Titanic’in En Muhteşem Yolcusu: Ömer Hayyam’ın Rubailer’i


Ne saçma bir başlık dediğinizi duyar gibiyim ama iç seslerinizi bastırın ve bu yazıya bir şans verin. Ömer Hayyam’ın o güzelim Rubailer’inin başına gelenleri okuduğunuzda çok şaşıracaksınız. Öğreneli bir hayli olmasına rağmen bizim üzerimizdeki tesiri hâlâ devam ediyor, belki siz okurlarda da benzer hisler oluşturur ümidiyle bu yazıyı kaleme aldık. Şimdi hikâyemize başlayalım.
Türkiye’de, hatta dünyada pek çok insanın adını duyduğu, hakkında az çok bilgi sahibi olduğu bu çok yönlü şahsiyet; matematikçi, astronom, tarihçi, filozof ve şair olarak tarihe kazınmış. Eserleri çokça dile çevrilmiş, dünya literatüründe adı bilim insanı olarak önemli bir mevkiye kazınmış, hatta hepimizin sık sık kullandığı matematiğin şu meşhur bilinmeyeni x’in adını o vermiş. Hayyam’ın matematikçi yönüyle ilgili sitemizde hâlihazırda bir yazı mevcut, ilgisini çekenleri oraya da bekleriz: “Bilinmeyeni Bulan İnsan: Ömer Hayyam“. Şimdi biz kalanlar, biraz onun şairliğinden bahsedeceğiz. Ama önce Ömer Hayyam’ı kısaca tanıyalım.
Ömer Hayyam Kimdir?
11. yüzyıl başlarında Nişabur’da doğan Hayyam hayatı boyunca Semerkant, Buhara, Belh, Isfahan gibi önemli bilim ve sanat merkezlerinde bulunmuştur. Yaşadığı dönemde cebir, matematik, felsefe, astronomi alanlarındaki çalışmalarıyla ön plana çıkmış; çeşitli saray görevlerinde de bulunmuş ancak şairlik yönü hep geri planda kalmıştır. Şimdi Hayyam deyince herkesin aklına şairliği gelse de döneminde bu yönüyle ün yapmamış olması dikkate değerdir.
Şairliğinin bilinmemesi şiirlerinin kalitesinden ziyade içeriğiyle alakalı demek yanlış olmaz. Rubai, Türkçeye çevirecek olursak dörtlük, şairler arasında herhangi bir konuyla ilgili fikirlerini aktaracakları, içlerini dökecekleri ve çoğu zaman da bu şiirleri paylaşma niyeti dâhi taşımadıkları bir tür olagelmiştir, ta ki Hayyam’a kadar. Hayyam da ara ara bu niyetle yazdığı şiirlerini paylaşmamış ve onlardan bir beklentiye girmemiş olsa da sonradan İran şiirinde rubai türüyle ismi özdeşleşmiş, türü bir üne kavuşturmuştur. Batı’da Doğu edebiyatı denince akla ilk gelen isimlerden olan şairimizin Rubailer’i pek çok dile çevrilmiş, fazlaca beğenilmiş, okullarda okutulmuş, üzerine çalışmalar yapılmıştır. İşte bizi Titanic’e götüren tam da bu.
Dünyaca Ünlü Rubailer
Hayyam’ın rubailerini topladığı eseri Batı’da edebiyat ve şiir meraklılarının dikkatini çekmiş. Öyle ki bir sürü dile çevrilmiş, edebiyat araştırmalarına konu olmuş, hakkında yazılar yazılmış. Hayyam’dan etkilenip doğan çocuğuna Ömer ismini koyan yabancılar dâhi olmuş. Feleğin cilvesine bakın ki Ömer kendi döneminde şiirleri yüzünden çokça sıkıntılar çekmiş. Ona ait olmayan dörtlükler de onun sanılmış. Gerçekten ona ait olanlar yüzünden de yargılanmış, kendini savunmak durumunda bırakılmış. Tabii bunları detaylı detaylı anlatmak da vardı ama Hayyam sevgimizi şimdilik bir kenara bırakıp Titanic yolculuğuna çıkalım.
Titanic’te Rubailer
Sene 1911 Londra’da bir ciltçi iki yıl boyunca üzerinde çalıştığı kitabın işini bitirir. Kitap çeşit çeşit mücevherlerle, altın kaplamalarla, hakiki derilerle süslenir. Öyle ki değerine paha biçilemez. Burada bu ciltçinin kim olduğu, kaç çeşit mücevher kullanıldığı, altının kaç karat olduğu gibi detaylar da illaki vardır ama bizce bunlar sadece teferruattır. Neyse, kitabımız o kadar ses getirir ki gazetelere çıkar ve hatta “Muhteşem Kitap” diye bir mahlası bile olur. E tabii bu kitabın Rubailer olduğunu söylemek artık bir sürpriz değil, zaten sürpriz sonradan başına gelenlerde.
Kitaba öyle yüksek bir fiyat biçilir ki bir süre satılamaz. Daha sonra bir açık artırmada dudak uçuklatıcı bir meblağa alıcısı bulunur. Amerika’daki bir antika kitapçısının Londra temsilcisi kitabı alır. Kitabın merkeze, yani Amerika’ya gitmesi gerekmektedir. İngiltere’den Amerika’ya olan bir sefer kaçırılır ve Rubailer o meşhur Titanic’e emanet edilir. O kadar değerlidir ki herhangi bir insanın elinde gitmesine kimse razı gelmez, kitap bir kasaya koyularak transatlantiğe koyulur.
Sefer gayet başarılı bir şekilde başlar. Kitaba yatırım yapanlar, kitabı alanlar ve satanlar hâllerinden gayet memnundur en azından bir süreliğine. Şimdi durup düşününce ne gurur verici bir deneyim, kendinizi o ciltçinin yerine koymaya çalışın. İşinizde çok iyisiniz, “Muhteşem” bir kitap yaptınız, kitap gazetelere çıktı, kralın da dâhil olduğu birçok insan kitaba ve size yatırım yaptı. Bütün bunlar da yetmezmiş gibi kitap özel bir kasada son yılların en çok konuşulan harikası, asla batmaz denen Titanic’in ilk seferiyle alıcısına kavuşmaya gitti. Nasıl? Harika değil mi? O tatmin duygusu nasıldı acaba? Ama tüm bunlar olup biterken, herkes duygusal dalgalanmalar yaşarken kaderin bambaşka bir planı vardı.
İki Mükemmelin Batışı
Titanic battı. Nasıl battı, neden battı, ne kadar sürdü batması derken bir sürü soru işareti bıraktı arkasında. Öyle ki filmi çekildi, belgeselleri yapıldı, batığına özel tekniklerle araçlar gönderildi. Bazı soru işaretleri aydınlandı, bazıları karanlıkta kaldı ama bizim ilgilendiğimiz karanlık Hayyam’ın Rubailer’i. Rubailer’in akıbeti hiçbir zaman bilinemedi. Titanic’le beraber onu koruyacağına güvenilen kasasında okyanusun derinliklerinde kayboldu. Şaşırtıcı değil mi?
Nişabur’da doğan Hayyam’ın şiirleri çok uzun bir yolculuğa çıkıyor. Yazılmasından yaklaşık 900 yıl sonra dünyanın diğer ucuna giden gemiyle beraber batıyor. 1912 yılında iki “Muhteşem” beraberce batıyorlar. Artık adına kötü şans mı dersiniz, kader mi dersiniz orasını bilemiyoruz. Bizce kitabın başına başka neler geliyor onu da öğrenelim sonra eğer bir şey demeye hâliniz kalırsa dersiniz.
Trajedi Devam Ediyor
Bu eserin başına gelenler bu kadarla kaldı mı? Maalesef, hayır. Bu sefer 1930’larda, aynı kuruluşta eserin ikinci baskısı hazırlanıyor. Yine pahalı mücevherlerle süsleniyor, kapağı yayınlanıyor. Ancak o dönemin savaş koşullarından korkarak yine yeniden kitap bir kasaya koyulup saklanıyor. 1940 yılında Alman uçakları Londra’da tam da bu kasanın olduğu caddeyi bombalıyor. Hatta cadde İngiltere’de ilk bombalanan yer oluyor, devam eden saldırılarla büyük bir yıkım oluşuyor. Yıkıntıların arasından kasa sağlam bir şekilde bulunuyor ve açılıyor. Kitap ise patlamanın etkisiyle tamamen okunamaz hâle gelmiş, sayfaları simsiyah olmuş. Okyanusun karanlığından sonra bir de bu karanlık kitabın üstüne çöküyor.
Hayyam’ın kitaplarının, o özene bezene hazırlanmış ciltlerin tarihin en çok ses getiren olaylarından ikisine şahitlik edip bir de üstüne kurtulamaması, insan hayret ediyor. Olacak iş değil derdik ama olmuş bile.
Savaşın bitiminde kitabın üçüncü bir baskısı da hazırlanıyor. Korkmayın, bunun başına hiçbir şey gelmiyor. Eser bitince İngiltere’deki Britanya Kütüphanesi’ne sunulmuş ve hâlâ oradaymış. E bu hikâyenin bir noktada bitmesi zaten gerekiyordu. Bundan sonra umalım da üçüncü baskının ya da kütüphanenin başına bir şey gelmesin!
Bir Filmi Yeniden Yazmak
Bu metni hazırlarken aklımızda hep Titanic filmi döndü durdu. Şimdi sizinle filmi biraz değiştirelim diyoruz. Farz edelim ki filmin başında geminin kalıntılarına, okyanusun kalbi dedikleri mücevheri aramaya giden araştırmacılar bizim Rubailer’i arıyormuş. Kasa aynı kasa, mücevherse Rubailer’in cildinde bir sürü var. Şimdi bütün o aşk hikâyesini, buz dağına çarpma anını, o batmaz denen transatlantiğin batışını zihninizde canlandırın. Yıllar sonra Rose cebindeki kolyeyi okyanusa atıyordu ya herkes onu ararken, tam orada durun işte. Rubailer’i atmayın. O kurtulmuş olsun, bulunmuş olsun, korunmuş olsun.
Şaşırtıcı hikâyemizin sonuna geldik. Hatta ufaktan bir film bile yazdık. Şimdi en uygun düşeni yazımızı bir Hayyam rubaisi ile bitirmek. Hoşça kalın.
Olanların olacağı belliydi çoktan;
İyiyi kötüyü yazmış kaderi yazan;
Ta baştan gereği düşünülmüş her şeyin
Neden boşuna uğraşır, dertlenir insan?
Kaynakça ve İleri Okuma
Gazetesi, E. (2018, January 25). Titanik’in en seçkin kurbanı: Ömer Hayyam’ın Rubaileri. Evrensel.net. https://www.evrensel.net/haber/344130/titanikin-en-seckin-kurbani-omer-hayyamin-rubaileri
ÖMER HAYYÂM – TDV İslâm Ansiklopedisi. (n.d.). TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/omer-hayyam#1
Rubailer: Ömer Hayyam’ın Titanik’te batan ve 2. Dünya Savaşı’nda yanan kitabı – BBC News Türkçe. (2022, April 19). BBC News Türkçe. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-61139345
T. (2022, April 19). Ömer Hayyam’ın Titanik’te batan ve 2. Dünya Savaşı’nda yanan Rubailer baskısının öyküsü. T24. https://t24.com.tr/haber/omer-hayyam-in-titanik-te-batan-ve-2-dunya-savasi-nda-yanan-rubailer-baskisinin-oykusu,1028678
Bize Destek Olmak İster Misiniz?
- Dilerseniz Patreon hesabımız üzerinden bize aylık veya tek seferlik bağış yaparak destekte bulunabilirsiniz.
- Daha detaylı bilgi almak için “Bize Destek Olabilirsiniz!” sayfamızı inceleyebilirsiniz!











