe bürünmüştü. Bu kişilik onun özellikle ilk eserlerinde, kahramanlık temasında yazılar yazmasına sebep olmuştu.

Sanatçı: İvan Konstaninoviç Ayvazovski
Ünlenme Dönemi
Aleksandr, Moskova’daki görevine son verilmeden önce “Ruslan ve Ludmila”; yeni görev yerinde de “Bahçesaray Çeşmesi” gibi eserleri ile Petersburg’da tanınmaya başlamıştı. Ama o dönem için asla alışık olunmayan bir durum söz konusuydu şair için. O, Rusya’da edebi eserleri üzerinden hayatını, geçimini sürdüren ilk kişiydi. Öyle ki kendisinin sözlerine göre hizmet sektöründeki işi bir kötülükten ibaretken, şiirlerindeki kafiyeler onu iyiliğe çekiyordu. Sonuç olarak, eserlerine her zamankinden daha çok vakit ayıran Puşkin, bir yazar-şair olarak git gide halk arasında tanınan bir figür haline gelmişti.
Ve Yeniden Gerçekleşen Düşüş
Halk arasında gittikçe popülerliği artan Puşkin için maalesef ki işler o kadar da iyi gitmedi. Lise arkadaşlarından biri olan Küchelbecker’e yazdığı ateist öğretiler hakkındaki mektubu, polisler tarafından tespit edilmişti. O dönemin şartlarında çok büyük bir suç olan bu durum, Puşkin’in bu kez gerçek bir sürgüne gitmesine neden olacaktı.
Aleksandr’ın o dönemki karakter yapısı arkadaşlarına göre küstah, kendini beğenmiş ve kadınlara fazla düşkün biri yapıdaydı Kazandığı ün ile küçükkenki sessiz tavrı birleşince kendini tüm insanlardan farklı bir kefeye koyan Puşkin’in düşünceleri aslında baktığımızda soylu ailelerin çocuklarında o dönem görülen klasik özelliklerdendi. Ancak bu kötü karakteri, sürgün bölgesinde yaşayacağı yeni bir duygu ve onun getirdiği bakış açıları ile değişmeye başlayacaktı.
Ve Yeniden Yükseliş
Pskov Oblast’ında bulunan Mikhaylovskoye bölgesine yerleşen yazar, orada gerçek anlamda yalnızlık duygusu ile tanıştı. Buradaki tek arkadaşları, yazının ilk başında değindiğimiz mürebbiyelerinden biri olan Arina Rodinovno’nın ona anlattığı hikayeler ve masallardı. Kendisi ona bazı Fransız masalları anlatır, onun bu konuları yazıya döküp bunların onun birer eseri olmasını isterdi. Puşkin’in belki de en büyük ilham kaynaklarından biri olan Arina, onun birçok eserinde yarattığı ilhamı bulunduruyordu. Puşkin’in yalnızlık hissine dönecek olursak, bu duygu, onun için aslında filmlerde ve kitaplarda gördüğümüz karakter gelişimlerini aratmayacak düzeyde onu değiştirmişti. Önceleri soyut türdeki kahramanlık eserleri yazan yazar, kendi karakterindeki değişimler sonucunda gerçekçi eserler yazmaya başlamıştı. Bunun en bilinir örneklerinden biri kesinlikle yazıldıktan kısa bir süre sonra çarın kendisini eleştirdiği için yasaklanan “Boris Godunov” idi. Yazarın bu aydınlanma dönemi ona motivasyon oldu, kendisini artık daha iyi tanıyan yazarımız kendisini sadece Rusya’ya değil, tüm dünyaya tanıtmak istiyordu.
1.Aleksandr’ın ölümü ile başa geçen 1.Nikolay, halkın desteğini kazanmak istiyordu. Bu sebeple özellikle yeni çıkardığı şiir kitabı ve diğer kitapları ile de tüm Rusya’nın dilinde olan, son zamanların en popüler yazarı Aleksandr Puşkin’i sürgünden geri getirdi. Puşkin her ne kadar bu hamle ile birlikte üzerindeki baskının azalıp özgür olacağını düşünse de durum pek öyle olmadı. Çar, onun kendi şairi olup onu ve devleti öven eserler yazmasını istiyordu. Ama yıldız döneminde olan Puşkin, bunun kendi hayali olmadığını söylemekle yetinmiyordu. Buna ek olarak Sibirya’daki mahkumlar için yazdığı şiirler ile devrimci bir hareket izliyordu. Bu kadar göz önündeyken nasıl bu kadar katı kurallarla yönetilen bir devlete sert bir tavır takınabiliyordu? Bu konu aslında bize, Aleksandr’ın, neden bu kadar sevilen bir yazar olduğunun örneğidir. O bir yazardı ama buna ek olarak fikirlerini savunmak için her şeyi yapabilecek kadar cesur bir karaktere sahipti. O, adeta halkın sesi gibiydi. Bu tutumu Rus halkı tarafından daha çok tanınmasına ve sevilmesine yol açmıştı. Ama elbette ki bu davranışlarına Çar’ın da bir cevabı vardı. Yazdığı her eser çok sıkı düzeyde sansürlendi, yaptığı her hareket üst yetkililere rapor edildi. Öyle ki, Puşkin’in ülke içinde serbestçe gezmesine ve hatta eserlerinin halka açık alanlarda okumasına dahi yasak getirildi. Buna rağmen özgürlükçü fikirlerini bırakmadı, şiirlerinde bu konulara değindi.

Kişisel Hayatı
30 yaşındayken, o dönemlerde 16 yaşında olan Natalia Gonçarova ile tanıştı. Aradaki yaş farkına rağmen kendisinden çok hoşlandığını belirten Puşkin, Natalia’ya evlenme teklifi etti. Ancak kızın annesi, kızının evlilik için henüz çok genç olduğunu söyleyerek bu evliliğe onay vermedi. Bunun üzerine Puşkin, üzgün bir şekilde kardeşi Lev’in yanına savaş bölgesi Kafkasya’ya gitti. Yazar bu durumu anne Gonçarova’ya şu şekilde bir mektupta açıklamıştı:

“Onu ilk gördüğümde, toplumda güzelliği yeni yeni fark ediliyordu. Ona âşık olmuştum, başım dönüyordu, onunla evlenmek istiyordum. Ama sizin cevabınız, beni neredeyse delirtecekti; bu sebeple aynı gece orduya gittim. Bana nedenini sorarsanız, yemin ederim ki kendim de açıklayamam; ama istemsiz bir hüzün beni Moskova’dan uzaklaştırdı. Sizin varlığınıza ve onun varlığına dayanamazdım.”
Öte yandan Kafkasya’da şiirlerine devam eden Puşkin, birçok eser ortaya çıkardı. 1 sene sonra, Moskova’ya geri dönerek Natalia Gançarova’ya yeniden evlenme teklifi etti. Bu sefer annesinin de izin vermesi ile birlikte çift için düğün hazırlıkları başlamıştı. Babasından bazı mülklerini tahsis eden Puşkin, düğün için yasal işleri halletmek için Boldino’ya gitmişti.

Sanatçı: Pyotr Konchalovsky
Hayatında dert eksik olmayan yazarımız için tabii ki yine işler planladığı gibi gitmedi. Kendisi o dönem ortaya çıkan kolera salgını yüzünden Boldino’da 3 ay boyunca adeta hapis kalmıştı. Ama her zamanki gibi yazmayı asla bırakmayan yazar; 8 senedir üzerinde çalıştığı, bazı dönemler bölüm bölüm yayınladığı “Yevgeni Onegin”i tamamladı, buna ek olarak birçok yeni şiir yazdı.
1830’ların sonunda Moskova’ya geri dönen Puşkin, birkaç ay içinde Natalia Gonçarova ile evlendi. Bundan sonra Puşkin, o hayalindeki yaşama ulaştığını düşünüyordu. Onun için artık hayatı sadece ailesi ve kitaplarından oluşacaktı, en azından o böyle hayal ediyordu.
İşler Yine Beklendiği Gibi Gitmiyor
Hayatının geri kalan kısımlarında çeşitli yerlerde eserlerine devam eden yazar, artık sadece gerçekçi eserler yazıyordu ve bu özelliği ile tanınmaya başlamıştı. Devlet makamında da yükselmesine rağmen Puşkin’in, hatta Puşkinlerin, hayatında bir sorun vardı. Halk arasında, Petersburg’da bulunan Natalia Puşkina ile onun güzelliğinden etkilenen bazı sosyete grupları arasında dedikodular dönüyordu. Bu dedikodular, Puşkin’in kıskançlığını ortaya çıkarmış ve bu durum hakkındaki endişelerini artırmıştı. Özellikle Fransız asıllı bir subay olan Georges-Charles de Heeckeren d’Anthès’in, Natalia’ya olan düşkünlüğü ve yaptığı kur dolu hareketler, Puşkin’in hayatında büyük bir huzursuzluğa ve öfkeye yol açmıştı.

Bu öfkenin sonucuyla Puşkin, d’Anthès’i bir düello yapmaya davet etmişti. O zamanlarda düello, kişinin onurunu ve şerefini korumanın en kabul edilir yollarından biri tanesiydi. Ancak d’Anthès, halk arasında çokça sevilen Puşkin’in bu teklifini kabul etmek istememişti. Onun yerine Natalia’nın kız kardeşi, Ekaterina ile evlenerek Puşkin ile akraba olmuştu. Bu evlilik, d’Anthès’in düşündüğünün aksine Aleksandr’ın öfkesini biraz da olsa yatıştırmak yerine daha da kabartmıştı. Ama bu, bardağı taşıran o son damla bile değildi.
Daha sonraki yıllarda, Aleksandr, kendi adına, isimsiz bir mektup teslim almıştı. Mektupta, eşinin d’Anthès ile olan ilişkisi hakkında hakaret dolu, aşağılayıcı sözler bulunmaktaydı. İşte bu, Puşkin için bardağı taşıran son damla idi ve bunun üzerine, d’Anthès’e bir kere daha düello teklifi etmişti. Bu ikinci teklifi kabul eden d’Anthès ve Puşkin, 27 Ocak 1837 tarihini ve St. Petersburg civarlarındaki Chyornaya Nehri’ni, düello zamanı ve yeri olarak belirlemişlerdi.
Yazar ile Subayın Düellosu
Düello kuralları genel olarak sabit birkaç maddeden oluşuyordu. Her iki taraf da birbirlerine on adım mesafe uzaklıkta durup birbirlerine sırayla ateş etmeye başladılar. d’Anthès, maalesef ki, Aleksandr’ı karnından vurarak çok ciddi bir biçimde yaraladı. Her ne kadar Puşkin de d’Anthès’i omzundan vurup yaralamış olsa da d’Anthès’in yarası, onunkinin yanında çok hafif kalıyordu. Bu ağır yaralar sonucunda evine taşınan Aleksandr, iki gün boyunca şiddetli acılar içinde kaldı. Ve Rus edebiyatının “o gününün ve geleceğinin kahramanı” yaralara daha fazla dayanamayıp, 29 Ocak 1837 günü hayata gözlerini yummuştu.

Sanatçı: Adrian Markovich Volkov
Ölümü Sonrası
Şüphesiz ki onun ölümü, yazarlar dahil tüm Rus halkını büyük bir hüzne boğmuştu. O sadece Rus edebiyatı değil, aynı zamanda Rus toplumunun büyük bir kaybıydı. Öyle ki, ölümünü duyan Rus halkı, çarı protesto eden yürüyüşler yapıp sokaklarda ayaklanmaya başlamıştı. Sadece halkı değil, yazarları da bu kayıp etkilemişti. Puşkin’in ölümü sonrası, Rus edebiyatında adeta büyük bir boşluk, belirsizlik oluşmuştu.

Sanatçı: Aleksey Avvakumovich Naumov
Onun bu trajik hayatı, yazdığı onca kitap ve şiir günümüzde dahi dünyanın her yerinde okunup sevilmektedir. Puşkin bunu göremedi ama aslında o istediği şeyi başardı. Günümüzde tüm dünya Aleksandr Puşkin’in kim olduğunu biliyor.
Ölümü Sonrası Natalia Gonçarova
Tahmin ediyoruz ki birçoğunuz bu yarım kalan aşk hikayesinin bitmeyen tarafını, Natalia’nın sonraki hayatını da merak ediyorsunuzdur.
Onun ölümünden sonra, Natalia için yas dönemi başlamıştı. Sosyal hayatını minimale indirip dört çocuğu ile her zamankinden daha çok ilgilenmeye başladı. Öte yandan Aleksandr’ın yokluğunda d’Anthès’in ve kendisinin güzelliğinden etkilenmiş diğer yüksek makamlardaki erkeklerin baskılarına karşı ne yapacağını bilmeyen Natalia, d’Anthès ve ailesinin Rusya’dan sürgün edilmesi üzerine biraz da olsa bu endişesini azaltabilmişti.

Eşinin ölümünden 7 sene sonra, Rus ordusundaki yüksek rütbeli bir subay olan General Pyotr Petrovich Lanskoy ile evlendi. Artık kendisini daha güvende hisseden Natalia’nın bu evlilikten 3 kızı oldu. Diğer yandan Lanskoy ise Puşkin’in çocuklarına iyi bir üvey babalık yaptı. Natalia, her ne kadar güzel bir ilişki içinde olsa da Aleksandr’ı hiçbir zaman kalbinden silemedi. Bu sevginin de verdiği bir sorumlulukla, Puşkin’in eserlerini ve hatıralarını yaşatmak, diri tutmak için elinden geleni tüm ömrü boyunca devam ettirdi. Bu tutumundan dolayı Rus halkı için Natalia Lanskaya, hep Aleksandr’a olan sadakati ile hatırlanacak biri olmuştur.
Yazarın Yorumu

Sanatçı: Alexander Mikhailovich Kravchuk
Aleksandr Sergeyeviç Puşkin, şüphesiz ki sadece Rus edebiyat tarihinin değil, aynı zamanda dünya edebiyatının da en önemli şairlerinden biridir. 38 yaşına kadar yazdığı eserler ile okurlarının bir favorisi haline gelen yazar, aklımıza şu soruyu getiriyor: Ya bu kadar genç ölmeseydi?
Bu sorunun cevabını hiçbir zaman öğrenemeyecek olsak da Puşkin’in şiirlerinden öğrenebileceğimiz birçok şey var. Trajik hayatın içinde bile her zaman umut eden, cesur ve sevdiği işi yapmaktan asla vazgeçmeyen bir insandı Aleksandr Puşkin.
“Göğsümde tükenmez bir kıvılcım var,
Bu kıvılcımın adı, umuttur.”
Kaynakça ve İleri Okuma
Admin. (2020, July 13). Alexander Pushkin and Natalia Goncharova. Love story. Russian Personalities. https://beautifulrus.com/alexander-pushkin-natalia-goncharova-love-story/
Blagoy, D. D. (2024, June 2). Aleksandr Pushkin | Biography, Works, & Legacy. Encyclopedia Britannica. https://www.britannica.com/biography/Aleksandr-Sergeyevich-Pushkin
Pushkin. (2022, December 24). Facts about the life of Alexander Pushkin. Alexander Pushkin. https://alexander-pushkin.com/articles/alexander-sergeyevich-pushkin-the-life-of-a-russian-man/
Pushkin. (2023a, January 20). Lyceum period of Pushkin. Alexander Pushkin. https://alexander-pushkin.com/articles/lyceum-period-of-pushkin/
Pushkin. (2023b, January 20). Pushkin ’s Southern exile. Alexander Pushkin. https://alexander-pushkin.com/articles/pushkin-s-southern-exile/
UW Press - : Realizing Metaphors, Alexander Pushkin and the Life of the Poet, David M. Bethea, Wisconsin Center for Pushkin Studies Series. (n.d.). https://uwpress.wisc.edu/books/0483.htm
Биография Александра Сергеевича Пушкина. (2020, March 1). РИА Новости. https://ria.ru/20130606/941314088.html
Биография Натальи Гончаровой. (2012, September 6). РИА Новости. https://ria.ru/20120908/744468275.html
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!














