

Biyomimikri, çeşitli problemlere çözüm olarak yapılan tasarımlarda ve geliştirilen teknolojilerde doğadan ilham almak veya doğayı taklit etmek şeklinde tanımlanabilir. Biyomimikrinin temelinde, doğanın, günümüzde insanlığın çekişmekte olduğu sorunların birçoğunu zaten çözmüş olduğu fikri yatar. Bilimsel araştırmalar sayesinde hayvanların, bitkilerin ve hatta mikropların bile mükemmel mühendisler olduğunu biliyoruz. Yani diyebiliriz ki; “bir milyon yılı aşkın bir evrim” deneyimiyle başarısızlıklar fosil olmuşken, bugün bizi çevreleyen şeyin “hayatta kalmanın sırrı” olduğu bir gerçektir. Bu doğrultuda, biyomimikrinin temel misyonlarından biri deneyimdir, doğanın çeşitli süreçleri için ürettiği çözümler, yine doğanın çeşitli güçleri tarafından test edilmiştir ve zorlu değişikliklere adapte olabilen, güçlü olanlar hayatta kalmıştır. Bu yüzden biz de doğanın 13.8 milyar yıllık deneyimini kendi problemlerimizi çözmek için bir referans olarak kullanabiliriz. Biyomimikri ilhamıyla yapılan tasarım, uyarlanabilir, görsel olarak uyumlu ve en az enerji tüketen çözümler üretir. Doğa, kaynak tüketimini de kendisi optimize etmiştir. Böylece sürdürülebilirlik, ki bu da biyomimikrinin ikinci misyonudur, doğadan gelen tasarımların gelişiminde saklıdır.
“Doğa, gezegendeki en büyük araştırma kütüphanesidir. Şimdi tek soru onun nasıl okunduğunu bilmek değildir” sözü doğayı iyi gözlemleyip onu yorumlamamız gerektiğini vurguluyor.
Tarih boyunca, farklı tasarımları ve icatları ile çevresini şekillendiren insanların; doğanın mükemmelliğine imrenip, onu taklit etmeye çalıştığını birçok eserde görebiliriz. Örnek verecek olursak, Münih Olimpiyat Stadı’nın tasarımında yusufçuk kanatlarından esinlenilmiştir. Kanatlar 1/3000 milimetre kalınlığında olmasına rağmen yine de dayanıklılıklarıyla dikkat çekiyor. Dayanıklı olmasının sebebi kanatlarının neredeyse bin parçadan oluşmasıdır. Bu perdeler sayesinde uçuşta yırtılma olmaz ve Münih’teki Olimpiyat Stadı’nın çatısı da benzer şekilde inşa edilmiştir. Güneşi takip eden ayçiçeğinden esinlenilen bir diğer örnek, güneş panellerini güneşe yönlendirmek için tasarlanmıştır. Endülüs, İspanya’da, gökyüzünden ayçiçeklerine çok benzeyen birkaç güneş enerjisi santrali var. Bu sanatsal veya rastgele bir düzenleme değil, bu güneş panelleri ayçiçeği bitkisi gibi güneşe göre yön değiştirmek için tasarlanmıştır, çünkü konsantre güneş enerjisi santralleri çok fazla yer kaplar ve aynalar güneşi engellediği için etkili değildir.
Kökeni eski dönemlere uzanan bu doğadan ilham alma alışkanlığının bir disiplin olarak ele alınması ise oldukça yenidir aslında. Günümüzde özellikle mimar ve mühendislerin tasarımlarında bu disiplini kullanması enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından çok önemli. Çünkü artan nüfus, hızlı sanayileşme, artan fosil yakıt tüketimi, sera gazlarının artması gibi birçok küresel sorun var ve sonuç olarak, doğanın dengesi giderek kötüleşiyor ve kaynaklar tükeniyor. Dolayısıyla bu sorunlara hızlı çözüm üretmek gerekiyor.
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinde de temiz enerji ve temiz bir çevre için çok hedef var, fakat en önemli hedef üretilen çözümlerin her zaman ekolojik yapı ile uyumlu olmasını sağlamak olmalı ve bu ancak doğadaki kusursuz işleyişin taklit edilmesi ile sürdürülebilir olabilir.
Steve Jobs da “Bence, 21. yüzyılın en büyük yenilikleri biyoloji ve teknolojinin kesişiminde olacak. Yeni bir dönem başlıyor.” diyerek bunun önemine dikkat çekmiştir.
Bu konuda yetkin bir isim olan, biyomimikri alanında çok önemli çalışmalara imza atan biyolog, yazar, inovasyon danışmanı ve aynı zamanda tasarımcıların, inceledikleri işlevi halihazırda gerçekleştiren farklı bitkiler ve hayvanlar hakkında bilgi alabilecekleri, AskNature ismindeki veritabanın kurucusu Janine Benyus’un 2009’da gerçekleştirdiği Biomimicry in Action başlıklı TED konuşmasının açılışında söylediği “Eğer bizden saklı olan herhangi bir şeyi ortaya çıkarabilseydim — en azından modern kültürlerde — bu, unuttuğumuz bir şey olurdu. Daha önce bildiğimiz bir şey. Adımız gibi bildiğimiz bir şey. O da şudur ki biz becerikli bir evrende yaşıyoruz ve harikulade bir gezegenin bir parçasıyız. Ve etrafımız eşsiz dehayla çevrili.” sözleri aslında hepimizin doğal olarak bildiği ancak; bugün pek çoğumuzun farkında olmadığı bir gerçeği hatırlatıyor bize.
Bir hızlı trenin yapımındaki hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Bu trene mermi tren deniliyor çünkü önü mermi gibi sivri ve yuvarlak. Fakat ne zaman bir tünele girse bir basınç dalgası oluşturuyordu ve bu da tünelden çıkarken büyük bir ses patlamasına sebep oluyordu, bu yüzden treni sessizleştirmenin bir yolu aranıyordu. Tesadüfe bakın ki, baş mühendis aynı zamanda kuş gözlemcisiydi ve yalıçapkını olarak adlandırılan bir kuş türünü gözlemlediğinde bir yoğunluktaki ortamdan, havadan, başka yoğunluktaki bir ortama, suya ilk girerken neredeyse hiç su sıçratmadan geçtiğini fark etti. Bu özellikleri avlanma sırasında balığı görmelerini sağlıyordu. Hızlı trenin ön kısmının tasarımını yalıçapkınının gagasından ilham alarak tasarladılar. Sonuç olarak, çok daha sessiz bir trenin yanı sıra %15 daha az elektrikle çalışan ve %10 daha hızlı bir tren yapmayı başardılar.
Kendini bakterilerden korumak isteyen sadece biz değiliz, Galapagos köpekbalığının yüzeyinde bakteri yok, kirlenme yok. Nedeni hızlı gittiğinden bakterilerin tutunamaması değil, çünkü yavaş yüzen bir köpekbalığı. Bir kimyasal da kullanmıyor. Olimpiyat rekorları kıran yüzücülerin Speedo marka mayolarındaki özel bir örüntüye sahip kumaşın yapısının köpekbalığının derisi ile aynı olması da bir tesadüf değil. Bu örüntünün mimarisi bakterinin yapışmasını engelliyor. Şu anda Sharklet Technologies adındaki bir firma hastanedeki yüzeylere bunu uyguluyor. Birçok organizmanın zamanla ilaçlara dayanıklı hale geldiği düşünülürse, antibakteriyel kimyasallar püskürtmekten daha iyi olduğu açık. Ve Amerika’da hastane enfeksiyonundan ölenlerin sayısı her yıl AIDS, kanser ve araba kazalarında ölenlerin toplam sayısından daha fazla, yaklaşık 100 bin civarında.
Son olarak Einstein’ın “Doğaya derinlemesine bak, o zaman her şeyi daha iyi anlayacaksın” sözüyle sizi sonraki okumalara davet ediyorum 😊
Kaynakça ve İleri Okuma
Acaroglu, L. (2017, September 13). Sustainable lifestyles? how design can lead us to a post-disposable society. Medium. Retrieved July 22, 2022, from https://medium.com/disruptive-design/sustainable-lifestyles-how-design-can-lead-us-to-a-post-disposable-society-c93cfb647c2e
Archknow. (2017, April 20). Biomimicry in design – takeaways for a designer. Medium. Retrieved July 22, 2022, from https://medium.muz.li/biomimicry-in-design-takeaways-for-a-designer-8e2c537b7a78
The beak that inspired a bullet train – biological strategy – asknature. AskNature The Beak That Inspired a Bullet Train Comments. (n.d.). Retrieved July 22, 2022, from https://asknature.org/strategy/beak-provides-streamlining/
The Biomimicry Institute. Nature-Inspired Innovation . (n.d.). Retrieved July 22, 2022, from https://biomimicry.org/
voxdotcom. (2017, November 9). The world is poorly designed but copying nature helps. YouTube. Retrieved July 22, 2022, from https://www.youtube.com/watch?v=iMtXqTmfta0
Yılmaz, D. (2019, March 29). Biyomimikri – Doğadan Gelen Tasarımlar! Doğa Dergisi. Retrieved July 22, 2022, from https://www.dogadergisi.com/biyomimikri-dogadan-gelen-tasarimlar/
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!










